|
|

|
           

Emekçiyi ezerken, halkı perişan ederken, değil sağiç olmak, Allah’ına kadar sağaçık. Lafa gelince mübarek tam bir solaçık
|
Görüntü
........................................................................
Bülent Habora
|
Kemal Derviş, Fenerbahçe’ye...
Şu son günlerin en “bulunmaz nimet”i, “Kemal Derviş” damgasını taşıyor. Başta yüce patronlarımız Amerika Birleşik Devletleri, Dünya Bankası ve IMF olmak üzere Türkiye sınırları içinde yaşayan ikinci sınıf tüm patronlar ya da 4 Kasım’da patron olacaklar ve onların en büyük yalakaları olan magazinlikleri ağır basan Türk tipi medyamız, Kemal Derviş’i yere göğe sığdıramıyor.
Ama arada bazıları da karşı çıkıyor. Türkiye’ye, insanlarımıza yaptıklarından dolayı değil bu karşı çıkışların nedeni. Sadece kıvraklığı ön planda tutuluyor...
Derviş hemen işe koyulur
Bir buçuk yıl önce Dünya Bankası tarafından IMF’nin emir ve direktiflerini uygulaması için ülkemize gönderilen Kemal Derviş, hemen DSP’li, MHP’li, ANAP’lı takım arkadaşlarıyla işe koyuldu. IMF’nin her dediği, bugün “Apo’nun ipine sarılan tatlı su milliyetçisi” MHP’lilerin de içinde bulunduğu topluluk tarafından onaylandı, yaşama geçirildi. Ne denli önemli fabrikamız varsa kapatıldı. Emekçiler sokağa, açlığa atıldı. Milyonlarca işsize, başka milyonlarca işsiz katıldı. Kırsal kesim emekçilerinin ürettiklerine, fındıktan pamuğa, buğdaydan zeytine dek tüm ürettiklerine engel konuldu. İşçi ve memur ücretlerine, “Vallaha kardiş, Türkiye Cumhuriyeti’nin hazinesinin durumu nanay. Onun için kusura bakmayın, size zam yok” dendi. Ama bunun yanında tüm hortumculara, yağmacılara, talancılara para muslukları açılırken, deprem yardımlarından, aylıklardan kesilen paralara dek her şey yağmalandı. Tanrı korusun ama, şöyle kallavi bir deprem olursa, evlerini depreme karşı sigorta ettirenler, acaba Omega mı, yoksa Seiko mu alacaklar, merak ediyorum...
CHP-Ekonomi
Neyse, Türkiye’yi batma noktasına getirenlerden, Başbakan’ın şimdiki yardımcısı Şükrü Sina Gürel, tam bir buçuk yıl kol kola, kucak kucağa çalıştığı Dünya Bankası memuru Kemal Derviş yanlarından ayrılınca, onun için “Türk mü, Amerikan mı olduğu bilinmeyen biri” diyebiliyor. Artık ne diyeceğimi bilemiyorum. Böylesine ayağa düşmemişti Türk siyaseti... Ve Kemal Derviş kapı kapı dolaşıyordu. Önce kader arkadaşları İsmail Cem’le Hüsamettin Özkan’a yaklaşmış, sonra Larousse’a bile geçen Deniz Baykal’ın (Bakınız: “Hizip” maddesi) yanına koşmuştu. İlginçtir (ya da hiç ilginç değildir, olağandır) bu koşuşturma sırasında CHP bir broşür yayınlıyor: “Cumhuriyet Halk Partisi-Ekonomi”. Bu broşürü şöyle anlatıyor Orhan Erinç: “İlk göze çarpan, siyah çerçeve içine konulmuş şu alıntıydı: ‘Prof.Joseph Stiglitz uyardı: IMF fakirleştirir’... Hemen her sayfasında ekonomik olumsuzlukların sorumlusu olarak ‘DSP+YTP+MHP+ANAP SİYASETİ’ gösteriliyordu. İşte bu siyasetin eleştirilip suçlandığı cümleler:
İşçi, çiftçi, memur, emekli ve reel sektör unutuldu...
‘Yatırım, üretim, eğitim ve sağlık için kaynak yok’ dendi...
‘Bir avuç rant kesimine’, vergisiz faiz geliri ile servet aktarıldı...
‘Türkiye ekonomisi ‘krize ve tükenişe’ taşındı, iç ve dış borç batağına sokuldu...” (Cumhuriyet, 17.08.2002)
Deniz Baykal’ın başında bulunduğu CHP bile bazı şeylerin ayırdına vardığı halde, yine de Türkiye’yi bu duruma getirenlerin başında olan Kemal Derviş’e kucaklarını açıyordu. CHP’nin Türkiye’yi kurtaracağını sanan tüm “Hayalperestler”e hayırlı olsun Kemal Derviş ve Deniz Baykal. Bakalım bu CHP’ye oy verenler ne zaman salya-sümük ağlamaya başlayacaklar?
Kemal Derviş, Fenerbahçe’ye
Şu son 10 yılın Fenerbahçe’sine bakarsanız, her gelen yönetimin, “Fenerbahçe bu yıl dünya takımı olacak. Biz şöyle büyüğüz, böyle büyüğüz, bu yıl dünyanın tozunu atacağız,” dediklerini görürsünüz. Büyük tantanalarla başlar sezona, Fenerbahçe. Sonra bir de bakarsınız, örneğin Pendikspor diye bir takım çıkar, Fenerbahçe’nin düşlerine limon sıkar.
Ya da bir başka takım çıkar, Fenerbahçe’nin 20 yıla yakın bir zamandır ulaşamadığı Türkiye Kupası’nı güle oynaya alıp, gider.
Ve başarısız sezonun sonunda da dünya takımı olmayışlarının nedenini, hakemlere falan bağlarlardı. Ben de çocukluğumu anımsıyorum, yenildiğimiz tüm maçlarda, “Bizim kale büyüktü, onlarınki küçüktü,” diye ağlardık.
Neyse, ben, Kemal Derviş’in hem yönetici hem antrenör ve hem de futbolcu olarak Fenerbahçe’nin başına geçmesini öneriyorum. Mazlum Fenerbahçeliler kızmasın, cabbar Galatasaraylılar da, “Keh, keh, keh” diye gülmesin ama benim önerimin haklı nedenleri var.
Bakın, Kemal Derviş ekonomide, hem de Dünya Bankası-ABD-IMF desteği olmasına karşın, başarılı olamadı. Aziz Nesin ne demişti: “Ne sağcıyız, ne solcu, futbolcuyuz, futbolcu...” Kemal Derviş’in sağcı olduğu ama kendisini solcu gösterdiği herkesin malumu. Emekçiyi ezerken, halkı perişan ederken, değil sağiç olmak, Allah’ına kadar sağaçık. Lafa gelince mübarek tam bir solaçık. Zaten kendisi de söylüyor, “Sosyal liberalim,” diye. Halkı ezerken liberal, gevezeliğe gelince de sosyal...
Sonra sporcu da Kemal Derviş. Bir zamanlar solcu bile olan, ama şimdilerde Süleyman Demirel’i “Bilge” olarak gören İsmail Cem’e ve onun YTP’sine yaptığı kıvrak çalımlar, Kemal Derviş’in sporculuğunun zirve noktası olarak gösterilebilinir. Ayrıca gerçekten sporcu bir kişi, Mr. Derviş. Süleyman Demirel’in Güniz Sokağı’nda az mı yürüdü? Sonra tenis bile oynuyor. Kaleci Rüştü o sokakta yürüdü mü? Ortega ve Revivo tenis oynadı mı?
Kemal Derviş, Fenerbahçe’ye yönetici olursa, hemen IMF’den kredi alır, onunla da Figo’ları, Zidane’ları bile Fenerbahçe’ye kazandırır. Lorant’ı atıp, antrenör de olursa, Rüştü’yü santrafor yapar, kaleye de Ortega’yı geçirir. Washington, adından dolayı, hemen yer yerde oynar, hem Başkan Yardımcısı olur, hem de antrenör yardımcısı. Adamın sağlam bir adı var.
Kemal Derviş gibi herkese çalım atan, kıvrak biri, başarısızlığını “Başarı” olarak gösteren yalaka medyanın sayesinde Harlem Basketbol Takımı gibi gösteri maçlarına çıkar Fenerbahçe. Ondan sonra da Türkiye hazinesi de paraya para demez.
Lütfen kızmayın, ben de en az Türkiye’yi yönetmeye soyunan politikacılarımız kadar ciddiyim...
Seçime doğru: Yaşar Okuyan
Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı Yaşar Okuyan, “İş güvencesi getirdik, en azından işlerde güvence sağladık. Ama bizim işimiz gitti, bakanlık gitti” diye hayıflanmış...
Yaşar Okuyan’ın ne denli başarılı bir “Emekçi” olduğunu, Özlem Dinler açık açık yazdı (Evrensel, 15.08.2002). Okuyalım: “Mezarda emeklilik yasasını çıkararak Türkiye işçi sınıfının kazanılmış haklarına büyük darbe vurdu... Şov yaparak İş Güvencesi Yasası ile pazarlık olarak İş Kanunu Ön Tasarısı hazırladı... 1999 Haziran’ında bakan olduğunda SSK hastanelerindeki kuyrukları iki ay içinde düzelteceğini ileri sürdü, olmadı. Süreyi altı aya çıkardı, olmadı. İki yıl dedi, yine olmadı ve sonunda gitti... Telefonla randevu uygulamasında, bu sistemi satanların dışında kazançlı çıkan olmadı. SSK’lılar telefonların başında verem oldu...”
Özlem Dinler devam ediyor, işini yitiren Yaşar Okuyan’ın başarılarına: “Bilgisayar ihaleleri nedeniyle DPT tarafından ağır şekilde suçlandı... Trakya ve pek çok bölgedeki sigortalı işçiler baraka dispanserlerinde doktor bulamazken, seçim bölgesi ve emekli kenti Yalova’da kendi adına lüks bir SSK Hastanesi kurarak, SSK’nın kaynaklarını seçim yatırımı olarak kullandı... SSK’da yolsuzluk var dedi, ancak üzerine gidemedi; arkasında iz bıraktı... İflas eden Bağ-Kur’a lüks bina yaptı, ihalesini yakın arkadaşına verdi... SSK’da 9 genel müdür değiştirerek rekor kırdı...”
Gariban(!) işsiz Yaşar Okuyan’ın yaptıklarına devam: SSK’ya törenle İSO belgesi verildi... Beş yıldızlı oteller tutulup, uydu kanalıyla hastaneler açıldı... “Yeni Türkiye, Yeni Sağlık Sistemi” başlıklı broşürler basıldı, sonra YTP ile isim benzerliği yüzünden bu broşürler çöpe atıldı... 2002’de 2 trilyona mal olacak Halkalı Hastanesi, 2002 bitmeden tam 16 trilyona maloldu... 4447 sayılı yasa ile emeklilere ödenmesi gereken borçlar, Yargıtay kararına karşın ödenmedi... Emekliler, bakanlık kapısından kovuldu...
Gelelim, işsiz kalışına hayıflanan Yaşar Okuyan’ın bugün ne kadar aylık aldığına. “İşsiz kalma şovu” yapan Bay Yaşar Okuyan, sosyal haklar, şunlar bunlar dışında bugün kaç lira aylık alıyor? Yiğitçe, erkekçe açıklasa ya aldığı aylığı. (NOT: 3 milyardan aşağı alıyorsa, gerçekten durumu vahim demektir...)
Başa dön


|
|
|