www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Dosya

Köşe Yazıları



Savaş ağalarına ABD rüşveti
ABD Dışişleri, Afgan savaş ağalarını kendi tarafına çekmek için yüzbinlerce dolar dağıttı. En az 35 savaş ağasına, 200’er bin dolar verildi.

İsrail uçakları Nablus’u vurdu
İran yanlısı Hamas örgütünün düzenlediği bir saldırıyı gerekçe gösteren İsrail ordusu, Batı Şeria’nın Nablus kentine hava saldırısı düzenledi.

Bolivya’nın asi yerli lideri
ABD güdümlü sözde ‘uyuşturucuyla mücadele’ Bolivya’da büyük çalkantılara yol açıyor. Bu çalkantıların ön plana çıkardığı isimlerden biri, yerli lideri Felipe Quispe.


Savaş ağalarına ABD rüşveti
ABD’nin, Afganistan saldırısına içeriden destek bulabilmek için savaş ağalarına para saçtığı öğrenildi. İlişkiler hakkında bilgi sahibi olan Amerikalı bankacıların aktardığına göre, savaş ağalarına, adam başı 200 bin dolar ve birer uydu telefonu verildi.
Washington Times’ın haberine göre, geçtiğimiz yıl sonlarında, 35 Afgan savaş ağasının banka hesaplarına, 200 biner dolar yatırıldı. Yatırılan toplam paranın 7 milyon doları bulduğu ve savaş ağalarının, bu parayla Pakistan’dan çok sayıda pikap araç satın aldığı kaydedildi.
Dışişleri yalanladı ama...
ABD Dışişleri’nden bir yetkili, rüşvet programını yalanlayarak, bakanlığının “normalde böyle işler yapmayacağını” öne sürdü. Adı belirtilmeyen bir CIA sözcüsü, yorum yapmamayı tercih etti.
Nasıri’nin hikâyesi
ABD rüşveti alanlar arasında öne çıkan savaş ağalarından biri, Mirza Muhammed Nasıri. Nasıri, Taliban saflarından ayrılmış ve ülkenin kuzeyindeki Kunduz şehrinde, Pir Gilani’ye bağlı kuvvetlere katılmıştı. Nasıri’nın şoförü, patronunun geçtiğimiz sonbaharda Kunduz’dan Pakistan’ın başkenti İslamabad’a gittiğini anlattı. Şoför, buradaki ABD Büyükelçiliği’nde bir saat kalan Nasıri’nin, büyük bir bond çantayla içeriden çıktığını belirtti. Savaş ağası, ardından Afganistan’ın kuzeybatısındaki Peşaver kentine geçerek, bankacısıyla temas kurdu.
Adının açıklanmasını istemeyen bankacı, Nasıri’nin 200 bin doları kendisine gösterdiğini belirtti. Nasiri, bankacısından, bu parayı “havale” yoluyla başkent Kâbil’e göndermesini talep etti.
Güney Asya’da yaygın bir yöntem olan “havale” bir tür yasadışı bankacılık sistemine verilen genel ad. Havale yöntemi ile, paralar, kağıt üzerinde hiçbir işlem olmadan ve sadece “güven” esasına dayanarak transfer edilebiliyor.
Ancak Nasıri, rüşveti gönlünce harcayamadı ve birkaç hafta sonra, yanındaki üst düzey Afgan komutanlarla birlikte bir helikopter kazasında öldü. Nasıri’nin bankacısı, paranın halen Kâbil’de, çekilmeyi beklediğini ifade etti.
Eski Taliban liderleri
Afganistan para piyasasının kalbi olan Çovk Yadgar’daki işlemciler de, en az 35 savaş ağasının 200 bin dolar transfer ettirdiğini veya yatırdığını kaydetti. İşlemciler, bu komutanların çoğunun eski Taliban liderleri olduğunu da söyledi. Geçici Afgan hükümetinden üst düzey bir yetkili de, 11 Eylül’den sonraki haftalar içinde, bu tip pek çok mali işlem gerçekleştirildiğini doğruladı. Nitekim, Tora Bora kuşatmasına katılan bir Amerikalı komutan, “Çoğu eski Taliban olan Afgan komutanların işbirliğini satın aldığımızı biliyorduk” diye konuştu.
Afgan ağalara yağan rüşvet, Peşaver sokaklarında gezen lüks spor otomobillerin kaynağını da açıklıyor. Kentteki bir oto satıcısı, “mücahitlerin” Toyota pikap satın almayı tercih ettiğini belirterek bu tercihi şöyle açıkladı: “Bir komutanın dediği gibi, Toyota, cihad için iyidir.”
İran yapınca suç oluyor
Teröristlik ile suçlanan eski Taliban üyelerine para yağdıran ABD, iş İran’ın benzer çabalarına geldiğinde suçlamalara başlıyor. Son olarak, İran’ın “çok sayıda savaş ağasına” para ve silah aktardığı öne sürülerek, bu çabanın “Afganistan’ı daha da istikrarsızlaştıracağı” öne sürüldü.
Washington Post gazetesinde dün yayınlanan habere göre, Afgan hükümetinde umduğu koltukları elde edemeyen Özbek savaş ağası Abdülraşit Dostum, İran’a yanaşmaya başladı. Gazete, kuzeydeki Mezar-ı Şerif kentini kontrol eden Dostum’un, İran’dan otomobil, kamyon, silah, mermi ve para aldığını öne sürdü. Washington Post, Dostum’un bu destekle, hakimiyetindeki bölgeyi genişletmek isteyebileceğini yazarak, “Bu tip bir hakimiyeti kısıtlamak, geçici hükümetin pozisyonunu güçlendirecek” dedi.
Bu ifadeler, Amerikan yönetiminin Dostum ile arasının bozulacağını gösteriyor. Nitekim Washington Post, Dostum’un “yine İran tarafından desteklenen Herat Valisi İsmail Han’dan bile büyük bir tehdit olduğunu” kaydetti. Gazete, acımasızlığıyla tanınan eli kanlı savaş ağasının, 23 yıllık Afgan savaşı boyunca birçok kez saf değiştirdiğini ve en kanlı katliamlarda imzasının bulunduğunu hatırlattı.

Başa dön


İsrail uçakları Nablus’u vurdu
İran yanlısı Hamas örgütünün düzenlediği bir saldırıyı gerekçe gösteren İsrail ordusu, Batı Şeria’nın Nablus kentine hava saldırısı düzenledi.
İsrail’e ait ABD yapımı F-16 savaş uçakları, dün sabah Nablus kentine sortiler yaparak, aralarında Valilik binasının da bulunduğu Filistin yönetimine ait karargâhları havaya uçurdu. Uçakların Valilik binasına üç bomba attıkları belirtildi. Filistinli hastane yetkilileri, saldırı sonucunda çoğunluğu güvenlik görevlisi olmak üzere 11 kişinin yaralandığını, ancak ölen olmadığını açıkladılar.
Nablus Valisi Mahmud El-Oul, yaptığı açıklamada, “Bu saldırı, halkımıza karşı süregelen bir tecavüzdür” dedi.
Yahudi yerleşimine baskın
İsrail saldırısı, Hamas’ın Batı Şeria’daki bir Yahudi yerleşim birimine baskın düzenlemesinin ardından geldi. Hamas milisleri, silahlı bekçileri etkisiz hale getirerek, Ürdün Vadisi bölgesindeki Hamra Yahudi yerleşim birimine girdiler. İçerideki bir eve giren milisler, buradaki 4 İsrailliyi öldürdü. Saldırıda bir ana-kız ölürken, bir çocuk da yaralandı. Daha sonra eve baskın düzenleyen özel timler, Hamas üyelerinden birini öldürdü.
Filistinli çocuk öldürüldü
Bu arada, İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu önceki gün ağır yaralanan 13 yaşındaki Filistinli çocuk, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Refah Hastanesi Başhekimi Doktor Ali Mansur, sırtından ağır yaralanan Sadi El Azzazi’nin öldüğünü belirtti. Filistinli çocuk, Refah kentinde İsrail buldozerleri Filistinliler’e ait evleri yıkarken, İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu ağır yaralanmıştı.
Cezaevine baskın
Öte yandan, Batı Şeria’nın Cenin kenti hapishanesine baskın düzenleyen bir grup Filistinli, burada tutuklu bulunan altısı Hamas, biri İslami Cihad üyesi 7 Filistinlinin kaçmasını sağladı. Filistin güvenlik kaynakları, önceki geceyarısı hapishaneyi basan Filistinlilerin havaya ateş açtıklarını belirtti.
Doğu Evi açılmıyor
İsrail yönetimi, Kudüs’teki Doğu Evi’ni 6 ay daha kapalı tutma kararı aldığını açıkladı. İsrail İç Güvenlik Bakanı Uzi Landau, önceki akşam yaptığı yazılı açıklamayla, Doğu Evi’nin 6 ay daha kapalı kalmasına karar verildiği belirtti. Landau, “Bu karar, İsrail’in Kudüs üzerindeki egemenliğini korumak amacıyla güvenlik yetkilileri ve polis ile yapılan değerlendirmenin sonucunda alınmıştır” dedi.
Filistinlilerin resmi temsilciliği olan Doğu Evi, Kudüs’teki bir pizzacıya düzenlenen Filistin saldırısının ardından 9 Ağustos’u 10’a bağlayan gece kapatılmıştı.

Başa dön


Bolivya’nın asi yerli lideri
Paul Keller
Bolivya yerli-köylü hareketinin öncüsü Felipe Quispe yorgun görünüyordu. Köylü lideri, rüzgârlı And dağlarında yapılan bir siyasi toplantıdan henüz dönmüştü. Şehir hayatına verdiği bir taviz olarak; pançosunu çıkartmış, kotunun üstüne lama desenli bir süeter geçirmişti.
Başkent La Paz’daki ofisinde oturmaktaydı. Kafamdaki, Bolivya’yı köklerinden sallayıp yerli kardeşlerini sömürgeci baskıdan kurtarmayı isteyen, Che Guevara benzeri ateşli Aymara yerlisi beklentisini ilk anda karşılamıyordu. Fakat Quispe’nin amacı tam da buydu ve bu nedenle, bu yıl yapılacak devlet başkanlığı seçimlerine katılma konusunda ısrarlıydı. Quispe’nin partisi Pachakuti Yerli Hareketi (MIP), yerlileri kongreye sokmayı amaçlıyor. Böylece iktidar, ülkenin İspanya’dan bağımsızlığını kazanmasından bu yana devlet yönetimini elinde bulunduran seçkinler sınıfından çekip alınacak. Haziran’daki seçimlerde kazanma ihtimali düşük de olsa, köylü lideri, “Kollasuyo”da (Bolivya’nın İnka zamanındaki adı) yaşayan 6 milyon yerliyi ihmal etmesi durumunda, başa geçecek hükümetin suyunu kaynatmaya and içmiş.
En istikrarsız ülke
Bolivyalı köylüler tarafından “El Mall’ku” (Güney Amerika’ya özgü bir çeşit iri akbaba türü) diye anılan Quispe, 15 yıldır süregiden baskıcı ekonomik uygulamaların altında ezilen And köylülerinin sesi görevini üstlenmiş. Ülkede yaşayan Quechua ve Aymara yerlilerinin nüfusu, Avrupalılara ve melezlere oranla iki katı daha fazla. Aymaralar, İnkalar’ın gelmesinden önce, dağlık bölgelerin hepsine onlar egemendi.
1825’de bağımsızlığını kazanmasından bu yana 190 darbe yaşayan Bolivya, bu dehşet verici istatistikler sonucunda, “dünyanın en istikrarsız ülkesi” ünvanını kazandı. Halkın tepesine oturmuş yozlaşmış askeri diktatörleri ve her yerde ve her daim bulabileceğiniz kokain baronlarını gözünüzün önüne getirdiğinizde, bunun nedenini anlamanız güç olmayacaktır.
Asıl kral ABD
Quispe, ülkeyi harekete geçirmek için elinden geleni yapıyor. ABD’nin, koka üretiminin durdurulması için dayattığı programa karşı amansız bir savaş veren Quispe, tüm ulaşımı sekteye uğratan ve hükümeti taviz vermek zorunda bırakan yol kesme eylemlerini planlayan kişiydi. 58 yaşındaki yerli lideri, hükümeti, köylülerin talepleri gözardı edilecek olursa, aynı eylemi tekrar gerçekleştirmekle tehdit ediyor. “Hükümet halka baskı uyguluyor, fakat hükümetin üzerinde de ABD emperyalizminin baskısı var” diyor. “Asıl kral Amerika Birleşik Devletleri. Bolivya hükümeti, kendisine ne denilirse onu yapıyor. ‘Koka ekmenizi istemiyoruz - alın size muz’ diyorlar. Fakat koka bizim kültürümüzün bir parçası - o her şeyin içinde var. Biz, sömürgeciliğe, ırkçılığa ve emperyalizme karşıyız. Ölene kadar görüşlerim uğruna savaşacağım.”
Arkaya doğru taranmış saçları, kuşatıcı bakışları ve açık sözlülüğüyle, Quispe kesinlikle, davası olan bir lider. Fakat Devlet Başkanı Jorge Quiroga’ya soracak olursanız, o tam bir başbelası. Parlamentodaki muhalefet liderlerinden biri, Quispe’nin, 1990’ların başında gerilla eylemcisi suçlamasıyla hapse atıldığını söyleyerek, onu “terörist” diye nitelendiriyor. Ama Quispe artık kendisini seçim çalışmalarına adamış durumda. La Paz’daki ofisinde oturduğu sandalyenin arkasında, gökkuşağı renkleriyle bezeli bir yerli bayrağı ve artık efsane olmuş yerli önderlerinin portreleri asılı. Çiğnenmek üzere konulmuş bir torba koka yaprağı, ofisteki And atmosferini tamamlıyor. Dışarda bir kalabalık toplanmış, La Paz’ın yukarısında bir yayla olan Altiplano’daki bir başka toplantıya başkanlık etmek üzere ayrılmadan önce, Mall’ku’nun kendilerine bir konuşma yapmasını bekliyorlar. “Bolivya, hiç kimsenin onu kurtaramayacağı bir krizin içinde” diyor, çalan telefonlardan fırsat bulduğu bir arada. “Belki bir tek biz, iktidarı ele geçirdiğimiz zaman. Bir sonraki seçimlerden sonra tüm modeli değiştireceğiz. Fakat, beyazlardan ve Mestisoz’lardan oluşan bu azınlık tarafından yönetilmeye devam ettiğimiz sürece, kriz devam edecektir.”
Sohbetimiz sırasında kartvizitimi inceliyor. Kendisini sadece Aymara halkı adına konuşan ve böylelikle yerli hareketini bölmeye çalışan biri gibi gösteren “gringo” muhabirlere güveni kalmamış.
Bir yerli ulusu oluşturmak
Quispe’nin başkanlığa aday olmasına, bundan iki yüzyıl önce İspanyol sömürgecilere karşı çıktığı için öldürülen And lideri Tupac Katari’nin izinden giden MIP’den destek geliyor. Yıllardan beri hayal kırıklığına uğratılan And yerlileri için Quispe’nin seçim kampanyası büyük önem taşıyor. Quispe, Aymaralar’ın direnme gücüyle, Meksika’dan Patagonya’ya kadar uzanan yerli gruplarının geleneklerine dair yeni keşfettikleri gurur arasında bir bağlantı kurma çabasında. Geçtiğimiz yüzyılın ortalarına dek, Bolivyalı yerlilerin gurur duyacakları pek az şeyleri vardı. Devlet Başkanı Victor Paz’ın 1952’de gerçekleştirdiği sosyal reformlara kadar, önde gelen ailelerin sahip olduğu çiftliklerde veya kalay madenlerinde çalışıyorlardı. İngiltere’nin üç katı büyüklüğündeki bu ülke, beyazların hakim olduğu bir oligarşinin elindeydi.
Che’nin hamuruyla...
Quispe, bazı yönlerden, vurulup ölmeden önce Bolivyalı köylülerin ayaklanması için çalışan Kübalı-Arjantinli devrimci, Ernesto Che Guevara’nın hamuruyla yoğrulmuş. Ancak Quispe’nin hedefi, faaliyet alanı olarak daha geniş. O, Bolivya’yı bir yerli ulusuna dönüştürmeyi ve Andlar boyunca bir yerli kardeşliği inşa etmeyi amaçlıyor. “Tüm yerli gruplarını içine alacak bir yerli ulusu yaratmak istiyoruz” diyor. “Örgütümüz hem ulusal, hem da uluslararası düzeyde çalışıyor. Peru’daki Quechua halkıyla tanışmak üzere Cusco’ya davet edildim. Bölgedeki diğer yerli örgütleriyle toplantılar düzenliyoruz.” Belki bir düş, ancak bu yılki seçimlere koyduğu adaylığı fazlasıyla gerçek. MIP bu seçimleri, varolan kurumlarla yerli hareketi arasında bir it dalaşına dönüştürmek için, benzer görüşleri paylaştığı diğer partilerle ittifaklar oluşturacağını söylüyor.
Düşüncesi yeter!
Quispe’nin en büyük yeteneği, mücadeleyle aleniyeti bir araya getirmesinde yatıyor. Bir yıl evvel, Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez’in, Quispe’yle gizlice görüştüğü ve kendisine desteğini açıkladığına dair söylentiler yayılmıştı. Quispe, 11 Eylül saldırılarına verdiği neşeli tepkiyle ve 2001’in başlarında, Ekvadorlu üç köylünün askerler tarafından vurulmasının ardından yaptığı “emperyalizme karşı Latin Amerika ayaklanması” çağrısıyla manşetlerde yer almıştı.
Bolivya’nın engin doğalgaz rezervlerini yeniden kamulaştırmak istiyor. “Doğalgaz, ‘Evrenin Yüreği’nden geliyor ve bize geri döndürülmek zorunda.” Uzak bir ihtimal bile olsa, Quispe’nin iktidara gelme düşüncesi bile, sömürgeci işadamlarının soğuk terler dökmesi için yeterli.

(Financial Times’tan çeviren Defne Orhun)


Başa dön


Dışişleri Bakanı, Bush’a ‘ayar’ yaptı
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nda yaptığı konuşmada, Rusya ile ilişkilerden, Irak’a, Kuzey Kore’ye ve Ortadoğu’daki son gelişmelere kadar birçok konuda görüş bildirdi. Powell, Rusya ile stratejik silahların kontrolü konusunda yeni bir anlaşma imzalayabileceklerini söyledi ve ABD Başkanı George Bush ile Rus lider Vladimir Putin’in nükleer silahların sayısını önemli ölçüde azaltma kararı aldıklarını hatırlattı. Bakan Powell, “Artık ABD, nükleer silahların sayısını azaltma yönünde alınan kararların Rusya’nın istediği gibi bir resmi anlaşmada yer almasına karşı çıkmıyor, böyle bir anlaşma imzalanabilir” diye konuştu.
Köylü eylemleri sürecek
Yunanistan’da hükümet ve Avrupa Birliği’nin politikalarına direnen köylüler, hükümetle görüşmelerinin ardından eylemlere devam etme kararı aldılar. Geçtiğimiz salı günü Tarım Bakanı ile bir araya gelen köylü temsilcileri, hükümetin önerilerini reddetti. Köylü sendikaları yöneticilerinin yanı sıra, çok sayıda köylünün katıldığı açık hava toplantısında bakan, 40 milyar drahmi tarım sübvansiyonu önerdi. Ancak köylüler, taleplerinin bununla sınırlı olmadığını hatırlattı ve esas olarak, geçtiğimiz ay yaşanan don nedeniyle uğranan zararın devlet tarafından tazmin edilmesini istedi. Köylüler ayrıca emeklilik hakları, taban fiyatlarının artırılması ve AB güdümlü kotaların kaldırılması gibi taleplerini yinelediler. Ancak bakan, bu konularda tatmin edici bir yanıt vermedi.
‘Irak İsrail’i vuracak’ iddiası
ABD’nin Irak’a yönelik bir saldırıda bulunması halinde, Irak kamikaze uçaklarının İsrail’in Dimona nükleer reaktörünü vuracağı öne sürüldü. Internette yayın yapan “World Net Daily” adlı sitede yer alan iddiaya göre, Saddam Hüseyin’i devirmeyi amaçlayan Amerikan askeri harekatının bu yaz gerçekleşmesi bekleniyor. Haberde, Saddam’ın biyolojik silah taşıyan kamikaze uçaklarıyla İsrail ve Kuveyt’teki Amerikan ve müttefik hedeflerini vurmayı planladığı iddia edildi. Bu hedeflerin başında İsrail’in Dimona nükleer reaktörü geliyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net