Mizansen önceden hazırlanmıştı; bu yüzden de 40 yıllık "neo faşist" Berlosconi, "yeni kurtarıcı" olarak karşılandı. Oysa bu Berlusconi, yıllardır İtalya'nın başındadır. Ama Türkiye'nin egemenleri ve hükümeti, Berlusconi'nin bir kurtarıcı olduğunu yeni keşfettiler!
O da, kurnaz bir İtalyan tüccarı olarak kendinden bekleneni anlamış olmalı ki; tam "Türk usulü" davrandı; "Akdeniz sıcakkanlılığı"nı aşan bir cıvıklık ile Tayyip Erdoğan'a sarılıp, "İkimiz de deliyiz ordan tanışırız" diyerek, medyamızı bayılttı. Bu jestle de, "anadan doğma ciddi" Erdoğan'ı bile mayıştırdı ve manşetlere oturmayı hak etti!
Ama Berlusconi, "Türkiye'yi kurtarmak" için oturduğu masadan, AYCELL'i "kapatarak" kalktı. Bunu da medya "ARİA ile AYCELL evleniyor" diye verdi. Sevincin nedeni de açıklandı: Böylece Berlusconi, Türkiye'yi 2 milyar dolarlık Tahkim cezasından kurtarmış!
Ama bir faydası oldu Berlusconi'nin. "Tahkim"in ne işe yaradığını, kimin için çıkarıldığını gördük. Dahası; "ulus devletler çağı geçti", "firmalar ulusötesidir", "hükümetlerin ulusal çıkarları koruma kaygısı eski çağa ait bir kaygıdır" gibi iddiaların palavradan ibaret olduğuna, İtalya Başbakanı'nın sadece İtalyan firmaların çıkarı için masaya oturduğuna; "İtalyan firmaları için iyi olacaksa aperatifleri geç yeriz" diye çıplak gerçeği ifade ettiğine tanık olduk.
Erdoğan'a pek ısınan Berlusconi; Türkiye'de işlerin bu kadar kolay çözüldüğünü görüp, Erdoğan'a, "Yahu şu bizim Simitis'i de yanımıza alıp; Kıbrıs'ın etrafında bir günlük tekne turu düzenleyelim de şu Kıbrıs sorununu da çözelim" demiş. Erdoğan da "Neden olmasın" demiş.
İşler, ilişkiler bu raddede. Türkiye'nin hal ve gidişinin tablosu bu.