Büyük Mübadele'nin ardından Yunanistan'a giden Rumlar, adalardan ve Yunanistan'ın kuzey kesiminden Türkiye'ye gelenler... Bu arada, İttihat ve Terakki dönemi ile Enver Paşa gibi tarihi kişilikler gündeme getirilmiş. Edebi teknik olarak bu romana baktığımız zaman, yazarın doğrudan doğruya kurgusal bir roman yazmadığını daha çok kurguyla tarihsel bilgiyi kaynaştırdığını görüyoruz.
Kozbeyli'de görüştüğümüz yazar Kemal Anadol, romanında, Müslüman'ıyla, Türk'üyle, Rum'uyla, Ermeni'siyle, Yahudi'siyle bir arada yaşayan halkın birbirleriyle yaptıkları ticareti, balıkçılığı, tuzculuğu, birbirlerine attıkları kazıkları, sevgilerini, aşklarını, kavgalarını normal hayatın güncel akışını yansıttığını belirtti.
Müziklerini, yemeklerini, eğlencelerini incelediğini, Rumca şarkıları tercüme ettirdiğini dile getiren Anadol sözlerini şöyle sürdürüyor; "Emperyalist devletlerin politikaları nedeniyle bu halkların yaşamlarının nasıl uçtan uça fırlatılıp atıldığını ve yaşamlarının nasıl drama dönüştüğünü anlatıyor kitabım. Kozbeyli'de, Foça'da, İzmir'de, Ege'de hayatın akışı içinde arka fonda Türkiye'deki iktidar kavgası, 1908 Meşrutiyeti ve ayrıca İttihat Terakki'nin iktidar kavgası, Babı-ali baskını, Balkan Harbi... Başka bir dönemde 150 senede meydana gelen olaylar, bu 22 senenin içine sıkışmış Osmanlı’nın son döneminde. Trablusgarb Harbi, Balkan Harbi, Harb-i Umumi ve İstiklal Harbi, hepsi 22 yıl içinde olmuş. Çok önemli siyasal gelişmeler var."
Tarih bilinci
Kemal Anadol, kitabını yazma sebebini açıklarken, Türkiye'de demokrasinin yerleşmemesinin nedenini toplumumuzun belleğinin zayıflığına ve yazma kültürünün gelişmemesine bağlıyor. "Belleksiz bir toplumuz, tarih bilincimiz yok. Tarih bilinci olmayınca siyaset de yazılı kültüre dayanmıyor. Şifai kültüre dayanan siyaset de geçersiz. Bir gün söylediğin belleklerde de yer almadıktan sonra, yarın unutuluyor" diyen Anadol, romanıyla ilgili belgelere Yunanistan'da daha kolay ulaşabildiğini anlatıyor.