www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Türkiye kazanacak
DEHAP çatısı altında bir araya gelen HADEP, EMEP ve SDP’nin oluşturduğu Emek, Barış ve Demokrasi Bloğu seçim bildirgesini açıkladı.

DEHAP Seçim Bildirgesi
Partimiz ilk defa seçmenin karşısına çıkıyor. Ama daha şimdiden emek, barış, demokrasi güçlerinin desteğini aldı. Hakları ellerinden alınıp sefalete mahkum edilmiş işçiler, emekçiler, köylü, memur, esnaf, tüm ezilenler, yoksullar, geleceği karartılmış genç-yaşlı, kadın-erkek milyonlar DEHAP etrafında birleşiyor.

Bursa’da aday tanıtımı
DEHAP çatısı altında birleşen Emek, Barış ve Demokrasi Bloğu, Bursa’da adaylarını tanıttı. Öner Düğün Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe birçok sendika yöre derneği ve kitle örgütü temsilcisi katıldı.


Türkiye kazanacak
HADEP, EMEP ve SDP’nin DEHAP çatısı altında oluşturduğu Emek, Barış, Demokrasi Bloğu 3 Kasım seçimleri için hazırladığı Seçim Bildirgesi’ni açıkladı. IMF ve savaş karşıtlığının, Türk, Kürt emekçi kardeşliğinin temel alındığı bildirge, bloğu oluşturan partilerin genel başkanlarının açıklamaları ile kamuoyuna duyurulurken, DEHAP’a verilecek her oyun, demokrasinin yolunu açacağı, aydınlığın kapısı olacağı vurgulandı.
DEHAP’ın Seçim Bildirgesi, Ankara Maltepe’de Örnek Otel’de, mütevazı bir basın toplantısı ile açıklandı. Bir gün önce Otel İçkale’de olacağı duyurulan toplantı, Otel İçkale yönetiminin “elektrikte sorun var” bahanesi üzerine son anda Örnek Otel’e alındı. Otel girişinde resmi polislerin, girişte ve salonda ise sivil polislerin yoğunluğu dikkat çekerken, diğer partilerin toplantılarında görülmeyen bu durum tepkilere yol açtı.
DEHAP’ın milletvekili adayları, KESK’e bağlı sendikaların yöneticileri, işçi temsilcileri, işçi sendikaları yöneticilerinin de katıldığı toplantı, DEHAP Genel Başkanı Mehmet Abbasoğlu’nun konuşması ile başladı. DEHAP’ın, barışın, kardeşliğin, emeğin adresi olduğunu belirten Abbasoğlu, DEHAP adaylarına yönelik yasakları eleştirerek, “Yasakları savunanlar, oluşturduğumuz bloğun barajı aşacağını ve Meclis’te hakkı olan yeri alacağını biliyorlar” dedi. Kamuoyu yoklamalarında DEHAP’ın barajı aşacağının artık ‘saklanamaz’ olduğuna dikkat çeken Abbasoğlu, “4 Kasım sabahı Türkiye bir bayram yaşayacaktır” diye konuştu. HADEP eski Genel Başkanı Murat Bozlak ile SDP eski Genel Başkanı Akın Birdal’a getirilen seçilme yasağına da dikkat çeken Abbasoğlu, “DEHAP’a verilen her oyun aynı zamanda Birdal ve Bozlak’ın özgürleşmesi anlamına geleceğini” söyledi. Abbasoğlu, önlerine YSK barajının çıktığını, ancak yüzde 10 barajını yıkıp geçeceklerini ifade etti.
Türk-Kürt kardeşliği
Daha sonra söz alan EMEP eski Genel Başkanı, DEHAP İstanbul 2. Bölge Milletvekili Adayı Levent Tüzel de Türkiye’de zor olan bir şeyi başararak bir araya geldiklerini söyledi. Halkın, emekçilerin, sokaktaki vatandaşın bölünmüşlüğünü giderme noktasında büyük bir adım attıklarını ifade eden Tüzel, emekçilerin ve ezilenlerin ittifakını oluşturduklarını belirtti. Geleceğin bağımsız, demokratik Türkiye’sini kurmanın ittifakını yaptıklarını, programlarının da Türkiye’nin sorunlarının gerçek çözüm programı olduğunu kaydeden Tüzel, bunu da halkın gücüyle yapacaklarını dile getirdi. Tüzel, IMF belasından kurtulmayı öne çıkarttıklarını belirterek, IMF’nin bir sembol olduğunu, asıl olanın boyunduruktan ve savaş belasından ülkeyi uzak tutmak olduğunu dile getirdi.
Adaylarının ülkenin demokratikleşmesi, emeğin hakları için mücadele eden, sendikalardan, meslek kuruluşlarından, emekçi mahallelerinden, fabrikalardan çıkmış, geçmişinde zerrece leke bulunamayan mücadeleci insanlar olduğunun altını çizen Tüzel, kirli ilişkileri olan, yolsuzluklara adı karışmış saray çocuklarının DEHAP listelerinde yer almadığını söyledi. Halkın vekillerinden onur duyduğu bir Meclis ve herkesin aş, iş bulabildiği bir ülke istediklerini kaydeden Tüzel, bunu başaracaklarını söyledi. Tüzel, bloğun uyandırdığı yankı ve heyecanın anketlere yansıdığını kaydederek, bloğun sadece emekçileri, ezilenleri bir araya getirmediğini aynı zamanda sol adına ne kadar değer varsa birleştirdiğini, solun büyük gücünün blokta toplandığını dile getirdi.
Barajları yıkıp geçeceklerinin, hiçbir fiili, yasadışı engeli tanımayacaklarının altını çizen Tüzel, “Çünkü bloğumuz meşruiyetini, gücünü halkımızdan, emekçilerden, ezilen Kürt yoksulundan alıyor. Kardeşliği ülkemizin dört bir yanında dalgalandırıp, Meclis’e taşıyacağız” diyerek, bu konuda herkese büyük görev düştüğünü ifade etti. “Çalışacağız, uğraşacağız, bu hareketi Türk-Kürt kardeşliğini iktidara taşıyacağız” diyen Tüzel, bu kardeşliğin gelecek için de önemli bir miras olacağının altını çizdi.
Mayınlı tarlaları geçeceğiz
Akın Birdal ise YSK’nın yasaklarını eleştirerek, yasaklı demokrasinin olmayacağını, hukukun, demokrasinin herkes için olduğunu söyledi. Demokrasinin bir yönetim biçimi değil, bir kültür, bilinç işi olduğunu kaydeden Birdal, Türkiye’de demokrasinin yolunun mayın tarlalarıyla döşendiğini, DEHAP’ın ise iktidara gelmesi halinde gerçek bir demokrasi yaratacağını dile getirdi. Akın
Birdal, demokrasi ve hukukun, adaletin, insanca yaşamın herkes için olduğunu, Türkiye halkının bu özlemini hayata geçirmek için fırsat doğduğunu, DEHAP’ın bu fırsatı hayata geçirmek için yola çıktığını söyledi. Birdal, “Kim demokrasi istiyorsa, kim başkasını, öteki olarak görmeyen, aşağılamayan bir kültür yaratmak istiyorsa, barıştan yana bir Türkiye istiyorsa, uluslararası platformlarda Türkiye’nin yargılanmasını istemiyorsa, adres DEHAP’tır. Demokrasi, özgürlük, emek ve barışın adresi DEHAP’tır” çağrısını yaptı.
Toplantı sonunda gazetecilerin yönelttiği, ‘Türk-Kürt kardeşliği ifadesini kullanmasının bilinçli mi olduğu, partilerinin etnik bir parti olup olmadığı’ yönündeki bir soruyu yanıtlayan Tüzel, bu sözleri bilinçli söylediğini belirterek, Türkiye’de bir Kürt sorunu olduğunu kaydetti. 12 Eylül yasalarındaki kısıtlamalara, Kürtlere yönelik baskılara atıfta bulunan Tüzel, ihtiyacın siyasal özgürlükler, 12 Eylül yasalarının baştan aşağı değişmesi olduğunu belirtti. Ülkenin hep bölünerek yönetildiğini, halkların birbirlerine karşı kışkırtıldıklarını, ama ortak özelliklerinin emekçi olmaları olduğunu söyleyen Tüzel, Kürtler ve Türklerin eşit haklar temelinde bir araya gelmesini savunduklarını vurguladı.

Başa dön


DEHAP Seçim Bildirgesi
Partimiz ilk defa seçmenin karşısına çıkıyor. Ama daha şimdiden emek, barış, demokrasi güçlerinin desteğini aldı. Hakları ellerinden alınıp sefalete mahkum edilmiş işçiler, emekçiler, köylü, memur, esnaf, tüm ezilenler, yoksullar, geleceği karartılmış genç-yaşlı, kadın-erkek milyonlar DEHAP etrafında birleşiyor. DEHAP çatısı altında, yurtseverlerin, devrimcilerin, sosyalistlerin içinde yer aldıkları EMEK-BARIŞ-DEMOKRASİ BLOĞU oluştu. DEHAP, seçim öncesinde kendisine değişik partilerden ve emekçi örgütlerinden yapılan işbirliği önerilerinin de gösterdiği gibi, önemini ve oynayacağı kilit rolü kanıtladı.
Listelerimizdeki adaylar şunu gösteriyor: Edirne Hakkari’ye, Diyarbakır Ankara’ya, Samsun Urfa’ya, Ege Doğu’ya ve Karadeniz Güneydoğu’ya dürüst, temiz ve aydınlık yüzüyle bakıyor. DEHAP Türkiye’yi kucaklıyor. Türk’ü ve Kürt’üyle, Laz’ı, Arap’ı ve Çerkez’iyle kardeşliği ve ülkenin birliğini temsil ediyor. DEHAP, emeğinin hakkını arayan, barış ve demokrasi özlemiyle dolu, kendi kendisinin efendisi olmak isteyen TÜRKİYE’dir.
DEHAP, halkın ortak evidir. Bu ortak evi, özgürlüğün ateşini simgeleyen DEHAP meşalesi aydınlatıyor.
TÜRKİYE DEĞİŞİM İSTİYOR
3 Kasım seçimlerinden beklenen değişimdir. Kimse eskisi gibi yaşamaya razı değil. İşçisiyle, köylüsüyle, esnafıyla, kadınlarıyla, gençleriyle, emeklileri ve engellileriyle, dulları ve yetimleriyle, Türkleri ve Kürtleriyle, Sünnisi ve Alevisiyle ülke değişim talep ediyor. Doğal çevremiz, neredeyse dile gelmiş, değişim istiyor.
3 Kasım seçimlerinden sonra Türkiye mutlaka değişecektir. Ama hangi yönde? Ülkeyi şimdiye kadar yönetip batağa batıranların istediği yönde mi, halkın istediği yönde mi? Seçimlerde buna karar vereceğiz. Nasıl bir değişim istediğimizi göstereceğiz.
DÜZEN PARTİLERİ HALKA KARŞI
DEĞİŞİM İSTİYOR
Seçimlere katılan düzen partileri, IMF programını kendi öz programları olarak ilan ettiler. Onlar, kendi çıkarlarına bir değişimi Türkiye’ye dayatarak; emekçileri, ezilenleri ve yoksulları daha çok işsizliğe, daha çok enflasyona, daha çok yoksulluğa, daha çok vergi ve borca, dükkanını, toprağını, çiftini-çubuğunu elinden çıkarmaya, ama boyun eğip susmaya mahkum etmek istiyorlar. İstiyorlar ki, halk haklarına, iradesine, geleceğine ve demokrasiye sahip çıkmasın.
Kendi iktidarlarında Türkiye’yi IMF’ye muhtaç eden bu güçler, şimdi IMF tarafından teslim alındılar. Borcu borç alarak ödeme dışında hiçbir çözümleri yok. Bu ise, halkı işsizlik ve yoksulluğa, sanayiyi çöküşe, tarımı yıkıma, esnafı kepenk kapamaya mahkum ediyor. Gençlik, kadınlar, emekçiler, bütün halk artık geleceğine hiç güvenmiyor.
Türkiye’yi hem ekonomik hem de siyasal anlamda dışa bağımlı hale getirdiler.
Ekonomisi, politikaları ve dış ilişkileri halkının öz dinamiklerine dayanmayan bir ülkede, demokrasinin eksiksiz yaşanması mümkün olamaz. Halkı yoksulluk ve savaş tehdidi ile yüz yüze getirenler, halkın demokratik hak ve özgürlükleri kullanmasından yana değiller. Hiç kimse ne kadar özgür olduğunu bilmiyor.
HALK TOPLUMSAL DEĞİŞİM İSTİYOR
Karşımızdaki partilerin değişim programı halkın çıkarlarıyla bağdaşmıyor. Halk, kendisinin yoksulluğunu artıran bir değişime artık katlanmak istemiyor. Halkın istediği, çalışma ve yaşam koşullarının iyileşmesidir, demokrasidir ve toplumsal değişimdir.
Oy pusulasında on sekiz parti bulunmasına karşın, seçimlerde gerçekte yalnızca iki parti yarışacak.
Birinci parti; yıllarca hükümet etmiş olanların ve onlardan hiçbir farkı olmayanların, ülkeyi ve insanlarımızı batağa saplayanların tümünden oluşuyor. İkinci parti ise, halkın talepleriyle özlemlerini gerçekleştirmek için gerçek bir yenilenme ve değişim programına sahip olan EMEK-BARIŞ-DEMOKRASİ BLOĞU’nda bir araya gelen halk kesimlerinin birleştiği DEHAP’tır.
Demokratik Toplumsal Değişim Programı düzen partilerince savunulan değişim programından kökten farklıdır. Çünkü hepsinin programı; IMF ne kadar borç verirse o kadar refah, iç ve dış savaş rantçıları ne kadar izin verirse o kadar barış, ve halk ne kadar susarsa o kadar demokrasi sözü veriyor.
DEHAP’ın toplumsal değişim programı ise; halk ne kadar ister ve mücadele ederse o kadar refah, halk ne kadar ister ve mücadele ederse o kadar barış, halk ne kadar ister ve mücadele ederse o kadar demokrasi elde edileceğini vurguluyor.
KRİZDEN NASIL ÇIKACAĞIZ?
Türkiye ekonomik kriz koşullarında seçimlere gidiyor. Daha kötüsü, seçimlerden hemen sonra bizi daha derin bir kriz tehlikesi bekliyor.
Ülkeyi batağa sürükleyen partilere oy vermek krize oy vermektir. Seçim sonrasında daha fazla işsizlik, yoksulluk, sosyal güvensizlik, iflas ve daha az demokrasi demektir.
Seçim yardımı olarak halkın vergileriyle karşılanan trilyonları alan bu partiler, seçimden sonra yapacaklarını gizlemeden anlatıyorlar: “Bordrolarınızı değil, kendinizi yaksanız da size refah yok” sözü bunların temel sloganıdır.
Kanıtları “borçlanma dışında öz kaynak yok” iddiasıdır.
Avuç açma değil kaynak yaratma ve halkın lehine kullanma yoluyla kriz aşılacaktır
Krizi emekten yana aşmak için Türkiye’de kaynak olmadığı iddiası yalandır. Önemli olan, kaynakların kimin lehine kullanılacağıdır: Faizcilerin, hortumcuların lehine mi, halkın lehine mi? Toplumsal değişim yoluyla yeni kaynaklar yaratılacağını savunan DEHAP açık söylüyor: Kaynaklar halk lehine kullanılmalıdır. Gerekli olan, kaynakları vurgunculara yedirmeyecek halktan yana bir iktidarın kurulmasıdır.
  • İlk iş, Türkiye’yi işsizliğe, yoksulluğa, sefalete sürükleyen IMF programlarından kurtarmaktır.
  • İkincisi, dış ve iç borçları ertelemektir.
  • Üçüncüsü, hortumculardan ve vergi kaçıranlardan çaldıklarını ve borçlarını tahsil etmektir.
  • Dördüncüsü, askeri harcamaları sınırlamaktır.
  • Beşincisi, adil vergi düzeniyle vergi gelirleri çoğaltılacaktır.
    Bu kaynaklarla aşağıdaki toplumsal değişimleri gerçekleştirmek mümkündür.
    Sosyal adaletsizliğe son verilecektir
  • İşsize iş için, rant ve enflasyon ekonomisinden üreten ekonomiye geçilerek istihdam yaratılacak, 35 saatlik iş haftası ilan edilerek işsizliğe çözüm bulunacaktır. Özelleştirmeler sonucu işten atılanlar geri alınacaktır.
  • Bütün ücretli işçiler için dört kişilik ailenin ihtiyaçlarını karşılayacak genel asgari ücret tespit edilecek, gerçek ücretlerdeki düşüşler karşılanacak; her türlü kuralsız çalışma, angarya ve ücretsiz izin uygulaması yasaklanacaktır.
  • Adil vergi düzeniyle çalışanın, esnafın, köylünün vergileri azaltılacak, temel ihtiyaç maddeleri ve sağlık hizmetlerinden KDV kaldırılacaktır. Asgari ücret vergi dışı bırakılacaktır.
  • Tarıma yatırım yapılacak, küçük üretici köylülerin mahvına yol açan “kotalar” gibi sınırlamalar kaldırılacaktır. Destekleme alımları ve üreticilerle birlikte tespit edilecek taban fiyat uygulamasıyla tarımsal üretim ve hayvancılık desteklenecek; kredi borçları silinerek çiftçiye ucuz kredi ve teknoloji desteği sağlanacaktır.
  • Sosyal konut projeleriyle evsize ev sağlanacaktır.
  • Rant kaygısını can kaygısının yerine geçiren deprem vurgunculuğuna izin verilmeyecek; depreme dayanıklı konut yapımı plana bağlanacak; deprem vergisiyle oluşturulan kaynaklar, ilgili meslek odalarının ve halkın denetimine açılarak, depremden zarar görenlere tahsis edilecektir.
  • Toplu taşımacılık yoluyla ucuz ulaşım gerçekleştirilecektir. Deniz ve demiryolu taşımacılığı esas alınacak, bu yolla “trafik canavarı”nın da önü kesilecektir.
  • Herkese parasız eğitim olanağı sağlanacaktır.
  • Herkese parasız sağlık hizmeti sağlanacaktır.
  • Her işyerine kreş açılacak, ücretli doğum izin süreleri artırılarak, babalara da doğumla ilgili izin sağlanacaktır.
  • Eşit işe eşit ücret ilkesi benimsenecek, kadınların işyerlerinde çalışmasının önündeki tüm cinsiyetçi engeller kaldırılacaktır.
  • Milletvekili maaşları kamu vicdanını rahatsız etmeyecek düzeye indirilecektir.
  • Genel işsizlik sigortası kurulacak, sosyal güvenlik kurumları devlet tarafından desteklenecektir.
  • Gençliğe güvenli bir gelecek için, onların kültürel, bedensel gelişimi için bütün önlemler alınacaktır.
  • Gençliği uyuşturucudan, alkolizmden korumak için suç örgütleriyle mücadele edilecektir.
  • Evlilikte cehaletin, iş kazalarının, trafik canavarının, sağlık sisteminin, savaşların kurbanı olan insanlar, engelliler, toplumsal yaşamın bütün alanlarına katılma olanağına kavuşturulacaktır.
    SAVAŞ TEHLİKESİ NASIL ÖNLENEBİLİR?
    Türkiye seçimlere karmaşık uluslararası koşullarda gidiyor. Savaş tehlikesi giderek büyüyor. Her an Irak’a bir Amerikan müdahalesiyle yüz yüze gelebilir ve savaşa sürüklenebiliriz.
    Düzen partileri, sanki savaştan halkın çıkarı varmış ve zarar görmeyecekmiş gibi, bu tehlikeyi umursamıyor ya da savaşı yönetmeye talip oluyorlar.
    DEHAP’ın temel bir sorumluluğu savaşı önlemektir. Halkımız yakın geçmişte yaşadıklarıyla barışın değerini biliyor.
    Bölgede insan hakları, demokrasi, özgürlükler ve haklar, halkların kendi iradeleriyle, dışardan müdahale olmaksızın gerçekleşmelidir. Hiç kuşkusuz bölge halklarının ortak mücadelesi, kardeşliği ve dayanışması olmadan bölgede köklü demokratik değişimlere gidilemez.
    DEHAP, Türkiye’nin çevresinde bir barış kuşağı yaratma görevini, silahların gücüyle değil, halkların kardeşçe birliğinin gücüyle gerçekleştirecek, “dış tehdit” korkusunu bu yolla aşacaktır. Komşularımızla barış, dostluk ve kardeşliğe dayalı ilişkiler kurulması özlemini temsil eden DEHAP, yurtta ve dünyada barışı savunmaktadır.
    KRİZDEN VE SAVAŞ TEHLİKESİNDEN
    ÇIKIŞ İÇİN DEMOKRATİK TÜRKİYE
    Türkiye seçimlere antidemokratik uygulamalarla gidiyor. Kapatma tehdidi HADEP’in seçimlerden çekilmesine yol açtı. Onlarca DEHAP milletvekili adayı YSK tarafından veto edildi. Seçim sonrasında keskin bir rejim tartışması bizi bekliyor.
    Seçimlerde düzen partilerine oy vermek, kazanılmış hak ve özgürlüklerin bugüne kadar olduğu gibi kağıt üstünde kalmasına oy vermektir.
    DEHAP, ekonomisi, kültürü, demokrasisi ipotek altında olmayan demokratik Türkiye’yi kurmak için meclise girecek.
    Toplumsal değişim hedeflerine ancak demokratik bir Türkiye’de ulaşılabilir. O nedenle; üretime, istihdama ve kalkınma hedefine değil ranta ve talana dayalı ekonomik yaklaşımlar ve IMF dayatmalarından kurtulmanın ve savaş tehdidine son vermenin tek yolu demokrasinin kazanılmasıdır.
    Toplumsal değişimin ve demokrasinin gerçekleşmesi için önkoşul, halkın iradesi ve egemenliğinin önündeki tüm engellerin kaldırılmasıdır. Bu nedenle, EMEK-BARIŞ-DEMOKRASİ Bloğu’na dayanan DEHAP;
  • Seçme-seçilme hakkının önündeki bütün engel ve yasakların kaldırılmasını, atanmışların değil seçilmişlerin yönetimini gerçekleştirecektir.
  • Seçilme yaşı 18’e indirilerek gençlerin ülke yönetimine ve toplumsal yaşamın tüm alanlarına etkin katılımı sağlanacak, siyaset gençleştirilecektir.
  • 12 Eylül Anayasası’nın yerine eşitlikçi, özgürlükçü, Türkiye gerçekliğiyle örtüşen demokratik bir Anayasa yapılmasını, yasaların demokratikleştirilmesini sağlayacaktır.
  • Yargı bağımsızlığı sağlanacak, Baroların katılımıyla demokratik hukuk sistemi temelinde bir yargı reformu yapılacaktır.
  • Sendikal ve siyasal özgürlüklerin, düşünce, örgütlenme ve basın özgürlüğünün önündeki tüm yasal ve kurumsal engelleri kaldıracaktır.
  • Başta kamu emekçileri olmak üzere tüm çalışanlara grevli toplusözleşmeli sendika hakkı tanınacaktır.
  • İnsan hakları eksiksiz yaşama geçirilecek; işkence ve kötü muamele toplumsal yaşamdan kesinlikle çıkarılacaktır.
  • Genel af ilan edilecektir.
  • F Tipi cezaevleri kapatılacaktır.
  • YÖK kaldırılacak; üniversiteler özerk, demokratik bilimsel, parasız eğitim kurumları haline getirilecektir.
  • Tüm dillerin, kültürlerin ve inançların kolektif kullanımı yasal güvence altına alınacaktır.
  • Türkiye’nin kültürel mozayiği esas alınıp gelişmesi teşvik edilerek, kültürel yaşam demokratikleştirilecek; kültürel yozlaşmanın önüne geçilerek, halkçı ve demokratik sanatsal ve kültürel yaratıcılığın önü açılacaktır.
  • Uluslararası anlaşma ve sözleşmeler gözden geçirilecek, demokratik içerikli olanlar onaylanıp uygulanacaktır.
  • Siyasi kısıtlılara bütün hakları iade edilecektir.
    Kalıcı bir iç barışın sağlanması ve demokratikleşme için DEHAP
    Halkların kardeşliği ve ülkenin birliğini esas alan DEHAP;
  • Kürt sorununu barışçıl ve demokratik biçimde çözecektir.
  • Koruculuk ve özel örgütlenmeler kaldırılacaktır.
  • OHAL’e son verilecek ve fiili OHAL uygulamaları durdurulacaktır.
  • Köylerinden göç ettirilenlerin zararları karşılanarak şarta bağlı olmadan topraklarına dönmeleri sağlanacaktır.
  • Bölgedeki bütün topraklar mayınlardan arındırılacaktır.
    Kadının Kurtuluşu için DEHAP
    Seçimlere tüm partilerin toplamından daha çok kadın adayla katılan DEHAP, kadın sorununu 21. yüzyılın önemli sorunlarından biri olarak görüyor. Sorun; sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel boyutlarıyla ele alınacaktır. DEHAP, demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü bir sistemin yaratılmasında kadının katılımını, başta siyaset olmak üzere yaşamın her alanına ön koşul olarak koyacaktır.
    Türkiye’de kadın işsizlik oranı özellikle kentlerde erkeklerinkinden yüksektir. İşsizlik ve yoksulluk baskısı altındaki kadınlara kolay sömürülebilir ucuz emek deposu olarak yaklaşılmaktadır. Örgütsüz, düşük ücretli, iş ve sosyal güvenceden yoksun sektörlerde ağırlıklı olarak kadın işçiler çalıştırılmaktadır. Tüm dünyada yaygın olan bu durumu bir anda ve tümüyle ortadan kaldırmak mümkün olmasa da, kadınların istihdam olanaklarından daha fazla yararlanmalarını sağlamaya yönelik, cinsiyet ayrımcı uygulamaları giderici düzenlemeler gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Kadınların sendikal örgütlenme ve sosyal güvencelerini kazanmaları için mücadele edeceğiz.
  • Toplumun yarısını oluşturan kadınların yer ve görev almadığı demokrasi olamaz. Bunun için DEHAP, milyonlarca kadınla el ele vererek kadın iradesini parlamentoya taşıyacaktır.
  • DEHAP, kadınların, başta eğitim ve sağlık olmak üzere, hukuksal hakları, her alandaki yoğun emeğinin görünür kılınması ve güvence altına alınması için gerekli yasal düzenlemeleri yapacaktır.
  • Medeni Kanun ve Türk Ceza Kanunu kadınların lehine yeniden düzenlenecektir.
  • Kadınların lehine olan tüm uluslararası anlaşmalar yürürlüğe konacaktır.
    Laiklik, inanç ve ibadet özgürlüğü için DEHAP
  • Din ve devlet işlerinin birbirinden kesinlikle ayrılmasını; mezhep ve cemaatlerin kendi kendilerini finanse etmelerini,
  • Devletin inançlar karşısında tarafsızlığını, hiçbir mezhebin diğerinden üstün sayılmamasını,
  • Alevi, Sünni ve diğer mezheplerden halkın birliği ve kardeşliğini,
  • İnanç ve ibadet özgürlüğünü, kimsenin kıyafetine karışılmamasını savunmaktadır.
  • Her Sünni yurttaşın da kabul edeceği gibi, Alevi inancı yasal güvence altına alınacaktır.
    Doğal çevrenin korunması için DEHAP
  • İnsanlık büyük bir çevre felaketinin eşiğinde. Bunun suçlusu kar için, akıl almaz bir tüketim toplumu yaratan sermaye düzenidir.
  • DEHAP insanın gerçek ihtiyaçlarını esas alan, doğayla uyumlu bir üretim düzeninden yanadır.
  • İnsanlığın tüm doğal çevresiyle yok olmasına neden olacak nükleer silah yığınağı yok edilmeli, her türlü biyolojik, kimyasal silahlar yasaklanmalıdır.
  • Zeugma, Bergama, Hasankeyf, Munzur ve Fırtına Vadisi gibi doğal tarihi ve kültürel zenginliklerimiz korunacaktır.
    KORKUSUZ, ÖZGÜR, EŞİTLİKÇİ VE DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE’DE UYANMAK İÇİN....
    DEHAP; işçileri, emekçileri, esnafları, köylüleri, kadınları, gençleri, engellileri, milyonlarca işsizi 3 kasım günü sandık başına gitmeye çağırıyor.
    DEHAP’a verilmeyen her oy, geleceğimizden koparılmış bir gün değerindedir. Tüm yoksulları, ezilenleri, bütün halkı, yurtsever ve demokratları, devrimci ve sosyalistleri DEHAP’ı desteklemeye çağırıyoruz.
    Ülkemizi bir renk cümbüşüne çeviren bütün kültürlerin, bütün dillerin ve dinlerin taşıyıcılarını, onların kardeşliği için DEHAP’ı desteklemeye çağırıyoruz.
    4 Kasım sabahı korkusuz bir ülkede uyanacağız.
    Çünkü DEHAP o gün Meclis’e girecek.
    Yıllardır “bölünme” ve “dış düşman” korkusuyla kendine güvenini kaybeden Türkiye’yi biz birleştiriyoruz. Türkün Kürtle, Kürdün Türkle kardeşliğini kuruyoruz. Barışın meşalesini yakıyoruz; ülkeye cesaret, güç, kendine güven aşılıyoruz.
  • DEHAP İzmir’de sendikaları ziyaret ediyor
    DEHAP milletvekili adayları ile HADEP ve SDP yöneticileri DİSK Genel-İş Ege Bölge Şubesi’ni ve Türk-İş 3. Bölge Temsilciliği’ni ziyaret etti. DEHAP adayı Cabbar Demirci, HADEP İzmir İl Başkanı Cemal Coşgun, SDP Parti Meclis Üyesi Öznur Ağırbaşlı bloğa destek istedi. Genel İş 5 No’lu Şube Başkanı Murat Hançer, işyeri temsilcileri ile toplantı yaparak bloğu destekleme kararı aldıklarını, DEHAP’ın çalışmalarını işyerlerinde yapacaklarını söyledi. Genel-İş Ege Bölge Başkanı Kani Beko, “Emek Platformu, toplantı sonrasında DİSK ve platformu oluşturun diğer bileşenler kararını açıklayacaktır” dedi. Toplantıya Genel İş Şubelerinin yöneticileri, işyeri temsilcileri ve işçiler katıldı. Türk-İş 3.Bölge Temsilciliği’ni ziyaret eden DEHAP temsilcileri, 3 Kasım’da işçi ve emekçilerden destek istedi. Türk-İş 3. Bölge Temsilcisi Mustafa Kundakçı, 3 Kasım’da seçimin yapılması gerektiğini söyledi. Emek, Barış ve Demokrasi Bloğu’nun başarılı ve önemli bir birliktelik olduğu inancını taşıdığını vurgulayan Kundakçı, bloğun halkta büyük bir etki yaratacağını sözlerine ekledi. Toplantıya Tez Koop-İş Ege Bölge Başkanı Merih Varol ve şube yöneticileri ve TÜMTİS İzmir Şube Başkanı Hasan Yayık katıldı.
    ‘Blok emekçilerin sesi olacak’
    Seçimlere Emek, Barış ve Demokrasi Bloğu olarak DEHAP çatısı altında girecek olan EMEP, HADEP ve SDP yöneticileri KESK’e bağlı Eğitim-Sen ve TTB’yi ziyaret ederek emek güçlerinden bloğa katkı sunmalarını istediler. EMEP Genel Başkan Yardımcısı Haydar Kaya, DEHAP Adıyaman Milletvekili Adayı Veli Büyükşahin ve SDP yöneticisi Hüseyin Taka önceki gün yaptıkları ziyaretlerde, Emek, Barış ve Demokrasi Bloğu’nun IMF ve DB programlarına ‘hayır’ diyen emekçilerin sesi olduğunu dile getirdiler. Bloğun demokrasi ve emekçiler açısından önemli bir çıkış olduğunu ifade eden blok temsilcileri, “Demokrasi, eşitlik, barış, toplumsal değişim için bu parti birşeyler yapmayacak. Halkla birlikte yapacak, onlar adına kendisi yapmayacak. Bunun içinde bu bloğun Meclis’e girmesi gerekiyor” dediler. Eğitim-Sen Genel Sekreteri Emirali Şimşek ise emek örgütlerinin çok daha büyük bir bloğun oluşmasını beklediklerini aktararak, SHP ve ÖDP’ninde blok içinde yer almasını beklediklerini ifade etti. Üç partinin yine de bir araya gelmiş olmasının ve bloğun oluşmasının önemli olduğunu kaydeden Şimşek, “Kurumsal olmasa da üyelerimiz ve yöneticilerimiz arasında bloğu nasıl destekleriz, nasıl güçlendiririz diye çalışmalar var” diye konuştu. TTB İkinci Başkanı Metin Bakkalcı, partilerin programlarına ve sağlık alanındaki politikalarına bakarak değerlendireceklerini söyleyerek, hekimlerin çalışma ortamlarının iyileştirilmesi, halkın daha iyi sağlık hizmeti alması, Türkiye’nin bağımsızlığının kendileri için önemli olduğunu söyledi. Merkez Konseyi üyesi Eriş Bilaloğlu, kendileri için önemli olan 4 konu olduğunu belirterek, “Bir dış ve iç borçlar. Eğer dış ve iç borçlar varsa çocuk ve kadın ölümleri çok yaşanır. İki, işsizlik, işsizliği nasıl çözecekleri. Üç, Marmara depremi. Çünkü olası bir depremde yüzlerce insanın ölmesi, binlerce insanın sakat kalması bekleniyor. Dört, savaş konusu.” dedi.

    Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net