www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Uyum paketi jet hızıyla geçti
Hükümet, AB’ye uyum paketini bir günde Adalet ve Anayasa komisyonlarından geçirerek Meclis gündemine soktu. Tasarı, TBMM Genel Kurulu’nun dün saat 15.00’te başlayan toplantısında görüşülmeye başlandı.

Erdoğan savaş için fiyat biçti
Washington Post gazetesi, Türkiye-AB ilişkilerinin gerginleşmesi ve halk içinde savaş karşıtı görüşlerin yaygınlaşması nedeniyle, ABD’nin Irak’a saldırı hazırlıklarının zarar görebileceği uyarısında bulunuldu.

Kopenhag’da kritik zirve
Bugün başlayacak olan AB’nin Kopenhag Zirvesi’nin en önemli gündemi, Türkiye’ye üyelik görüşmeleri için takvim verilmesi. Washington tarafından baskı altına alınan AB liderleri, doğuya doğru genişleme sürecini ele alacaklar.


Uyum paketi jet hızıyla geçti
AB’ye uyum paketi Adalet ve Anayasa komisyonlarının ardından Meclis Genel Kurulu’nda da görüşülerek, bugün toplanacak Kopenhag Zirvesi’ne yetiştirildi. 16 yasada değişiklik öngören paketin birçok hükmü başta AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, AKP’li yasaklılar için kurtuluş oldu. Anayasa Mahkemesi’nin, “kuruculuk niteliklerini taşımadığı” gerekçesiyle Erdoğan’ın parti kuruculuğundan çıkarılması istemi de Siyasi Partiler Yasası’nda yapılan, “kurucu olmak için parti üyeliği koşullarını taşımanın yeterli olması” değişikliği ile bertaraf edildi.
TCK’nın 245. maddesine eklenen bir fıkra ile işkence veya kötü muamele suçlarından dolayı verilen hapis cezalarının para cezasına, tedbire çevrilememesi veya ertelenmemesini öngören tasarıda, ayrıca AİHM’in içtihatları doğrultusunda da değişiklik yapıldı. Anayasa’da geçtiğimiz yıl yapılan değişiklik doğrultusunda, OHAL’de tutuklu ve hükümlülerin gözaltı süreleri 4 güne indirildi.
Partilere üye olma şartı
Siyasi Partiler Yasası’nın 11. maddesinde değişikliğe gidilerek, siyasi partilere üye olmak için TCK’nın 312. maddesinin ikinci fıkrasında yazılı, “Halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek” suçundan mahkûm olmama koşulu, “terör eylemlerinden mahkûm olmama” olarak değiştirildi. Ayrıca yapılan düzenleme ile “Taksirli suçlar hariç hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör eylemlerinden mahkûm olanların siyasi partilere üye olamayacakları” hükmü madde metninde kalırken, 3 yıl olan ceza alma sınırı 5 yıla çıkarıldı.
Erdoğan değişikliği
Siyasi Partiler Yasası’nın, “partilerin kurulması” başlıklı 8. maddesinde de Erdoğan için bir değişiklik yapıldı. Daha önce kurucu üyelerde “milletvekili seçilme yeterliliği” aranırken, yapılan değişiklikle “üye olma” koşulunun yeterli olacağı ifade edildi. Böylece, halen Anayasa Mahkemesi’nde görülen, kurucu üyelik niteliklerini taşımadığı gerekçesiyle Erdoğan’ın kurucu üyelikten çıkarılmaması nedeniyle, AKP’nin kapatılması davası da bu değişiklikle bertaraf edilmiş oldu.
Siyasi Partiler Yasası’nda yapılan başka bir değişiklikle, parti kapatmalar zorlaştırılarak, kapatma kararının beşte üç oyçokluğu ile olması şartı getirildi.
Ayrıca parti kapatma davalarının yasaya değil, Anayasa’ya dayandırılması hükmü kabul edildi. Yine yapılan değişiklik ile Cumhuriyet Başsavcısı’nın parti kapatma istemine karşın ilgili parti, Anayasa Mahkemesi’ne itiraz edebilecek. Partilere bağış konusunda da düzenleme yapılan pakette, gerçek ve tüzel kişilerin her birinin bir siyasi partiye aynı yıl içinde 2 milyar liradan fazla kıymette ayni veya nakdi bağışta bulunması veya yayınları kullandırması yasaklandı.
Ara seçimlerle ilgili, Erdoğan’a Siirt’ten milletvekili olma, dolayısıyla başbakanlık yolunu açan Anayasa değişikliği doğrultusunda Milletvekili Seçimi Yasası’da da değişiklik yapıldı.
7. maddeye, “Yukarıda yazılı haller dışında, bir ilin veya seçim çevresinin TBMM üyesinin kalmaması halinde, boşalmayı takip eden doksan günden sonraki ilk pazar günü o seçim çevresinde ara seçim yapılır” hükmü eklendi.
Basın Yasası’nın 15. maddesinde yapılacak değişiklikle, basın-yayın organı sahipleri, mesul müdürler ve yazı sahipleri haber kaynaklarını açıklamaya zorlanamayacak.
Dilekçe hakkı
Yapılan değişiklik ile yabancıların TBMM’ye dilekçe vermelerinin önü açıldı. Türkiye’de ikamet eden yabancılar, karşılıklılık esası gözetilmek ve dilekçelerinin Türkçe yazılması kaydıyla bu haktan yararlanabilecekler.
Ayrıca TBMM’ye gönderilen dilekçelerin Dilekçe Komisyonu’nda incelenmesi ve karara bağlanması için 30 günlük süre zorunluluğu getirildi. İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu da başvuruların sonuçları ya da yürütülen işlemler hakkında başvuru sahiplerine 60 gün içinde bilgi verecek.

ADLİ SİCİL KAYITLARI SİLİNEBİLECEK
Adli Sicil Yasası’nda da yine AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan dikkate alınarak değişiklikler gündeme geldi. Yapılan değişikliğe göre, adli sicilden silinemeyecek suç kavramı ortadan kaldırıldı ve “alınan mahkûmiyetlerin, suç tarihinde 18 yaşını tamamlamış olanlar için adli sicil kayıtları 10 yıl sonra silinebilir hale getirileceği” hükmü düzenlendi.
Yasalarda yapılacak değişiklikler sonucu suç olmaktan çıkarılan veya idari nitelikte cezaya dönüştürülen suçlarla, ölen veya 80 yaşını tamamlamış hükümlülere ait adli sicil kayıtlarıyla ilgili bilgiler, Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nce resen adli sicil kayıtlarından çıkartılacağı ifadesi de yasa maddesi haline getirildi.

VAKIFLARIN MAL EDİNME HAKKI
Kabul edilen pakete göre, cemaat vakıfları da diğer vakıflar gibi vakfiyeleri olup olmadığına bakılmaksızın dini, hayri, sosyal, eğitsel, sıhhi ve kültürel alanlardaki ihtiyaçlarını karşılamak üzere taşınmaz mal edinebilecek ve taşınmaz malları üzerinde tasarrufta bulunabilecek.
Ayrıca Dernekler Yasası’nda yapılan değişiklik ile de gerçek kişiler yanı sıra tüzel kişiler de derneklere üye olabilecekler. Dernekler önceden izin almadan bildiri yayınlayabilecek, tüzüklerinde amaçları gerçekleştirmek için uluslararası faaliyette bulunabilecekler, yurtdışında şube açabilecek
ve yurtdışında kurulmuş dernek veya kuruluşlara üye olabilecekler. Yabancı dernekler, uluslararası alanda işbirliği yapılmasında yarar görülen hallerde ve karşılıklı olmak şartıyla Dışişleri Bakanlığı’nın olumlu görüşü alınmak suretiyle İçişleri Bakanlığı’nın izniyle Türkiye’de faaliyette bulunabilecek, şube açabilecek, üst kuruluşlar kurabilecek ve kurulmuş üst kuruluşlara katılabilecekler.

2. uyum paketine Kopenhag molası
TBMM İçişleri Komisyonu, AB’ye uyum için hazırlanan ve kamuoyunda 2. uyum paketi olarak bilinen yasa tasarısının görüşülmesini Kopenhag Zirvesi sonrasına erteledi.
Alınan bilgiye göre, tasarıyı tali komisyon olarak ele alacak olan İçişleri Komisyonu, üyelerin istemiyle Kopenhag Zirvesi kararları açıklanmadan tasarının ele alınmamasını kararlaştırdı. Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu da tasarıyı alt komisyona göndermişti.
Tasarı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları bakımından muhakemenin iadesi yoluna gidilmesini kolaylaştırıyor. Tasarı ile Yükseköğretim Kurumları Disiplin Yönetmeliği hükümlerine göre öğrencilerin aldıkları disiplin cezaları bütün sonuçları ile kaldırılıyor.

Başa dön


Erdoğan savaş için fiyat biçti
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyareti, Washington Post gazetesinde, “Türkiye Irak’a karşı destek için fiyat biçti” başlığıyla duyuruldu.
Beyaz Saray’a yakınlığıyla bilinen gazetede, Karl Vick imzasıyla yayımlanan yazıda, 1991’deki Körfez Savaşı’nın Türkiye ekonomisi üzerindeki yıkıcı etkisine dair örnekler aktarıldı. “10 yıl sonra şimdi, ABD, Türkiye’den yeni askeri girişimde cephe rolü oynamasını istiyor ve alttan alta bu işbirliğinin fiyatı hakkında pazarlık yürütüyor” ifadelerini kullanan Vick, bu pazarlığın içeriğini ise şöyle tarif etti: Toprakların Amerikan birliklerine ve uçaklarına açılmasına karşılık, ekonomik yardım ve Avrupa Birliği’yle (AB) ilişkilerde destek.
ABD-AB-Türkiye üçgeni
Karl Vick’e göre, ABD “çekilen bu fiyatı” kabul ediyor. Çünkü, Amerikan yönetimi, Türkiye’nin AB’yle ilişkilerinin bozulmasının ülkede Batı karşıtı bir cereyan yaratacağından ve tabii ki, Irak’a saldırı hazırlıklarının sekteye uğrayacağından çekiniyor.
“AB üyeliği için ilerleme sinyalleri, ABD’nin Türkiye’de kara birlikleri ve Bağdat hükümetine karşı kuzeyden cephe açmak için olmazsa olmaz olan savaş uçakları konuşlandırması şansını artırır” denilen yazıda, buna karşın AB’nin Türkiye’nin taleplerine yanıt vermekte isteksiz olduğuna işaret edildi.
Halk savaşa karşı
Yazıda dikkat çekilen bir olgu da, Türkiye halkı içinde Amerikan karşıtı görüşlerin iyice artmakta olduğu. Pew Global Attitudes Project tarafından 44 ülkede yapılan kamuoyu yoklamalarında, Türkiye’nin, ABD hakkında “olumlu” görüş taşıyan kişi sayısının en çok düştüğü ülke haline geldiğine vurgu yapan Karl Vick, ülkenin yüzde 98’inin Müslüman olması da tehlike gibi gösterildi.
Vick, “halkta uyanan bu tepkilerin, Irak’a savaş hazırlıklarında ABD’yle işbirliği yapmakta istekli olan AKP hükümetinin manevra alanının daralttığı” yorumunu yaparken, Türkiye’de esas kararların Milli Güvenlik Kurulu’nda alındığı bilgisini de aktardı.
Para kilitleri açar!
AB-Türkiye ilişkilerinin gerginleşmesi ve halk içinde Batı karşıtı duyguların kabarmasına karşı Vick’in gösterdiği çözüm ise para. Bunu, “Türk yetkililer, bugünkü durgunluk ve Körfez Savaşı’nın anıları sebebiyle, para kilitleri açabilir diyor” sözleriyle anlatan Vick, şunları anlattı: “Geçen yılki banka ve döviz kriziyle tetiklenen küçülme, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana olanların en kötüsü. Türk Lirası değerinin üçte ikisini kaybetti ve şu anda 1 dolar 1.5 milyon lira ediyor. Gayrıresmi işsizlik oranı yüzde 30 ve geçen yıl ekonomi neredeyse yüzde 10 düzeyinde küçüldü.
İki ülke, ABD’ye olan 5 milyar dolarlık askeri borçların indirilmesini, 16 milyar dolarlık IMF kredisinin garantiye alınmasını ve Türk ihraç ürünlerine sınırlı ticari ayrıcalık verilmesini içeren bir yardım paketi üzerinde görüşüyorlar.”
Bush istediğini aldı
New York Times gazetesindeki haberde de, ABD Başkanı Bush’un Erdoğan’dan, Türkiye’deki hava üslerini kullanmak için onay aldığı belirtildi.
Erdoğan’ın, ABD ziyareti sırasında Irak’ı tehdit ederek, “Eğer Saddam Hüseyin yönetimi dünya barışını tehdit eden oluşumları korumaya devam ederse, Türkiye de gerekli desteği verecektir” diye konuştuğunu aktaran gazete, görüşmelerde özellikle askeri üslerin kullanımı üzerinde durulduğunu yazdı.

Savaş anlaşması
Beyaz Saray sözcüsü Ari Fleischer, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı George Bush’un görüşmesinde, bölgesel güvenlik, ekonomi, Türkiye’nin AB süreci ve Irak konularının ele alındığını söyledi.
Fleischer, görüşmenin çok olumlu geçtiğini belirterek, iki liderin Irak ve Irak lideri Saddam Hüseyin’in barış için tehlike olduğu ve silahsızlandırılması konusunda aynı görüşte olduğunu kaydetti.
Bu konuda yakın danışmaların sürdürüleceğini belirten Ari Fleischer, işbirliği detayları konusunda ise bilgi veremeyeceğini söyledi.


Başa dön


Kopenhag’da kritik zirve
Avrupa Birliği’nin Kopenhag Zirvesi, bugün akşam saatlerinde Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da başlıyor. Zirvenin en önemli gündemi, Türkiye’ye üyelik müzakereleri için tarih verilmesi olacak. Irak’a yönelik olası bir saldırıda Türkiye’yi kullanmak isteyen Washington tarafından ciddi bir biçimde baskı altına alınan Avrupa Birliği liderleri, doğuya doğru genişleme sürecinin tamamlanmasını da ele alacaklar.
Zirvenin diğer gündemleri arasında Avrupa Konseyi’nin, AB üyesi sayısının 25’e çıkması halinde nasıl işleyeceği, NATO’ya alternatif bir askeri güç olarak ortaya çıkan AGSP (Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası) projesi, AB’nin geleceğini tartışmak için kurulan Avrupa Konvansiyonu’nun çalışmaları ve elbette, “terörle mücadele” olacak.
İşleyiş değişebilir
Genişleme sonrasında Avrupa Birliği başkanlık işleyişinin şekillenmesi ve Yunanistan’ın gelecek dönem başkanlığı da, masaya yatırılacak. Bugüne dek AB içinde “dediklerini yaptırma” gücüne sahip olan Almanya ve Fransa, yeni üyelerin katılımı ile AB organlarındaki güçlerini yitirmek istemiyorlar. Bu nedenle, Konsey de dahil olmak üzere birçok önemli organda tüzük değişiklikleri yapılabilecek.
Hassas bir gündem!
Ancak haftalardır tartışılan ve sık sık gerilimlere sebep olan en önemli gündem, kuşkusuz Türkiye. Zirve öncesinde, AB liderlerinin hükümetin istediği yönde bir karar almayacağı, kesinleşmiş görünüyor. Bu yöndeki en dikkat çekici açıklama, AB Dönem Başkanı Danimarka’nın Başbakanı Anders Fogh Rasmussen’den geldi. Rasmussen, önceki günkü açıklamasında, “Türkiye’nin nihai olarak AB’ye kabulünün, şu anki genişleme sürecinden çok daha büyük, dev bir uğraştırıcı iş olacağını” ifade etti.
Ankara’yı fazla umutsuzluğa sevk etmek de istemeyen Rasmussen, buna rağmen, Kıbrıs’ta bir çözüm durumunda olumlu atmosfer yaratılabileceğini söyledi. Hemen ardından ise, ‘’Kıbrıs sorunun çözümü karşılığında siyasi kriterlerde uzlaşmaya gidemeyiz’’ diye ekledi. Aynı demeç içinde yapılan bu çelişkili açıklamalar, Avrupalı liderlerin Türkiye’ye karşı oynadığı “denge” siyasetinin en açık yansıması oldu.
Fransa-Almanya önerisi
AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarından oluşan AB Genel İşler Konseyi ise, Türkiye konusunda son sözün Kopenhag’da söyleneceğini ilan etti. AB Dönem Başkanı Danimarka’nın Dışişleri Bakanı Per Stig Möller, Türkiye’deki gelişmelerin “cesaret verici” olduğunu ama “reformların uygulamasının görülmesi gerektiğini” ifade etti.
Fransa ve Almanya’nın, “Türkiye’ye, ne zaman AB üyesi olacağının 2005 yılında söylenmesi” şeklindeki ortak önerisinin kendilerine “ilham kaynağı” olduğunu anlatan Möller, “Kopenhag’da Türkiye konusunda çıkacak metnin son halinin ne olacağını bilemem” dedi. Möller, “Kıbrıs sorununun çözüm takvimi, AB’ye katılım takvimi açısından sorun yaratır mı?” sorusunu, “Çözüm müzakereleri BM kontrolünde devam ediyor. Kıbrıs’ın birleşmesi konusu veya bölünmüşlüğü sorunu, Cuma günü, Kopenhag’da ele alınacak” diyerek yanıtladı.
Möller, genişlemenin mali boyutlarının Kopenhag Zirvesi’nde ele alınacağını, 13 Aralık Cuma günü 10 adayın AB’ye katılımlarına ilişkin yeşil ışık yakılabileceğini de ekledi. Möller, Kopenhag Zirvesi’nde, koşulları yerine getirmeleri halinde, Romanya ve Bulgaristan’ın 2007’de AB’ye katılacaklarının belirtileceğini bildirdi.
Erdoğan Kopenhag’da
Bu arada, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, AB Zirvesi’nin yapılacağı Kopenhag’a ulaştı. Erdoğan, ABD’deki temaslarını tamamladıktan sonra dün öğleden sonra Kopenhag Havaalanı’na indi. Erdoğan’la birlikte Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ve diğer heyet üyeleri de Kopenhag’a vardı.
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides de, Kopenhag’a gitti. Klerides’e Kopenhag’da Rum Ulusal Konseyi üyeleri eşlik edecek. Buna karşılık, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kopenhag’da olmayacak.
Powell: Alın artık
AB liderleri Türkiye konusunda “zikzak” politikasını sürdürürken, ABD’nin baskısı devam ediyor. Son olarak, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, “Avrupa Birliği’nin önünde Türkiye’yi kucaklamak ve Kıbrıs sorununa bir çözüm getirmek konularında tarihi bir fırsat bulunduğunu” söyledi.
Powell, Fransız TV 2 kanalına verdiği demeçte, “Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye üyelik müzakerelerine başlamak üzere tarih vermeyi uygun bulmasını çok umut ediyorum” dedi.
Türkiye’ye tarih vermenin “AB’nin kararı olacağını” söyleyen Powell, “Ancak bizim de bundan çıkarımız var. ABD olarak AB’ye yakınız ve AB içinde de dostlarımız var. Bu konuda AB’nin bütün bakanlarıyla sürekli temastayım” diye konuştu.
Powell, “İnanıyorum ki, AB’nin önünde Türkiye konusunda tarihi bir fırsat var. Türkiye, son dönemde yaptığı reformları yansıtan, memnun olacağı bir şey alabilir. Son aylarda üyelik şartlarının gereğini yerine getirmek için çok şey yaptılar” ifadesini kullandı.
ABD Dışişleri Bakanı, Kıbrıs’ta da BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın bir çözüm planı ortaya koyduğunu hatırlatarak, “Kıbrıs’ta bir çözüm görmek ve Türkiye’nin AB tarafından kucaklanma fırsatını açmak, bu yıla ne kadar güzel bir son olur” dedi.
Pek hoş karşılanmıyor
Powell ve diğer Amerikalı yetkililerin benzer demeçleri, Avrupa hükümetleri tarafından “iç işlerine müdahale” olarak görülüyor ve tepkiyle karşılanıyor.
ABD’nin izinden gitmeye özen gösteren İngiltere ise, Türkiye’yi “cesaretlendirici” mesajlar veriyor. İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, “demokratik, laik ve büyük bir devlet” olan Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne alarak sağlanacak kazançların “üyelik konusunda gösterilecek çabalara değeceğini” söyledi.
İngiltere’nin, Türkiye’ye kesin tarih verilmesini savunmaya devam ettiğini belirten Straw, ancak kararın 15 üye ülkenin vereceği karar olacağını söyleyerek, topu diğer ülkelere attı.

ZİRVE PROGRAMI
Kopenhag Zirvesi, bugün akşam saatlerinde Bella Center’da başlayacak. İki gün sürmesi planlanan zirve, liderlerin Bella Center’da bir araya gelmelerinden sonra 19.00’da Konvansiyon Başkanı Valerie Giscard D’Estaing ile yapacakları toplantıyla açılacak.
Kopenhag’da ilk akşam, devlet ve hükümet başkanlarıyla dışişleri bakanlarının birlikte yiyecekleri akşam yemeğiyle sona erecek. Liderler, Kopenhag’da ikinci güne bu kez Avrupa Parlamentosu başkanıyla bir araya gelerek başlayacaklar, ardından ilk çalışma toplantısına geçecekler ve gündemde yer alan maddeleri görüşmeye başlayacaklar.
Öğleden sonra yapılacak ikinci çalışma oturumundan sonra liderler, müzakere süreçlerini tamamlayan 10 aday ülkenin temsilcileriyle bir araya gelecekler. AB liderlerinin geleneksel aile fotoğrafı çekiminden sonra da Danimarka Kraliçesi Margrethe ve Prens Henrik, konuklara
Christiansborg sarayında resepsiyon verecek.
Konuklar, daha sonra Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen’in evsahipliğini yaptığı akşam yemeğine katılacaklar. Yemeğin ardından zirve de resmen sona ermiş olacak.
Zirvenin yapılacağı Bella Center ve şehir merkezinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Kopenhag’da, bazıları çevre bölgelerden gelen toplam 6 bin polis görev yapacak. Bu polislerden 1000’i oturumların yapılacağı Bella Center’a konuşlandırılacak. Bu bölgedeki yollar trafiğe kapatıldı. Havaalanından şehir ve zirve merkezlerine ulaşımı sağlayan yollarda devlet ve hükümet başkanları için alternatif güzergâhlar belirlendi. Böylelikle, ülkelerini zirvede temsil edecek liderlerin hangi güzergâhı kullanacakları birkaç dakika öncesine kadar bilinemeyecek.
Zirve boyunca küreselleşme, Avrupa Birliği ve savaş karşıtı protesto eylemlerinin yapılacağı belirtiliyor. Bu gösterilerin en büyüğü, 13 Aralık Cuma günü düzenlenecek.


Başa dön


DYP’de yarış kızıştı
DYP kongresine günler kala başkan adayları çalışmalarını hızlandırdı. Genel başkanlığa aday olduklarını açıklayan 3 yeni isimle birlikte DYP’deki aday sayısı da 11’e yükseldi. Başkan adaylarından Aydın Menderes, DYP Genel Başkanı olduğunda DYP ve ANAP’ın birleşmesi için çalışacağını açıklayarak, merkez sağı toparlayacağını söyledi. Genel başkan adayı enflasyonu ile gidilen DYP kongresi için adaylar son hazırlıklarını yapıyor. Çalışmalarını sürdürmek için Otel 2000’de karargâh kuran Aydın Menderes, dün düzenlediği basın toplantısında, DYP’nin kongrede olmak ya da olmamak arasındaki seçimini yapacağını söyledi. Genel Başkan seçildikten sonra yapacaklarını anlatan Menderes, merkez sağda birleşmeyi sağlayacağını, ANAP ve DYP’yi birleştireceğini açıkladı. Menderes, DYP’de bütün kadroların tahrip edildiğini dile getirerek, DYP’nin yaptığı en büyük hatanın kendini 1946’dan değil, 1993’den başlatması olduğunu ifade etti. Kongrede Demirel’in desteğini almak isteyen Menderes, DYP’de Süleyman Demirel’e düşmanlığın tüzük haline geldiğini, bunun değişeceğini belirtti. Menderes, oldukça iddialı konuşarak, bu yarışta kendisinin tek olduğunu, kimsenin kulvarında yarışmadığını söyledi. İlhan Kesici’ye atıfta bulanan Menderes, kendisinin konu mankeni bir genel başkan olmayacağını savundu.
DEP davasında Türkiye mahkûm
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan DEP yöneticilerinin yaptığı şikayet başvurusunda Türkiye’yi suçlu buldu. AİHM, Türkiye’nin 1994 yılında DEP’i kapatarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) ör-gütlenme özgürlüğünü ihlal ettiği görüşüne vardı. Mahkemenin kararında, DEP’in kapatılmasının demokratik toplumlarda gerekli olmadığı ve Türkiye’nin AİHS’nin 11. maddesini ihlal ettiği vurgulandı. AİHM kararı gereği, Türkiye, DEP adına başvuru yapan Hatip Dicle’ye mahkeme masrafları da içinde olmak üzere 210 bin Euro maddi tazminat ödeyecek. Hatip Dicle ve diğer dört arkadaşı, 1994 yılında DGM tarafından “terör örgütüne üye olmak” iddiasıyla yargılanmış ve hâlâ tartışılan bir kararla çeşitli ağır hapis cezalarına çarptırılmışlardı. AİHM, daha önce cezaevinde bulunan Leyla Zana, Hatip Dicle ve arkadaşlarının DGM’de adil yargılanmadıkları gerekçesiyle Türkiye aleyhinde bir karar daha almıştı. AİHM’in bu kararından sonra Avrupa Konseyi’nin karar organı Bakanlar Konseyi, Türkiye’den Zana ve arkadaşlarını tekrar yargılanmasına olanak sağlayacak gerekli yasal düzenlemleri yapmasını istemişti.
Mustafa Sarıgül bu kez CHP’ye katıldı
DSP’den seçilen, daha sonra YTP’ye geçen Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, CHP’ye katıldı. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “Artık eve dönme zamanı. Artık gurbet bitti. Şimdi herkesi eve çağırıyorum. Bu evde herkese, daha önce bu evde olmayanlara da yer var” dedi. Baykal, CHP Grup toplantısına Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ile birlikte geldi. Toplantıyı açış konuşmasının sonunda, CHP’nin bir yandan Parlamento’da görev yaparken diğer yandan da partiyi güçlendirme çabalarını sürdürdüğünü belirten Baykal, daha sonra partiye üyelik formunu imzalayarak Sarıgül’e CHP rozeti taktı. Baykal, grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin şu anda AB, Kıbrıs ve Irak’taki gelişmeler gibi 3 ciddi temel sorunla karşı karşıya bulunduğunu söyledi. Irak’ta yaşanan gelişmelerin dikkatle izlenmesi gerektiğine dikkat çeken Baykal, şöyle devam etti: “Buradaki temel nokta, Türkiye, yapılması düşünülen bu harekâtın bir cephesi haline gelmemelidir. Biz uluslararası sorumluluklarımızı elbette biliyoruz ve yerine getireceğiz. Ancak Türkiye’nin bir askeri cephe haline getirilmesi kesinlikle kabul edilemez.”

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net