www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Sivas’ın yangını sönmedi
Devletin gözü önünde 35 kişinin yakılarak katledildiği Sivas olayının üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen, siyasi sorumlular hâlâ hesap vermedi.

Viran durumda bir şehir
Viranşehir’in sorunları saymakla bitmiyor. 70 köyünde içme suyu yok. 342 yerleşim biriminde göletten su sağlanıyor.

HADEP’liler SHP yolunda
HADEP’te Genel Başkan Murat Bozlak dışında, parti yöneticilerinin HADEP’ten istifa ederek, SHP’ye geçmesi bekleniyor.

Öğretim üyelerinden tasarıya tepki
Öğretim elemanları, ülkedeki en öncelikli sorunun, ulusal bağımsızlık ve demokrasi olduğunu belirterek, bilim insanlarının ve toplumun her kesimindeki duyarlı insanların geleceğe sahip çıkması gerektiğini belirttiler.


Sivas’ın yangını sönmedi
2 Temmuz 1993 tarihi, bir döneme damgasını vuran aydın ve sanatçıların katledildiği, karanlık bir gün olarak tarih sayfalarında yerini aldı. Aradan geçen 9 yıl içinde 33’ü idam olmak üzere yaklaşık 50 kişiye çeşitli cezalar verildi. Ancak bu süre içinde katliamın perde arkası aydınlanmadığı gibi, olaya seyirci kalan hatta yakılanlar yerine, “Otelin etrafını saran vatandaşlarımıza hiçbir zarar gelmemiştir” diyerek saldırganları koruyan dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel gibi siyasiler de hesap vermediler.
Katliam, 9. yılında bir kez daha lanetlenirken, perde arkasının aydınlanması, asıl sorumlu olan siyasilerin hesap vermesi istenecek. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Kazım Genç, 9 yıldır cevapsız bırakılan pek çok soruya işaret ederek, bunlar açıklığa kavuşmadan, siyasi sorumluların makam ve mevkilerine bakılmadan yargılanması gerçekleşmeden, “Sivas’ın yangınının sönmeyeceğini, yüreklerin susmayacağını” söyledi.
PSAKD, 9 yıl önce Pir Sultan Abdal’ı anmak için, Kültür Bakanlığı’nın da katkılarıyla Sivas’ta çeşitli etkinlikler düzenledi. Ancak, yerel ve dinci basının da kışkırtmasıyla, Aziz Nesin bahane edilerek, etkinliğe gidenlerin kaldığı Madımak Oteli, çoğunluğu dışarıdan getirtilen sarıklı, cübbeli kişilerin oluşturduğu saldırgan grup tarafından çevrildi. RP’li Belediye Meclis Üyesi Cafer Erçakmak’ın baş aktör olarak yer aldığı saldırılar, otelin taşlanması ve ardından ateşe verilmesiyle sonuçlandı. Otel içindeki aydın ve sanatçılar ise dönemin Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ile telefon bağlantısı kurarak yardım istediler. Devletin en üst kademelerine kadar giden “imdat” çığlıkları, “tamam, yardım geliyor” denilerek geçiştirildi. 8 saati aşkın süren saldırıya ve otelin yakılmasına karşı ne bir müdahele oldu, ne de bir bakan veya milletvekili “dur” dedi.
Katliamın faturası 33’ü etkinlik için gidenlerden, ikisi otel görevlisi, ikisi de saldırganlardan olmak üzere 37 kişinin ölümü oldu. Katliamın ardından 109 sanıkla başlayan ancak sonradan 50 kadar sanığa düşen ve yıllarca süren yargılama sonucu 33 kişiye idam cezası verildi, diğerleri de çeşitli hapis cezaları aldılar. Ancak, katliamın asıl sorumluları, olaya seyirci kalan siyasiler, emri verenler, görevini yapmayanlar ne yargılandılar, ne de sorgulandılar.
Yanıt bekleyen sorular
Aradan geçen 9 yıla rağmen hâlâ yanıtsız kalan soruların açıklığa kavuşturulmasını isteyen PSAKD Genel Başkanı Kazım Genç, ilk başta ele geçen kişiler dışında hiçbir soruşturma yapılmadığını söyledi. “Müslümanlar” imzasıyla yayınlanan ve halkı tahrik eden, saldırı ortamını yaratan bildirinin kim veya kimler tarafından yayınlanıp, dağıtıldığının tespit edilmediğine vurgu yapan Genç, o dönem halkı tahrik eden Sivas basınının da herhangi bir soruşturmaya tabi tutulmadığını söyledi. Otelin yakılmasından hemen önce, bir güvenlik görevlisinin otele girerek, sanatçılara, “Burada asker, polis var mı?” diye sorduğunu hatırlatan Genç, “Bu kişinin kim olduğu, niye böyle bir soru sorduğunun da araştırılıp, detayına girilmediğini” söyledi.
MİT’in polisi arayıp, “Aziz Nesin’e karşı bir gösteri olacağı” istihbaratını verdiğini, ancak peşine düşmediğini, sadece sıradan bir polis görevlisine bu bilgiyi verdiğini de ifade eden Genç, dönemin MİT ve polis görevlilerinin de soruşturulmadığını kaydetti.
Dönemin RP Belediye Meclis Üyesi Cafer Erçakmak’ın hâlâ bulunmadığına, “gazanız mübarek olsun” diyen RP’li Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu hakkında da soruşturma yapılmadığına dikkat çeken Genç, “En önemlisi de o dönemin siyasi sorumluları, siyasi sorumluluk gereği herhangi bir tahkibata uğramadılar” dedi.
Genç, Sivas şehitleri ve PSAKD olarak katliamın perde arkası, en ince detayına kadar kamuoyunun bilgisine sunulmadan, kimin, hangi mevkide olduğuna bakılmaksızın yargılanıp cezalandırılmalarını istediklerini belirtti.


Başa dön


Viran durumda bir şehir
Eyüp Seyrek
GAP kapsamı alanlarından birini oluşturan Viranşehir’de halen 70 köyde içme suyu bulunmadığı, 342 yerleşim biriminde ise artezyen kuyuları, gölet veya sarnıçlardan su sağlandığı saptandı. Birçok köyde ise okullar ve sağlık ocakları doktor ve malzeme yokluğu nedeniyle kapalı biliniyor.
Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte artan salgın hastalıklarda etkili olan su sorunu Viranşehir’de halkın sağlığını tehdit ediyor. İlçede bulunan siyasi partilere yaptıkları başvurulara rağmen kendilerine çare ve çözüm yolları bulmadıklarını dile getiren köylüler GAP’tan sorumlu Devlet bakanı Mustafa Yılmaz’a dilekçelerle başvuruda bulunarak su sorununu GAP kapsamı içerisinde çözmelerini istediklerini belirttiler.
Birçok yerleşim biriminde tankerlerle su sorununu çözmek isteyen vatandaşlar, dere, gölet, çevre artezyen ile sarnıçlardan su sağlıyorlar. Ceylanpınar ile Viranşehir arasında bulunan tarım işletmelerine ait tarım arazileri içerisinde ikamet eden köylüler ile Evcimen köyü başta olmak üzere Delmeli ile Y.Evcimen köylerine su sağlanmasının en büyük engellerinden biri de Tarım İşletmesi Müdürlüğü. Köylüyer, müdürlüğün kendi arazileri kapsamında bulunduğu gerekçesiyle köylülere su konusunda sorun yarattığını söylüyorlar. İlçe merkezine bağlı Altınbaşak köyü ile 5 mezrası, Artın, Ballıca ve 4 mezra, Dinçkök, Dikili, Demirci, Evcimen, Gönüllü, Gömüllü ve 7 mezrası Germen, Kadıköy ile 6 mezrası, K.Topçu, Kargalı, Kumçeşme, Karınca ve 4 mezrası Koşullu ile 2 mezrası, Mehmetçik, Nergizli, Pınarlar ve 2 mezrası, Tınaz ve 2 mezrası, Türkeli, Yeşilalıç, Yaban, Yeşildurak, Tekneli, Sergen, Zikreş köylerinde su bulunmuyor.
Sağlık ocakları kapalı
Viranşehir ve köylerinin tek sorunu su değil. 2001-2002 eğitim yılında Altınbaşak, Eşkin, Kırbalı, Soyaba, Tanyeli ve Ulaklı köylerinde bulunan ilköğretim okulları eğitime açılmadı, okul binaları ise kullanılmaz halde. 11 sağlık ocağı ve sağlık evinden 10’u doktor hemşire ve ebe yetersizliğinden dolayı kapalı bulunurken birçoğunun köylülerce ev olarak kullanıldığı, bazılarının ise yıkılmaya yüz tuttuğu tespit edildi.
Kapalı bulunan okullar yüzünden yaklaşık 800 öğrenci eğitimden mahrum kalmış.
‘Oy istemesinler’
Siyasi partilerin sorunlarla ilgili hazırladıkları raporları partilerinin genel merkezlerine göndermeleri karşısında ise halk temkinli. Çünkü, vatandaş kendilerine vaat edilen hiçbir şeyin yerine getirilmemesi yüzünden siysilere inanmıyor.
Vatandaşlar raporlarla ilgili, “Bu da yeni oy avcılığının senaryolarıdır. Yıllardır aynı çileyi çekiyoruz. Doktorsuzluktan insanlarımız ölürken, şehir merkezine yol yokluğundan ulaştırma imkânları bulamazken, çocuklarımız eğitimden mahrum bırakılırken, bir yudum su bile reva görülmezken düzmece raporlarına kanacaklarımızı zannediyorlar. Önce kendi köylerine su sağlasınlar. Kapalı bulunan okulları, sağlık ocaklarını açsınlar. Yaklaşık 15 bin nüfus halen suya muhtaçtır. Hizmetlerden yoksun bulunuyoruz ama; oylar kendi irademizin tapusundadır. Onlara da hükmedemezler ki?” diye tepkilerini dile getirdiler.


Başa dön


HADEP’liler SHP yolunda
Sultan Özer
ANKARA - Erken seçim söylemleri, parlamento dışındaki partilerde ittifak ve birleşme arayışlarını artırdı. SHP ile HADEP birleşmesi de bu arayışların başında geliyor. HADEP Genel Başkanı Murat Bozlak, “tek çatı altındaki birleşmeyi” doğrularken, net kararın hafta içinde açıklanacağını ifade etti.
SHP-HADEP birleşmesi, SHP çatısı altında gerçekleşecek. Bozlak dışındaki tüm parti yönetimlerinin HADEP’ten istifa ederek, SHP’ye geçme kararı alındığı söylenirken, karar henüz kamuoyuna açıklanmadı. Bu hafta içinde netleşerek kamuoyuna deklare edilmesi beklenen karara göre, kuruluş aşamasında kurucu üyeliği yetiştiremeyen HADEP, bu kez tüm kadrosuyla SHP çatısı altında birleşecek.
Bozlak doğruladı
Birleşme konusunda görüşlerini sorduğumuz HADEP Genel Başkanı Murat Bozlak, “SHP ile görüşmelerimiz devam ediyor. Kısa bir süre içerisinde netleştireceğiz.” dedi. Bozlak, geçmişten beri Türkiye’de demokratların, sosyal demokratların, ilericilerin ve yurtseverlerin, sorunların çözümü konusunda güçlerini birleştirmeleri gerektiğini savunduklarını söyledi.
Yıllardır halkın istemlerini, taleplerini gerçekçi bir gözle izlediklerini, yerinde gözlemleyip tespit ettiklerini ve kamuoyunun bilgisine sunduklarını belirten Murat Bozlak, ama bir türlü iktidar olamadıkları ya da parlamentoda bulunmadıkları için çözüm getiremediklerinden yakındı. “Sadece sorunlarını şikayet eden, kamuoyunun gündemine getiren siyasi kişilikler ya da siyasi kurumlar haline gelmiş durumdayız” diyen Bozlak, bundan sonra şikayetleri gündeme getirmek yerine, tespit edilmiş, bilinen bu sorunların çözümü için ne yapmak gerektiğini gündeme getireceklerini savunarak, bunun yolunun iktidar olmaktan geçtiğini söyledi.
“Bunun için bize göre iktidar olmak gerekiyor. İktidar olabilme zorunluluğu var. İktidar olabilmek için de bu geniş kesimleri temsil eden, demokrat, ilerici, yurtsever, sosyal demokrat, sosyalist kesimlerin güçlerini birleştirmeleri, bir araya gelmeleri gerekiyor” diyen Bozlak, SHP ile birleşmeleri ve ÖDP kongresinde “birlik” çağrıları konusunda sorularımızı yanıtladı.
Birlik çağrılarınız tek çatı altında birleşme mi?
Tek çatı altında da olabilir; farklı bir birleşme de olabilir. Ama bu konuda öncelikle bir iradenin oluşması gerekiyor. Birlik konusunda bir iradenin oluşması gerekiyor. Diğer yöntem bulunabilir. Bugün en doğru olanı ortaklaşmaktır.
Sizin SHP ile yaptığınız tek çatı altında birleşmek mi?
Görüşmelerimiz devam ediyor ama daha henüz bir netlik yok. Onu birkaç gün sonra açıklarız. Bu hafta içerisinde sonuçlanır.
ÖDP’ye çağrınız da bu yönde mi?
Çağrımız ÖDP’ye de. Evet. ÖDP’ye de bu yönde çağrı yaptık.
Ayrı partilerin ittifakı mı yoksa, tek çatı mı?
Birlik, birlik. Birlik çağrısında bulunduk. Eğer bu mümkün olmuyorsa, ortaklaşma mümkün değilse farklı alternatifler düşünülebilir.


Başa dön


Öğretim üyelerinden tasarıya tepki
Öğretim elemanları, ülkedeki en öncelikli sorunun, ulusal bağımsızlık ve demokrasi olduğunu belirterek, başta öğretim üyeleri ve öğretim elemanları olmak üzere bilim insanlarının ve toplumun her kesimindeki duyarlı insanların geleceğe sahip çıkması gerektiğini belirttiler.
İZÜNİDER’in düzenlediği, Dokuz Eylül Üniversitesi DESEM Salonu’nda dün yapılan basın toplantısında, üniversitelerin ve ülkenin içinde bulunduğu sorunlar ele alındı. Basın toplantısında konuşan İZÜNİDER Başkanı Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ömür Mavioğlu, yükseköğretimdeki en önemli sorunun YÖK Yasa Tasarısı olduğunu belirterek, “Akademik özgürlük; akademik topluluk üyelerinin tek ya da bir bütün olarak araştırma, irdeleme, tartışma belgeleme, üretme, yaratıcı olma, öğretme, ders verme ve yazma yoluyla bilginin geliştirilmesi ve aktarılması için özgür olmaları anlamını taşımaktadır” dedi. Mavioğlu öğretim üyelerinin ekonomik sorunlarına da değindi. Üniversitelerde tam gün çalışma kuralı getirilmesi gerektiğini dile getiren Mavioğlu, üniversite personelinin sosyal ve ekonomik koşullarının düzeltilmesi gerektiğini belirtti. Mavioğlu ayrıca, TBMM gündemine getirilen kamu üniversitelerinde, paralı yükseköğretimi amaçlayan YÖK Yasa Tasarısı’nın bir an önce geri çekilmesi gerektiğini vurguladı.
Dış borç stoku arttı
Türkiye’nin dış borç stoku, 2001 yılı sonuna göre 2.5 milyar dolar artarak, 117.5 milyar dolara yükseldi. Hazine Müsteşarlığı, 1996-2002 birinci üç aylık dönemine ait resmi dış borç istatistikleri geçici verilerini açıkladı. Buna göre, kısa vadeli dış borçlar 1.8 milyar dolar tutarında azalırken, orta-uzun vadeli dış borçlar ise 4.2 milyar dolar tutarında arttı. Açıklamaya göre, 2001 yılı sonu itibariyle toplam dış borç stokunun içerisinde kısa vadeli dış borçların payı yüzde 14.1, orta-uzun vadeli dış borçların payı ise yüzde 85,9 iken 2002 yılı ilk çeyreği itibariyle söz konusu oranlar sırasıyla yüzde 12,3 ve yüzde 87,7 olarak gerçekleşti.
Kırıklar ‘F tipi’nde işkence devam ediyor
Kırıklar F Tipi Cezaevi’nde iki tutuklunun dövülmesi dün Özgürlük İçin Mücadele Platformu (ÖMP) tarafından protesto edildi. İHD İzmir Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısına, cezaevinde müdür ve gardiyanların saldırısına uğrayan Yüksel Mızrak’ın babası Haydar Mızrak katıldı. Mızrak, gördüğü işkenceler nedeniyle psikolojik olarak rahatsızlanan ve Manisa Akıl Hastanesi’nde 1.5 yıl tedavi gören oğlunun, durumunun bilinmesine rağmen hâlâ işkenceye maruz bırakıldığını belirterek, “Oğluma bir şey olursa hesabını kim verecek” dedi.
Dolmahçe’de oturma eylemi
TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı bünyesinde çalışan geçici işçiler, ücretleri ile çalışma şartlarının düzeltilmesi için oturma eylemi yaptı. Dolmabahçe Sarayı girişinin yakınında toplanan yaklaşık 300 işçinin basına dağıttıkları bildiride, TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı’nda memur kadrosundaki teknik görevliler ortalama 1 milyar lira ücret alırken, aynı işi yapan sözleşmeli personelin en yüksek maaşının 420 milyon lira olduğu belirtilerek, aradaki büyük farkın ortadan kaldırılması istendi.
Bergama köylüleri mahkemede
Bergama köylüleri, Ovacık’ta siyanürlü yöntemle altın çıkarılmasıyla ilgili mahkeme kararlarının uygulanması için İstanbul Boğaz Köprüsü’nde yaptıkları eylem nedeniyle talimatla ifade verdiler. Bergama Asliye Ceza Mahkemesi’ne çağırılan, İstanbul Boğaz Köprüsü’ndeki eyleme katılan 38 Bergama köylüsü ile siyanürlü yöntemle altın çıkarmaya karşı olan grubun sözcüsü Oktay Konyar’ın kimlik tespiti yapılarak, ifadeleri alındı. Köylüler hakkında Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etmek suçlamasıyla dava açılmıştı. Eylemin gerçekleştirildiği yer İstanbul olduğu için, duruşmaların İstanbul’da yapılacağı bildirildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net