www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



AKP’ye oy veren pişman
AKP’yi kim iktidara getirdi? Bu sorunun cevabı genellikle “İşçi, işsiz, ensaf, memur... “ yani dar gelirliler oluyor. Şimdi bu kesimler çok pişman.

Tamsa’ya sendika girecek
Tamsa Seramik’te Çimse-İş’e üye olan 200 işçiden 36’sı, “ekonomik kriz ve savaş” gerekçeleriyle işten çıkarıldı. Patronun bu saldırısının kendilerini daha da kamçıladığını söyleyen işçiler, işyerine sendikayı getirmekte kararlı.

İşçiler Taksan’ın satışına tepkili
Blok satış yöntemiyle 25 Mayıs’a kadar Kayseri’deki Büyükmıhçı Şirketler Topluluğu’nun Hesfiber Optik Elektrik AŞ’sine devredilecek olan Taksan’da çalışan işçiler, fabrikanın peşkeşine tepkili.


AKP’ye oy veren pişman
Muzaffer Özkurt - Gökhan Durmuş
Büyük umutlarla oy verip AKP’yi “tek başına” iktidara getiren emekçilerin umutları, 5 ay içinde söndü. İşçiler, karşı karşıya kaldıkları sorunların çözümünde etkili olmasını bekledikleri AKP’nin önceki hükümetlerden farklı davranmadığını görüyor. Hatta halen AKP teşkilatlarında faaliyet yürütenler dahi bir daha AKP’ye oy vermeye niyetli değil.
Sendikalı oldukları için işten atılan Milli Saraylar işçileri, AKP’nin mağdurlarından. Milli Saraylar’da 10 yıl çalıştıktan sonra sendikalaştığı için işten atılan Remzi Kılıç, AKP’ye oy vermiş. AKP’nin iktidara gelir gelmez ilk işinin onları işten atmak olduğunu söyleyen Kılıç, “Onların yüzünden 4 aydır çalışmıyoruz. Üç çocuğum var, ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyorum. Biriktirdiğimiz paralar şimdiden bitti. Akrabalardan borç almaya başladık” diyor. Kılıç, AKP’nin bir dahaki seçimde “havasını alacağını” düşünüyor.
İsmet Baş ise, Milli Saraylar’da 15 yıl çalışmış. Kurşuncu ustası olan Baş, AKP’nin seçim zamanı “iş ve aş vereceğiz” diyerek oylarını aldığını belirtiyor. “Hükümetin başına geçince söylediklerinin tersini yaptılar” diyen İsmet Baş, AKP’ye oy verdiği için “bin pişman!”
Sevinci uzun sürmedi
AKP’nin teşkilatında görevli olduğunu ve bu görevinin halen sürdürdüğünü söyleyen Bakırköy Sümerbank’tan bir işçi, “Adımı vermeyin. Çünkü bu açıklamaları duyarlarsa partiden atarlar. Çocuğum var. Ona iş imkânı için mecburum” diyor. AKP’ye oy vermekle kalmamış, oy da toplamış Sümerbank işçisi. AKP tek başına iktidara gelince de “çok sevinmiş.” İşçi, sevincinin uzun sürmediğini söylüyor: “Oy istediğim insanlar şimdi yüzüme tükürüyor. İşyerinde rozet takamaz hale geldim. Bugün seçim olsa yüzde 15 alamayacağımızı biliyorum.”
Kendilerinden hesap soranlara “Daha erken, bekleyin” demek zorunda kaldığını söyleyen Sümerbank işçisini en çok üzen ise, AKP’nin özelleştirme karşısındaki tavrı. “Özelleştirme olur ve fabrikamız kapatılırsa işsiz kalmaktan korkmamam gerektiğini söylüyorlar. Beni bir yerlere yerleştirip iş bulacaklarmış. Ya diğer adam, solcu diye onun çoluğuna çocuğuna yazık değil mi? Peki bu fabrikalar kapatılırsa benim çocuğuma kim işverecek?” diye soruyor.
Bir daha mı asla!
“AKP’den memnun değilim. Herkes kendi cebini düşünüyor” diyen Sümerbank işçisi, her ay ilçe teşkilatında bir milletvekilinin ya da bakanın katıldığı toplantılar yaptıklarını söyleyerek “Bu toplantılara hazırlıklı gideriz. Her bölgeden sorumlu kişiler burada tabanın görüşlerini ve taleplerini yoklar. Bunun üzerinden gelenleri eleştiririz. Eleştiriler genel olarak ‘Siz konuştuğunuz gibi değilsiniz, halk bizden memnun değil’ şeklinde oluyor” diyor. AKP’nin belli bölgelerde tespit ettiği yoksullara yardım ettiğini söyleyen işçi, insanların ise yardım değil iş istediğini belirtiyor. Bir dahaki seçimlerde değil AKP’ye oy vermeyi, oy kullanmayı bile düşünmediğini açıklıyor.


Başa dön


Tamsa’ya sendika girecek
Sinan Sarısaltık
İş Güvencesi Yasası’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte sendikalaşmak isteyen Tamsa Seramik işçileri, baskı ve işten atmalarla karşılaştılar. Torbalı ve Tire’de fabrikaları bulunan Tamsa Seramik’te çalışan 300 işçiden 200’ü hafta başında sendikaya üye oldu. Patronun buna cevabı ise 36 işçiyi işten atmak oldu.
Ancak, Tamsa’da işverenin baskısı daha öncesine dayanıyor. İş Güvencesi Yasası’nın yürürlük tarihi olan 15 Mart’tan önce işçilere kendi hazırladığı sözleşmeyi dayatan ancak imzalatamayan işveren, 16 kişinin işine son vermişti. Sözleşme dayatmasında başarılı olamayan işveren, bu kez sendikalaşmaya girişti.
‘Bu kez kararlıyız’
Tamsa Seramik işçilerinin sendikalaşma çabaları ilk değil. Üç yıl önce de sendikalaşmak isteyen işçiler, patronun işten atmaları ve baskısıyla karşılaştılar. “Biz bu yola baş koyduk. 7 yıldır hep vaat vardı. Aldığımız ücret ve yaşam koşullarımız gün geçtikçe düşüyordu. Şu anda herkes kenetlenmiş durumda” diyen Cevdet Duman, bu kez kararlı olduklarını vurguladı. Faik Ava, 5 yıldır fabrikada asgari ücretle çalıştığını söyleyerek, “Pazartesi günü ekonomik kriz ve savaş gerekçesiyle işten çıkardılar. Ama her nedense sendikaya üye olduktan bir saat sonra işten çıkarıldım. İşten çıkarılmamın nedeninin savaş ve ekonomik kriz olduğuna inanmıyorum. Bir taraftan ekonomik kriz derken diğer taraftan mal yetiştirmemizi istiyorlar” dedi.
“Annemin rahatsızlığı nedeniyle para istedim. Bana dilekçe yazmam gerektiğini söylediler. 10-20 milyon lira almak için bile dilekçe yazmamızı istiyorlar. Ama iki aydır maaşımı bile alamadım. Kendi paramı dilekçe ile almak zorunda kalıyorum” diyen Adıgüzel Türkmen ise; elektrik, su parası ve ev kirasını ödemekte zorlandıklarını söyledi. 8 yıldır fabrikada çalışan Sabri Karatepe şunları anlattı: “3 yıldır zam almıyoruz. İşverenin zam için verdiği para müdürler tarafından belirli işçilere dağıtılıyor. Patronun kendi tarlası var. Tarlasına ektiği ürünleri öğleyin bize yediriyor. Bir dönem sürekli patlıcan yedik. Eskiden yemek sonrasında çay verirlerdi. 2000 yılından sonra bunu da kaldırdılar. Ekonomik krizi bahane eden patron Adana’da yapı kimyasal fabrikası açtı. Biz tüm bu sorunlara rağmen sendikayı işyerine getirmekte kararlıyız”.
Şikâyetçi oldular
İşten atılan işçiler Çimse-İş Sendikası’nda bir araya gelerek toplantı yaptılar. Çimse-İş İzmir Şube Başkanı Kazım Belek, Tamsa’yı yarıaçık cezaevine benzetirken, Türk-İş 3. Bölge Temsilcisi Mustafa Kundakçı ise işçilerin dik durması ve sendikanın işçilere sahip çıkması halinde fabrikaya sendika gireceğini söyledi. İşçiler toplantıda, işten çıkarmaların kendilerini daha da kamçıladığını söylediler. Toplantının ardından işten atılan 36 işçi, Çalışma Bölge Müdürlüğü’ne dilekçe vererek işverenden şikâyetçi oldular. Önümüzdeki günlerde Tire’de ve Torbalı’da çalışan tüm işçilerin katılacağı başka bir toplantı yapılacak.


Başa dön


İşçiler Taksan’ın satışına tepkili
Sultan Özer
Kayseri sanayisinin can damarlarından olan Taksan Takım Tezgâhları San. AŞ’nin yok pahasına satışa çıkarılması, hem işçiler hem sendikacıların tepkileri ile karşılaştı. Çelik-İş Kayseri Şube Başkanı Yunus Değirmenci, seçimlerde AKP’ye oy verdiğini belirterek “pişmanım” derken işçiler, Taksan’ın AKP yandaşlarına peşkeş çekilmek istendiğini söylediler.
Taksan’da yetkili iken yetkiyi Türk Metal’e kaptıran Çelik-İş Sendikası satışa karşı çıkıyor. Satılan diğer kurumlar gibi Taksan’da da üretime son verileceğini belirten Çelik-İş Kayseri Şube Başkanı Yunus Değirmenci, “Taksan’da 4 yıl işçilik yaptım. Çok önemli bir fabrika. 10 binde 1 denilen küçük rakamlarda hatalarla üretim yapılıyor. İhracat bağlantıları olan, kârlı bir kuruluş” dedi.
Kayseri’de daha önce Fransızlara satılan Çinkur’u örnek gösterip, burada şimdi üretimin olmadığına, fabrikanın çürümeye bırakıldığına dikkat çeken Değirmenci, Taksan’a yeni yönetim atandığını, en azından bir-iki yıl süre verip yeni yönetimin bir şeyler yapmasını beklemek gerektiğini söyledi.
Devasa arsası, dört fabrikası, sosyal tesisleri ile Taksan’ın satışının “Kayseri’ye yeni belalar açmak” anlamına geleceğini ifade eden Değirmenci, 380 operatörün de işsiz kalacağının altını çizdi. Değirmenci “Yarın, fabrika arsasının parsel parsel satılmayacağını kim garanti edebilir?” diye sordu.
Çalıştıranların iktidarı
İstanbul’da işçi toplantıları
İşçi ve emekçilerin haklarına yönelik saldırılara karşı, 13 Nisan Pazar günü İstanbul’un birçok bölgesinde işçi toplantıları düzenlenecek. Toplantıların önemli gündemlerinden birisi 1 Mayıs olacak. İstanbul Sendikalar Birliği, işçi ve kamu emekçilerinin katılımıyla ortak temsilciler kurulu düzenliyor. Osmanbey’deki La Bella Düğün Salonu’nda 12.00-17.00 arasında yapılacak toplantıda 1 Mayıs, savaş, 1475 sayılı İş Yasası ve Kamu Personel Rejimi’nde yapılması düşünülen değişiklikler tartışılacak. Kıraç ve Ümraniye’de yapılacak toplantılara ise daha çok örgütsüz işyerlerinden işçiler katılacak. Kıraç’ta “Patronlar, İş Güvencesi Yasası’nı neden engellemek istiyor? Ertelenen İş Güvencesi Yasası neleri içeriyor? 1475 sayılı yasadaki değişikliklerle patronlar neyi amaçlıyor? İşçiler savaş ve sömürü politikalarını püskürtmek için ne yapmalı? Nasıl bir örgütlenme ve sendikal mücadele?” gündemleriyle yapılacak toplantı; Gıda-İş, Haber-İş, Basın-İş, Genel-İş, Belediye-İş, Lastik-İş, TEKSİF şubelerinin çağrısıyla yapılıyor. Ümraniye’deki toplantıda saat 13.00’da Nil Düğün Salonu’nda düzenlenecek. Haber-İş, Yol-İş, TÜMTİS, Basın-İş, Gıda-İş İstanbul şubelerinin çağrısıyla yapılacak toplantıda benzer konular tartışılacak.
Genel kurul mücadeleyi ilerletmeli
Türk-İş’e bağlı Basın-İş Sendikası İstanbul Şubesi, 13 Nisan Pazar günü genel kurulunu toplantısını yapacak. Gazeteciler Cemiyeti Burhan Felek Toplantı Salonu’nda yapılacak genel kurula 5 işyerinden 200 delege katılacak. Basın-İş İstanbul Şube Başkanı Kenan Kaya, bürokratik bir seçim havasında değil, sınıfın sorunlarının ve çözüm yollarının tartışıldığı, mücadelenin ilerletildiği bir kongre yapılması gerektiğini söyledi. Kongrelerini İş Yasası Tasarısı, Kamu Personel Rejim Reformu, kamu sözleşmeleri, ikramiyelerin gasp edilmesi, İş Güvencesi Yasası’nın ertelenmesi, özelleştirmeler gibi işçi ve emekçilerin haklarına yönelik saldırıların arttığı bir dönemde topladıklarına dikkat çeken Kaya, Irak’ta süren savaşa da dikkat çekti. ABD’nin kendi emperyalist çıkarları için Ortadoğu’yu hakimiyeti altına almaya çalıştığını ve bu nedenle Irak’ta katliama giriştiğini kaydeden Kenan Kaya, Türkiye’nin de bu savaşın ve kirli oyunun içine çekilmeye çalışıldığını belirtti. Kaya, savaşın Türkiye’deki emekçilerin durumunu daha da kötüleştireceğini söyledi.
İYTE çalışanları işyerini terk etmedi
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) personel servis araçlarının güzergâh değiştirmesi ve ücretlendirilmesi, Eğitim-Sen İzmir 3 No’lu Şube tarafından protesto edildi. İYTE yerleşkesindeki merkez kafeteryada önceki akşam bir araya gelen çalışanlar adına konuşan Şube Başkanı Kamer Çelik, İYTE yönetiminin, 700’e yakın memur, öğretim görevlisi ve öğrencinin yararlandığı servis hizmetini ortadan kaldırmak istediğini söyledi. “İzmir il merkezine 45 kilometre uzaklıkta bulanan kampuse, sabah-akşam ücretsiz gelip giden çalışanlar, öğretim üyeleri ve öğrenciler, bundan sonra sıkıntıya düşebilirler. Yönetimin bu kararını gözden geçirmesini istiyoruz” diyen Çelik, İYTE yönetimine seslerini duyurmak amacıyla kampusü sabaha kadar terk etmeyeceklerini söyledi. Eğitim-Sen üyelerine, KESK İzmir Şubeler Platformu ile Aliağa PETKİM işçileri de destek verdi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net