Tunceli’de başlayıp, Bingöl’de depreme yakalanıp, Erzincan’da kültür erozyonuna uğradık. Elazığ’da noktaladık. Turnede benim yazıp yönettiğim ve oynadığım “Komşular” adlı müzikli çocuklu oyununu sergiliyoruz. Çocuk oyunumuz ironimatik dediğimiz kör göze parmak sokmaktan alaycı bir biçimde çocukları da oyunumuzun içine kattığımız gülerken bilgilendikleri ve eğlendikleri bir oyun. Oyuna ilgi en çok Tunceli’de yoğun oldu. Erzincan’da çok iyi olmadı. Bingöl’de yarı-deprem tiyatrosu oldu diyebiliriz. Şöyle ki: 1 Mayıs sabahı oyunumuzu Bingöl’ün Genç ilçesi öğrencilerine oynayıp hafta sonu da Bingöl’ün merkez ve diğer ilçelerinde oynamayı planlıyorduk. Maalesef deprem ile karşılaştık. Çocukların elinden sanatın çalınması gibi, çimento ve demirin de çalınması bizi tiyatro salonundan Çeltik Suyu YİBO’ya götürdü. Belki kurtaramadığımız çocuklar yaşaydı, onlarla eğlenip şarkılar söyleyip oyunlar oynayacaktık. Ya da oyunumuzla yaşadıkları toplum ve çatıların (yani binaların) eksikliklerini anlatıp bilgilendirecektik.
Ben 1971 yılında Bingöl’ün Genç ilçesindeydim. Yine mayıs ayında deprem yaşadım. 32 yıl geçtikten sonra yine oradaydım ve yine depremle karşılaştık. Nereye gidersek gidelim hem fay hem de sosyo-ekonomik fay yakamızı bırakmıyor.
Şu ana kadar kaç oyun sergilediniz?
Kurulduğumuz günden bu yana 9 büyük oyun, 8 çocuk oyunu sergiledik. Bunların ikisi “Figaro Boşanıyor” ve “Soyfer” adlı oyunlar. Türkiye’de ilk kez Ortadirek Tiyatrosu ve Osman Genç yönetmenliğinde ve Avusturya Kültür Ofisi katkılarıyla sergilendi. Birçok oyunumuz faşizmin insan üzerindeki basksını ve zorlamasını anlattı.