www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Çarklar arasında öğütülen
   genç beyinler

Hermann Hesse’nin doğumunun 125. yıldönümü, Avrupa’nın pek çok yerinde çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. “Bozkırkurdu”, “Narziss ve Goldmund”, “Boncuk Oyunu” ve “Siddhartha” gibi romanların yazarı Hermann Hesse’ye Nobel Ödülü kazandıran romanı “Çarklar Arasında”, Can Yayınları tarafından yayımlandı.

Devletin keyfi gelecek de!
On yıl sonra sular altında kalacak olan Hasankeyf’te tarihi eserlerin kurtarılması zor görülüyor.

Can Şenliği yarın başlıyor
Ünlü ozanımız Can Yücel’in birinci ölüm yıldönümünde ilki gerçekleştirilen “Datça Can Şenliği” bu yıl üçüncü kez 23-26 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştiriliyor.


Çarklar arasında öğütülen genç beyinler
Mustafa Kara
Nobel Ödüllü yazar Hermann Hesse, “Çarklar Arasında” adlı romanında pek çok çocuk ve genç gibi, kendi yaşamını da biçimleyen bir soruna eğiliyor. Gerici eğitim sisteminin yasaklarına ve din adamı olan babasının baskılarına direnerek, öğrenim gördüğü Maulbronn İlahiyat Okulu’ndan ayrılan Hermann Hesse, ilkgençlik çağında ezildiği “çarklar”ı sorguluyor.
Küçük bir kasabada yaşayan Hans Giebenrath, “yatılı okul sınavını kazanarak okula kabul edilen tek kişi” olarak kasabanın gururu olmuştur. Zaten çoğunun çıraklık yapacağı dükkanların bile belli olduğu okul arkadaşları arasında, aday olabilecek tek öğrenci de odur. Elbette, “bu tek kişi” olma özelliğinin bedeli, gece gündüz çalışma ile ilgi ve yeteneklerinin körelmesi olacaktır. Kazandığı her sınav, ancak yarış atının döndüğü virajlar kadar değiştirir yaşamını. Her virajda, daha hızlı olmak, daha fazla ter dökmek zorundadır Hans. Tıpkı daha az balık tutmak, daha az kitap okumak, daha az dolaşmak, daha az oyun oynamak zorunda olduğu gibi. Kurulu “çarklar arasında”, başarılı olmanın başka yolu yoktur çünkü.
Yarışın ortasında
Hedefini “başarılı olmak” olarak koyan Hans’ın omuzlarındaki sorumluluk “çarklar arasında” attığı her adımda ağırlaşır. “Başarı” sözcüğünün anlamını sorgulamadan koyduğu ya da önüne konulan bu hedefine, başarılı oldukça yabancılaşmaktadır aslında. Kasabadaki yaşıtlarından farklıdır, çevresindekilerin, ailesinin ondan beklentileri farklıdır. Bu farklılık, “gurur ve kibir” olarak da yansır. Başarılı ve mutludur Hans. Zaten, yaşadığı kasabada, yaşamının başka türlü olabileceğine dair tek işaret bile yoktur. Ya torna başında bir çırak olacaktır, ya dini eğitim veren okulda gece gündüz çalışan bir öğrenci... Çarklar böyle kurulmuştur tüm çocuklar için.
“Öteden beri yaşanagelen şeydir, manastırdaki dört yıllık öğrenim süresince öğrencilerden bir ya da birkaç fire verilir. (...) biri çıkar manastırdan kaçıp gider ya da işlediği ağır suçlar ve günahlar nedeniyle okuldan kapı dışarı edilir. (...) çaresizliğe ve umutsuzluğa kapılan biri bir gençlik bunalımı sonucu kestirme ve karanlık bir yol seçer kendine, kafasına bir kurşun sıkar ya da kendini suya atarak canına kıyar”. Hangi yolla olursa olsun, çarkın dişlileri arasında ezilmedir bu. O ana kadar “yukarı”dan baktığı yaşama dönmektense, ölmek Hesse’nin dediği gibi “kestirme bir yol”dur. Pek çok viraj geçilen yarışın ortasında yığılıp kalmaktansa; hiç yarışmamış olmak yeğ tutulur çünkü.
Başka türlü yaşam düşü
Hans Giebenrath, manastırda Hermann Heilner ile tanışıncaya kadar hedefsiz bir “başarı”nın peşinde koşmayı sürdürür. Çarklar, onun başka türlü bir yaşam düşü kurmasına bile izin vermemiştir. İlahiyat Okulu’ndan ayrılan ve yazarlığa yönelen Hermann Hesse ile aynı adı taşıyan Hermann Heilner, yaşamını “okuldaki başarı” hedefine göre kurmayan biridir.
Hans’ın yaşamını o ana kadar biçimleyen “çarklar”ı fark etmesi de onun sayesinde olur. Heilner, tıpkı romanın yazarı gibi, istediği yaşamı ve mutluluğu bulmak için manastırı terk edinceye kadar birlikte geçirdikleri zaman, Hans’ın yaşamını altüst etmeye yeter de artar bile. Artık ruhsal bir çöküntü içindeki Hans için, yoğun baş ağrıları arasında umutsuz, çaresiz günler başlar.
Hans için “her şeyin bittiği” bu noktadır, manastırdan ayrılışı. Latince ezber ve matematik problemleri ile geçirdiği kısa yaşamında, yeniden başlamak en zorudur. Ailede her istediğinin olduğu bir okul döneminin ardından, arkadaşlarının kalfa olduğu atölyede “çırak” olmak. Yine de yaşama tutunmaya çalışır Hans; aşık olur, çalışır, gezer tozar, çırak olduğu atölyede saatlerce çarkların dişlilerini zımparalar. Ta ki o güne kadar...
Çarklar bugün de ayakta
“Çarklar Arasında”, Hans’ın kısa yaşamı üzerinden eğitim sistemine çok ciddi eleştiriler getirdiği satırlarında, temel olarak eğitim sisteminin “topluma faydalı bireyler yetiştirme yöntemi”ni hedef alıyor. Aslında bu sistem, “tarihte kalmış” bir yöntem ya da katolik manastırlara özgü bir yöntem değil. Bugün ayrıntılarda görünen farklılık, çarkların özü aynı olduğu için, gençleri ezilmekten kurtaramıyor. Genç beyinleri yetenek ve ilgilerine göre geliştirmeye yönelik, yaratıcı ve özgür bir sistem hâlâ kurulamadı.
Felsefesinin temeline insancıllığı ve insan yaşamını irdelemeyi koyan Hesse’nin, bireysel çözümler önerme tutumu, “Çarklar Arasında”nın eğitim sisteminin etki ve sonuçlarıyla sınırlı kalmasına neden oluyor. Eğitim sistemini asıl biçimleyenin egemen olan sistemin ihtiyaçları olduğu vurgusu öne çıkmıyor bu romanda. Aksine Hesse, insanları var olan sistemin kalıplarından kurtularak özbenliklerine sahip çıkmaya ve kendi yaşamlarını kurtarmaya çağırıyor.
Türkiye’de sınavdan sınava koşturulan; gelecekleri birkaç saatlik sınavlarla saptanan milyonlarca öğrenci için çok şey anlatıyor Hans Giebenrath’ın öyküsü. Ama Hermann Hesse’nin kendi yaşam öyküsüyle de beslediği “Çarklar Arasında” adlı romandaki asıl ders, eğitimcilere ve ailelere...


Başa dön


Devletin keyfi gelecek de!
On yıl sonra sular altında kalacak olan Hasankeyf için ayrılan ödenekle, ancak otuz yıl sonra kurtarma kazıları bitirilebiliyor.
Birçok kurumun ve bilim adamının karşı çıktığı baraj projesi devam ederken, Ortadoğu’nun önemli medeniyetlere ev sahipliği yapan Hasankeyf’in kurtarılması için devletin keyfinin gelmesi bekleniyor.
Batman’ın tarihi ilçesi Hasankeyf’teki kazı çalışmaları için toplam 10 trilyon liraya ihtiyaç olduğu bildirildi.
Çanakkale 18 Mart Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Oluş Arık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Hasankeyf’teki kazı çalışmalarına bu yıl haziran ayının son haftasında başladıklarını hatırlatarak, çalışmaların ay sonunda tamamlanacağını söyledi.
Bu yılki kazılar için Kültür Bakanlığı’nın ödenek ayırmadığını bildiren Prof. Dr. Arık, kazıların, GAP Kalkınma İdaresi Başkanlığı ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün verdiği toplam 240 milyar lira ile sürdürüldüğünü belirtti.
Prof. Arık, Hasankeyf’teki tarihi eserlerin kurtarılması için yaklaşık 10 trilyon liraya ihtiyaç olduğunu ifade ederek, şöyle dedi: “Bu ödenek yetersiz. Bu ödenekle kazıların daha 30 yıl sürmesi lazım. Ancak bu kadar zaman yok. Çünkü Hasankeyf 10 yıl sonra sular altında kalacak. Bu nedenle kazılar için yeterli ödenek ayrılmalıdır. Hasankeyf tarihi olarak çok zengin bir yer. Asur, Roma, Süryani, Artuklular, Eyyübiler, Akkoyunlular, Selçuklular ve Osmanlılar’a ev sahipliği yapmış bir yer. Efes’ten daha zengin kültür varlıklarına sahiptir.”
Prof. Arık, bu yılki kazıların Hasankeyf Kalesi, Büyüksaray, Ortakapı, Dicle Sahil Sarayı’nda sürdürüldüğünü, kazılarda 3 külliyenin ortaya çıkarıldığını kaydederek, “Hasankeyf’te çok sayıda seramik çıkıyor. Çünkü burası İznik’ten sonra ikinci seramik merkezi. Seramik atölyeleri ve çiniler çıkmaya devam ediyor” dedi.


Başa dön


Can Şenliği yarın başlıyor
Ünlü ozanımız Can Yücel’in birinci ölüm yıldönümünde ilki gerçekleştirilen “Datça Can Şenliği” bu yıl üçüncü kez 23-26 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Can Yücel ailesi, Datça Belediyesi işbirliği ile, Vecdi Sayar’ın Genel Sanat Yönetmenliği’nde düzenlenen etkinlik, ülkemizin tümüyle şiir sanatına ayrılmış en kapsamlı şenliği.
“Datça-Knidos Kültür ve Sanat Etkinlikleri” altbaşlığını taşıyan şenlik kapsamında, Datça’nın geleneksel badem yarışması da yer alacak. Geçen yıl, Can Yücel’in yanı sıra Orhan Veli’yi de çeşitli etkinliklerle anan şenliğin bu yılki onur konuğu Nâzım Hikmet. Şenliğin açılış şöleninin ağırlığını Nâzım Hikmet şiirleri ve şarkıları oluştururken, ikinci ve üçüncü geceler de Nâzım’dan uyarlanmış iki oyun sahnelenecek.
Ayrıca, 23 Ağustos günü Cumhuriyet Meydanı’ndaki açılış töreninin ardından, Nâzım Hikmet Vakfı’nın düzenlediği “Yüzyıllık Aydınlığın Işığında” adlı Nâzım fotoğrafları sergisinin açılışı yapılacak. Şenlik çerçevesinde açılacak bir başka sergi de, Datça Fotoğraf Kulübü’nün düzenlediği “Datça Fotoğrafları” sergisi.
Şenliğin ilk gecesi Datça Açıkhava Tiyatrosu’nda, Sadık Gürbüz ve Erol Uras’ın Nâzım türküleri seslendireceği programda Derya Alabora, Nâzım şiirleri okuyacak; Erol Uras’a piyanoda Serdar Yalçın eşlik edecek. Gecede Zeynep Tanbay, Nâzım’ın iki şiirini dansla yorumlayacak. Programın ikinci yarısında, Muammer Ketencoğlu ve arkadaşları Ege’nin iki yakasından türküler söyleyecek.
‘Can Evi’ açılacak
Şenliğin ikinci gününde, eski Datça’da Can Yücel’in evinin bahçesinde, şiir araştırma merkezi niteliğindeki “Can Evi” açılacak. Açılış töreni öncesi, Turhan Ilgaz’ın yöneteceği ve Erdal Alova, TYS Yönetim Kurulu üyesi Egemen Berköz, Sezer Duru, Gertrude Durusoy, Özkan Mert ve Rodos’taki Uluslararası Edebiyat Vakfı “Üç Denizin Dalgaları” temsilcisinin katılacağı “Şiir ve Çeviri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecek. “Can Evi”nin açılış töreni sırasında Tuncay Yılmaz bir dinleti sunacak. Gece ise Genco Erkal, Nâzım şiirlerinden oluşan “İnsanlarım” oyununu sergileyecek.
günün etkinlikleri...

İSTANBUL
  • İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Kültür A.Ş. tarafından çocuklar için düzenlenen “Şeker Otobüs” tiyatro gösterimi saat 19.00’da İkitelli Başakşehir Konutları 2. Etap olacak.
  • Rumelihisarı “Yıldızlı Geceler” konserlerinde bu akşam saat 21.00’de Grup Gündoğarken sahne alacak.
  • Belgesel Evi’nde Mezopotamya Kültür Merkezi’nin “Yapıcılar” adlı filmi saat 11.00, 13.00, 15.00 ve 17.00’de ücretsiz olarak izlenebilir. Belgesel Evi Cep Sineması’nda da saat 20:00’de Sevgi Kartarı ve Hatice Gürler’in yönettiği “Bitmeyen Türkü” isimli film gösterilecek. (0212 327 41 45)
  • Enka Açıkhava Tiyatrosu’nda saat 21.15’de “Ocean’s Eleven” izlenebilir. (0212 276 22 14)
  • Aylin Özgül, Burak Necan, Deniz Uzel, Engin Kaban, Firdevs Atabey, İpek Yaylacı, Mehmet Ülkücü, Neval Bircaner, Özden Yağdıran, Seda Doğruel, Tuba Akfırat ve Tülay Doruk’un çalışmalarından oluşan “Şehir Hatları” adlı fotoğraf sergisi, bugün İFSAK’ta açılacak.

    İZMİR
  • Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu “Ödünç Yaşamlar” isimli oyunu saat 21.30’da Karşıyaka Bostanlı Açıkhava Tiyatrosu’nda sahneleyecek.

  • Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net