www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Komşu ülkenin başkentinin işgal edilmesine, en çok holding medyasının Amerika’nın hizmetindeki kalemşorları sevindi. İşgalcilerle birlikte Bağdat’ta olmak için can atan mı istersiniz, “Irak’ta Saddamcılık bitti” deyip “Türkiye’deki Saddamcılığı bitirmeye” soyunanlar mı... Zevke gelip zafer naraları atarken sosyalizmin yıkılışından duydukları hazzı anımsayanların yanı sıra, savaş karşıtlarına tehditler savuranlar, Suriye’ye gitmeye hazırlanan Gül’e ateş püskürenler de ve elbette Irak halkının duygularını paylaşmaya çalışanlar da vardı. İşte dünkü köşeyazarlarından bazıları:

Medya ........................................................................ Medya Servisi
Amerikancılar dört köşe
Canım Bağdat’ta olmak istiyor
Canım Bağdat’ta olmak istiyordu. Ahh, dün Bağdat’ta olabilseydim.
Solculukla anti-Amerikan olmayı eş anlamlı zanneden, solculukla ‘Stalincilik’i birbirine karıştıran ve dolayısıyla Saddam Hüseyin’e ve ‘polis rejimi’ne karşı hiçbir tepki duymamış olanlar da, dün, Irak halkıyla aynı duyguları paylaşamazdı. Bense, 1991 Ağustosunda Moskova’da darbenin çöküşünü ve heykellerin yıkılışını izlediğim gibi, 1989 Kasımında Berlin’de bir diktatörlüğün çöküşünü yaşadığım gibi, 1989 Aralık ayında Prag’da bir baskı rejimini deviren halkla birlikte bulunduğum gibi, dün Bağdat’ta olmayı çok isterdim. Canım bugün de Bağdat’ta olmak istiyor!
(Cengiz Çandar / Dünden bugüne Tercüman)

Hepimiz Iraklıyız!
Bush ve çetesi dünyayı esir aldı, siz izlediniz değil mi? Şimdi daha beterini seyretmeye hazır olun: Teslimiyetçiyi... işbirlikçiyi... yağmacıyı... işgalcinin ayağına kapanan, aşağılanan insanları... kardeş kanını... miras kavgasını... birikmiş kini... cinayeti... ihaneti... İhanet, payeyle ödüllendirilecek. İşgalci, bölgeye yerleşecek.
Hepimiz Iraklı olmalıyız bugün!.. “Ya diktatörlük, ya işgal” kapanından kurtarmalıyız. Heykeli işgalciye yıktırmanın çare olmadığını, işgalcinin heykelciden farkı kalmadığını anlatmalı; bu ikisinin dışında bir hayatın yolunu açmalıyız.
İşgalcinin elinden kurtulması için yardım etmeliyiz.
(Can Dündar / Milliyet)

Gül Suriye’ye gitmesin
“Good good Bush”, “Goodbye Saddam” ABD tankları Bağdat’ta ilerlerken halkın attığı bu sloganlar, savaş karşıtlığı kisvesi altında Saddam militanlığını yapan gözü dönmüşlere ders olsun. Yok hâlâ akılları başlarına gelmemişse, Türk halkını aylarca terörize etmekten vicdanları sızlamıyorsa, onlara “iyi” bir haber verelim. Pankartlarını atmasınlar, yeniden ihtiyaçları olacak. Çünkü Irak’tan sonra sırada Ortadoğu’nun diğer diktatörlükleri, öbür çağdışı rejimleri var.
Bu arada Irak krizinin yönetiminde başarılı bir performans sergileyemeyen hükümete acil bir çağrımız var. ABD ile yanlış anlamaları artırmaktan başka hiçbir sonuç vermeyecek olan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Şam ziyareti hemen iptal edilmeli.
(Erdal Şafak /Sabah diyor ki)

Sıra Türkiye’deki Saddamcılıkta
‘‘Saddamcılık’’ Irak’ta bitti. Ve ne yazık ki Türkiye, yanı başındaki bu tarihi olayın aktörü değil, açık tribündeki seyircisi gibi bu olayı uzaktan izlemekle yetiniyor. Neden? Çünkü İslamcı kesimi, Saddam’ın şahsında ‘‘cihat ruhunun’’ şahlanışını gördü. Solcu takımı ise 1970’li yıllarda içine gömdüğü ‘‘anti-Amerikancılığın’’ sonunda zafere ulaşacağına inandı.
Söyleyin Allah aşkına, biz hangi büyük ideal uğruna, bu rejimi yıkan koalisyonun fasulyeden ortağı haline getirildik?
Irak’ta savaşa sadece insani nedenlerle karşı olan samimi insanlara seslenmek istiyorum. İçiniz rahat olsun. O insanlar Saddam mezaliminden kurtuldular. Şimdi sıra, Türkiye’nin içinde çöreklenmiş Saddamcılığı ve Üçüncü Dünyacılığı yıkmakta. (Ertuğrul Özkök / Hürriyet)

BİTTİİİ!
Halas ki halas, işte bitti ! Topu topu üç haftalık barutu varmış, o da bitti! Ve, kuru sıkı attı ama aslında o barutunu dahi atamadan bitti. Neyse, önce, insanlığa hayırlı olsun. Eh tabii bir de, ‘‘barışperest’’ lafazanlık arkasına saklanan ve şimdi çok fena halde ‘‘Saddamzede’’ duruma düşen bizim ‘‘Saddamzade’’lere geçmişler olsun! Bitti bitti, hepimize müjdeler olsun!
‘‘Biz tezkere vermezse savaş çıkmaz’’ diye ahkam kesen; daha sonra, ‘‘ateşkes olacak’’ hayalini fitilleyen; nihayetinde de ‘‘Irak direnecek ve Bağdat’ta Stalingrad tekrarlanacak’’ palavrasını sıkan ‘‘Saddamzede’’ler yine gerçeğe tosladınız ve yine şapa oturdunuz.
(Hadi Uluengin / Hürriyet)

Niçin gitmesin?
Türkiye’nin İran ve Suriye ile görüşmesinin gündeme gelmesi, yine hezeyanlar yarattı, Türkiye’nin kimliği tartışma konusu oldu. Bazılarını, Batılı kimliğimiz ‘tehlike altında’ korkusu sardı, bazısı sadece ABD’yi kızdırmayalım, günü kurtaralım havasında. Ne kırılgan bir kimliğimiz var, dış politikamız ne sığlıkta bir kez daha ortaya çıktı.
Bu kimliğin belirleyici vasfı ne diye, düşünmek lazım. Türkiye’yi Ortadoğu’dan ayırıp, daha Batılı yapan cumhuriyet, demokrasi, bunların dayandığı evrensel iddialı ilkeler mi, yoksa nasıl göründüğü, kiminle görüşüp, konuştuğu mu? Tartışmalara bakıldığında, belli ki ikincisi. Söz konusu olan, ait olmak istedikleri bir dünyaya yamanmak ve yaranmak çabasından ibaret sığ bir yaklaşım.
(Nuray Mert / Radikal)


Başa dön



 
Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net