www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



İlk hesaplaşma 1475’te
1475 sayılı yasada değişiklikler öngören İş Yasası Ön Tasarısı, Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz hafta ‘sivil toplum örgütleri’ ile yaptığı toplantıda TİSK tarafından yeniden gündeme getirildi.

Priştina işçiden bihaber!
Göreve gelmeden önce işyerlerinde sendikasız işçi çalıştırmayacağını belirten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Priştina, belediyeye bağlı IZBELCOM’da çalışan 150 işçinin sendikadan istifa ettirilmesinden haberi olmadığını iddia etti.

Kamu-Sen ‘sorun’ istemiyor
Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, 2003 yılı için yapılacak toplugörüşmelerde AKP ile çatışmak istemediklerini ifade ederek, görüşmelerde en düşük memur maaşının asgari geçim standartı düzeyinde olacak şekilde zam isteyeceklerini söyledi.


İlk hesaplaşma 1475’te
Şengül Karadağ
İşçiler bir yandan İş Güvencesi Yasası’nın yürürlüğe girmesini beklerken, diğer yandan İş Yasası’nın patronların istekleri doğrultusunda değiştirilmesi kaygısını taşıyorlar. Zira şu anda iktidar olan AKP’nin geçen dönem Meclis’te bulunan milletvekilleri, İş Güvencesi Yasası’na kerhen destek vermişler, hatta aleyhinde konuşmalar yapmışlardı.
Hatırlanacağı gibi temmuz ayında tatile giren Meclis, ağustosta Avrupa Birliği’ne uyum yasalarını görüşmek üzere olağanüstü toplanmış, bu arada işçi konfederasyonlarının gündeme getirdiği İş Güvencesi Yasa Tasarısı da görüşülmüş, uzun pazarlıklar sonucu ve seçim ortamının da etkisiyle, 15 Mart 2003 tarihinde yürürlüğe girmek üzere kabul edilmişti.
Yürürlük tarihinin ertelenmesinde, patron örgütlerine verilen sözler etkili olmuştu. Görüşmeler boyunca Meclis kulislerinde sadece TÜSİAD, TİSK gibi patron örgütleri değil, Aydın Doğan Grubu’ndan sermaye sözcüsü ‘gazeteciler’ de boy gösterdiler. TÜSİAD üyesi iş adamlarıyla birlikte Hürriyet gazetesi yazarları Ertuğrul Özkök ve Muharrem Sarıkaya milletvekillerini ablukaya almışlardı. Hatta Özkök’ün AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “İş güvencesine destek vermezseniz, partinize desteğimiz sürer” dediği, Erdoğan’ın da buna olumlu yanıt verdiği biliniyor. Erdoğan, o günlerde kendisini ziyaret eden konfederasyon başkanlarına da, “İş güvencesi ile iş yasası birlikte çıkmalı” diyerek destek vermemişti.
Patronlar rövanş istiyor
AKP’nin İş Güvencesi Yasası’na desteğinin kerhen olduğu milletvekillerinin Meclis kürsüsünden yaptıkları konuşmalarda da ortaya çıktı. Milletvekilleri, patronların ağzından ifadelerle, “İş Güvencesi Yasası 1475 sayılı İş Yasası’yla birlikte ele alınmalıdır. Seçimden sonra kurulacak hükümetin öncelikli işi 15 Mart’a kadar İş Yasası Ön Tasarısı’nı mutlaka yasalaştırmak olmalıdır” dediler.
Patron örgütleri şimdi bu danışıklı dövüşün rövanşını istiyor. Verilen sözün yerine getirilmesinde ısrarlılar. Bu ısrar şu anda sürmekte olan toplusözleşme görüşmelerine de yansıyor. Tekstilde binlerce işçiyi ilgilendiren sözleşmenin uyuşmazlığa gitmesinin nedenlerinden biri esnek çalışma. Metal işkolundaki grup sözleşmeleri de MESS’in İş Yasası Ön Tasarısı’ndaki maddeleri dayatması sebebiyle tıkanmış durumda. Metal ve tekstil patronları imza atmak için yeni hükümeti bekliyorlar. Yeni hükümetin ise ne yapacağı merakla bekleniyor? AKP’nin o dönemki tavrına bakılırsa, işçi sendikalarıyla hükümetin doğrudan karşı karşıya gelecekleri en önemli gündem (asgari ücreti saymazsak) bu olacağa benziyor. Çünkü patronların İş Yasası’nda yapılmasını istediği söz konusu değişiklikler, İş Güvencesi Yasası’nı etkisiz, sendikalı olmayı anlamsız hale getiriyor.
Ak değil kara günler
Petrol-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın işçilerle kurulacak hükümet arasındaki ilk çatışmanın İş Yasası’nda yapılmak istenen değişiklikler söz konusu olduğunda yaşanacağını belirtiyor. TÜSİAD’ın ve diğer işveren örgütlerinin AKP’ye verdiği desteğin nedenlerinden birinin, bu değişikliklerin 15 Mart’tan önce yapılacağı sözü olduğunu ifade eden Öztaşkın, “Biz hazırlıklıyız, kendi tabanımızda aylardır bunun çalışmalarını yapıyoruz. Ama burada önemli olan bizim ya da birkaç sendikanın hazır olmasından öte üç konfederasyonun birlikte duruş sergilemesi” diyor. AKP liderinin mevcut programın devam ettirileceği yönündeki açıklamalarının, çalışanları ‘ak değil kara günler’ beklediğinin ifadesi olduğunu belirten Öztaşkın, “tek başına iktidar” söylemleriyle estirilmeye çalışılan iyimser havaya rağmen mücadelenin sertleşeceği, toplumsal muhalefetin yükseleceği tespitinde bulunuyor.
İkisinden biri yalan
Tekstil İşçileri Sendikası Genel Başkan Vekili Ali Yılmaz da, AKP’nin 1475 sayılı yasa konusunda işverenlerin talepleri doğrultusunda davranacağını düşünüyor. “İş Güvencesi Yasası çıkarken izledik. AKP’li milletvekilleri hem desteklediklerini söylediler, hem de aleyhinde konuşmalar yaptılar. İşverenlere söz verdiler. Bu da demektir ki; sermayenin direktifleri doğrultusunda hizmet yapacaklar” diyen Yılmaz, yeni hükümetin bu konuda sendikalarla karşı karşıya geleceğini söylüyor. AKP’nin her konuda ‘takiye’ yaptığına inanan Ali Yılmaz, “Bir taraftan istihdam yaratacağız, diğer taraftan IMF politikalarını uygulayacağız diyorlar. İkisinden biri yalan. Hangisinin yalan olduğunu göreceğiz. Bana kalırsa halka verilen sözlerin yalan olduğu ortaya çıkacak” diyor. İzleyip göreceklerini belirten Yılmaz, sorunların birlikte mücadele olmadan aşılamayacağına vurgu yapıyor.
Gönülden geçen
Şu anda uyuşmazlıkta olan toplu iş sözleşmesi görüşmelerini hatırlatan Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Ziya Yılmaz, 1475 sayılı yasayla ilgili değişikliklere karşı durmaya devam edeceklerini söylüyor. Ancak Yılmaz, AKP’nin İş Güvencesi Yasası görüşülürken sergilediği tavra karşın iyimser olmaktan yana. “O günkü Ak Parti ile bugünkünü aynı yerde değerlendirmiyoruz” diyor.
“Gönlümüzden geçen tablo bu olmasa da seçim sonuçlarına saygı duymak zorundayız” diyen Yılmaz, IMF programları ve özelleştirmeler konusunda bugüne kadar yapılan yanlışların tekrarlanmamasını istediklerini belirtiyor.

Kıdem tazminatı gasp ediliyor
Patronların en önemlli hedefi kıdem tazminatı. Hem iş güvencesi hem kıdem tazminatı hakkının bir arada olamayacağını savunuyorlar.
İş Yasası Ön Tasarısı’nda kıdem tazminatlarıyla ilgili iki ayrı dayatma bulunuyor. İlkinde kıdem tazminatları için bir fon oluşturulması öngörülüyor. İşçiler, kıdem tazminatına hak kazanabilmek için bu fona 15 yıl prim ödemek zorunlu olacaklar. İkinci dayatma ise tazminat hesabının 30 günlük değil, 15 günlük ücret üzerinden yapılması yönünde. Burada da kıdem tazminatı alabilmek için işçinin elli yaşını tamamlamak ve 10 yıllık kıdem süresini doldurmak koşulu getiriliyor.

8 saat işgünü hedefte
İş Yasası Ön Tasarısı yasalaşırsa işçilerin, uzun yıllar canları pahasına mücadele ettikleri 8 saatlik işgünü hakkı yok edilecek. Tasarıda yer alan çalışma sürelerinde esneklik maddesine göre, patron işçileri günde 12 saat çalıştırabilecek.
Tatil günü belirsizleşiyor
Yasa tasarısıyla hafta sonu tatili kavramı da değiştiriliyor. Mevcut kanunda yer alan “altı işgünü çalıştıktan sonra” koşulu kaldırılıyor, hafta sonu tatilinin “herhangi bir gün yapılabileceği” belirtiliyor.
Telafi çalışması
Patronlar ulusal ve dini bayramlar ile genel tatil günleri öncesi ya da sonrası işyerinin tatil edilmesi halinde, daha sonra işçileri tatil süresi kadar çalıştırabilecek. Telafi çalışması denilen bu çalışma fazla mesai sayılmayacak.
Kısa çalışma
Tasarıyla, “kısa çalışma” adı altında ücretsiz izin uygulaması meşrulaştırılıyor. Patronların, stokları büyüdüğünde ya da geçici olarak işi durdurduklarında işçileri ücretsiz izne çıkarmalarının önünde artık engel kalmayacak.

Esnek çalışma getiriliyor
Yasa tasarısı esnek çalışmayı öngörüyor. Patronlar, çalışma sürelerinden, sözleşmelere, işyerlerine kadar her alanda esneklik istiyor. Böylece işçinin hak ve çıkarları hiçe sayılarak, işin ve işyerinin koşulları ne gerekiyorsa o yapılacak.
Sözleşmede esneklik
Sözleşmeler esnekleştiriliyor. İş sözleşmeleri, tarafların ihtiyacına göre, “belirli veya belirsiz süreli, tam süreli veya kısmi süreli, yahut deneme süreli ya da diğer türlerde” oluşturulabilecek.
Emsal işçi
Yasalara ‘emsal işçi’ kavramı sokuluyor. Emsal işçi uygulamasıyla, bir sendikanın örgütlü olduğu işyerinde daha iyi şartlarla toplusözleşme imzalamasının önüne geçilmiş olacak.
Ödünç işçi
Yasa tasarısı ‘ödünç işçi’ uygulaması adı altında işçilerin bir mal gibi alınıp satılmasının önünü açıyor. Buna göre bir patron çalıştırdığı işçiyi başka bir patrona ödünç verebilecek. İşçiyi köleden farksız hale getiren bu uygulama ile üretimin mümkün olduğu kadar az işçiyle yapılması amaçlanıyor.
İşçi işyeriyle devredilecek
İşçiler, tıpkı bir makine gibi işyerinin ya da herhangi bir bölümünün devri ile başka bir patrona devredilebilecek. İşyerlerinin devredilmesi durumunda yürürlükteki toplusözleşme bir yıl için ortadan kaldırılabilecek.
Deneme süresi uzatılıyor
Mevcut yasada 1 ay olan deneme süresi 2 aya çıkarılıyor. Bu süre toplusözleşmelerle 4 aya kadar uzatılabilecek.
İşyeri kavramı değişiyor
İşyeri kavramını da değiştiren yasa tasarısı, evde çalışma, parça başı çalışma, belirli bir şirketinin çeşitli birimlerinde çalışma gibi uygulamaları da kolaylaştırıyor. Örneğin; ülke çapında bir işletmenin patronu, işçiyi istediği ilde, istediği fabrikada çalıştırabilecek.


Başa dön


Priştina işçiden bihaber!
Sinan Sarısaltık
İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İZBELCOM Şirketi’nde çalışan 150 işçi, sendikadan istifa ettirildi.
Göreve gelmeden önce işyerlerinde sendikasız işçi çalıştırmayacağını söyleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Priştina, gelişmelerden haberi olmadığını iddia ederek, suçu İZSU yöneticilerine attı. Belediye-İş Sendikası İzmir 2 No’lu Şube, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İZBELCOM’da çalışan işçileri kendisine üye yaptı.
Üyelik işleminin tamamlanmasından sonra sendika, 15 Şubat 2002 tarihinde toplusözleşme süreci başlattı. Ancak bir sonuç alamadı. Belediye-İş Sendikası bunun üzerine grev kararı aldı. Sendikanın grev kararını kabullenmeyen İZSU yöneticileri, grev kararına ve sendikanın yetkisini itiraz ettiler.
Yine itiraz ettiler
İtiraz üzerine mahkeme, işyerinin grev yasağı kapsamında olduğunu kabul ederken, sendikanın da yetkili olduğuna karar verdi. Ancak İZSU yöneticileri bu seferde temyize giderek itirazlarını sürdürdüler.
Yetki davası devam ediyorken, İZSU Kanal Daire Başkanı Güven Ağar, işyerinde işçilerle toplantı yaparak sendikadan istifa etmelerini istedi.
Sendikadan istifa edecek işçilere İZELMAN işçilerinin aldığı ücret kadar zam sözü veren Ağar, aksi halde önümüzdeki dönemlerde 10 işçinin işten çıkarılacağını söyledi.
Tehdit ettiler
Gelişmelerle ilgili olarak gazetemize açıklamalar yapan Belediye-İş İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Basri Çavuşoğlu, “İşveren Karşıyaka 2. Noter kanalıyla işçileri sendikadan istifa ettirdi. İşçilere işten çıkarma tehditlerinde bulundular. İstifa edenlerin masrafları da işveren karşıladı. Bizim İZBELCOM’da yetkimiz devam ediyor. Temyiz kararının sonucu geldikten sonra sözleşme Yüksek Hakem’e gidecek. Daha sonra sendikaya tekrar üye olacak olan işçiler bu sözleşmeden yararlanabilecekler. İş güvencesi yasası çıktıktan sonra işçileri tekrar örgütleyeceğiz” dedi.
18 Nisan seçimleri öncesinde hiçbir işyerinde sendikasız işçi çalıştırmayacağı sözünü veren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina’nın işçilerin sendikadan istifa ettirildiğinden haberi olmadığını söylediğini aktaran Belediye-İş İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Basri Çavuşoğlu, “Sayın Piriştina ile ilk görüştüğümüzde kendisinin konu ile ilgili haberi olmadığını İZBELCOM’da sorumlu kişinin İZSU Genel Müdürü Hasan Fehmi Mani olduğunu söyledi” diye konuştu.


Başa dön


Kamu-Sen ‘sorun’ istemiyor
Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, 2003 yılı için yapılacak toplugörüşmelerde AKP ile çatışmak istemediklerini ifade ederek, görüşmelerde en düşük memur maaşının asgari geçim standartı düzeyinde olacak şekilde zam isteyeceklerini söyledi.
ÇİNKUR işçileri hâlâ mağdur
Kayseri’nin İncesu ilçesi yakınında kurulu Çinko Kurşun Metal Sanayi’nde (ÇİNKUR) tazminatlarını alamayan 197 işçi, sorunlarını en kısa sürede çözülmesini bekliyor. Özelleştirme mağduru işçilerin aralarında kurdukları 10 kişilik İşçi Temsil Komitesi’ne başkanlık eden Ali Söylemez, yaptığı açıklamada, Özelliştirme İdaresi Başkanlığı tarafından İranlı işadamlarına satılan ÇİNKUR’da işten çıkarılan 250 işçiden 49’unun kamu kurumlarında işe yerleştirildiğini, emekli olan diğer işçilerin emekli tazminatlarının hâlâ ödenmediğini anımsattı. Mevcut hükümetin yürüttüğü çalışmalarda somut bir adım atılamadığını söyleyen Söylemez, “Özelleştirme İdaresi tarafından görevlendirilen müfettişlerin hazırladığı raporlar, tazminatların ödenmesini öngörüyor. Ancak bugüne kadar ödeme yapılmadı. Yeni kurulacak hükümetten sorunumuzu en kısa sürede çözmesini istiyoruz” dedi. ÇİNKUR’da, fabrikanın çeşitli kurumlara olan 70 milyon dolarlık borcu yüzünden 3 yıl önce üretim durdurulmuş, mahkeme yoluyla satışa çıkarılan fabrikaya alıcı çıkmamıştı.
Ömür boyu çalıştırmak istiyorlar
Fransa’da işbaşında olan Raffarin hükümetinin bakanları her zaman olduğu gibi, önce yapmak istedikleri projeleri “istemeyerek” gündeme getiriyorlar, kamuoyunu tartıştırdıktan sonra, henüz hayata geçmemiş bir yasaya yönelik tepkilere göre değişiklikler yaparak, yeni yasayı resmileştiriyorlar. Pazartesi günü Nantes şehirindeki Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı Fillon, hükümetin ekonomik politikaları hakkında yaptığı konuşma sırasında, hükümete yakınlığı ile bilinen La Figaro gazetesinin bildirdiğine göre “farkında olmadan”, önümüzdeki süreçte hükümetin emeklilik projesini şu şekilde sundu: “Geleceğin emekçileri daha uzun süre ödeme yapacaklar; erken-emeklilikler bizim emeklilik sistemi için birer felakettir.” Böylelikle hükümet emekli olma yaşını uzatmak istediğini ve bu doğrultuda politika izleyeceğini ortaya koymuş oldu. Hükümet bu projeyi esas olarak “nüfus yapısı ve eşitlik” gerekçelerine dayandırıyor. Fillon’a göre Fransız toplumu yaşlı bir toplum ve gelecekte emeklilerin sayısı çoğalacak, dolayısıyla emeklilik kasasına para ödeyen işçilerin sayısı azalacak. Fillon, “55 yaşına gelmiş tüm emekçileri dışlama politikasından uzaklaşmak” gerektiğini söylüyor. Yani 55 yaşına gelip de çalışmak istediği halde zorunlu olarak emekliliğe ayrılan işçiler varmış.
İşçilerin aylık kazancı açıklandı
Geçen yılın ikinci 6 aylık döneminde, kişi başına aylık ortalama brüt kazanç 696 milyon 153 bin lira oldu. Devlet İstatistik Enstitüsü’nün (DİE), “2001 Yılı 2. Dönem İstihdam ve Kazanç Anketi Geçici Sonuçları” açıklandı. Buna göre, haftalık fiili çalışma süresi kapsamında (fazla mesa dahil) 2001 yılının ikinci 6 aylık döneminde, kamu sektöründeki artış yüzde 42, özel sektördeki artış da yüzde 44.7 olarak gerçekleşti. Madencilik ve taşocakçılığı, imalat sanayi, elektrik, gaz ve su sektöründe çalışanların, haftalık fiili çalışma süresindeki ücret artışlarında ortalama yüzde 44.2 oranında bir artış yaşanmış oldu. Bu oran, 2001 yılının 1. döneminde yüzde 44.1 olarak gerçekleşmişti. Aylık brüt kazanç verileri, 2001 yılının ikinci 6 ayında, özel sektörde 569 milyon 885 bin lira düzeyinde gözükürken, bu rakam kamu sektöründe 1 milyar 179 milyon 558 bin lira oldu. İki sektörün ortalaması da 696 milyon 153 bin liraya ulaştı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net