www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Bir de şu işsizlik olmasa
Munzur Gözeleri’nin olduğu Ovacık’ta ziyaretler esnafın yüzünü güldürüyor. Çünkü, burada herkes işsizlikten şikayetçi.

50 yıllık geçim kapısı kapandı
Adana’nın yoksul semtlerinden Sinanpaşa ve Yavuzlar Mahalleleri’nde bulunan Aksantaş A.Ş. Fabrikası’nın cadde yönündeki kapısının kapatılması birilerinin cebini doldururken, mahalle esnafını, Aksantaş işçilerini ve mahalleliyi mağdur etti.

İsdemir işçileri
   ikinci davaya hazırlanıyor

İsdemir’de taşeron statüsünde çalışırken, açtıkları dava ile kadrolu olma statüsü ve toplusözleşmeden yararlanma hakkı kazanan işçilerin mücadelesi devam ediyor.

Hububat fiyatları arttı
Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, hububat alım fiyatlarının bugünden geçerli olmak üzere TMO tarafından yeniden belirlendiğini ve başlangıç fiyatına göre yüzde 13’e varan oranlarda artış yapıldığını açıkladı.


Bir de şu işsizlik olmasa
Halil İmrek - Gülsüm Mansur
3. Munzur Kültür ve Doğa Festivali boyunca Tuncelililer en çok OHAL’in kaldırılmasından duydukları memnuniyeti dile getiriyorlar. Tuncelililer, OHAL’in kalkmasını yıllardır bekledikleri için bunu gecikmiş bir karar olarak görüyorlar. OHAL’in yarattığı tahribatların sürdüğü bölgede en büyük sorun ise iş ve geri dönenlerin başını sokacakları bir ev.
Festivalin ikinci günü gidilen ilk yer olan Ovacık ilçesi Munzur Gözeleri’nin burada olmasından dolayı daha çok ilgi topluyor. Ancak Ovacık çok gelişmemiş ve en çok baskı gören yerlerin başında geliyor.
Ovacık esnafı ve halkı, alkışlar ve gülen yüzlerle karşılıyorlar gelenleri. Munzur Gözeleri’nde uzun kalınacağı için Ovacık esnafından alışveriş yapılıyor ve esnaf da bu durumdan oldukça memnun. Konserler teknik aksaklıklardan dolayı istenildiği gibi yapılamıyor.
38’den bu yana
Festivalin üçüncü günü Pülümür ve Nazimiye ilçeleri gezildi. Yine ilçelerdeki etkinliklerde organizasyon bozuklukları var. İlçe belediye başkanları bu durumu kendilerine son gün haber verilmesine bağlıyorlar.
Pülümür ilçesindeki gezi sırasında bir fırsatını bulup kahveyi ziyaret ediyoruz. Kahvede oturanların çoğu yaşlı ve 38’den kalma. Pülümürlüler’in en yaşlısı, “Biz 38’in çocuklarıydık. Bizim çocuklarımız da OHAL baskısının çocukları oldular” diyor.
Havası suyu bizi bağladı
Pülümür’de festival programında yer alan etkinlik gerçekleşmediği için erken ayrılıyoruz. Hemen Nazimiye yoluna koyuluyoruz. Festivali de OHAL’in kalkması gibi sevinçle karşılayan Nazimiye ilçe halkı, festivaldeki gibi herkesin kardeşçe ve baskı ortamı olmadan yaşamasını arzuluyor.
Kahvehanelerde bize çay ısmarlayan halkla sohbet ediyoruz. Bektaş Aslan, bahçede oturanların en yaşlısı. 38’de çocukmuş. Festivalle nüfusu artan Nazimiye’nin bu durumunu Bektaş, “Çünkü doğup büyüyen herkes memleketi terk etti” şeklinde yorumluyor. Geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz sorumuza Bektaş, gülerek “Suyuyla, havasıyla sağlıyoruz” diyor.
Geri dönmüş ancak...
Fahri Yıldız, geri dönüş yapanlardan. Mersin’de olaylı geçen Newroz’dan sonra gelmiş Nazimiye’ye... Kirada oturan Yıldız’ın yaptığı bir işi yok. Geri dönüşlerin olması için devletin gerekli yardımları yapması ve halkın zararlarını karşılaması gerektiğini söylüyor.
Gittiğimiz ikinci kahvede geçici orman işçisi Haydar Aktepe ile konuşuyoruz. Memleketinde 13 yıldır kirada oturduğunu söyleyen Aktepe, yılda sadece 2-3 ay çalışabildiğini söylüyor. Aktepe, OHAL yıllarını şöyle anlatıyor: “İnsan, kafayı yiyecek duruma geliyordu. Ben çocukları korumak için evde ranzanın altına koyuyordum.” Köy Hizmetleri’nden emekli olan Hıdır Tunç da, geri dönüşler için, “Evi, parası olamayanlar ne yapsın?” diye soruyor.


Başa dön


50 yıllık geçim kapısı kapandı
İnan Üstün
Adana’nın yoksul semtlerinden Sinanpaşa ve Yavuzlar Mahalleleri’nde bulunan Aksantaş A.Ş. Fabrikası’nın cadde yönündeki kapısının kapatılması birilerinin cebini doldururken, mahalle esnafını, Aksantaş işçilerini ve binlerce mahalleliyi mağdur etti.
Adana’nın Yüreğir ilçesine bağlı Sinanpaşa Mahallesi’nde bulunan ve Sümer Holding’e bağlı Aksantaş A.Ş.’nin bulunduğu Sinanpaşa Mahallesi esnafının yaşamını alt üst eden bir gelişme yaşandı. Sinanpaşa Caddesi üzerinde bulunan ve 50 yılı aşkın süredir kullanılan fabrika kapısı işçilere kapatılınca, esnaf ile işçinin bir araya gelmesi engellendi.
Fabrikada yaşanan özelleştirme politikaları sonucunda daha öncesinde binlerce işçi, işsiz bırakılmıştı. 5 bini aşkın işçinin çalıştığı fabrikada şimdilerde zorunlu izinlerle birlikte çalışanların sayısı 300’e kadar düştü. Son olay neticesinde de, fabrika çevresinde olan ve işçiler sayesinde geçimini sağlayan esnafın, işine büyük bir darbe vuruldu.
Vurgunlardan bir boyut
Fabrika yönetimi bu uygulamayı, cadde üzerindeki trafiğin aksamasını engellemek için yaptıklarını söylüyor. Ancak işçiler ve esnaf gerçeğin böyle olmadığını belirtiyor. 50 yılı aşkın süredir açık olan kapının trafiği işgal etmediğini, fakat 6 aylık süre içinde bu şekilde bir söylentinin ortaya atılmasının çok komik olduğunu dile getiren mahalle esnafı ve işçiler; “Aksantaş yönetimi elektronik sistemle çalışan ve işçilerin kart kullanarak geçmesini amaçlayan bir sistem getirdi. Bu sistemi de miyadı dolmuş bozuk bir makine getirerek, adeta kuş uçmaz, kervan geçmez bir alana yerleştirdi. Sonrasında, daha önce hurdalık olarak kullanılan bu alan, işçilerin giriş-çıkış kapısı haline getirildi. Bu sistem bir süre denendikten sonra verimli olmadığı anlaşıldı ve bizim cebimizden yapılan milyarlarca harcama birilerinin cebine aktarıldı” dediler.
Kavşakta Sabancı önceliği
İşlerinin yaz aylarının gelmesiyle birlikte iyice düştüğünü söyleyen elektronik eşya tamircisi Serkan Toksöz; “Aylar önce önce fabrika kapısı kapatıldı, hemen ardından Sinanpaşa, Yavuzlar ve diğer mahalleleri işlevsel kılan Kışla Caddesi kavşağı da kapatıldı. Binlerce insana iş ve ekmek kapısı olan bir kavşak kapatılıyor ama bu kavşağın hemen ilerisinde Sakıp Sabancı’nın HiltonSA oteline özel kavşak yapılıyor. HiltonSA kavşağına çok hızlı bir şekilde trafik lambaları ve diğer kavşak düzenlemeleri yapıldı. Tarihi sayılabilecek bir cadde ise adeta trafiğe kapatıldı. Bizler iş yapamadığımız için yanımızda çalıştırdığımız arkadaşlara haftalıklarını borçlanarak ödüyoruz. Elektrik, su, telefon faturalarımızı ödeme güçlüğü çekiyoruz” dedi.
‘Kapı açılsın’
1950’lerden bu yana çalışan esnaf olarak, fabrika işçisinin kendilerinin tek geçim kaynağı olduğunu söyleyen kahveci Mehmet Şahgazi, “Kavşak ve fabrika kapısının kapatılması ile bir zamanlar her gün semt pazarı kuruluymuş gibi kalabalık olan mahalleyi terk edilmiş bir mahalle görünümüne çevirdiler. Bizim işçilerle birlikte çok sıcak bir ortamımız ve sohbetimiz vardı. Ama kapının kapatılması işçi arkadaşlarla bizi ayırdı. Eğer bilinçli ve siyasi bir amaçla yapılmış ise bilmelidirler ki, burada çalışan insanlar tek bir siyasi yapıya bağımlı değil. Her görüşten arkadaş vardır mahallemizde. Biz mahalleli olarak kapının tekrar açılmasını istiyoruz” dedi.
İşlerinin fabrika kapısının kapatılmasından sonra dörtte bir oranında düştüğünü anlatan kebapçı Murat Dörtgöz, “Vardiya işçileri yemeğimizi yedikten sonra çalışmaya gidiyorlardı. Sıcak bir selamımız, sohbetimiz vardı. Birbirimizin iyisini, kötüsünü sorardık, paylaşırdık; ama bunu öldürdüler. Kapıyı kapatma nedenleri politiktir. Ekmeğimizi baltaladılar. Birçok arkadaşımız kepenk kapatmak zorunda kaldı. Kırtasiyecisi, börekçisi ve daha nice arkadaş işinden oldu” dedi.
‘Çözüm bulamadık’
Fabrika kapısından sonra kavşağın da kapatılması üzerine bir heyet toplayarak, kapatılmadan, sorumlu olarak bildikleri ve çözüm umdukları ANAP’a gittiklerini dile getiren berber Murat Tosun, “ANAP’a gittik sorunlarımızı anlattık ama bir çözüm alamadık. Bunun dışında esnaflar başta olmak üzere mahalleliden imza toplayarak Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak’ın yanına kadar gittik ama yine bir sonuç alamadık” dedi.


Başa dön


İsdemir işçileri ikinci davaya hazırlanıyor
İsdemir’de taşeron statüsünde çalışırken, açtıkları dava ile kadrolu olma statüsü ve toplusözleşmeden yararlanma hakkı kazanan işçilerin mücadelesi devam ediyor. Geriye dönük alacakları için yeni bir dava daha açmaya hazırlanan işçiler, mücadelelerine eski avukatları ile devam etmeyeceklerini açıkladılar.
Av. Ümit Teoman ve Gökhan Algül’ün kendilerinden yüksek ücret talep ettiğini dile getiren işçiler, dava açan bütün işçileri, “işçi hakkında gözü olmayan” yeni bir avukatla mücadeleye çağırdılar.
Birinci davaya bakan Av. Ümit Teoman ve Gökhan Algül’ün ikinci davayla niyetlerinin anlaşıldığını söyleyen Dörtyol İşçi Komitesi’nden Ahmet Avcı, bugüne kadar avukatlarla diyologu sağlayan Üst Komite’ninde rant peşinde olduğunu anladıkları için üst komitenin meşruluğunu yitirdiğini ifade etti. “Bizler nankör değiliz. Elbetteki gönlümüz eski avukatlarımızla hareket etmekten yana. Çünkü bu dava boyunca birçok zorluklara göğüs gerdik. İşveren ve sendikayla mücadele ederken birçok baskıya maruz kaldık. İşimizden, ekmeğizden olduk. Bu esnada sadece avukatlarımızın verdiği moralle davamıza sıkı sıkıya sarıldık. Ancak ana davayı açacağımız şu günlerde avukatlarımızın sergilediği davranışlar, kendilerine olan güveni kaybetmemize neden oldu” diye konuşan Avcı, kimsenin kazancında gözü olmadığını, ancak herkesin emeğinin karşılığını almaktan yana olduklarını dile getirdi.
“Bizler sağılacak koyun değiliz” diyen Avcı, avukatların kendilerinden talep ettikleri yüzde 15’lik ücretin Türkiye ve dünya gerçekleri ile uyuşmadığına dikkat çekti. Yaptıkları araştırmalara göre topludavalarda avukatlık ücretinin yüzde 6 ila yüzde 8 arasında değiştiğini belirten Avcı, durum böyle iken “Yüzde 14’ü bile kabul etmem” demenin işçileri hayrete düşürdüğünü ifade etti.
Emekçilerin alın terinde gözü olmayan yeni avukatlarla yola devam edeceklerini açıklayan Avcı, asıl isteklerinin işe dönmek ve haklarını elde etmek olduğunu söyledi. Bunun için birlik ve beraberliğe ihtiyaç olduğunu belirten Avcı, işçileri bu yönde mücadeleye çağırdı.


Başa dön


Hububat fiyatları arttı
Cem’den, AB’ci hükümet tarifi
Yeni Türkiye Partisi (YTP) Genel Başkanı İsmail Cem, Türkiye’yi AB yönetimine anlatabilen bir hükümet göreve geldiği takdirde müzakere sürecinin önünün gerçekten açılabileceğini söyledi. TBMM’nin önceki gün AB yolunda önemli adımlar attığını anımsatan Cem, “Bundan sonra ne olacak?”, “Kopenhag’da beklediğimiz bir sonuç alınır mı?” diye kendisine sorular yöneltildiğini bildirdi. Cem, “Benim cevabım şu: Bu, büyük ölçüde 4 Kasım’da yapacağımız tercihe bağlı. AB ile diyalog kurabilmiş, onların anladığı, Türkiye’yi onlara anlatabilen bir hükümeti, başbakanı göreve getirebilirsek ve biz Aralık ayına kadar attığımız adımları daha ayrıntılı olarak hayata geçirebilirsek, iyi sonuç alırız” diye konuştu. Cem, Irak konusunun seçimin ertelenmesine neden olmasına ihtimal vermediğini de söyledi.
Özgür Radyo’nun yayını yine durduruluyor
Özgür Radyo’nun mikrofonları bir kez daha susturuluyor. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK)’nun Özgür Radyo hakkında verdiği 6 aylık yayın durdurma cezası dün gece saat 24.00’ten itibaren hayata geçti. Özgür Radyo tarafından yapılan açıklamada, “Avrupa Birliği’ne uyum yasalarının Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilmesiyle birlikte ‘demokratikleşme’ iddialarının gündeme geldiği şu günlerde, radyomuzun susturulması bu iddiaların ne kadar gerçek dışı olduğunu ortaya koyuyor” denildi.
Belediye-İş’de İş Yasası konuşuldu
Belediye-İş İstanbul İETT Taşıt Şubesi önceki gün 1475 sayılı İş Yasa Tasarısı konulu bir panel düzenledi. Avukat Kamil Tekin Sürek, Dr. Uğur İşlek ile Belediye-İş Örgütlenme ve Eğitim Uzmanı Osman Ergin’in konuşmacı olarak katıldığı panelde, söz konusu tasarının sermayeyi daha çok kuralsızlaştıracağı ifade edildi. Konuşmacılar, işçilerin mücadele ederek yasa tasarısını geri püskürtebileceğini söylediler.
Demokrat Kamu-Sen BASK’a katıldı
Demokrat Kamu-Sen, dün olağanüstü kongre yaparak BASK’a katılma kararı aldı. Demokrat Sağlık-Sen, Demokrat Haber-Sen, Demokrat Enerji-Sen, Demokrat Büro-Sen, Demokrat Tarım-Sen adlı beş ayrı sendikadan oluşan Demokrat Kamu-Sen, dün BASK Genel Merkez’inde kongrelerini yaparak BASK’a resmen katıldı. BASK Genel Başkanı Resul Akay, kongrede yaptığı konuşmada, seçim kararı alınmasının sevindirici bir gelişme olduğunu belirterek, “Şafak sökmüştür, zalimler yakayı ele vermişlerdir, biz sandıkta zalimlere suç üstü yapcağız” dedi.”Yüzde 22.6’lık kaybın ödenmesi taahhüdü alınmadığı takdirde toplugörüşme masası terk edilmelidir” diyen Akay, işbırakma dahil olmak üzere bütün eylemlere hazır olduklarını ve olası bütün eylemleri destekleyeceklerini açıkladı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net