www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Savaş rüşveti
Amerikan Hükümeti, Türkiye’ye vereceği 200 milyon dolarlık ‘hibe’yi seçim ve savaş gündemine denk getirerek bir taşla birkaç kuş birden vurmak istiyor.

Kumarın kolu Diyarbakır’a uzandı
Diyarbakır’da gizlice oynatılan bahis oyunları gençleri etkisi altına aldı.

Okula değil mahkemeye!
Okulun ilk günü öğrencileri onları sınıflarında beklerken, onlar mahkemede hakim karşısına çıktılar.

İzmir’de okul rezaleti
İlk ve orta dereceli okullarda 2002-2003 eğitim öğretim yılı sorunlar yumağı altında önceki gün başlarken, Narlıdere’de bulunan Kılıçarslan İlköğretim Okulu öğrencileri ortada kaldı.


Savaş rüşveti
Amerika Birleşik Devleti (ABD), “terörizm” bahanesi ile Ortadoğu’ya düzenlediği operasyonlara destek veren Türkiye’ye 200 milyon dolar hibe etti. Ancak hibe edilen 200 milyon doların Türkiye’nin ABD, IMF ve DB’ye olan borçlarının ödenmesi için kullanılması şartı getirildi.
Afganistan’da yürütülen savaşa tam destek veren Türkiye’yi muhtemel bir Irak saldırısında da arkasında görmek isteyen ABD dün Hazine Müsteşarlığı’ında imzalanan bir anlaşma ile Türkiye’ye 200 milyon dolar hibe etti. Ancak, ABD bu paranın IMF, DB ve kendisine olan borçlar için kullanılması şartını getirdi. Ayrıca ABD, Afganistan’da bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ekipman ve diğer ihtiyaçlarında kullanılmak üzere, 28 milyon dolar daha hibe etti.
Törene ABD Büyükelçisi Robert Pearson, Hazine Müsteşarı Faik Öztrak ve Hazine’den sorumlu Devlet Bakanı Masum Türker katıldı.
Öztrak, imza töreninden sonra yaptığı konuşmada, uluslararası terörizme karşı mücadele veren Türkiye ve ABD’nin işbirliğinin devam ettiğini belirterek, ABD’nin Türkiye’de uygulanan ekonomik programa destek verdiğini, imzalanan anlaşma ile gösterdiğini söyledi.
Pearson ise Türkiye’nin değişmez müttefikliğini takdir ettiklerini dile getirerek, “Size iki mesajımız var. Terörizme karşı verilen global savaşta birlikteyiz. Türkiye ile bu hibe anlaşması, Afganistan’da yürütülen savaşta bize verdiği destek için teşekkürdür. İkinci olarak ise sürdürülen ekonomik programa destek verdiğimizi bu hibe ile gösteriyoruz” dedi. Pearson, verilen 200 milyon dolarlık hibenin Türkiye’nin büyümesi için atılan somut bir adım olduğunu iddia etti.
Türker de, küresel bir güç olan ABD ile bölgesel bir güç olan Türkiye arasında uzun geçmişi olan ilişkinin Kore’den Somali ve Bosna’ya kadar dünyanın çeşitli bölgelerinde, barışın geliştirilmesine büyük katkılar sağladığını iddia etti. 11 Eylül’den sonra iki ülke arasındaki yakın ilişkinin stratejik ortaklık esasına dayalı bir boyut kazandığını söyleyen Türker, ABD’nin IMF ve DB kaynaklarından Türkiye’ye önemli miktarlarda kredi sağlanması konusunda desteklerinin gözardı edilemeyeceğini savunarak, hibe edilen 200 milyon doların uluslararası desteğin bir göstergesi olduğunu belirtti. Türker, Türkiye ve ABD arasındaki Ekonomik Ortaklık Komisyonu’nun ilk toplantısında mütabakata varılan nitelikli sanayi bölgelerine ilişkin yasal sürecin, ikinci toplantı öncesinde tamamlanmasını istediklerini ifade etti. Türkiye ekonomisinin yeniden büyüme trendine girdiğini iddia eden Türker, enflasyonun son beş yılın en düşük seviyelerine düştüğünü öne sürdü.


Başa dön


Kumarın kolu Diyarbakır’a uzandı
Mehmet Aslanoğlu
Sanayisi ve istihdam alanları yok denecek kadar az olan ve % 70’lere varan işsizlik oranıyla Türkiye’nin en yoksul kentlerinden olan Diyarbakır’da işsiz gençler ve geçim sıkıntısı çekenler bahis oyunlarına sarıldılar. Daha önce hakem-teknik direktör ve Susurlukçuların içinde yer aldığı kirli ilişkiler ağıyla birlikte gündeme gelen bahis oyunları, şimdi de Diyarbakır’da dalga dalga yayılıyor. Dünyadaki hemen tüm 1, 2 ve 3. lig maçları üzerinde oynanan bahis oyunları geleceğinden umudunu kesmiş binlerce gencin gözdesi haline geldi.
Bahis oyununda organizasyonun Kıbrıs’tan Türkbet ve Maks isimli iki şirket tarafından yönlendirildiği öne sürülürken, bahislerin Diyarbakır’da gizlice oynatıldığı belirtiliyor.
İnternet üzerinden
Dağkapı, Ofis ve Bağlar/Kuruçeşme semtlerinde kırtasiye, bakkal, cep telefonu satan işyerlerinde internet üzerinden oynanan bahis oyunları Spor-Toto ve Spor-Loto gibi şans oyunlarına oranla daha kolay kazandıran bir oyun olarak biliniyor. Dünyadaki önemli önemsiz tüm maçlar üzerinde oynanabilen bahisler 5 milyon liradan başlıyor. Bahis oynatan işyerine 1 milyon lira faks ücretinin ödendiği oyunda ikramiye yüzdelik orana göre belirleniyor. Favori takımın kazanması halinde ikramiye düşerken kazanma ihtimali zayıf takımların kazanması halinde ikramiye miktarı yüzde 300’lere kadar yükseliyor. Ancak bahisler yasak olduğu için yüksek ikramiyelerin ödenmesini kimse garanti edemiyor.
Geçtiğimiz yıllarda sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen 6’lı Ganyan bayilerinin hızla artması ve bu oyunların yaygınlaştırılmasından sonra bahis oyunları Diyarbakır’ı sarmış drumda.
Emniyet uyuyor mu?
İktidara gelen tüm partilerin artık sayısı unutulan bölgeyi kalkındırmaya ilişkin ekonomik paketleri vaatlerine rağmen yatırım yapılmayan Diyarbakır’da kahve köşelerinde vakit geçirmek dışında bir işi olmayan binlerce gencin bu kumar tuzağına çekilmek istendiği görülüyor.
Balici çocukların hızla arttığı, uyuşturucu ve fuhuşun yaygınlaştırılmaya çalışıldığı Diyarbakır’da bu tür kumar oyunları adeta teşvik ediliyor. Diyarbakır’da virüs gibi yayılan bahis oyunlarının nerede oynatıldığı bilinmesine karşın Emniyet Müdürlüğü’nün harekete geçmemesi ise merak konusu oluyor.


Başa dön


Okula değil mahkemeye!
Soner Eskidir
2002-2003 eğitim-öğretim yılı Sinop’un Ayancık ilçesinde, öğretmenlerin yargılanmasıyla başladı. Okuların açıldığı ilk gün, tüm öğrencilerin dersbaşı yaptığı saatlerde ilçedeki 91 öğretmen, 1 Aralık 2000 tarihinde gerçekleştirilen, 1 günlük işbırakma eyleminden dolayı, hakim karşısına çıkartıldılar.
Büyük çoğunluğunu Eğitim-Sen’li öğretmenlerin oluşturduğu grubun yargılanmaya başlamış olması, bütün bir yaz boyunca öğretmenlerini özleyen öğrencileri de şaşırttı. Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianameye göre, 1 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanması istenilen öğretmenlerin yanı sıra, bu öğretmenlerle ilgili işlem yapmadığı iddiasıyla, İlçe Milli Eğitim Müdürü Erdoğan Erkaymaz da, Sinop Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi. Yaşanılan sürecin kendileri için onurlu bir mücadele olduğunu, 1 günlük işbırakma eylemini, ekonomik ve sosyal haklarına karşı kulak tıkayan yetkilileri uyarmak için gerçekleştirdiklerini ifade eden öğretmenler, gerekirse sendikalarının alacağı karara uyarak yine mücadele edeceklerini söylediler.
Suçlama ‘meslektaş’tan
91 öğretmenin hakim karşısına çıkmasına neden olan ise bir meslektaşları. Ayancık Meslek Lisesi matematik öğretmeni Mervan Eren, önceki eğitim yılında okuldaki bir sergi çalışması sırasında bir siyasi partinin seçim afişini panoya asmak ister. Yaptığı işin yanlış olduğunu anlatmaya çalışan meslektaşlarına ise asılı duran sendika afişlerini gösterip, Eğitim-Sen’li öğretmenleri, “TİKKO’lu olmakla” suçlar. Okul müdür vekilini de yanına almaya çalışan ama bu amacına ulaşamayan Mervan Eren, müdür vekiline de cephe alır. Daha sonra Eğitim-Sen’li bir öğretmenin, etek boyunu bahane ederek şikayetçi olan Eren, okul idaresi tarafından açılan soruşturmada haksız bulunur. Bu sonuç Eren’in saldırganlığının artmasına neden olur.
Eren, başta Eğitim-Sen çalışanları olmak üzere, İlçe Milli Eğitim Müdürü ile yerel yönetimi de hedef alır ve 1 Aralık 2000 tarihindeki işbırakma eylemiyle ilgili suç duyurusunda bulunur. Kaymakamlık suç duyurusu üzerine soruşturma izni isteyen Cumhuriyet Savcılığı’na izin vermeyince Mervan Eren bu kez üzerine Samsun Bölge İdari Mahkemesi’ne başvuruda bulunur. Mahkeme soruşturma izni verince dava açılır.
Hakim eş de karışıyor
Bu olaylar sırasında ve sonrasında hemen her gün okula gelen Mervan Eren’in Hakim eşi Ferit Eren ise gelişmelere müdahale eder ve okul ortamının daha da gerginleşmesine yol açar. Hatta bazı öğretmenleri tehdit etmeye başlar. Meslektaşlarıyla ilgili şikayetleri okuldaki soruşturma sonunda haksız bulunan Mervan Eren’in ceza alarak 50 metre uzaklıktaki bir ilköğretim okuluna atanması üzerine eşi Ferit Eren de, müdür vekili ve tehdit ettiği öğretmenler hakkında 5’er milyar lira tazminat istemiyle iki ayrı dava açar. Öğretmenler buna altışar milyar liralık karşı dava açarak yanıt verir.
İşte okulların açıldığı pazartesi günü, meslektaşlarının suçlamasıyla açılan 1 Aralık eylemi davasından yargılanan 91 öğretmen, dün de hakim Eren tarafından açılan tazminat davasında mahkemeye çıktılar. Karı-koca Eren çifti ise şimdilik başka bir yere tayin edildi.


Başa dön


İzmir’de okul rezaleti
Özer Akdemir
İlk ve orta dereceli okullarda 2002-2003 eğitim öğretim yılı sorunlar yumağı altında önceki gün başlarken, Narlıdere’de bulunan Kılıçarslan İlköğretim Okulu öğrencileri ortada kaldı. Önceki gün olduğu gibi dün de anne babalarının bin bir sıkıntıyla aldıkları önlüklerini giyerek okullarına giden öğrenciler yine kapalı kapılarla karşılaştılar. Okul bahçesinde protesto eylemi yapan öğrenciler ve velileri, kapatılan okulun tekrar açılmasını talep ettiler.
Koşullu olarak hibe edilen bir arazi üzerinde inşa edilen, ancak mahkeme sahibinin okulla ilgili koşullar yerine getirilmediği için mahkemeye başvurarak okulun boşaltılması yönünde bir karar çıkarttırması ve Milli Eğitim’in bu nedenle okulu kapatması üzerine boşta kalan öğrenciler dün yine kapıdan döndüler. Milli Eğitim’in, okulun personelini ve öğrencilerini 2 kilometre uzaklıktaki bir başka okula kaydırdığını belirten veliler, Kılıçarslan İlköğretim Okulu’nun tekrar eğitime açılmasını istiyorlar. Çocuklarının 2 kilometre uzaklıktaki okula nasıl gidip geleceklerini soran İnönü ve Atatürk mahallesi sakinleri, “Biz zaten yoksulluk içinde yüzüyoruz. Servis tutacak paramız yok” diyorlar.
‘Büyük bir utanç’
Öğrenciler ve aileleriyle birlikte günlerdir okulun açılması için mücadele eden Eğitim-Sen 6 No’lu Şube Başkanı Adil Serim, çocukların okulların açılmasının sevincini yaşamak yerine kapatılan okullarının üzüntüsünü yaşamalarının büyük bir utanç olduğunu söyledi. Devletin, arazi sahibi ile yapılan protokoldeki maddelere uymaması nedeniyle okulun kapatıldığını belirten Serim, “Protokole göre arazi sahibinin isminin okula verilmesi ve sınıfların 25 kişilik olması gerekiyordu. Ancak başta bu maddeler olmak üzere hiçbir koşul yerine getirilmedi. Arazi sahibi bunun üzerine mahkemeye başvurdu. Mahkemede, araziye 4.5 trilyon bedel biçti. Bu parayı vermeyen Milli Eğitim’de okulu boşalttı. Şimdi, okul binasını yangından mal kaçırırcasına öne sürülen koşulları yerine getirmeden inşa eden yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Çünkü, burada 750’ye yakın öğrenci okuyordu. Hepside yoksul aile çocukları oldukları için ortada kaldılar” bilgisini verdi.
Çözüm taşımalı eğitim
Borçları yüzünden okulların suyu kesildi
Tokat’ın Niksar ilçesinde, 2 okulun sularının borçlarından dolayı kesik olduğu bildirildi. İlçe Milli Eğitim Müdürü Necdet Köknar yaptığı açıklamada, 1400 öğrencisi bulunan Danişment Gazi Lisesi ve 500 öğrencisi bulunan Aysel Nadine Başar İlköğretim Okulu’nun su borcundan dolayı 2 aydır sularının kesik olduğunu söyledi. Köknar, her iki okulun belediyeye 39 milyar lira su borcu bulunduğunu, suların açılması için gerekli girişimlerin başlatıldığını belirtti. İlçe Belediye Başkanı Ahmet Turan Ünverdi ise suları kesik olan okullardan bir talep gelmediğini ifade etti.
Rektör ‘koruma’larına dava
Trabzon’da 3.5 ay önce İstanbul Üniversitesi (İÜ) Rektörü Kemal Alemdaroğlu’nu protesto eden biri öğrenci iki kişiyi döven kişilerin yargılanmasına başlandı. Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın dünkü ilk duruşmasına, tutuksuz yargılanan sanıklardan Abdülkadir Eyüpoğlu (56) duruşmada hazır bulunurken, Trabzon Kanuni Anadolu Lisesi Müdürü olan Kadir Altuncu katılmadı. Sanık Abdülkadir Eyüpoğlu ifadesinde, müştekileri dövmediğini iddia etti. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fatih Eğitim Fakültesi Zihinsel Engelliler Bölümü 3. sınıf öğrencisi olan müşteki Ali Yamaç, Alemdaroğlu’nu protesto ettikleri için salonda gerginlik oluştuğunu ve hemen dışarı çıktıklarını söyledi.
‘Nice kapıcı Cemal’ler var’
Çocuğuna önlük alamayan kapıcı Cemal Can’ın intihar etmesi üzerine dün açıklama yapan DİSK Genel-İş Sendikası İstanbul Konut İşçileri Şubesi Başkanı Nebile Irmak, siyasi iktidarı konut işçilerinin insanca yaşayacak düzeye kavuşmaları için gerekli düzenlemeleri yapmaya çağırdı. Önceki gün gazetelerde de genişçe yer bulan bu olayın, konut işçisi olan kapıcıların dramını bir kez daha gündeme getirdiğini söyleyen Irmak; güneş ışığı görmeyen, hava almayan rutubetli loş bodrum katlarında çocuklarını büyüten konut işçilerinin aynı zamanda asgari ücret mahkumu olduğunu belirtti. Siyasi iktidardan kapıcıların insanca yaşayacak bir düzeye kavuşması için gerekli düzenlemeleri yapmalarını isteyen Irmak açıklamasını şu sözlerle bitirdi: “Sayıları yüzbinleri bulan ve çocuklarına süt, çikolata, muz değil; önlük, kalem, defter alamayan kapıcı Cemal’ler vardır. Kapıcı Cemal’e yaşamına son verdirten çöken sistemi, vurdumduymaz siyasal hükümeti kınıyoruz.”
Eğitim-Sen’den telgraflı protesto
Eğitim-Sen 5 No’lu Şube’ye üye eğitim emekçileri, İstanbul Valiliği’nce kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilen KESK’le ilgili genelgeyi protesto amacıyla Başbakan Bülent Ecevit, İçişleri Bakanı Muzaffer Ecemiş ve İstanbul Valisi Erol Çakır’a birer telgraf gönderdi. Kartal Postanesi önünde toplanan öğretmenler adına açıklama yapan Eğitim-Sen 5 No’lu Şube Başkanı Necdet Uygun, 5 Eylül 2002’de gönderilen 1036 sayılı genelgenin, KESK’i ve kamu emekçilerinin haklı mücadelesini hedef aldığını söyledi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net