www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Bağdat kan gölüne döndü
Irak başkentini ele geçiren Amerikalılar, sivilleri 'milis' oldukları iddiasıyla katlediyor. Dün kentin çeşitli kesimlerinde onlarca insan katledildi.

Türkiye Kürtleriyle BARIŞMALI
Demokratik Halk Partisi (DEHAP), Kürt sorununun bütün boyutlarıyla tartışılması için konferans süreci başlattı.

Anadilin önemini anlatmak da suç!
Anadilinden ve kültüründen kopartılan insanın başına neler geldiğini araştıran Gülçiçek Günel Tekin, 1 yıl 8 ay hapis cezası aldı.

İzmir’de deprem yıkmadı ama korkuttu İzmir, dün merkez üssü Urla olan 5.6 şiddetindeki depremle uyandı. Manisa ve ilçelerinde de hissedilen deprem, herhangi bir can kaybına neden olmadı ama, panik nedeniyle birçok kişi yaralandı ve kalp krizi geçirdi.


Bağdat kan gölüne döndü
Bağdat'ın denetimini ele geçiren Amerikan işgal kuvvetleri, her mahallede yeni bir katliama imza atıyorlar. Amerikan kurşunlarıyla can veren Iraklıların cesetleri otoyollara sıralanıyor. Kentin Dura bölgesindeki ABD saldırılarında, dün en az 21 kişi can verdi.
Görgü tanıkları, aralarında sivillerin de bulunduğu 21 kişinin cesedini gördüklerini söylediler. Cesetlerin karayoluna serildiği, Amerikan askerlerinin cesetlerin bir kısmını da topladığı belirtildi. Mansur semtinde ise, Arap gönüllülerle Amerikan güçleri arasında yer yer çatışmalar sürüyor.
Camiye saldırı
Bağdat'ın kuzeyinde bir cami yakınlarında Amerikan güçlerinin düzenlediği saldırıda ise 5 sivil öldü, 6 sivil yaralandı. Muhabirler, saldırının Aadhamiye camisi çevresinde yaşandığını belirtti.
Silahlı Iraklılar burada bir Amerikan tankı ile bir zırhlı aracı imha ettiler.
Amerikalı yetkililer, çatışmalarda bir askerlerinin öldüğünü, 20’den fazla askerin yaralandığını bildirdi. ABD’li komutanlar, saldırının “Saddam Hüseyin’in camide olduğu şüphesi ile” düzenlendiğini öne sürdüler.
Kentin güneydoğusunda ise bir Iraklı, bir Amerikan askerini öldürdü.
Ambulansa ateş
İşgalciler, önceki akşam ise kent merkezinde bir ambulansa ateş açtı. Saldırıda 2 Iraklı can verdi. Belçikalı bir doktor, askerlerin 3 yaralıyı taşıyan ambulansa ateş açtığını, yaralılardan 2’sinin öldüğünü, ambulans şoförü ile yardımcısının yaralandığını anlattı. Doktor, “Bu kesinlikle kabul edilemez bir olaydır. Saldırıyı kınamak için bir Amerikalı subayın yanına gittiğimde, bu kişi bana ‘ambulansın içinde patlayıcı olabileceği şüphesiyle’ saldırıyı yaptıklarını söyledi” dedi.
Bu arada, yağmalama olaylarının sürdüğü belirtildi. Bağdat’taki en önemli kamu binalarından El Kindi Hastanesi dün yağmalandı. Amerikan askerleri, doktorların talebine rağmen yağmacılara müdahale etmedi.
Bazıları silahlı olan yağmacılar, 2 ambulans ve ilaç kutularını çaldılar.
Aralarında Saddam Hüseyin’in oğlu Uday’ınki de bulunan Iraklı üst düzey yetkililere ait villalar, Almanya Büyükelçiliği ve Fransız Kültür Merkezi de yağmadan paylarını aldı. Gazeteciler; Başbakan Yardımcısı Tarık Aziz, Saddam Hüseyin’in kızı Hala Saddam Hüseyin ve Saddam’ın üvey kardeşi Vatban’ın evlerinin de yağmalandığını anlattı.
Şii lider öldürüldü
Irak’ta giderek büyüyen kargaşanın son göstergesi, tanınmış Şii lider Abdülmecid El Hoei’nin öldürülmesi oldu. Şii liderin Necef’te bir camiye düzenlenen saldırıda öldürüldüğü belirtildi.
Yeğeni Cevad El Hoei, Abdülmecid El Hoei’nin Necef’teki İmam Ali Camii’ne saldıran kalabalık tarafından bıçaklanarak öldürüldüğünü ifade etti.
Körfez Savaşı sırasında Şiilerin ruhani lideri olan Ayetullah El Hoei’nin oğullarından olan Şii liderin öldürülmesinden sonra, Necef’te gerginliğin artacağına kesin gözüyle bakılıyor.
Görgü tanıkları, El Hoei’nin yanı sıra Şii bir mollanın da Necef’te dün öldürüldüğünü söylediler. El Hoei, Londra’dan geçen hafta Necef’e gelmişti.
Öte yandan; Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi (IİDYK) Başkanı Ayetullah Muhammed Bekir El Hekim, “Amerikan askeri yönetimine direneceklerini, Washington’un bir Amerikalı generali yönetime getirmeye çalışması halinde iç savaş olabileceğini” söyledi.
İran destekli Şii lider, “Gelecekteki Irak hükümeti demokratik yollarla seçilmeli. İIDYK, ülkenin geleceğine karar vermek için Irak halkının oy kullanmasını bekleyecek. Washington’un askeri bir yönetim kurmada ısrar etmesi iç savaşa yol açabilir” uyarısında bulundu.


Başa dön


Türkiye Kürtleriyle BARIŞMALI
Sultan Özer
Demokratik Halk Partisi (DEHAP), Kürt sorununun bütün boyutlarıyla tartışılması için konferans süreci başlattı. Geçtiğimiz günlerde kamuoyuna açıklanan deklarasyon çerçevesinde çalışmalarını sürdüren DEHAP, yıl sonunda yapılması düşünülen konferans için tartışmaları şimdiden başlattı.
“Sorunların çözümü askeri müdahalede değil, demokratik dönüşümde aranmalı” başlığıyla yayımlanan deklarasyonu bütün kitle örgütleri, sendikalar, parti, meslek örgütleri, bilim adamları ve aydınlara ulaştırmaya çalışan DEHAP’ın hedefi, toplumun tüm kesimlerinin sahiplendiği bir konferansta, sorunun enine boyuna tartışılarak çözüme kavuşturulması.
Başbakan ve Meclis Başkanı’ndan da randevu talebinde bulunan DEHAP, bütün milletvekilleri, Meclis’teki ve dışındaki tüm siyasi parti başkan ve yöneticileri ile görüşmeyi de önüne hedef olarak koydu.
Irak Savaşı ve sonuçları da göz önüne alınarak, eylül ya da ekim ayında toplanılması düşünülen konferansın çalışmalarına katılan Dr. Naci Kutlay; hazırlıkları, konferansın hedefini ve Irak Kürtleri üzerindeki tartışmaları gazetemize değerlendirdi.
Kuşkular gelişimi engeller
Irak olayından dolayı Kürt sorununun daha fazla öne çıktığını belirten Kutlay, “demokratikleşme, yeniden yapılanma, değişim ve dönüşüm” taleplerine dikkat çekerek, “Kürt sorununa, şimdiye kadar söylenmeyen yönleriyle değinmek istediklerini” söyledi.
Gelişmelere, “Eğer Irak’taki Kürtlerde bir yapılanma, bir değişim olursa, bu, Türkiye’deki Kürtleri de etkiler. Orada hiç değişiklik olmasın, Kürtler bugünkünden daha ileri bir konuma gelmesin” diye bakıldığını anlatan Kutlay, “Bu korkuları bertaraf etmenin, bu korkulardan arınmanın tek yolunun insanların kendi ülkelerinde demokratik, çok ileri bir konumda olmaları” olduğunu dile getirdi.
Kutlay, “Türkiye’deki Kürtler; Türkiye’de mennun, mutlu olurlarsa, kendi coğrafyalarında kültürlerini, dillerini, hukuklarını, bütün olarak kendilerini ifade edebilirlerse yani kelimenin tam anlamıyla mutlu olurlarsa, o zaman dışarıdaki oluşumların Türkiye’deki insanları etkilemesinden korkmaya gerek kalmaz” dedi. Deklerasyonda eşitlik temeline dayalı birliği öne çıkardıklarını, bu birlikten korkmamak gerektiğini söylediklerini ifaden eden Kutlay, “Kendi Kürtlerimizle barışmamız lazım. Türkiye’nin önce kendi Kürtleri ile barışması lazım. Aksi halde devamlı kuşkular taşır. Kuşkular gelişimi engeller.” diye konuştu.
Herkes tartışsın
Türkiye’de Kürt sorununun önemli olduğunu, ama kimsenin bu sorunu enine boyuna tartışmadığını, üstünkörü, her tarafa çekilebilecek ifadelerle konuşulduğunu anlatan Kutlay,”Tartışılmadığı zaman zannederiz sorun yok. Oysa yine çıkar ortaya” dedi.
“Türkiye’de tam anlamıyla demokratik bir ortam yaratılırsa, kültürler üzerindeki baskılar kaldırılırsa, hakkın, hukukun egemen olduğu bir ortam yaratılırsa, o zaman sorunları çözebiliriz. İnsanlar tek kimlikli değildir, çok kimliklidir. Cinsel kimliği var, mesleki kimliği, kültürel kimliği.... Hepsini kapsayan bir kimlik de vatandaşlık kimliği. Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit vatandaşı olmak. En kapsayıcı kimlik budur. Onun altında da alt kimlikleri kabul edeceksiniz” diyen Kutlay, Kürt Konferansı’nda bütün bunların enine boyuna tartışılacağını ifade etti.
Böyle bir konferansın kendilerini aştığını, kendilerinin toplumun küçük bir parçası olduklarını belirten Naci Kutlay, “Toplumun bütün katmanlarını etkileyen kurumlarla birlikte yapıldığı zaman ancak sonuç doğurabilir” diyerek konferansın, geniş bir kesim tarafından sahiplenilip, toplanması için çaba harcadıklarını söyledi.
Savaş ve Kürt sorunu
Çalışmalarının henüz başında olduklarını, savaş ortamına da dikkat çekerek belirten Kutlay, bu savaşın sonucunun da Kürt sorunuyla doğrudan ilintili olduğunun altını çizdi.
“Bu büyük, ciddi bir iş. Türkiye’nin en önemli girişimlerinden biridir” diyen Kutlay, 70 sene boyunca Kürtlerin inkâr edildiğini, şimdi Kürt Konferansı konusunda insanların düşünmesi gerektiğini söyledi.
Sorunun kısa süreye sıkıştırılmasının doğru olmadığını, Irak Savaşı’nın da henüz bitmediğini hatırlatan Kutlay, “Irak Savaşı’nın getirecekleri ile Kürt sorunu kendiliğinden ilintili. Sizin ve benim istemime bağlı değildir. Zaman alır.” dedi. Dr. Naci Kutlay, Kürt Konferansı’nı şimdiden toplumun gündemine sokmak ve tartışılmasını sağlamak istediklerini de dile getirdi.


Başa dön


Anadilin önemini anlatmak da suç!
Özer Akdemir
“5 yaşında yatılı bölge okuluna alındım. Burada dilim ve kültürüm yasaklanmıştı. Sadece rüyalarımda dilimi konuşabiliyordum. Yani ben sadece rüyalarımda ben olabiliyordum”. Emekli Almanca öğretmeni Gülçiçek Günel Tekin, çocukluğunda ruhsal açıdan kendisini hayli yıpratan anadilinin ve kültürünün yasaklanmasıyla, yıllar sonra bir eğitimci iken hesaplaşmak istemiş. Onlarca ilk ve orta öğretim öğretmeni, psikolog, sosyolog ve rehber öğretmenle yaptığı görüşmelerini, dilbilim konusunda yazılmış bilimsel araştırma ve raporlarla zenginleştirip, kendi yaşadıklarıyla harmanlamış. Mart 2002’de Aram Yayınevi tarafından basılan, “Dilimiz Varlığımız, Dilimiz Kimliğimiz” adlı kitap, böyle bir süreç sonunda ortaya çıkmış. Kitap hakkında piyasaya çıkmasının birinci haftasında toplatma kararı verilerek dava açılmış.
Çocukken yasaktı...
Geçtiğimiz günlerde İstanbul 6 No’lu DGM’de sonuçlanan davada, kitabın yazarı Gülçiçek Günel Tekin, “Yayın yoluyla bölücülük yapmak”tan, “ertelemesiz” 1 yıl 8 ay ağır hapis cezasına çarptırılırken, kitabı basan yayınevi de 4 milyar 400 milyon lira para cezasıyla payına düşeni almış. Günel Tekin’in, çocukken yasak olması nedeniyle sadece rüyalarında konuşabildiği anadili, yaptığı bilimsel çalışması nedeniyle büyüyünce de cezalandırılma nedeni olmuş. Kitabının içeriği ve yazılma süreci ile ilgili bilgiler veren Günel Tekin, sık sık ünlü dilbilimcilerin sözleriyle konuşmasını destekliyor. Heringer’in, “Balık için su ne ise, insan için de dil odur” sözünün, dili yasaklanmış insanların hayat damarının kopacağını çok iyi anlattığını kaydeden Günel Tekin, “Eğer dil geliştirilmemiş olsaydı, insan insan olarak yaşayamazdı” diyen Rossi Landi’nin, insanı insan yapan en önemli özelliklerinden birinin dili olduğuna dikkat çektiğini vurguluyor.
Yasaklı ‘ev’in odalarında
Alman Filozof Heideger’in “Dil insanın evidir” sözlerinden yola çıkarak çocukken ve hâlâ, odalarına giriş izni verilmeyen “evi” ile ilgili araştırmalar yapmaya başlayan Günel Tekin, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Diyarbakır, Urfa, Mardin, Muş, Siirt ve Van’da birçok psikolog, sosyolog ve rehber öğretmenle görüşmüş. Bu görüşmeleri ve yaptığı diğer araştırmalar sonucu dil ve kültür hakkı kendisine yasak edilen ve anadilde eğitim yapamayan çocuklarda görülen belli başlı ortak sorunları kitabında madde madde incelemiş.
Ortaya çıkan tüm sorunların çözümünün, dil ve kültür haklarının tanınmasından ve anadilde eğitimden geçtiğini, kitabının sonuç bölümünde vurgulayan Günel Tekin, özellikle bu son sözleri nedeniyle cezalandırıldığını düşünüyor. Verilen cezanın çalışmalarını aksatmayacağını, aksine kendisini motive edeceğini belirten Günel Tekin, ‘evi’nin odalarını keşfetmekte kararlı olduğunu söylüyor.


Başa dön


İzmir’de deprem yıkmadı ama korkuttu
İzmir, dün merkez üssü Urla olan 5.6 şiddetindeki depremle uyandı. Manisa ve ilçelerinde de hissedilen deprem, herhangi bir can kaybına neden olmadı ama, panik nedeniyle birçok kişi yaralandı ve kalp krizi geçirdi. Boğaziçi Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi ve Kandilli Rasathanesi yetkilileri, depremin saat 03.40’ta meydana geldiğini belirttiler.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina, depremde herhangi bir ölüm ya da yaralanma olmadığını ve yardım talebinde bulunulmadığını açıkladı. Vali Yusuf Ziya Göksu ise depremin ardından panik atak, hipertansiyon ve balkondan atlayarak yaralanmalar nedeniyle 90 kişinin hastanelere başvurduğunu söyledi. Deprem sonucu, İzmir’de halk geceyi dışarıda geçirdi. İzmir’in bazı sokaklarında geniş yarıklar meydana gelirken, camilerin minareleri yıkıldı. Bazı semtlerde tellerin kopması nedeniyle elektrikler kesildi. Depremde Urla’da bir bekçi kulübesiyle, Seferihisar’da üç ev yıkıldı. Evlerin ikisi boş olduğu için can kaybı olmadı. Seferihisar ilçesi Kaymakamı Mehmet Gödekmerdan ise, hasar gören binalar arasında Merkez Sağlık Ocağı, İlçe Emniyet Müdürlüğü binası ve okulların da bulunduğunu belirtti.
Seferihisar’da hasar çok
‘Bağımsızlık Manifestosu’na büyük destek
Kitle örgütleri, aydın, yazar ve sanatçılar tarafından 4 Nisan’da imzaya açılan “Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşının Bağımsızlık Manifestosu”na birçok kitle örgütü, aydın, yazar ve sanatçı destek verdi. Manifesto’nun tanıtılması ve destekleyenlerin açıklanması amacıyla Taksim Hill Oteli’nde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya KESK Genel Başkanı Sami Evren, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Ressam Bedri Baykam, Hukukçu Prof. Dr. Kezban Hatemi, Gazeteci-Yazar Abdurrahman Dilipak, Yazar Orhan Alkaya ve Veterinerler Odası Başkanı Tahsin Yeşildere katıldı. Manifesto’yu Ressam Bedri Baykam okudu. “Dünyayı kana bulayan, uluslararası hukuku hiçe sayan, dünya halklarının tepkilerine aldırmayan, Irak’ın egemenlik haklarına pervasızca saldıran ABD’nin hiçbir şekilde ‘stratejik ortağı’ olarak anılmak istemiyoruz” ifedesine yer verilen manifesto da şöyle denildi: “Biz yeni bir dünya kurulur, Türkiye’de bu dünyada yerini alır’ görüşündeki bağımsızlık, onur ve özgüven ile; gerektiğinde ekmeğimizi paylaştığımız, ama sokaklarında gururla yürüdüğümüz bir ülkede nefes almak istiyoruz. Bize vereceği maddi kazançlar adına hiçbir emperyalist ülkenin oyuncağı, tetikçisi ya da sömürgesi olmak istemiyoruz. Biz demokratik bir cumhuriyetin yurttaşları olarak anılmak istiyoruz; bizi çıkar güçlerinin değil, her görüşten yurttaşlarımızın paylaştığı bağımsız ve demokrasi yanlısı fikirlerin yönlendirmesini istiyoruz.”
Kadın memurlar kreş istedi
KESK üyesi kamu emekçileri, doğum izninin artırılmasını ve çocuklarına kreş sağlanmasını istediler. İstanbul’da Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde çocuklarıyla birlikte toplanan SES Bakırköy Şubesi’ne üye kadın sağlık emekçileri, “Kreş isteriz”, “Irak’lı kadınlar yanlız değildir”, “Üsler kapansın kreş açılsın” sloganları attı. Basın açıklamasını okuyan SES Bakırköy Şube Başkanı Leyla Koç Üzüm de, bugün (dün) işyerlerine çocuklarıyla birlikte gittiklerini belirterek, “Çalışan kadınların sessiz çığlıklarına ses katmak için buradayız” dedi. Üzüm, “Türkiye’de kamu çalışanı kadınlara verilen ücretli doğum izni 9 hafta. Bunun 24 haftaya çıkarılmasını istiyoruz” diye konuştu.
Ankara’da gözaltı terörü
Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi (TEM) tarafından, son iki günde aralarında ev kadınları, üniversite öğrencileri ve esnafların da bulunduğu 10 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan ve 8’inin hâlâ gözaltında tutulduğu bilinen şahısların adları belli olanlar şöyle: Zahide İzci, Mahir İzci,Taylan İzci, Gani İzci, Birgül Uzun ve Evren Uzun. Gözaltına alınan Gani İzci’nin eşi Zahide İzci ile oğlu Taylan İzci daha sonra resmi bir kayıt tutulmaksızın serbest bırakıldı. Bu arada İHD Ankara Şubesi’nin eski yöneticisi Alihan Alhan’ın da evinin basıldığı, Alhan’ın evde olmaması nedeniyle akrabalarının evlerine de polislerin uğradıkları bildirildi. İHD Ankara Şubesi, yaşanan gözaltılara yönelik dün yaptığı yazılı açıklamada, TEM polisleri tarafından gerçekleştirilen gözaltıların insan haklarına aykırı olduğunu belirtti.
Öğrenciler kredilerini istedi
Üniversite öğrencileri, Kredi Yurtlar Kurumu tarafından verilen öğrenim kredisi farklarının ödenmemesini protesto ettiler. Önceki akşam, Yurt-Kur İstanbul Bölge Müdürlüğü önünde toplanan İstanbul Üniversitesi Öğrenci Koordinasyonu üyesi öğrenciler, taleplerini kamuoyuna iletmek için basın açıklaması yaptılar. “Savaşa verilecek kredimiz yok” pankartı açan öğrenciler adına konuşan Meral Çelik, “Bu durumun savaşın bir parçası olduğunu düşünüyoruz. Kredilerimize el koydurmayacağız” dedi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net