Türkiye’de, halkın tiyatroya yönelimi ve isteğinin hâlâ olduğunu söyleyen Onay, özellikle 1960’lı ve 1970’li yıllarda izleyicinin taleplerine yanıt veren alternatif tiyatronun bugün bu ihtiyaca yanıt veremediğini belirtti. Onay, sendikaların var olan alternatif tiyatrolar ile yakın ilişki içinde olması ve kendi içinde kültür sanat yapılanmaları yaratması gerektiğini de vurguladı.
Bugünün tiyatro yaşamını üçe ayıran Onay, bunu “profesyonel, emek (sendika) ve amatör tiyatro” grupları olarak tanımladı. Amatörlerin bağımsızlıklarını korumasının önemli olduğunu, hayatlarını tiyatrodan kazanmasalar da “tiyatroyu iş edinmeleri” gerektiğini vurgulayan Yılmaz Onay, şöyle devam etti: “İş edinilmezse, amatör gruplar bir araya gelip, yetişiyor, tam bir topluluk olacağı sırada dağılıyor. Bu halleriyle otobüs durağına benziyorlar. İnsanlar birikiyor, bir otobüs geliyor dağılıyor. Sonra aynı şey yeniden başlıyor. Profesyoneller, bugün ya sponsorlara; ya da televizyon dizilerine bağımlı olarak ayakta kalıyorlar. Onların da şirketleşmeleri, kendi ayakları üzerinde durmaları gerekiyor.”
Mücadelenin bir parçası
Çağdaş Sahne’nin Türk Metal Sendikası ile başlayıp, DİSK ile devam eden sendika-tiyatro ilişkisini anımsatan Yılmaz Onay, “sponsorluk” tarzı bir ilişkinin önemli olduğunu, ancak yeterli ve kalıcı olamayacağını dile getirdi. O dönem sahneledikleri, TOFAŞ grevini konu alan “Grev”, “Yusuf ile Menofis” ve “Çimento” adlı oyunlar ile izleyicilerinin yüzde 60’ını işçilerin oluşturduğunu aktaran Onay, emekçi örgütlerinin öncelikle tiyatrocunun yaptığı çalışmayı siyasi bir eylem, mücadelenin bir parçası olarak kabul etmesi gerektiğini vurguladı. Onay, sendika tiyatrolarının da sendikaların taleplerini dikkate alması, onların ihtiyaçlarını gözetmesi ve kendilerini o örgütlerin mücadelesi açısından vazgeçilmez kılmaya çalışması gerektiğini söyledi.
Yılmaz Onay, amatör tiyatrolara profesyonel desteğin hem amatör gruplar, hem de profesyonel tiyatrocular için geliştirici olduğunu belirterek, bugün böyle bir faaliyetin içinde yer alacak profesyonel tiyatrocu bulmakta güçlük çekildiğini aktardı. Onay, amatör tiyatro çalışmalarının “muhalif bir izleyici” yetişmesinde de önemli olduğunu belirterek, “Türkiye’de izleyici yuhalamayı da öğrenmeden tiyatro düzelmez. Geçtiğimiz yıllarda Devlet Tiyatrosu ‘Sabancı’ oyununu sahneledi. Küçük tepkiler geldi. Oysa, tiyatro izleyicisi bu oyunun sahnelenmesine izin vermemeliydi” dedi.
‘Alternatif sanat piyasası’
Bazı sendikalarda, sendika tiyatrosu oluşturma çalışmalarına katıldığını söyleyen Tiyatro Boğaziçi’den Ömer F. Kurhan da, amatörler için “iş edinme”nin gerekliliği üzerinde durarak, sendikaların kültür sanat komisyonlarına işlev kazandırmada sorunlar yaşandığını, Eğitim-Sen’de dahi bu komisyonların çoğunlukla işletilemediğini aktardı. Kurhan, bu açıdan sendikaların kendi içlerindeki yapılanmalarının önemine dikkat çekerek, sendikalar ile alternatif tiyatrolar arasında “sponsorluk” ilişkisini aşan bir ilişki kurulması ve “alternatif sanat piyasası” oluşturulmasının önemli olduğunu dile getirdi.