Hele Baykal’ın, “patronları”, işadamlarını filan değil “ Derviş yuppileri partiye getirecek” demesi elbette Baykal ve CHP’nin nerelere kadar savrulduğunu göstermektedir.
Sermaye basını “yuppi”ye, “genç işadamı” deyip geçmektedir. Oysa “yuppilik”; 1970’lerde, neoliberalizme yönelen kapitalizmin; elinde bir çanta, ülkeden ülkeye dolaşıp, olmayan malları alıp satan, süreç içinde piyasacılığın açıkgözleri olan, hiçbir ahlak ve kural tanımadan “işini yürüten”, “uyanık”, “genç” “işadamları”dır. Aslında “yuppi”nin Türkçe’deki en yalın ve doğru karşılığı “işadamının piçleşmişi”dir denebilir.
Baykal da Derviş’i, bu “gözü dönmüş”, “piyasacı” patron takımını partiye taşıyacağı
için CHP’ye almak gerektiğini savunmaktadır.
Elbette ki burada, “Yuppi takımının kaç oyu vardır” denebilir. Ama burada amaç oy sayısı değil, sermayeden, Amerika’dan vize almak; “Sabancı’ya verilen senet”in gereğidir.
Kuşkusuz pek çok CHP’li olup bitene (gazetemizde bugün bu tepkiler yansıyor) ateş püskürmektedir. Ama yine duyuyoruz ki, bir zamanlar, az çok sosyal demokrat CHP’ye bile burun kıvıran “kimi solcular” Baykal ve Derviş’in arkasından Meclis’e girme sevdası uğruna Derviş ve “solu” bağdaştırmaktadır.