www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Dosya

Köşe Yazıları



Yeni 312 Çankaya’da
Kamuoyunda haftalardır tartışılan ve adına “mini uyum yasası” denilen TCK 159, 312 ile Terörle Mücadele, DGM ve CMUK’da değişiklik öngören tasarı yasalaştı.

Rektör Anayasa dinlemedi
Afyon Kocatepe Üniversitesi rektörlüğü Kürtçe’nin seçmeli ders olmasını isteyen Adnan Arıca’ya okuldan iki yarıyıl uzaklaştırma cezası verdi.

Belediyelere peşin tahsilat yetkisi
Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı, halka yeni yükler getirecek. Belediyeler, doğal gaz, su, atık su, katı atık ücretleri ile verdikleri diğer hizmetlere ait bedelleri peşin olarak tahsil edecek.


Yeni 312 Çankaya’da
Hükümet ve Meclis, ölüyü gösterip hastalığa razı etme taktiğiyle, kamuoyunda haftalardır tartışılan, “özgürlükleri genişletme” adına daraltan ve maddelerin özünde hiçbir değişiklik yapmayan tasarıyı yasalaştırdı. TBMM’nin 7 saatini alan görüşmeler, demokrasi havarisi kesilen ANAP’ın ikiyüzlülüğünü, MHP’nin de özgürlüklere tahammülsüzlüğünü ortaya çıkardı. TCK’nın 159’uncu maddesinde eski metin korunurken, 312’inci maddede çok tartışılan “olasılık” kelimesi “tehlike” olarak değiştirildi. Yeni yasa onay için Cumhurbaşkanlığı’na gönderildi.
Tasarı, hükümet ortaklarını ilk kez ayrı düşürdü. MHP inatla, hükümetin altına imza attığı ilk metnin geçerli olmasını istedi. MHP, isim vermeden ANAP’a yönelik eleştirilerini sürdürdü. MHP’li İsmail Köse, MHP’ye husumetleri olanların 312’nci maddeyi fırsat bilerek, MHP’ye, ülkücü camiaya yüklendiklerini öne sürdü.
ANAP’lı milletvekilleri ise görüşmeler sırasında eleştirdikleri yönde tek bir önerge vermediği gibi, muhalefetin önergelerini de desteklemedi. ANAP’lılar maddeler üzerinde söz de almadı.
159 aynı kaldı
DSP ise, her zaman olduğu gibi hükümet ortakları arasında arabulucuğa soyundu. Tasarının erken görüşülmesi de, maddelerdeki değişiklikler de DSP’nin verdiği önergeler doğrultusunda oldu. Ancak, kamuoyunda en çok tartışılan 159’uncu maddede, ortakların ikisini de kırmamak adına eski metne dönülmesi dikkat çekti. Maddedeki tek değişiklik, cezanın zaten mahkemelerce uygulanmayan üst sınırının 6 yıldan 3 yıla indirilmesi ve para cezalarının kaldırılması oldu.
312’inci madde değişikliği önergesi de DSP tarafından verildi ve madde metninde geçen “olasılık” sözcüğü, “tehlike”, “kişiler” sözcüğü de eskisi gibi “halk” olarak değiştirildi. Maddenin en çok tartışılan ikinci fıkrası şöyle oldu; “Sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak halkı birbirine karşı kamu düzeni için tehlikeli olabilecek şekilde düşmanlığa, veya kin beslemeye alenen tahrik eden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.”
Gözaltı süresi
DGM Kanunu’nun 16’ıncı maddesinde yapılan değişiklikle “toplu olarak” işlenen suçlarda, savcının talebi ve hakim kararıyla 7 gün olarak uygulanan gözaltı süresi, 4 güne indiriliyor. OHAL bölgelerinde ise yakalanan veya tutuklanan kişiler hakkında belirlenen 4 günlük süre, Cumhuriyet Savcısı’nın talebi ve hakim kararıyla 7 güne kadar uzatılabilecek. Yürürlükteki düzenlemede 7 günlük sürenin 10 güne kadar uzatılabileceği hükmü bulunuyor.
DSP Ankara Milletvekili Uluç Gürkan, maddenin üçüncü fıkrasının sonuna, “Hakim karar vermeden önce, yakalanan veya tutuklanan kişiyi dinler” ibaresinin eklenmesini öngören bir önerge verdi. Önerge, DSP’li bazı milletvekillerinin yanı sıra, MHP, DYP, SP, AKP ve ANAP’lı milletvekilleri de destekledi.
Ciddi değişiklik yok
Terörle Mücadele Yasası’nın 7 ve 8’inci maddelerine ilişkin muhalefetin verdiği, “terör örgütlerine desteğin somutlaştırılması” yönündeki önergeleri reddedildi. Özellikle 8’inci maddedeki, suçu ağırlaştırıcı hüküm olarak düzenlenen “Bu suçun terör yöntemlerine başvurmayı özendirecek şekilde işlenmesi halinde verilecek ceza üçte bir oranında artırılır” hükmünün, suçun asli unsuru yapılması yönündeki önergeler kabul görmedi.
Tasarının bütünü üzerinde yapılan oylamada da MHP dışındaki beş parti kabul yönünde oy kullanırken, Bahçeli de dahil MHP grubu “red” oyu kullandı.

Başa dön


Rektör Anayasa dinlemedi
Özer Akdemir
“Ben ilkokula başlarken bir kelime bile Türkçe bilmiyordum. Sonradan Türkçe’yi öğrendim ve şu anda konuştuğum en iyi dil. Ama ilkokula kadar konuştuğum Kürtçe’yi şu anda tamamen unutmuş durumdayım. Unutmuş olduğum için, başta kendi akrabalarım olmak üzere, Türkçe bilmeyen köylümle, hemşerilerimle konuşamamaktayım. Ancak birileri tercüme edecek ki, ninemle anlaşabileyim. Buna benzer birçok olay yaşadım.”
Afyon Kocatepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi son sınıf öğrencisi Adnan Arıca, üniversite rektörlüğünce kendisinden istenen savunmaya böyle başlamış. Arıca, diğer yüzlerce öğrenci gibi, anadili olan Kürtçe’nin seçmeli ders olarak okutulması talebiyle verdikleri dilekçeler nedeniyle soruşturmalara, baskılara ve çeşitli cezalara çarptırılanlardan sadece birisi. Kocatepe Üniversitesi’nde okuyan 49 öğrenci, 27 Aralık’tan itibaren ikişerli üçerli, bir hafta süreyle benzer içerikli dilekçelerini rektörlüğe sunarlar. “Anadilimizi olan Kürtçe, hiç değilse seçmeli olarak okutulsun.”
Yanıt gecikmedi
Bu dilekçelere karşı rektörlüğün yanıtı da gecikmez. 08.01.2002 tarihinde rektör Prof. Dr. Nükhet Saracel imzası ve “GİZLİ” ibaresiyle öğrencilere gönderilen yanıtta aynen şöyle denmektedir: “Dilekçenizde yer alan hususların disiplin yönetmeliğinde belirtilen ve suç sayılan dil, ırk, din ve mezhep açısından kutuplaşmalara yol açıcı faaliyetlerde bulunmak..., ideolojik ve siyasi amaçlarla, huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak gereğince hakkınızda soruşturma açılmıştır.” Verilen 49 dilekçenin de “neredeyse aynı” ifadeleri içerdiğini ve bu nedenle tek tip dilekçe niteliği taşıdığını tespit eden rektörlük (!), 49 öğrenciden de 14 Ocak 2002’ye kadar savunma yapmalarını ister.
Ne oldu Anayasa’ya?
Adnan Arıca, yazının girişinde yer alan cümleleriyle savunmasını yaparken, savunmasını da Anayasa ve diğer yasa maddelerinin verdikleri dilekçedeki talebi doğrular nitelikteki maddelerini de sıralar. Geçtiğimiz yıl geçen 34 maddelik Anayasa değişikliğiyle Anayasa’dan çıkarılan “Yasaklanmış dil” kavramına dikkat çeker. Yine Anayasa’nın 74. maddesinde yer alan vatandaşların dilek ve şikayetlerini ilgili kuruma yazılı olarak iletme hakkını aktarır, anadili Kürtçe’yi öğrenemediği için yaşadığı sıkıntıları, başına gelenleri örnekler, dilekçesindeki Kürtçe seçmeli dil talebinin ülkenin kültür zenginliğine, demokratikleşmesine bir katkı sunabileceğini söyler ama bunların hiçbiri onun ve diğerlerinin ceza almalarını engelleyemez.
Dil yarası...
8 Ocak’ta, dilekçelerle ilgili soruşturma açan üniversite yönetimi, 14 Ocak’ta verilen savunmaları, jet hızıyla inceleyip 18 Ocak’ta kararını verir. Üniversite Yönetim Kurulu kararında Adnan Arıca’nın Kürtçe’nin seçmeli ders kapsamına alınması ve okutulmasına ilişkin dilekçesinin bireysel bir başvuru gibi gözüktüğünü, ama diğer öğrencilerce verilen dilekçelerdeki amaçla aynı olduğunun tespit edildiği belirtilerek, savunmasında pişmanlık ifade etmeyen Arıca’ya okuldan “iki yarıyıl uzaklaştırma” cezası verir. Arıca gibi dilekçe veren 49 öğrenci de 1 ay ile 1 yıl arasında değişen sürelerle okuldan uzaklaştırma cezası alırlar. Hatta dilekçeyi verdikten sonra pişmanlık duyup bunu üniversite yönetimine ileten 4 kişi 1 ay, savunmasında pişman olduğunu belirten 7 kişi ise 1 yarıyıl uzaklaştırma almaktan kurtulamazlar. Adnan Arıca, Cem Çınar ve diğer öğrenciler bu cezaları bölge idare mahkemesine götürmeyi planlıyorlar.
Tatilde olan öğrenciler, dönüp geldiklerinde okula giremeyecekler “Kürtçe seçmeli ders olarak okutulsun” dedikleri için. Boşuna denmemiş eskilerde, “Dil yarası en acı yara imiş.”

Başa dön


Belediyelere peşin tahsilat yetkisi
Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı’nın görüşülmesine TBMM İçişleri Komisyonu’nda devam edildi. Tasarı’nın 16 maddesi kabul edildi. Kabul edilen bir maddeye göre, belediyeler, doğal gaz, su, atık su, katı atık ücretleri ile verdikleri diğer hizmetlere ait bedelleri bilgisayarlı ön ödeme sistemiyle peşin olarak tahsil edebilecekler.
‘Saddam BM’yle görüşecek’
DSP Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit, Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in BM yetkilileri ile koşulsuz görüşmeye hazır olduğunu söyledi. Ecevit, partisinin grup toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, kabul edilen Uyum Yasası ile anlatım özgürlüğü, insan hakları ve demokrasinin gelişmesi bakımından büyük bir adım atıldığını iddia etti. Ecevit, Irak konusundaki gelişmelere de değindi. “Bölgemizde, hele sınır bölgemizde bir savaşa yol açılmadan sorunların çözülmesini istiyoruz, bekliyoruz” diyen Ecevit, bu konuda Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’e bir mektup gönderdiğini de ifade eden Ecevit, şunları söyledi: “Bu konuda herhalde Irak yönetiminin benim iyi niyetimden kuşkuları olamaz. Umut verici bir haber geldi. Saddam Hüseyin’in BM yetkilileri ile koşulsuz görüşmeye hazır olduğu açıklandı. Bu haberin doğru olduğun umarım. Irak ile ilgili aramızda ve bölgemizde herhangi bir sorun çıkmamasını temenni ederim.”
Cheney Irak için Türkiye’ye geliyor
ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’in, mart ortasında İsrail’in de içinde bulunduğu bazı Ortadoğu ülkelerinin yanı sıra İngiltere ve Türkiye’yi de ziyaret edeceği bildirildi. Cheney’in, ziyaretinde, ABD’nin “terörizme karşı mücadele” adıyla başlattığı saldırganlıkta, Afganistan sonrası safhalar üzerinde hükümet liderleriyle görüşmelere odaklanmasının öngörüldüğü belirtiliyor. Cheney’in yardımcısı Mary Matalin, gazetecilere açıklamasında, “Karşılıklı çıkarlar çerçevesinde görüşmelerde bulunacak. Özellikle de terörizme karşı kampanya ve bölgesel güvenlik konularında” dedi. 11 Eylül sonrasında uzun bir süre “güvenli bölgede” tutulduğu belirtilen Cheney, bu ziyaretleriyle Başkan Yardımcısı sıfatıyla gittiği Toronto’dan bu yana ikinci kez yurtdışına çıkmış olacak.
Dilekçeler Sezer’e gönderiliyor
Kürtçe’nin seçmeli ders olması talebiyle rektörlük, okul ve eğitim müdürlüklerine verilen dilekçelerin ardından, öğrenciler, şimdi de dilekçeleri Cumhurbaşkanlığı’na gönderme kampanyası başlattı. Dilekçelerde, daha önce yetkililerin, gönderilen dilekçelere cevap vermek yerine bu çalışmaları “yasadışı bir örgütün faaliyeti” olarak gösterdiği, bu nedenle birçok kişinin tutuklandığı ve okuldan uzaklaştırıldığı hatırlatıldı. Dilekçede, “Kürtçe’nin seçmeli ders olması” taleplerinin çarpıtılarak “Anadilde Eğitim” şeklinde lanse edildiği ve bunun da Anayasa’nın 42. maddesinin ihlali olarak gösterildiği vurgulandı. Bugüne kadar yapılan bütün hukuk dışı uygulamaların iptal edilmesinin istendiği dilekçede, Kürtçe’nin üniversitelerde seçmeli ders olarak verilmesi istendi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net