www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Halk Filistin’in yanında
Filistinlileri desteklemek amacıyla yurt çapında, çeşitli kuruluşlar tarafından düzenlenen miting, yürüyüş ve basın açıklamaları her geçen gün artıyor.

İsrail’e öfke günü
Dünyanın dört bir yanından yükselen Filistinle dayanışma ve İsrail’e duyulan öfkeye dün Ankaralı emekçiler de katıldı.
Powell ve Arafat görüştü
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Filistin lideri Yaser Arafat’ı, kuşatma altında bulunduğu Ramallah’ta ziyaret etti.

Antepliler işgale hayır dedi
Antep’te EMEP, HADEP, ÖDP Antep il örgütleri ile KESK, DİSK/Genel-İş ve TÜMTİS Gaziantep şubelerinin ortaklaşa düzenledikleri “Filistin Halkıyla Dayanışma Mitingi”nde İsrail Siyonizmi ve ABD emperyalizmi protesto edildi.


Halk Filistin’in yanında
Mehmet Aslanoğlu
DİYARBAKIR - Sulhaddin Önen Çınar’da yaşıyor. Hemen hemen tüm Çınarlılar gibi Önen’in ailesi de tarımla uğraşıyor. Çınar yıllar önce “Xanaaxpar” isimli küçük bir köymüş. Diyarbakır’a yarım saat uzaklıkta Mardin yolu üzerinde, zamanla alınan göçlerle nüfusu 15 bine varan bir ilçe şimdi. Önen çalıştırdığı minübüste Kürtçe türkü çaldığı için ceza aldı. Önen’in aldığı ceza ilçede büyük bir şaşkınlık yaratmış. Herkes “geçmiş olsun” diyormuş Önen’e. Bir şöför arkadaşı Kürtçe, “Yav bu adamı kurtarın. Nedir bu dava. Altı üstü bir şarkı. Müzik yüzünden ceza mı alınırmış” diye tepki gösteriyor. İsminin açıklanmasını istemeyen bir akrabası ise, “Sulhaddin 2 yıl önce gözaltına alınmıştı. Gerekçesini bilememiştik. Bir sürü şey gelmişti aklımıza. Meğer müzik dinlediği için gözaltına alınmış. Bir anlam veremiyoruz bu duruma. Bir yandan devlet Kürtçe’nin serbest olduğunu söylüyor, diğer yandan müzik dinleyene ceza veriliyor. Yoksa Kürtçe’nin serbestliği lafları AB’nin gözünü boyamak için mi dile getiriliyor?” diye soruyor.
Uzman çavuş da Kürt
HADEP ilçe yöneticisi bizi Sulhaddin Önen’e götürdüğünde yüzünde eksilmeyen gülümsemesiyle, yaşama sevinciyle dolu bir insanla kaşılaştık ve zaman geçinmeden sohbet etmeye başladık. Hakkında çıkan haberleri gösterdi bize. Ve anlatmaya başladı bilinen hikayesini. 1999 yılında minübüsüyle Diyarbakır’dan Çınar’a yolcu taşırken, arkadaşları yeni aldığı kasedi çalmasını ister. “Zozan u Welat’ın Sozê Felekê” adlı kaseti teybe takar ve felek sözünü söylemeye başlar. Minübüste bulunan uzman çavuş Ömer Şener kasette söylenen şarkıların sözlerine sinirlenir ama Önen buna bir anlam veremez.
Çınar yakınlarındaki askeri kontrol noktasında uzman çavuş Şener iner, Önen’i de kulübeye çağırararak, “Ben de Kürt uşağıyım ama bu şarkılarda bölücülük yapılıyor” diye bağırır Önen’e. Çavuş, Antep’in Kürtlerinden olduğunu tekrar eder. Birlikte Çınar Emniyet Müdürlüğü’ne gidince, Önen’in lmacaresıo başlamış olur. 3 gün boyunca tutulduğu karakolda Şiwan Perwer’in sesini duyduğunu anlatıyor Önen. Şıwan’ın sesinin emniyetin çay ocağından geldiğine emin olunca görevli komisere, “Ben Kürtçe dinledim diye gözaltına alıyorsunuz, kendiniz Kürtçe çalıyorsunuz” dese de bir yanıt alamaz. Sonra hakkında açılan dava ve 45 aylık ceza gelir.
‘İçim acıyor’
Önen, “Minübüs durağının önünden her geçişimde içim acıyor” diyor. Çünkü 5 ay önce artan baskılar sonucu minübüsçülüğü bırakmak zorunda kalmış. Çınar-Diyarbakır arasıdaki askeri kontrol noktalarında aracının sürekli arandığını, yolcuların aramadan geçirildiğini, saatlerce bekletildiğini anlatıyor.
Karşımıza yine uzman çavuş Ömer Şener çıkıyor. Sulhaddin henüz şöförlük yaptığı dönemlerde Telekom’un minübüs ihalesini alıyor ve Karacadağ yakınlarındaki Ovabağ köyüne gidiyor iş gereği. Çavuş Şener ile orada tekrar karşılaşıyorlar:
“Sen ceza almadın mı?”
“Yok. Çalışıyorum”
“Sen görürsün. Ceza alır mısın almaz mısın?”
Minibüsçülük bitti
Yargıtay’da Şener gibi düşününce 3 yıl 9 ay hapis cezası alıyor Önen. Ama çavuş ertelenen cezadan tatmin olmamış olacak ki Önen’in minübüsçülük yapmaması için her şeyi yapıyor. Sulhaddin Önen baskılara dayanamayarak piyasanın yarı fiyatına “terör yuvası” minübüsünü satıyor. Şimdi işsizlik cezasına çarptırılmış durumda. 12 yıllık şöförlük yaşamından sonra ne ile uğraşacağını bilmiyor. Biraz arazileri varmış.
Durakta ise tüm şöförler cezalı gibi sessizler. Kendi aralarında ve halkla tek kelime Türkçe konuşmayan bu insanlar korkularından minübüslerinde Kürtçe dinleyemiyorlar. Arabesk, pop serbest ama...


Başa dön


İsrail’e öfke günü
Sultan Özer, Şebnem Turhan, Nur Karabacak
Dünyanın dört bir yanından yükselen Filistinle dayanışma ve İsrail’e duyulan öfkeye dün Ankaralı emekçiler de katıldı. EMEP Ankara İl Örgütü’nün düzenlediği “Filistin Halkıyla Dayanışma Mitingi”ne katılan yaklaşık 2500 kişi, Ortadoğu’daki emperyalist politikalara, Filistin’deki emperyalist işgale son verecek olanın, emekçilerin birleşik mücadelesi olduğunu bir kez daha ilan etti.
Toros Sokak’ta toplanan emekçiler Abdi İpekçi Parkı’na kadar yürüdüler. TÜMTİS Ankara Şubesi üyesi işçiler ile Yataş işçileri, KESK Ankara Şubeler Platformu ve Aktepe Kültür Sanatevi de yürüyüşe katıldı. Yol kenarında bekleyenler de alkışlarla destek verdi. Türbanlı kadınların da yer aldığı eyleme Genel-İş Merkez ve Ankara Bölge Şube’nin yöneticileri de katıldı.
Mitingde konuşan EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel, günlerdir Filistin halkıyla birlikte düşündüklerini, üzüldüklerini, kan ağladıklarını dile getirdi.
Filistin’in bölünüp parçalanması, ABD emperyalizminin yönetiminde tüm dünyanın egemenlerinin Ortadoğu ileri karakolu İsrail devletini kurma peşinde olduğunu söyleyen Tüzel, bu planların iki temel güce dayandığına dikkat çekti. Bu güçlerin birincisinin İsrail, ikincisinin de Türkiye olduğunu anlatan Tüzel, Türkiye’nin ABD güdümündeki politikalarının İsrail ile kol kola olduğunu kaydetti. Tüzel, “Siz Türkiye hükümetinin İsrail’in saldırılarını kınadığına bakmayın, onların gerçek ruhu, çıkarları, İsrail Siyonizmi ve faşizmiyle ABD anlayışıyla birlikte. Türkiye halkı ise Filistin mücadelesinin yanında” diyerek, ulusal kurtuluş mücadelesi veren, hâlâ acılar çeken Türkiye halkının Filistin halkının özgürlük mücadelesini çok iyi anladığını belirtti. Tüzel’in sözleri sık sık “Her yer Filistin, hepimiz Filistinliyiz” sloganıyla kesildi.
Hükümetin ikiyüzlü tavır takındığını, İsrail Siyonizminin yanında olduğunu dile getiren Tüzel, “Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesi bir kez daha Filistin’in bağımsızlık mücadelesinde canlanıyor. Türkiye ve dünya emekçileri emperyalizmin vahşetini unutmadı. Çözüm bağımsız demokratik Türkiye’yi kurma Türkiye’nin geleceğine emekçilerin el koymasından geçmektedir” dedi. Tüzel konuşmasını, “Dünya ve Türkiye emekçilerinin Filistin halkıyla dayanışma mücadeleleri 1 Mayıs’a aksın, emekten yana bir Türkiye isteği ülkenin ABD işbirlikçisi yöneticilerinin suratına vursun. Filistin halkının yanında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyor ve ABD, İsrail Türkiye arasındaki tüm anlaşmaların son bulmasını istiyoruz” diye tamamladı. Tüzel’in konuşmasının ardından günlerdir “Babamı istiyorum” çığlığıyla herkesi gözyaşlarına boğan Filistinli kız çocuğunun şiiri dinletildi. İmran adlı bir kız çocuğu da şiiri Türkçe olarak okudu.
‘Zafer bizim olacak’
Türkiye’deki Filistinliler adına yapılan konuşmada ise Filistin’de yaşananların Nazilerin yenidencanlandığının göstergesi olduğu ifade edildi. İsrail askerlerinin, uçaklarının bombalarının yanı sır tüm dünyanın güçlerinin saldırmasının Filistinlileri yok etmeye yetmeyeceğininin vurgulandığı konuşmada, “Filistin’i, devletini isteyen kahramanlar savunuyor. Biz yalnız da değiliz. Dünyanın her tarafından halklar bizim yanımızda. Hiçkimse bizi yolumuzdan alıkoyamaz. Yürüyüşe başladık sonunu çok kısa zamanda getireceğiz. Zafer bizim olacak. Bağımsız Filistin devleti kurulacak ve başkenti Kudüs olacak” denildi.
TMMOB Başkanı Kaya Güvenç de “Buradan emperyalistlere bir mesaj göndermek istiyorum. Vietnam’ı unutmasınlar. Filistin mutlaka galip gelecektir” diyerek, emperyalizmin dünya halklarına sömürüden başka bir şey getirmediğini söyledi. Güvenç, Filistin halkıyla dayanışmanın emperyalizmle mücadeleden geçmekte olduğunu kaydederek, kriz döneminde halkının çığlığına kulaklarını tıkayan Türkiye hükümetinin şimdi de Filistinlilerin çığlığına kulaklarını tıkadığını söyledi. Genel-İş TİS Daire Başkanı İsmail Özhamarat da terör tanımının iyi yapılması gerektiğini dile getirerek, “Emperyalizmin Filistin’de katil Şaron eliyle uyguladığı katliamın gerekçesi terör, sendikalaşan işçilere saldıranların gerekçesi terör, DGM’de sendikacıların yargılanmasının gerekçesi terör, greve çıkan işçilere saldırının gerekçesi terör. Gerçek terörist kendileri. Biz bu gerçeği unutmadık” dedi.
KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü İsmail Sağdıç ise bu yıl 1 Mayıs’ın emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesinin ifadesi ve Filistinle dayanışmanın da bir göstergesi olacağını vurgulayan Sağdıç, emekçilerin dayanışmasının Filistin özgür ve bağımsız bir devlet kurana kadar süreceğini belirtti. Konuşmaların ardından miting sona erdi.


Başa dön


Powell ve Arafat görüştü
İşgal altındaki topraklardaki İsrail saldırıları sürerken, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, kuşatma altında tutulan Yaser Arafat ile bir araya geldi. Daha önce İsrail hükümeti ile temaslarda bulunan Powell’ın, Arafat’a İsrail’in taleplerini ilettiği belirtiliyor. Bu talepler arasında Filistin Yönetimi’nin “tek taraflı ateşkes ilan etmesi” de bulunuyordu. Toplantının içeriğine dair bir açıklama yapılmaması nedeniyle, Arafat’ın bu taleplere ne yanıt verdiği bilinmiyor. Powell ise, Ramallah çıkışında Arafat ile “yapıcı” bir görüşme yaptığını söyledi. Powell, 3 saat süren görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, “Yararlı ve yapıcı bir görüşmeyi tamamladık, görüş alışverişinde bulunduk ve nasıl ileri gidebileceğimiz konusunda tartıştık” dedi.
Dayanışmacılar sahnede
Powell Arafat’ın karargâhına girerken, İsrail askerleri ve polisi olağanüstü güvenlik önlemleri aldı. Tüfeklerin namlularına gaz bombaları takan İsrail güçleri, çeşitli ülkelerden gelen Filistin dayanışmacıları ile sert tartışmalara girdi.
Karargâhın 50 metre açığında 15 kişi, ellerinde “halkın gücü” yazan pankartlar açtılar. Arafat, ABD yönetiminden gelen “Filistin eylemlerini kınama” baskısına daha fazla dayanamamış ve yaptığı açıklamayla “hem intihar eylemlerini, hem de İsrail terörizmini” kınamıştı. ABD yönetimi, bunun üzerine Powell’ın Arafat ile görüşmesine yeşil ışık yakmıştı.
Saldırılar devam etti
Görüşmenin sürdüğü saatlerde, İsrail saldırıları devam ediyordu. Askerler, Batı Şeria’da Filistin Yönetimi’ne ait bazı bakanlıklar ve eğitim kurumlarına baskın düzenleyerek, dosyalara el koydu ve bilgisayar disketleriyle diğer bazı malzemeyi imha etti. Görgü tanıkları, baskın düzenlenen yerler arasında, Filistin Sağlık Bakanlığı da dahil olmak üzere çok sayıda bakanlık bürosuyla, bazı eğitim kurumları ve Ramallah’taki bir kültür merkezinin bulunduğunu söylediler. Bütün bu bürolarda ağır hasar meydana geldi. İsrail tankları, Cenin yakınlarındaki Yamun köyüne de girerek, çok sayıda Filistinliyi tutukladı.
Üç Filistinli öldürüldü
Dün ve önceki akşam ayrıca; Batı Şeria’daki çeşitli kent ve köylerde üç Filistinli katledildi. Öldürülenler arasında, bir Hamas yöneticisi de bulunuyor.
İsrail ordusu, geçen hafta öldüğü açıklanan, El Aksa Şehitleri Tugayı’nın Batı Şeria’nın kuzeyindeki askeri kanadının liderlerinden Nasır Aveys’in (32) tutuklandığını bildirdi. Nablus’un 15 kilometre kuzeydoğusundaki Tubas’ta düzenlenen operasyonda, Aveys’in yardımcısı Ebu Hader ve iki Filistinlinin daha tutuklandığı kaydedildi.
Gazetecilere sınırlı izin
Öte yandan, işgal ordusu, Batı Şeria’nın işgal altındaki bölgelerinin çoğunda “kapalı askeri bölge” uygulamasına son vereceğini, üç bölgede sınırlamanın devam edeceğini bildirdi. Bu bölgelerin, Filistin lideri Yaser Arafat’ın Ramallah’taki karargâhı, Beytüllahim’deki Nativitas Kilisesi ve Cenin mülteci kampı olduğu açıklandı. Ordunun kararı, İsrail’in 18 gündür süren saldırısını izlemek isteyen basın mensuplarına saldırmasının, birçok medya grubunca protesto edilmesi üzerine alındı. Askeri sözcü Oliver Rafowicz, “İsrail ordusunca kontrol edilen bölgelere gazetecilerin girmesine izin veriyoruz” dedi. Ancak gazetecilerin girişlerinin “orduyla koordinasyon halinde” olacağını, bazı bölgelerin kapalı kalmaya devam edeceğini bildiren sözcü, Ramallah, Beytüllahim ve Nablus’a girişlere “ilke olarak” izin verileceğini belirtti.


Başa dön


Antepliler işgale hayır dedi
Antep’te EMEP, HADEP, ÖDP Antep il örgütleri ile KESK, DİSK/Genel-İş ve TÜMTİS Gaziantep şubelerinin ortaklaşa düzenledikleri “Filistin Halkıyla Dayanışma Mitingi”nde İsrail Siyonizmi ve ABD emperyalizmi protesto edildi. 2000’i aşkın kişinin katıldığı mitingde, Tüm Bel-Sen, Haber-Sen, SES, Eğitim-Sen ve İnsan Hakları Derneği pankartlarıyla yer aldılar. Düzenleme Komitesi Başkanı Mecit Bozkurt, İsrail’in Filistin işgaline son vermesi gerektiğini ve Filistin halkına tam destek verdiklerini söyledi.
Bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinde şehit düşenlerin anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulmasının ardından ilk olarak söz alan EMEP GYK Üyesi Ender İmrek; bugün dünyada emperyalizmin, Siyonizmin, ırkçılığın; eşitlik özgürlük ve kardeşlik mücadelesi veren halklara soykırım saldırısıyla karşılık verdiğini belirtti. İmrek; İsrail ile işbirliği yapan devletlerin de vebal altında olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün israil 1948 yılından bu yana işgal ettiği Filistin topraklarında eşine rastlanmamış bir soykırım gerçekleştirmektedir. Daha dün Cenin’de 1000 dolayında kadın ve çocuk Filistinli katledilmiş ve toplumezarlara gömülmüş olarak bulundular. Bu dünya kamuoyuna da yansıdı. Ama ABD ve yandaşları hâlâ Filistin halkının terörist olduğunu ve terörü desteklediklerini öne sürmektedirler” dedi.
Maç bahanesi...
Adana’da 5 bin kişilik protesto
Adana’da Anadolu Gençlik Dergisi’nin düzenlediği mitingte 5000’e yakın kişi Filisitin’de katliam yapan İsrail’i lanetledi. Çok sayıda pankart ve dövizin yer aldığı mitingte, “Kahrolsun İsrail, Kahrolsun Siyonistler”, “Filistin canımız, feda olsun kanımız”, “Türkiye Filistin Omuz Omuza”, “Katil Şaron” şeklinde sloganlar atıldı. Sık sık tekbir getirlen mitingte Kuran ve İstiklal Marşı okunurken, küçük bir kız çocuğu da Filistin’li bir çocuğun babasına yazdığı mektubu okudu. ‘Adalet bu mu?’ Mitingin ilk konuşmacısı Anadolu Gençlek Dergisi Yayın Yönetmeni Selami Güdener, kana doymayan katil Şaron’un destekçisi ABD olduğunu belirterek “11 Eylül sonrası Afganistan dağlarında adaleti arayan Bush, nerede adalet? Kabahatin büyüğü kovboydan adalet bekleyende” şeklinde konuştu.
Özürlüler polise rağmen yürüdü
Özürlüler İnisiyatifi’nin Özürlüler Yasası’nı ve İsrail’i protesto ettiği basın açıklamasına katılan özürlüler, polisin tüm engellemele çabalarına rağmen yürüyüş düzenledi. İstanbul’da bulunan çeşitli derneklerin bir araya gelmesiyle kurulan “İstanbul Özürlüler İnisiyatifi”, Gureba Caddesi’ndeki Türkiye Sakatlar Derneği (TSD) önünde bir araya geldi. Burada açıklama yapan TSD Genel Başkan Yardımcısı Binnur Semiz, savaş ve terörün “özürlüler ordusu”na yeni katılımlar anlamına geldiğini söyledi. Özürlüler Yasa Tasarısı’nı da eleştiren Semiz, tasarının taleplerini karşılayacak niteliğe kavuşturulmasını istediklerini kaydetti. Basın açıklamasının ardından 300 özürlü, yürüyüşe geçti. Gureba Caddesi’nde yürüyüş yapılmasına polisin izin vermemesi üzerine özürlüler Aytekin Kotil Parkı’na girdiler.
Filistin’le dayanışma büyüyor
İsrail’in Filistin’deki katliamlarına tepkiler durmak bilmiyor. Dün İzmir’de gerçekleştirilen kitlesel basın açıkmasına katılan yaklaşık 1500 kişi, İsrail’in Filistin’deki işgal ve katliamlarına bir an önce son vermesini isterken, siyasi iktidarın Ortadoğu politikasını da protesto ettiler. Dün saat 13.30’dan itibaren Konak eski Sümerbank önünde toplanmaya başlayan EMEP, HADEP, ÖDP, TKP, TÜMTİS, KESK, TMMOB, İHD, Nakliyat-İş, DİSK Emekli-Sen ve Göç-Der üyesi emekçiler, dövizlerle yürüdüler. Eylemde TÜMTİS üyesi ambar işçilerinin kitleselliği ve disiplini dikkat çekti.
F tipi protestosunda gözaltı
F tipi cezaevlerindeki tecritin kaldırılması ve “üç kapı üç kilit” önerisinin hayata geçirilmesi talebiyle Özgür Gençlik tarafından Galatasaray Postanesi önünde yapılmak istenen basın açıklamasına izin verilmedi. Özgür Gençlik üyesi bir grup dün Mis Sokak’tan İstiklal Caddesi’ne çıkarak Galatasaray Postanesi’ne doğru “Üç kapı üç kilit açılsın, ölümler durdurulsun” sloganlarıyla yürüyüşe geçti. Üzerlerine “Üç kapı, üç kilit açılacak, yaşam kazanacak” yazılı önlükler giyen ve “Üç kapı üç kilit açılsın ölümler son bulsun” yazılı pankart taşıyan grup, Galatasaray Postanesi önünde çevik kuvvet polisleri tarafından gözaltına alındı. Gözaltına alınanların polis minibüsü içinde dövüldüğü görüldü.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net