Yargıtay’da görüşülen DEHAP Davası için geri sayım başladı. Gözler, büyük spekülasyona yol açan davada Yargıtay’ın vereceği karara çevrilirken, karar sonrası gelişmelerin seyri konusundaki yorumlar giderek artıyor. Davanın hukuki boyutundan ziyade, doğuracağı siyasi boyutların öne çıktığı görülürken; 11 Eylül’de görülecek olan davada ‘sahte evrak’ suçlamasının da tartışmaların odağına oturması bekleniyor. Yargıtay’ın ilk defa böyle bir suç nitelemesiyle bir davayı göreceği belirtiliyor.
Sahtecilik değil
Hukukçuları ikiye bölen davanın, Yargıtay aşamasında daha büyük tartışmaları beraberinde getirmesi bekleniyor. Davanın ana konusu olan “evrakta sahtecilik” suçlamasının, DEHAP tarafından gerçekleştirilen fiili tam olarak karşılamadığı görüşü savunuluyor. Buna göre, DEHAP’a isnat edilen suçlamanın “sahtecilik” olamayacağına; ancak “eksik bildirim” suçlamasının getirilebileceğine, bunun da temyizdeki davayı bozabilecek en önemli faktör olduğuna dikkat çekiliyor. Davanın “evrakta sahtecilik”ten açılması da yeterli incelemenin yapılmamasına bağlanıyor.
Tahrifat yok
Ankara 2’inci Ağır Ceza Mahkemesi TCK’nın 342’inci maddesinin 1’inci fıkrası ve 80’inci maddeleri uyarınca DEHAP’ın 4 yöneticisini 1 yıl 11 ay 10’ar gün ağır hapis cezasına çarptırmıştı. 342’inci maddenin “evrakta sahteciliği” tam olarak karşılayamadığı; çünkü bir evrak üzerinde herhangi bir tahrifin söz konusu olmadığı belirtiliyor. İddianamede de bir evrak üzerinde herhangi bir tahrifatın yapıldığı yönünde suçlama getirilmezken, “sahtecilik” suçlamasının 342’inci maddenin kapsamına girmediği savunuluyor. DEHAP’lı yöneticilerin resmi evrak üzerinde tahrifat yaparak “sahte bildirim”de bulunmuş olmaları durumunda suç sabit görülüp, 342’inci madde kapsamında ceza alabilecekleri; ancak böyle bir suçlamanın iddianamede yer almadığı belirtiliyor.