www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Derviş gelmeden böldü
CHP Genel Başkanı Baykal ile Kemal Derviş arasındaki temaslar ve Derviş etrafında dönen ‘solda birlik’ arayışlarını şu an CHP ve SHP’de yer almayan, ancak bu gelenek içinde etkin olan isimlere sorduk.

Emek güçlerini birleştirme
   girişimleri sürüyor

EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel, ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras ile görüştü. Görüşmede, emek ve demokrasi güçlerinin, IMF’ye, savaşa ve antidemokratik uygulamalara karşı seçimlere ortak adaylarla katılması konusu ele alındı

Aday pazarında trilyonlar dönüyor
Seçimler yaklaşırken, partilere milletvekili olmak için başvuran adayların sayısı da anket sonuçlarına göre artıyor.


Derviş gelmeden böldü
Fatih Polat - Savaş Velioğlu
“Solu CHP’de birleştirme” iddiasıyla Baykal’la görüşmeler yapan Derviş, daha CHP’li olmadan CHP’de yıllarca politika yapanları böldü. CHP Genel Başkanı Baykal ile Kemal Derviş arasında süren temaslarla ilgili olarak, CHP geleneği içinde yöneticilik yapmış, milletvekili olmuş, belediye başkanlığı yapmış ancak şu anda CHP’de aktif siyaset yapmayan bildik isimlerle görüştük. Derviş etrafında dönen solda birlik arayışlarını onur kırıcı bulduğunu belirterek eleştirenler de vardı, onu CHP ve Türkiye için yararlı gördüklerini belirtip, “Ben onun babasıyla da CHP’de görev yaptım. Kendisini severim” diyenler de. CHP’den aday olacağını söyleyen, ünlü bir 68’li ise, Derviş’li bir CHP’de yer almakta bir sakınca görmediğini söyledi.
‘Babası ile de çalıştım’
Derviş’le Baykal arasındaki temaslarla ilgili olarak görüştüğümüz isimlerden birisi SHP’den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış olan Nurettin Sözen’di. Derviş’in, ödün vermeyen bir sosyal demokrat olduğunu söylediğini hatırlatan Sözen, “Ben 1963 yılında, İsmet Paşa’nın Genel Başkan olduğu dönemde CHP il yönetiminde Kemal Derviş’in babası Rıza Derviş ile birlikte görev yaptım” dedi ve ekledi: “Hatta Cem Boyner’in babası Osman Boyner de aynı dönem CHP il yönetimindeydi.” Sözen’in altını çizdiği diğer nokta ise, Derviş’in, Ecevit’in danışmanlığını yaptığı dönemin Ecevit’in CHP Genel Başkanı olduğu dönem olması: “Dolayısıyla kendisi zaten CHP kökenlidir.”
Sözen’e, CHP’nin iddiaları arasında bağımsızlık, sosyal yanı öne çıkan bir ekonomi politikası gibi noktalar olduğunu hatırlattığımızda, kendisinin de bu idealleri savunduğunu belirtti ancak, “Eğer CHP barajı aşar ve IMF programını temsil eden Derviş de yeniden ekonomi bakanı olursa, bunu endişe verici bulur musunuz?” diye sorduğumuzda ise şu yanıtı verdi: “Hayır, katiyyen bulmam. Onu, Türkiye’nin bu süreci atlatmasında, uluslararası bağlantıları ile etkili ve faydalı olacak bir siyasetçi olarak görüyorum.” Sözen’e son sorumuz, bu seçimlerde aday olup olmayacağı. Yanıt şöyle: “Evet, CHP’den İstanbul 2. Bölge’den, milletvekili aday adayıyım.”
Ergün: Onur kırıcı
CHP’den istifa eden sinema sanatçısı Halil Ergün ise, bu tür arayışları onur kırıcı bulduğunu söyledi. “İstikrar üzerine ittifak arayışlarından oluşan bir kültür dayatılıyor” diyen Ergün, “Ama bu istikrar ne manaya geliyor?” diye sorduktan sonra şöyle devam etti: “IMF programının aksamadan yürümesinin istikrarı için bir sol veya sağ birleşmesi oluşturulmak isteniyor. Bu ülkenin bir geçmişi var. Koskoca Türkiye’nin bir geleceği var, bir gelecek sorunu var. Bütün ülke böyle bir istikrarın sağlanması adına zapturapt altına alınmaya çalışılıyor. Bunu onur kırıcı buluyorum.”
İstikrarın daha geniş bir vizyonda, Türkiye’nin emek, demokrasi ve özgürlük sorunları etrafında şekillenmesi gerektiğini belirten Ergün, Derviş etrafında dönen arayışlara en tepkili olan CHP’lilerden: “Derviş oraya mı gitsin, buraya mı gelsin? Ne bu ya, neyin istikrarı? Bir misyon yüklenmiş ya da bir görev verilmiş bilemem, üstelik solu birleştirmek üstüne. Halkın, eğitim, sağlık ve gelecek sorununu zapturapt altına almak üstüne bir istikrar mı bu?”
Karakaş: Çelişkili
Şu an CHP’de de, SHP’de de yer almayan, Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) Başkanı Ercan Karakaş ise, yola solda ittifak diye çıkan Derviş’in söyledikleri ile yaptıklarının çeliştiğini dile getirerek, “Yapılan açıklamalar net değil, her gün başka bir açıklama yapılıyor. Derviş’in inandırıcı olması gerektiğini düşünüyorum. Solda birlik diyor, fakat pek inandırıcı değil. Derviş-Baykal görüşüyor, fakat görüşmenin çerçevesi belli değil. Solda birlik tartışılıyorsa solun diğer unsurlarıyla da görüşülmelidir.” dedi.
Nuhoğlu: Adayım
‘68 hareketinin önde gelen isimlerinden biri olan ve Doğan Avcıoğlu çizgisinde ‘sol Kemalist’ bir isim olarak bilinen Bozkurt Nuhoğlu’nu da aradık. Kendisini ‘bağımsızlıkçılıkla’, ‘antiemperyalist’ bir söylemle ayıran Nuhoğlu’na konuyu açtığımızda aldığımız ilk yanıt doğrusu biraz şaşırtıcı idi: “Ben bu seçimlerde CHP’den adayım.” Nedeni ise şöyle açıkladı: “Ben bugün Türkiye’nin önündeki en büyük tehlikeyi köktendincilik ve faşizm olarak görüyorum. Türkiye’de bu tehlikeye karşı demokratik bir cephe oluşmalı. Ben onun için sol ittifakı destekliyorum.”
- Peki siz, bugüne kadar kendinizi hep bağımsızlıktan yana olarak ifade ettiniz. IMF programını temsil eden Derviş’le bu kadar yakın duran bir CHP’den nasıl aday olacaksınız?
- Ben Derviş’i tanımıyorum.
- Ama onu bütün dünya tanıyor.
- Ben hiç onunla birlikte çalışmadım.
-Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasal bağımsızlık olabiliceğini düşünüyor musunuz? Derviş’li bir CHP’den mi aday olacaksınız?
- Bir ülke ekonomide bağımsızlığını koruyamazsa, siyasal bağımsızlık da olmaz. CHP ekonomik programında IMF’ye karşı bir tavır sergiliyor.
- Peki diyelim ki, CHP barajı aştı ve siz de milletvekili seçilip, parlamentoya girdiniz. Derviş de yine ekonomiden sorumlu bakan oldu. O zaman istifa eder misiniz?
- Onu o zaman düşünürüz.
Sönmez eleştirdi
Görtüştüğümüz isimlerden birisi de, CHP gençlik kollarından gelen ve 1980 öncesinde CHP Üsküdar İlçe Başkanlığı yapan, 1987 seçimlerinde SHP’den milletvekili seçilen ve Paris’te düzenlenen Kürt konferansına katıldığı gerekçesi ile SHP’den ihraç edilen Kenan Sönmez. 1999 seçimlerinde CHP’den Ümraniye İlçesi Belediye Başkan adayı da olan Sönmez, öncelikle, Türkiye’de özellikle IMF ve DB parasal katkısına dayalı programa, sosyalist örgütlenmeler dışındaki kesimlerden tavır olmamasını eleştirdi. Sönmez, Derviş etrafında dönen sol birlik arayışlarının, IMF programına halk kesimlerinin desteğini sağlama amacı ile yürütüldüğünü düşünüyor: “Günümüzde birçok siyasetçi ve yazar söylemese de IMF programının en az iki yıl daha uygulanması gerekiyor. Buna da sol muhalefet olmaması gerekiyor. CHP de bugün bu ablukanın altında düşünülmeli. AKP’nin önüne geçmek gibi gerekçeler bence kamuoyuna verilen mesajdan ibaret. Asıl amaç, IMF programına soldan geniş katılım sağlamak. İşçi ve emekçilerin, geniş halk yığınlarının bu programa ilişkin tepkisi giderek büyüyor. Bu tepki duyan kesimlerin desteğinin programa dahil edilmesi, programın devamı açısından önemli. Derviş’in etrafında dönen bu solda ittifak arayışı da bence bu amacı taşıyor ve bence kendileri açısından da çok doğru yapıyorlar.” Sosyal demokratların da bu arayışları eleştirmesi gerektiğini belirten Sönmez, seçimlerde aday olmak gibi bir düşüncesi olmadığını da dile getirdi: “Toz duman arasında solda birlik arayışları yapıyorlar, ancak ortada halk, halkın çıkarı yok.”
Tüzün destekledi
CHP’de Genel Sekreterlik de yapmış olan Metin Tüzün ise, Derviş’e olumlu yaklaşanlardan. Derviş’in, Türkiye ekonomisini bir miktar rahatlattığını savunuyor. “CHP’nin geçmişi insafsız kapitalizmi kabul etmez ve oy vermez. Fakat insana dönük programlar gördüğü zaman bu program içinde yer alır” diyen Tüzün, 6 saatlik Derviş-Baykal görüşmesinin iki ana konusunu insan ve paranın oluşturduğunu belirtiyor. Derviş’in temsil ettiği politikalarla CHP’nin daha önce söylemiş oldukları arasında bir çelişki görüp görmediğini sorduğumuzda ise, 45 yıldır siyasetin içinde olduğunu söyleyen Tüzün’ün yanıtı şu oluyor: “CHP’nin söyledikleri ardından Deviş’le bir araya gelmesi, masaya yatırılabilinir. Bence Derviş’le Baykal karşılıklı oturacaklarına yan yana otursunlar ve konuları karşılarına alsın, tartışsınlar. Ben bu görüşmeyi Türkiye’nin meseleleri olarak düşünmek istiyorum. CHP emeğe değer verir ve Derviş de Türk ekonomisi açısından önemli bir noktadadır, bu görüşmeyi olumlu karşılıyorum.”
Gürkan konuşmadı
Aradığımız isimlerden birisi de, eski yeni birçok CHPlinin ‘Aydın Hoca’sı, Aydın Güven Gürkan’dı. Şu an, CHP ve SHP’nin dışında duran Gürkan, “Orta kulak iltihabı geçirdiğini” belirterek sorularımızı yanıtlayamayacağını söyledi.


Başa dön


Emek güçlerini birleştirme
   girişimleri sürüyor
EMEP’in emek ve demokrasi güçleri ile IMF’ye, savaşa ve antidemokratik uygulamalara karşı seçim öncesi ortak çalışma girişimleri sürüyor. Daha önce HADEP Genel Başkanı Murat Bozlak ile görüşen EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel dün de bu eksende ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras ile görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede her iki partinin genel başkanı da “3 Kasım seçimleri öncesinde mevcut parlamento partilerinin kaygı içerisinde bulundukları, oysa emek güçleri için bu seçimin bir olanak haline getirilebileceği” düşüncesi etrafında birleştiler.
Partiler açmazda
ÖDP İstanbul İl Merkezi’nde yapılan toplantı yaklaşık yarım saat sürdü. Görüşmeye Tüzel ile beraber EMEP Genel Başkan Yardımcısı Nedim Köroğlu, EMEP GYK Üyesi Ender İmrek de katıldılar. Görüşmenin ardından açıklama yapan Levent Tüzel “Gelinen noktada IMF’ci, savaş yanlısı partilerin seçim öncesindeki girişimleri onların nasıl açmazda olduklarını gösteriyor” dedi. Tüzel, IMF programlarına ve savaş tehdidine karşı emekçi yığınların arayışını birleştirmek, ülkenin sorunlarına çözüm getirecek bir iktidar alternatifi yaratmak amacında olduklarını belirterek, ÖDP ile de bu yönde görüştüklerini kaydetti.
EMEP’in, merkez solu birleştirme adı altında IMF programlarının güçlendirilmesinde yeri olmayacağını ifade eden Tüzel, “Kemal Derviş’in adının geçtiği bir ortamda, bizlerin adı olmayacaktır” diye konuştu. Bugüne kadar alanlarda bağımsızlık, demokrasi isteyen emekçi yığınlarının ve onların örgütlerinin ülkenin geleceğine sahip çıkması gerektiğinin altını çizen Tüzel; “Bunun için emek ve demokrasi güçleri ortak adaylarını belirleyip, 3 Kasım seçimlerini olanak haline getirmeliler” dedi. Tüzel bu konuda EMEP’in çabalarının süreceğine dikkat çekti.
Bir basın mensubunun AKP’nin yükselişine dair sonuçların anketlere yansıması ile ilgili sorusuna yanıt olarak Tüzel, “Biz anket sonuçlarının belli çevrelerin kışkırtması çerçevesinde belirlendiğini ve şaibeli olduğunu düşünüyoruz. AKP ve diğer sistem partilerinin tümü savaşa ve IMF’ye bağımlı partilerdir. Oysa ki emekçi yığınlar savaş ve IMF karşıtı tutumlarını düne kadar dile getirdiler, bu seçimlerde de dile getireceklerdir” diye yanıtladı.
‘Çalışmalar olumlu’
Tüzel’in ardından söz alan ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, EMEP’in bu konudaki çalışmalarını olumlu bulduklarını ve bu konudaki görüşme ve işbirliği çalışmalarına açık olduklarını belirtti.
“Halkın temel talepleri etrafında nifak değil ittifak yapmak gerekir” diyen Uras, bu seçimlerde parlamento dışı solun belirleyeceğini söyledi. 3 Kasım’ın IMF eksenli liberal politikalara karşı bir cevap günü olacağına dikkat çeken Uras; “Emek eksenli bir zeminde tutum almak bizim için önemlidir” dedi. Ufuk Uras, emek eksenli sol partilerin bir araya gelerek ortak bir değerlendirme yapmasının önemli olduğunu belirterek, “Seçimlerde ortak bir tutum almak bizim açımızdan son derece önemli. Bu seçim IMF partilerine ve yeni liberal politikalara karşı hesap sorma imkânı yaratmaktadır” diye konuştu.
Solda ittifak arayışlarına önem verdiklerini ifade eden Uras, “Siyasetin sol değerler ekseninde yenilenmesi gerekiyor. EMEP ve ÖDP’nin ortak tutum alması, solun gerçek adresini ve zeminini göstermesi bizim için çok önemlidir” diye konuştu.


Başa dön


Aday pazarında trilyonlar dönüyor
Sultan Özer
Seçimler yaklaştıkça, anketlerde önde çıkan partiler başta olmak üzere partilere adaylık başvuruları hızlandı. Başta DYP, AKP ve CHP olmak üzere partiler ise bunu kasayı doldurmanın yoluna çevirdi. Bazı partiler başvuru paralarından trilyonlarca gelir elde ediyor. Binlerle ifade edilen başvurularda, aday adaylığı için 500 milyon TL’den başlayıp, 2 milyara kadar çıkan miktarlarda paralar alınırken, emekçilere seslendiğini iddia eden partilere emekçilerin, bırakın milletvekilliğini, adaylık için bile başvurması mümkün değil.
Barajı aşacağına kesin gözüyle bakılan ve anket sonuçları da bu doğrultuda çıkan üç parti, adaylık başvurusu en pahalı olanlar. Bunlardan, DYP 2 milyar, CHP ve AKP ise 1’er milyar lira ile kapı açarken, başvuru formu bile CHP’de 50 milyon lira, diğer partilerde 10’ar milyon liraya alınabiliyor. Asgari ücretin 163 milyon lira olduğu Türkiye’de hangi emekçi 1-2 milyar lirayı verip de aday adayı olabilecek. Kaldı ki, sadece bu kadarla da bitmiyor masraflar. Aday adaylarının kendilerini tanıtmalarına yönelik masrafları da emekçilerin kaldıramayacağı boyutlarda. Zaten söz konusu partilerin “emekçiler gelip aday olsun” diye bir dertleri de yok. Nereden hangi işadamını, sermayedarı, ‘ünlü’yü getiririz derdinde olan bu partilerin tek derdi gösterdikleri adaylar üzerinden en fazla oyu olabilmek. Parti seçim büroları bugüne kadar ne kadar başvuru olduğu konusunda rakam açıklamaktan kaçınırken, adaylığı en ucuz olan parti, barajı aşmasının mümkün gözükmediği BBP, 250 milyon lira. BBP’yi 500’er milyon lira ile ANAP, SP ve MHP izliyor. ANAP kadınlar için indirim yaparak, kadın adaylardan 100 milyon lira alıyor.
Tanıtım yemeği de paralı
Seçimlerden “birinci parti” olarak çıkacağını ileri süren AKP’de seçim pazarı daha pahalı. AKP her ilde yüzlerle ifade edilen aday adaylarından ayrıca yemek paraları adı altında paralar da alıyor. Ankara’da yarın yapılacağı söylenen aday adayları tanıtım yemeği için her aday 250’şer milyon lira para vermek zorundalar. Ankara, geçtiğimiz dönem 28 milletvekili çıkarıyordu, bu dönem için ise bu sayının 29’a çıkabileceği söyleniyor. Ankara’da AKP’ye dün itibariyle 158 başvuru yapıldı. Aralarında AKP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz ile Meclis Genel Sekreteri Vahit Erdem gibi isimlerin de bulunduğu güçlü adaylara karşı şanslarını denemek isteyen aday adayları, yarın Hacıbaba’da düzenlenen yemekte bir araya gelecekler. İl ve ilçe başkanlarıyla bir araya gelecek olan aday adayları, kendilerine tanınacak birkaç dakikada kendilerini tanıtmaya çalışacaklar. Ancak kim ne kadar tanıtırsa tanıtsın, şimdilik 158 kişinin başvurduğu Ankara’da listeye bunun beşte biri ancak alınacak. Ankara’daki tüm milletvekillerini AKP’nin çıkarması durumunda bile ancak 29 kadar kişinin şansı olan milletvekilliği pazarında, benzer pazarlıklar diğer seçim bölgelerinde ve diğer partilerde de benzer şekilde yaşanıyor.
8 aylık ücret
www.chp.org’a tepki mailleri yağıyor
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın Kemal Derviş’le görüşmeleri, parti tabanında büyük rahatsızlık yaratıyor. CHP Genel Merkezi’ne çok sayıda protesto faksı geldiği belirtilirken, CHP’nin resmi internet sitesine de Derviş’le görüşmeyi kınayan çok sayıda mail yağıyor. CHP’lilerin Derviş rahatsızlığı büyüyor. Özellikle gençler ve eski CHP’liler, Derviş’in yaptıklarından sonra CHP’de yer almasının ihanet olacağı kanısında. Bu tepkilerin en açık dile getirildiği yer CHP’nin resmi internet sitesi www.chp.org.tr. Sitede yer alan tartışma sayfasına gelen onlarca mailde, Baykal’ın tutumu sert bir dille eleştiriliyor. Yazılan mesajlarda, CHP’nin sol bir parti olduğu ve emekçi kesimler sayesinde yıllardır Meclis’e girdiğine dikkat çekilirken, Derviş’li bir CHP’nin Atatürk’ten kalan son mirası da tüketeceği ifade ediliyor. Özellikle IMF programı konusundaki ısrarcı tutumu ve bu programın uygulayıcısı olarak Derviş’in CHP’nin vaatleri ve misyonu ile çeliştiğini söyleyen partililerin sayısı hiç de az değil.
Maillerden örnekler:
  • “Derviş galiba IMF’nin uşağıydı. CHP’nin içinde ne işi var. Yoksa bu da mı Amerikan oyunu? Derviş’in katılımından sonda oyumun yönü değişti.”
  • “Derviş DSP ile çalışırken kötüydü de şimdi mi iyi olacak. Bence CHP Derviş’e ılımlı bakmamalı. Ecevit’in iyi zamanında yanında olup sonra terk edip giden, kabaca onu satan insanlar, yarın birgün bu vatanı da satarlar.”
  • “Derviş’in CHP ile çalışacak olması hepimizi derinden yaraladı. Atatürk’ün devletçi anlayışı ile hareket ettiğine inandığımız CHP şimdi piyasa ekonomisini sonuna kadar ve acımasızca savunan Derviş’i kucaklamaya hazırlanıyor. Derviş’in yüzde 5’lik oyundan bahsediliyor; acaba CHP yönetimi Derviş’in partiden sileceği tabanın oylarını hesap ediyor mu?”
  • “Sol gorüşle, emperyal sermayenin temsilcisi Derviş’in ne ilgisi var, insanlarımızla alay etmeyin. Bu davranışları ile CHP başkanı ihanete ortak olmaktadır. Elveda CHP.”
  • “Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk çizgisinden ‘yeni mandacı’ çizgiye çekilmek istenen CHP, bundan sonra olsa olsa işbirlikçi ajanların cirit attığı bir ihanet yuvasına dönecektir. Derviş’li CHP, halkın umutlarını yıkmıştır.”
  • “IMF programının başarılı uygulayıcısı olmaktan başka bir başarısı olmayan Derviş’e kucak açan CHP’nin, ülkemizin sorunlarına ulusal çözümler üretmek yerine, IMF programını uygulamaya çalışması, partinin ilkeleriyle nasıl bağdaşır? Bu CHP’nin, IMF’ci sağ partilerden ne farkı kalır?”
  • “Derviş’in CHP’ye yönelmesiyle CHP 1923 Devrimi’nden kalan son mirasını da yiyip bitirdi.”
  • “Derviş’in gelmesi çok şeyi değiştirdi bile. Bundan önce bizler CHP’nin sol ve Türkiyeci olduğunu, Atatürk’ün partisi olduğunu zannederek CHP’ye oy verdik. Ama artık CHP’nin IMF’ye teslim olan bir parti olduğunu, IMF’nin gönderdiği memurlara bakanlık önerecek kadar alçaldığını gördük. Sağolasın Derviş, CHP’yi senin sayende tanıdık. Artık Atatürkçüler’den, emekçilerden, küçük esnaftan kimse CHP’ye oy vermez.”

  • Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net