www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



TEKEL Sigara kapatıldı
IMF’ye verilen sözler doğrultusunda TEKEL’i yok etme planının bir parçası daha gerçekleşti. 118 yıllık bir geçmişe sahip olan TEKEL İzmir Sigara Fabrikası kapatıldı.

Asgari ücret demokrasi göstergesi
Asgari ücret, 19. yüzyılda liberal ekonominin geçerli olduğu ve “vahşi kapitalizm” olarak da adlandırılan dönemde işçi sınıfının mücadeleleri ile elde edilmiş önemli bir kazanımdır.

İsdemir’de kıyım sürüyor
Erdemir’e hibe edilen İsdemir’de, işveren ve yetkili sendika Özçelik-İş Sendikası elbirliğiyle başlatılan işçi kıyımı sürüyor. İsdemir’den 590 işçi daha atıldı. Atılan işçiler, bir araya gelerek neler yapacaklarını tartışacaklar.


TEKEL Sigara kapatıldı
Sinan Sarısaltık
TEKEL İzmir Sigara Fabrikası işçileri, iki haftadır yaptıkları eylemlere rağmen fabrikalarının kapatılmasını engelleyemedi. Fabrika kapatıldı, işçilerin bir kısmı emekli edildi, bir kısmı TEKEL’in diğer işletmelerine sürgün edildi.
Fabrikada çalışan 436 işçiden 110’u emekli edildi. Bu işçiler, kıdem ve ihbar tazminatlarına yapılacak yüzde 5 oranındaki zamdan yararlanabilmeleri için 14 Temmuz’da emekliliğe sevk edilecek. 241 geçici işçi ile kalan kadrolu işçiler, TEKEL’in İzmir’deki Tuzla, Hatun Dere, Kemalpaşa Yazıbaşı, Menderes, Urla ve Balatçık Yaprak Tütün İşletmeleri ile Alkol Fabrikası, Tekel Dağıtım Pazarlama Baş Müdürlüğü ve Tekel Çamaltı Tuzla işletmelerine gönderildiler.
İzmir’de kamu sektöründe Sümerbank’tan sonra kapatılan ikinci fabrika olan TEKEL İzmir Sigara’da örgütlü Tek Gıda-İş’e göre bu sonuç oldukça başarılı!
Tek Gıda-İş’in tutumu
TEKEL Sigara’da çalışan işçiler fabrikalarının 30 Haziran’da kapatılacağını, kendilerinin ise İstanbul, Adana ve Malatya illerine dağıtılacaklarını öğrendikten sonra her gün yaptıkları eylemlerle tepkilerini göstermişlerdi. Öğle yemeklerinde gerçekleştirdikleri yürüyüşler ve oturma eylemlerine işyerinde örgütlü KESK’e bağlı ESM üyesi memurlar da destek verdi. Akşam saatlerinde yapılan eylemlere de TEKEL’in diğer işletmelerinde çalışan işçiler servislerle gelerek destek verdiler.
Ancak işçilerin örgütlü olduğu Tek Gıda-İş Sendikası yöneticileri ise adeta eylemlerin kontrol altında tutulması ve geçiştirilmesi için çaba harcadılar. ESM’nin eylemlerine de katılmayan Tek Gıda-İş’in bu tutumu işçiler arasında da üzüntüyle ve tepkiyle karşılandı.
İşçinin iradesi kırıldı
Sürekli hükümetle görüşmeler yaptıklarını ve sonucuna göre hareket edeceklerini söyleyerek işçileri oylayan sendikacılar, işçilerin il dışına nakledilmelerinin engellemiş olmakla övünüyorlar. İşçiler ise asıl sorunun fabrikada üretimin devam etmesini sağlamak olduğunu söylüyor.
Geçen hafta sonu İzmir’e gelen ve “Hükümet görüşmelerden kaçarsa, TEKEL işçileri ve Tek Gıda-İş üyesi bütün işçiler Türkiye genelinde eylemler yapacak” uyarısında bulunan Tek Gıda-İş Genel Sekreteri Mustafa Türker, işçilerin birlik içinde ve inançlı olması gerektiğini söylemişti. İşçiler ise dayanışma ve birliktelikte sorun olmadığını, sendikanın artık “görüşmeleri bekliyoruz” anlayışından vazgeçmesini istemişlerdi.
Fabrikanın kapatılmaması dışında hiçbir pazarlığın yapılmamasını isteyen işçiler, kapatmaya karşı ESM tarafından yapılan eyleme katılmalarının, bugüne kadar hiçbir eyleme gelmeyen Tek Gıda-İş Sendikası Ege Bölge Başkanı Doğan Karayılan’ın tehditleriyle engellendiğini anlattılar. Karayılan’ın tehditleri işçilerin iradesini kırdı ve TEKEL Sigara Fabrikası’nda son yapılan eyleme bir avuç işçi katıldı.


Başa dön


Asgari ücret demokrasi göstergesi
Muzaffer Özkurt
Yeni asgari ücret, geçtiğimiz hafta, açlık sınırının neredeyse yarısı düzeyinde, 184 milyon lira olarak belirlendi. Bir önceki asgari ücrete, emekçilerle alay eder gibi 20 milyon lira zam yapan hükümet, bir de bunun “ülke koşullarına en uygun ücret” olduğunu savundu. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda patron ve hükümet temsilcileri her zamanki gibi birlikte tutum alırken, işçi kesimini temsilen Komisyon’da bulunan Türk-İş ise yine belirlenen ücreti kınamakla yetindi.
Asgari ücret, yeni işe giren bir işçinin ücretinin belirlenmesinin yanı sıra, özel sektörde ve kamuda, sendikalı-sendikasız tüm işçilerin ücretleri üzerinde etkili oluyor. Asgari ücret bu nedenle önemli ve asgari ücret için mücadele aslında adaletli bir gelir dağılımı için mücadele anlamına geliyor.
Eğitim-Sen 6 No’lu Şube Başkanı ve Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi Yardımcı Doçent Dr. Özgür Müftüoğlu, asgari ücretin düşük tutulmasının anlamının çocukların çalışması, insanların barınma ve yaşama hakkının elinden alınması olduğunu kaydetti. Asgari ücretin, sosyal devlet anlayışından vazgeçilip yeni liberal politikaların uygulanmasıyla beraber, tüm ülkelerde, sermayenin politikalarına ve isteklerine bağlı olarak belirlendiğini söyleyen Müftüoğlu, Türkiye’de bunun sonuçlarının daha ağır bir şekilde yaşandığını belirtti.
Asgari ücret nedir ve belirlenmesinde dünden bugüne nasıl bir seyir izlendi?
Asgari ücret, sosyal devlet anlayışı içerisinde, çalışanların emekleri karşılığında yaşamlarını insanca bir şekilde sürdürmelerini sağlayacak asgari bir ücretin garanti edilmesi amacına yönelik bir uygulamadır. 19. yüzyılda liberal ekonominin geçerli olduğu ve “vahşi kapitalizm” olarak da adlandırılan dönemde işçi sınıfının mücadeleleri ile elde edilmiş önemli bir kazanımdır. Özellikle II. Dünya Savaşı sonrası dönemde yaygın bir uygulama alanı bulan asgari ücret, özellikle 1970’lerin başında yaşanan kapitalizmin krizi ve sonrasında uygulamaya konulan yeni liberal politikalar ile birlikte, sosyal devlet anlayışından semaye devletine geçişin bir sonucu olarak büyük ölçüde dejenere edilmiş, gerçek amacından uzaklaştırılmıştır. Türkiye’de de asgari ücret buna paralel bir seyir izlemiştir.
Neye göre belirlenmelidir?
Asgari ücret, ortaya çıkışındaki amaca da paralel olarak, bir işçiye, bakmakla yükümlü olduğu ailesi ile birlikte insanca bir yaşam sağlayacak düzeyde olmalıdır. Bu anlamda, insan hakları ve sosyal devlet anlayışına uygun olarak işçinin, barınma, gıda, giyim, sosyal ve kültürel ihtiyaçları ile çocuklarının eğitimini sağlayacak en az gelire sahip olması beklenir. Türkiye’de yaygın olarak bir aile 4 kişi olarak kabul edilmektedir. Bu durumda asgari ücretin de 4 kişilik ailenin ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerekir.
Diğer ülkelerdeki uygulamalar konusunda ne düşünüyorsunuz?
Diğer ülkelerde de yeni liberal uygulamalar ile birlikte emeğin kazanımlarında önemli gerilemeler olmuştur. Ancak ülkelerin refah düzeyi, işçi sınıfının bilinç düzeyi ve demokrasi geleneğinin düzeyine göre bu gerileme farklı ölçütlerdedir. Erken sanayileşen ve işçi sınıfının haklarını mücadelelerle elde ettiği ülkelerde emek, haklarını korumak bakımından daha duyarlıdır ve bu tür uygulamalar karşısında tepki göstermektedir. Bu nedenle de kayıplar daha azdır. Ancak Türkiye gibi örgütlenme düzeyinin düşük, sınıf bilincinin görece zayıf olduğu ülkelerde emeğin kazanımları hızlı bir biçimde ortadan kaldırılmaktadır.
Asgari ücretle demokrasi arasında ciddi bir ilişki var yani...
Elbette işçi sınıfının ücret ve diğer haklarını koruyabilmesi doğrudan demokrasi ile bağlantılıdır. Siz demokrasinin tüm koşullarıyla işlediği hiçbir ülkede çalışanlara açlık sınırı olarak belirlenen düzeyin yarısı kadar bir asgari ücret verildiğini, mevcut iş güvencesinin ortadan kaldırıldığını göremezsiniz. Yani sadece insanın değil diğer birçok hayvanın da elinden ekmeğini, yemeğini hiç bir tepki ile kaşılaşmadan almanız mümkün değildir, son derece doğal bir içgüdüdür barınağını, yiyeceğini korumak. Bunu ancak onu sindirerek, hareketlerini kısıtlayarak yapabilirsiniz. Bugün gelir dağılımı giderek bozulurken, yoksulluk artarken, toplumda geleceğe yönelik umut, güvence giderek yok olurken hiç bir toplumsal tepkinin olmayışı nasıl açıklanabilir?
Asgari ücrette ilerleme IMF programları ve emekçiler için ne ifade eder?
Asgari ücret konusunda işçilerin kazanımından söz edebilmek için asgari ücretin yoksulluk sınırının yani 1 milyar liranın üzerinde belirlenmesi gerekir. Şimdi bunun gerçekleşmesinde IMF’nin engel olduğu söylenebilir, ama IMF programları olmasa asgari ücretin 1 milyarın üzerinde belirlenebileceğini söyleyebilir miyiz? Ben toplumun aleyhine olan her konuda IMF’nin suçlanmasını doğru bulmuyorum. Bana sanki hedef şaşırtma yapılıyormuş gibi geliyor. Sonuçta IMF mevcut sistemin bir kurumudur, onun kurullarına göre hareket eder. Sistemi sorgulamadan sadece IMF’yi hedef almanın bütünlüklü ve doğru bir analiz olmayacağını düşünüyorum.


Başa dön


İsdemir’de kıyım sürüyor
Erdemir’e hibe edilen İsdemir’de, işveren ve yetkili sendika Özçelik-İş Sendikası elbirliğiyle başlatılan işçi kıyımı sürüyor. İsdemir’den 590 işçi daha atıldı. Atılan işçiler, bir araya gelerek neler yapacaklarını tartışacaklar.
BASK yüzde 5’i protesto edecek
BASK Genel Başkanı Resul Akay, temmuz ayında memur maaşlarına yapılacak yüzde 5’lik artışa tepki göstererek, yapılan bu komik artışa karşı tepkilerini dile getirecekleri eylem planını açıkladı. Akay, dün düzenlediği basın toplantısında, memurların aldıkları maaşlarla geçinemezken, temmuz ayı için yüzde 5’lik zamma hazırlanan hükümetin kamu çalışanlarını diri diri mezara sokmaya çalıştığını söyledi. Yüzde 5’lik artışla yaşanamayacağını ve bu artışın kabul edilemeyeceğini ifade eden Akay, maaş artışlarında yüzdelik artıştan vazgeçilmesi gerektiğini; bu yöntemle alt maaş grupları ile üst maaş grupları arasındaki uçurumun arttığını söyledi. Akay, buna örnek olarak da milletvekillerinin emeklilik maaşı ile birlikte yaklaşık 8 milyar liralık maaşlarına yapılan yüzde 5’lik artışla 400 milyon lira olurken; memur maaşlarına yapılan artışın 16 ile 50 milyon arasında olduğunu belirtti.
Tepkiler eyleme dönüşüyor
1475 sayılı İş Kanunu’nda patronlar yararına yapılması düşünülen değişikliklere yönelik tepkiler, eyleme dönüşüyor. Petrol-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu tüm işyerlerinde bu sabah, İş Kanunu Ön Taslağı’na karşı bildiriler okunacak. İşyerlerinde toplantılar yapmaya başlayan Genel-İş İstanbul 2 No’lu Bölge Şubesi de imza kampanyası başlattı. Genel-İş perşembe günü de Bölge Çalışma Müdürlüğü önünde eylem yapacak. Genel-İş İstanbul 2 No’lu Bölge Şubesi Başkanı Mehmet Karagöz, değişikliklerle getirilmek istenen yasanın 12 Eylül yasasını aratacak nitelikte olduğunu belirterek, tasarının yasalaşmaması için tepkilerini göstereceklerini söyledi. Beyoğlu Belediyesi’nde dün yaptıkları toplantıya katılan işçilerin büyük tepki duyduklarını ve imza kampanyasının başlatıldığını belirten Karagöz, bugün de Küçükçekmece ve Beşiktaş’ta toplantıları olacağını duyurdu.
KESK imza kampanyası başlattı
Ankara’da gerçekleştirdiği sempozyumla toplu görüşmeyi masaya yatıran KESK, önceki akşam düzenlediği kokteylde hak ve özgürlüklerin genişletilmesi talebiyle imza kampanyası başlattı. HADEP Genel Başkanı Murat Bozlak, ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Haydar Kaya ile HAK-PAR Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Güçlü’nün de katıldığı kokteylde KESK’in mücadele tarihinin görüntülendiği sinevizyon gösterisi alkışlarla karşılandı. KESK Genel Başkan Sami Evren yaptığı konuşmada, “ülkenin içinde bulunduğu bu kritik koşullarda satükoculuğa karşı değişimi, otoriter yaklaşımlara karşı demokrasiyi, sermayenin küreselleşmesine karşı emeğin küreselleşmesini” savunduklarını söyledi. Türkiye’nin demokratikleşmesinden yana taleplerle bir imza kampanyası başlattıklarını duyuran Evren, ilk imzayı da kendisi attı. Ardından siyasi parti başkan ve temsilcileri ile diğer KESK yöneticilerinin imzaladığı metinde talepler 10 madde halinde sıralandı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net