Sinan Kara, 1999’da Datça’ya taşındı ve haftalık Datça Haber gazetesini çıkarmaya başladı. Hakkında 27 dava açılmasına kadar uzanan süreç ise, Datça Müftüsü’yle ilgili haberinden sonra başladı. Haberde, müftünün cemaatten toplanan parayla, kendisine Hundai marka bir araba aldığı yazıyordu. Bu haberden sonra Kara’nın, ilçenin resmi makamlarıyla arası bozuldu. Hakkında açılan ilk dava ise 26 Aralık 2000’deki haberi sonrasında oldu. Haber başlığı “Fakire bak fakire” idi. Yoksullar için verilen iftar yemeğinin haberini yapmaya giden Kara, yoksullar yerine kaymakam, belediye başkanı, savcı ve hakimin de aralarında olduğu resmi yetkilileri iftar sofrasında buldu. Haber ve fotoğraf, gazetelerde yayımlandı. Ertesi gün Savcı Kerim Tosun, Kara’yı çağırdı, azarladı, hakkında dava açtı. Ama açılan dava haberle ilgili değildi. Kara’nın, ‘terör örgütü üyesi olduğu yolunda ihbar olduğu’ iddia ediliyordu! Kara, yine de yolsuzluk haberlerini yapmaya; Datça Cumhuriyet Başsavcısı Kerim Tosun ve Savcı Bestami Tezcanlı da hakkında dava açmaya devam ettiler.
Sinan Kara hakkında bugüne kadar altısı beraatle sonuçlanan 27 dava açıldı. Beş dava yarın görülecek. Diğer davaların sonuçları ise olumsuz. Gazetesi kapatıldı ve toplam dokuz yıl hapis, 4 milyar lira da para cezası verildi. Yargıtay’da nihai kararı bekleyen bu dosyalardan biri döndü. Ama karar, yine onun aleyhine. Kara yarın, “Kaymakamlığa gazete vermemek” gerekçesiyle açılan davadan çıkan karar doğrultusunda cezaevine girecek. 44 gün cezaevinde kalacak.
İki ilke
14 yaşında babasının Erzurum Hınıs’ta çıkardığı gazetede dağıtımcı olarak işe başlayan Sinan Kara, şimdi bir resmi belge portmantosu gibi dolaşıyor. Cüzdanından, çantasından, ceplerinden her yerden mahkeme kâğıdı çıkıyor. Eğer gazeteci babasının, “Devletin savcısıyla, kaymakamıyla uğraşmayacaksın” yönündeki uyarılarını dinleseydi böyle olmazdı. Bunu o da biliyor. Ama 19 yıllık meslek hayatında iki ilke edindiğini söylüyor, “Onurlu ve gerçekçi olmak.” Haberlerini, Türkiye’nin yaşanabilir bir ülke olması için üzerine düşen görev olarak algılıyor. Ama ona göre birileri görevini yapmıyor, “Yargıtay kaymakama iki gazete vermemem yüzünden ceza almamı onaylıyor. Diğerlerinden de umudumu kestim. Yaptığım yolsuzluk haberlerinin hepsi belgeliydi. Öyle olmasaydı haberler hakkında dava açarlardı. Bu haberleri görünce harekete geçmesi gerekenler vardı. Savcı ve Muğla Valisi. Muğla eski valisi Lütfi Yeğenoğlu’na dosya götürdüm, dikkate almadı. Şimdiki Vali Hüseyin Aksu da almıyor. Beni kaymakama gazete vermedim diye hapis cezasına çarptıran yargı, kaymakamın yolsuzluklarına göz yumuyor.”
Yaşananlar adaletli değil
Adalet ve İçişleri bakanlıkları her biri bir ihbar niteliği taşıyan haberleri halen dikkate almıyor. Sinan Kara ise sürecin adil olup olmadığını sorguluyor, “Cemil Çiçek yeni Adalet Bakanı. İki dosyası var. Biri sahte evrak düzenlemekten diğeri de Siyasi Partiler Kanunu’na muhalefetten. Bu kişi Türkiye’deki yargının başı ve dokunulmazlık zırhı var. Diğer tarafta ise bir gazeteci iki gazete vermemek gibi gülünç bir iddiayla cezaevine giriyor. Şu anki sürece kimse adil diyemez. Ben bazıları gibi banka hortumlasaydım, hırsızlık yapsaydım. İnanıyorum ki üç ay değil bir gün bile yatmayacaktım.”
Miras: Dosyalar...
İnsanı karamsarlığa sevk edecek bu duruma rağmen Sinan Kara ‘rahat duramayacağını’ söylüyor. Cezaevindeki 44 günü üreterek geçirmenin yolunu bulmuş. Şu ana kadar yaşadıklarını anlatan bir kitap yazmaya başlayacak, çıkınca devam edecek, “Asla rahat duramam. Bu ülkede bu kadar sorun varken duramam.”
Bu kararı almasındaki en önemli etken, resmi kurumlardan olmasa da halktan, dostlarından ve meslektaşlarından aldığı destek. Yedi aydır dostlarının yardımıyla ailesini geçindiren Sinan Kara için Datça’da 2 bin imza toplandı ve bir yıl öncesine kadar mahkemeden korkan Datçalılar artık onun davalarını takip ediyor... Yıllardır haberlerini yayımlayan Hürriyet, geç de olsa ona yardım etme kararı aldı... Bir de Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD)’nin desteği, “Bu benim için çok önemli. Her gazetecinin rüyasıdır. Sahiplenme duygusu çok farklı bir şey. Yaptıklarımın doğru olduğu hissini artırıyor.”
Kara’ya doğru olanı yaptığını düşündürten sadece bunlar değil. Eskiden, ‘kaymakamla, savcıyla uğraşma’ öğütleri veren babası şimdi, “Ne zaman içeri gireceksin?” diye soruyor, Kara onurlanıyor. Yarın cezaevine girecek Kara, çocuklarına bırakacağı mirası çoktan belirlemiş ve bunu çoğaltmaktan korkmuyor: İddianameler, bilirkişi raporları, tutanaklar, celpler, mahkeme dosyaları...
Bir haber, bir dava
Cumhuriyet Başsavcısı Kerim Tosun beni aradı, “Sana bir ihbarda bulunacağım savcılığa kadar gelebilir misin?” dedi. Gittim. “Yolsuzlukla Mücadele Kanunu gereği, Datça Öğretmenevi’nin bütün dosyalarına el koyduk” dedi. Ayrıntıları aldım. “Öğretmenevine gidip oradakileri dinleyeyim” dedim. Böyle der demez rengi attı, “Devletin savcısı sana bilgi verdi” dedi. O zaman işin içinde iş olduğunu anladım. Öğretmenevindekilerle konuştum. İdareyle, aşçıyla. Meğer savcı öğretmenevine gitmiş, personel, idare ona itibar etmemişler. O da beş polisi arkasına alıp gelmiş, dosyalara el koymuş. Aslında el koyma yetkisi de yok. Ertesi gün haber gazetelerde yayımladı. Radikal’de iyi görüldü. Çünkü aynı zamanda Doğan Haber Ajansı’nda çalışıyordum. O gün bayram vardı. Okulun önüne gittim, savcı ile kaymakam kolkola geliyordu. Savcı bağırdı, “Sen nasıl devletin savcısı hakkında bunları yazarsın” dedi. Ben de, “Devletin savcısı suç işlerse yazarım, haksızsam da dava açarsın sokağın ortasında derebeyi gibi bağırmana gerek yok” dedim. Kesinlikle hiç altta kalmadım. Yaptığım haberlerin arkasında durdum. O yüzden bu kadar çok dava açıldı.
MEKA inşaat firmasının davası da komik. Sözüm ona ben para istemişim, vermeyince bu haberi yapmışım. Gittim gördüm denizden kum çekerek inşaat yapıyorlardı. Haberi yaparken şirket sahibini savunma hakkı vermek için aradım. Eşim de yanımdaydı. Konuşma sırasında bana rüşvet teklif etti. “2.5 milyar lira vereyim, Datça’yı sen mi kurtaracaksın? Bırak bu Don Kişotluğu. Bak hiçbir şeyin yok hâlâ” gibi şeyler dedi. Kabul etmedim. Haber çıkınca da inşaat mühürlendi.
KARA’NIN YARIN YARGILANACAĞI DAVALAR
Datça Müftüsü’nün cemaatten toplanan parayla, kendisine Hundai marka araba aldığı yönündeki haberiyle ilgili açılan dava.
Datça Kaymakamı Savaş Tuncer’in, “Köpeklerin denize girmesi haramdır” sözü üzerine yapılan ve Hürriyet’in manşetinden görülen haber.