www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Emekli Sandığı çalışanları ayakta
Kapatılması öngörülen kamu kuruluşlarının tasfiyesi hızlandırıldı. Emekli Sandığı’nın 9 bölge müdürlüğü 31 Mayısa kadar kapatılacak.

Meslek hastalıkları hastalık sayılmıyor
Ankara’da devam eden Meslek Hastalıkları Sempozyumu’nda “Meslek Hastalıkları Konusunda Neredeyiz, Nerede Olmalıyız?” konulu konferans veren Engin Tonguç, “İş kazalarını buz dağına benzer.

Emekliler öfkeli
Emekli Sandığı’nın bölge müdürlüklerinin kapatılması, sadece çalışanları değil milyonlarca emekliyi de mağdur edecek.


Emekli Sandığı çalışanları ayakta
Serpil İlgün - Muzaffer Özkurt
Emekli Sandığı’nın İstanbul, İzmir, Adana ve Diyarbakır’da bulunan toplam 9 bölge müdürlüğünün kapatılması kararı, çalışanları harekete geçirdi. Gelişmeler üzerine bir araya gelen Emekli Sandığı çalışanları, yaptıkları toplantılarda tayin dilekçelerini imzalamama ve eyleme başlama kararı aldılar. Geçtiğimiz Cuma günü yapılan işbırakma ve basın açıklamalarıyla başlayan eylemler, devam edecek.
Bakanlar Kurulu’nun kamu kurum ve kuruluşlarına ait bölge müdürlüklerinin kapatılması kararının, Resmi Gazete’nin 5 Nisan tarihli sayısında yayımlanmasının üzerinden daha bir hafta bile geçmeden, Emekli Sandığı’nın tasfiye süreci başlatıldı. 11 Nisanda Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Personel Dairesi Başkanlığı’nca bölge müdürlüklerine gönderilen yazıda, milyonlarca emekliye hizmet veren Emekli Sandığı bölge müdürlüklerinin 31 Mayısa kadar kapatılacağı bildirildi. Ayrıca Genel Müdürlük Merkez Teşkilatı’na atanmak isteyen personelin, 15 Nisana kadar bildirimde bulunmaları istendi.
‘Karar geri alınsın’
Kapatılmasına karar verilen müdürlüklerden birisi de Cağaloğlu’nda bulunan Emekli Sandığı İstanbul İl Müdürlüğü. Trakya’dan Boğaz Köprüsü’ne kadar ikamet eden emeklilerin ve eczacıların işlemlerini yapan müdürlükte çalışanlar, tayin dilekçelerini imzalamayı reddettiler. BES 2 No’lu Şube Başkanı Halim Özpınar, IMF’nin talimatı doğrultusunda alınan bu karar ile emeklilere ve eczacılara verilen hizmetin Ankara’nın bürokrasi çarkına teslim edilmek istendiğini söyledi. Özpınar, “Bunun için çalışan arkadaşlarımızdan zorla tayin imzası almak istediler. Ancak Cağaloğlu’nda çalışan 105 arkadaşımızdan kimse imza atmadı” dedi.
Kurum çalışanlarından Orhan Çelikgün, bölge müdürlüklerinin kapatılmasının kendilerini ve emeklileri mağdur edeceğini belirterek, “Bize iki gün vermişler. Herkesin çocuğu var okula gidiyor. Ankara’ya nasıl gideceğiz. Biz sendikamızla birlikte bu kararın geri alınmasını istiyoruz” dedi. Bayram Keskin ise “yeniden yapılandırma” adı altında kamu kurumlarının kapatıldığını belirterek, kararı kabullenmeyeceklerini söyledi.
‘Halk mağdur olacak’
Emek Sandığı İstanbul İl Müdürlüğü Bostancı Şubesi’nde görüştüğümüz memurlar da kapatma kararının geri alınması için mücadele edeceklerini belirterek, başta emekliler olmak üzere halkı mücadelelerine destek olmaya çağırdılar.
Cevdet Şener “Ne olacağımızı bilmiyoruz. Bakmakla yükümlü olduğumuz ailemiz var, çocuklarımız var. Burası vatandaşa hizmet veren bir yer. Kapanması iyi değil. Elimizden geldiği kadar mücadele edeceğiz” derken, adını vermek istemeyen bir başka Emekli Sandığı çalışanı da “Eğer biz sosyal devletsek, sosyal devletin, emeklisine, duluna, yetimine hizmet vermesi gerekiyor. Müdürlükler vatandaşa kolaylık olması için açıldı. Kapanması halinde biz de vatandaş da mağdur olacağız” diye konuştu.
Ortak duruş
Bölge müdürlüklerinde kaç kişinin kalacağına ilişkin pazarlık yürütüldüğünü bildiren BES 3 No’lu Şube Sekreteri Nafi Maraş, “İstanbul’da çalışan 240 bölge çalışanının 20’sinin ya da 40’ının burada kalması, buranın kapanmadığı anlamına gelmiyor. Merkez teşkilatında çalışmak üzere dilekçe versek bile, genel müdürlük bunlardan ihtiyaç duyulanları görevlendirecek, ihtiyaç duyulmayanları yine başka kurumlara gönderecek. Bu ihtiyacın oranı nedir? Kaç kişiye ihtiyaç duyulacak ya da duyulmayacak belli değil” dedi. Maraş, bütün bölge müdürlüklerinde çalışanların ortak duruşunu ortaya koymanın önemine
işaret etti.


Başa dön


Meslek hastalıkları hastalık sayılmıyor
Türk-İş, Hak-İş, DİSK, KESK, TMMOB ve Türk Tabibleri Birliği’nin birlikte düzenlediği “Meslek Hastalıkları Sempozyumu” devam ediyor.
Sempozyumun önceki günkü bölümünde “Meslek Hastalıkları Konusunda Neredeyiz, Nerede Olmalıyız?” konulu konferans veren Dr. Haldun Sirer, endüstrinin gelişmesi ve petrokimyanın ortaya çıkmasıyla birlikte meslek hastalıklarının ve iş kazalarının arttığına dikkat çekerek, “İş kazaları buz dağına benzer. Bazı hastalıklar otuz yıl sonra ortaya çıkar. Bunun için bir bilim dalı ortaya çıkması gerekir bu bilimin içinde tıp, iş fiziği, iş psikolojisi, iş hijyeni gibi oluşumların yer alması gerekir” dedi. Meslek hastalıkları konusunda uzman doktorların azlığına dikkat çeken Sirer, bazı ülkelerde meslek hastalıkları konusunda işçilere periyodik muayene edilmelerinin zorunlu olduğunu ancak Türkiye’de böyle bir uygulama bulunmadığını ve meslek hastalıklarının bilinmediğini kaydetti.
Dr. Engin Tonguç ise Türkiye’nin meslek hastalıkları konusunda çağın gerisinde kaldığını ve meslek hastalıklarının çoğunun tespit edilemediğini söyledi. Tıp fakülteleri öğrencilerine yeterince eğitim verilmediğini dile getirerek, “Kurşun zehirlenmesi vakasında görülen karın ağrısına karşı apandist ameliyatı bile yapılmıştır” dedi. Meslek hastalıkları ve iş kazalarının önlenmesi için sendikaların baskı yapması gerektiğini anlatan Tonguç, “Türkiye’de bu baskı oluşmadı, sadece kişisel çabalar oldu. Hastalıkların önüne geçilmesi için sendikalar mutlaka baskı yapmalı. Hekimlere karşı ‘kriz var biz bu konularla ilgilenemeyeceğiz siz de gözlerinizi yumun’ demek hekimlik mesleğine büyük saygısızlıktır” diye konuştu.
Tespit güç oluyor
Sempozyumda daha sonra düzenlenen “Dünyada ve Türkiye’de Meslek Hastalıkları” konulu panelde söz alan konuşmacılar, meslek hastalıkların tespitinde büyük güçlüklerin yaşandığına dikkat çekerek, bunun nedeninin işyeri hekimlerinin meslek hastası şüphesiyle izlediği kişilerin meslek hastalıkları hastanelerine ulaştırılması yönündeki engeller olduğunu belirttiler. Panele Prof. Dr. Gülhan Fişek, Dr. Kaan Karadağ, Dr. Nazif Yeşilleten, Avukat Murat Özveri, Doç. Dr. İbrahim Akkurt katıldı.
Panelde söz alan İbrahim Akkurt işyeri hekimliğinin işlevsel olarak işletilmediğini belirterek, “Meslek hastalıkları ile işçi maluliyeti eşit sayılıyor bu nedenle tanı az konuluyor” dedi. Meslek hastalığı tanısının konulmasının önündeki en önemli engellerin işveren olduğunu dile getiren Nazif Yeşilleten ise “İşçi meslek hastalığı şüphesiyle sevk edildiğinde işveren tarafından engelleniyor. İşçi sağlığı ve iş güvenliği işverenin de sorunudur, sendikalar meslek hastalıkları hastanesine sahip çıkmalı” diye konuştu.
Avukat Murat Özveri de iş hekimlerinin işverenle bağımlılık ilişkilerinin kurulmak istendiğine dikkat çekerek, koşulsuz bir iş güvencesi gerektiğini belirtti. Yeterli denetim ve caydırıcı önlemlerinin olmadığını söyleyen Özveri, “İşçiler ‘sağlık mı iş mi?’ ikilemi arasına sokuluyor, bunun için mutlaka iş güvenliği yasası hemen çıkarılmalıdır” dedi. Özveri, artık TİS güvencesinin bile olmadığını belirterek, “Mızrak çuvala sığmaz, koruyucu mevduat daraltılmıştır. Bütün bunlar mücadeler sonucu alınmıştır. Bu işin sosyal bedelleri vardır” dedi
Panelin tartışma bölümünde sözalan Genel-İş yöneticisi Celal Özçelik “Bilim adamlarının sürdürdüğü mücadele ile işçi sınıfının mücadelesinin birleşmesiyle sorunlar aşılacaktır” dedi. Metal işçisi Rıza Ercan ise çalışma saatlerinin uzun olmasının hastalıklara yolaçtını dile getirerek, “Emek karşıtı politikalar mesleki hastalıkları artırıyor” diye konuştu.


Başa dön


Emekliler öfkeli
Emekli Sandığı’nın bölge müdürlüklerinin kapatılması, sadece çalışanları değil milyonlarca emekliyi de mağdur edecek. Trakya’dan, Adapazarı’dan, Gebze’den ve İstanbul’un çeşitli bölgelerinden işlem yapmaya gelen emekliler kapatma kararına öfkeli.
Emekli Sandığı’nın Cağaloğlu’nda bulunan müdürlüğünde işlem yapmaya gelen emeklilerden 65 yaşındaki Türkan Acil, “üç kuruş maaşla” geçinmeye çalıştıklarını söyledi. Bölge müdürlüklerinin kapıtılması halinde kimsenin Ankara’ya gidemeyeceğini kaydeden Acil “Aldığımız maaş belli. İşler 1 günde bitmiyor. Yollarda perişan oluruz” dedi.
Yüksel Makaracı da 56 yaşında. Tekirdağ’dan geliyor. “Emekli demek yaşlı demek. Sağlığımız müsait değil. Ankara’ya gitmeye maddi imkanımız zaten yetmez. Ben Tekirdağ’a da müdürlük açılmasını istiyorum” diyen Makaracı, hükümetin uygulamasının yanlış bulduğunu dile getirdi. Macit Seven ise Siirt Müftülüğü’nden emekli. 65 yaşında olduğunu söyleyen Seven, tepkisini “Kapatılmasını istemiyoruz”sözleriyle dile getirdi.
Burası ticarethane değil!
Emekli Sandığı Bostancı Müdürlüğü de Adapazarı’ndan köprüye kadar olan alan içindeki emeklilere ve eczacılara hizmet veriyor. Buraya gelen emekliler de hükümetin kararını geri almasını istiyor. 71 yaşındaki Ferda Alpan, kararın bütün emeklileri perişan edeceğini belirterek, öfkeyle “Burası biz emeklilere hizmet eden bir müesesedir. Benden kestiği primlerle yatırım yaptı. Otelleri, işhanlarını aldıysa, benim alınterimle aldı. Devlet bana hizmet etmek mecburiyetindedir” diye konuştu. Alpan, işbırakma kararını alan çalışanları desteklediklerini ifade etti.
Telekom’dan emekli Basri Mutlu ise kararı “Böyle tasarruf mu olur?” diye karşıladı. Astsubay emeklisi Murat Ergün de “Akıllı Kart” uygulaması doldurmaları istenen form için anne ve babanın sigorta sicil numarasının sorulduğunu belirterek, “35 sene önce ölmüş insanların sicil numaralarını nereden bulayım. Ben de kalktım buraya geldim. Burada da öğrendim ki müdürlükler kapatılıyormuş” dedi. Zeybek, müdürlüklerin kapatılmasını değil sayısının artırılmasını istediklerini söyledi.
Emekliyi öldürür
Asker emeklisi 81 yaşındaki Nevzat Süer de kapatılma kararına üzüldüğünü söyledi. “Bu şubelerin kapatılması bizi öldürür. Kartal’dan bile buraya zor geliyorum. Biz yaştaki insanların başka yere gitmesi ölüm demektir” diyen Süer, devletin vatandaşlarını daha fazla mağdur etmemesini istedi.
Aktif’te şenlik var ama mücadele bitmedi
“Patronlar çok güçlüydü. Bizim elimizde ise üretimden gelen gücümüzü kullanmak dışında bir çaremiz yoktu. Devlet güçleri, milletvekilleri, kolluk güçleri baskılar yaptılar. İşkenceler gördük. Bu arkadaşlarımız aramızda. 235 günlük bir mücadelemiz var. 235 gündür açlığa ve yoksulluğa direnişimiz var. Bu daha da ileriye gidecek.” Patronla yapılan anlaşmaya rağmen süren ve bitmeyecek bir mücadele için dayanışma şenliği düzenledi Aktif Dağıtım işçileri. Ve işçi komitesinden Ayhan Öztürk böyle anlattı direnişin öyküsünü. TÜMTİS PERPA Temsilcisi Tuncay Sağıroğlu toplusözleşme düzeninin sağlanamadığını ve işçilerin işe geri dönmesiyle mücadelenin son bulmadığını dile getirirken, sonuna kadar mücadelede kararlı olduklarını da söyledi.
Ücret dengesizliğine tepki sürüyor
Hükümet tarafından “Eşit İşe Eşit Ücret” olarak adlandırılan ancak kamu çalışanları arasındaki ücret dengesizliğini daha da derinleştiren kararnameye tepki gösteren Eğitim-Sen üyesi emekçiler, geçtiğimiz hafta sonu yurt çapında eylem yaptılar. Samsun’da, Konak Sineması önünde toplanan eğitim emekçileri alkışlarla “Eşit İşe Eşit Ücret” kararnamesini protesto ettiler. Eğitim-Sen Samsun Şube Başkanı Nezir Kelleci, yaptığı açıklamada, yeni düzenlemenin kamuda ücret adeletsizliğini ve ayrımcılığını derinleştireceğini belirterek, “Kararnamenin kendisi, eşitsizliğe yol açmıştır” dedi.
Cebitaş’ta oyun tutmadı
Cebitaş Demirçelik Fabrikası’nda çalışan işçiler, Toplu İş Sözleşmesi’nin patron ve sendika tarafından çiğnenmek istenmesine izin vermediler. Bakırçay Havzası’nda kurulu Cebitaş Demir Çelik Fabrikası’nda krizi bahane eden patron, işyeri temsilcileri aracılığıyla işçilere, mart ayında yapılması gereken ücret artışının geriye çekilmesi yönünde teklif götürdü. Teklife sert tepki gösteren işçiler, bu öneriyi kabul etmediler. Bunun üzerine patron sözleşme gereği yüzde 29.5 olan ücret artışını kabul etmek zorunda kaldı. Özçelik-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu fabrikada işyeri temsilcileri geçtiğimiz hafta gündüz vardiyasında çalışan işçilerle yemekhanede toplantı yaptılar. Toplantı sırasında patronun sözcüleriymiş gibi konuşan işyeri temsilcileri, işyerinin krizde olduğunu öne sürerek sözleşme gereği ücretlere yapılması gereken yüzde 29.5’lik ücret artışını yüzde 10-12 civarına çekilmesini istediler. İşçilerden fedakarlık yapmalarını isteyen işyeri temsilcileri, aksi halde fabrikanın çok daha kötü durumlara düşeceğini ileri sürdüler.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net