Ayakları çıplak, gözleri yaşlı küçük bir çocuk savaş yıkıntıları arasında yürürken, “Katliamlara şahit olup hiçbir şey yapmadığı için” suçluyor herkesi. “Suskunluğunuz yanlıştır, suskunluğunuz insanlık dışıdır, suskunluğunuz bizi öldürüyor” diyor, küçük kız şairin dizeleriyle.
Bir yandan savaş tamtamları çalınarak ülke, ABD’nin ve emperyalist silah tekellerinin çıkarları doğrultusunda Irak savaşına sürüklenirken, bir yandan da kamuoyundan yükseliyor “Savaşa hayır” sesleri. Sesini yükseltenlerden biri de KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikası (BES) Ankara 1 No’lu Şubesi. Çıkardığı bültende; “Bütün emekçiler kapitalist, emperyalist savaşa karşıdır” diyor, savaş karşıtlığını yükseltmeye çalışıyor kamu emekçileri arasında. Savaşın faturasının yenen tarafta da yenilen tarafta da halka çıkarıldığı vurgulanıyor, Bertold Breht’in dizeleriyle:
“Bu gelen ilk savaş
değil,
Çok savaş oldu
bundan önce
Bittiği gün en son
savaş
Bir yanda yenilenler
vardı
Bir yanda yenenler
vardı.
Yenilenlerin yanında
Kırılıyordu halk
açlıktan.
Yenenlerin yanında
Halk açlıktan
kırılıyordu.”
Körfez Savaşı sonrasında, ABD’de CBS televizyonundaki 60 dakika programında dönemin ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright’a sorulan sorulara dikkat çekiliyor bültende ve Albright’ın, “Ölen yarım milyondan fazla çocuğun ödemeye değer bir bedel olup olmadığı” sorusuna “Bizce bu bedele değer” yanıtı teşhir ediliyor. Savaşta kaç Iraklı’nın öldüğü sorusuna ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’in, “Doğrusu bu benim hiç umurumda olmayan bir rakam” yanıtı geliyor ardından.
“Nasıl da istemiştim
savaşa gitmeden
sevgilimle evlenmeyi
ama
nereden bilebilirdim
ki silahın
demirine çarpıp
saklandığım yeri belli edeceğini
parmağımdaki yüzüğün...” derken Sunay Akın, ayakları çıplak, gözleri yaşlı küçük kız çocuğu da “suçluyorum” diye sesleniyor savaşa karşı çıkmayanlara ve ekliyor: