www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Dosya

Köşe Yazıları



Hürriyet gazetesinin 9 Ocak 2002 tarihli sayısında ‘Nâzım uzmanı’ Demir Gökgöl’ün ağzında “Stalin’in Nâzım’ı öldürtmek istediği ancak, Sovyet Halkının tepkisinden çekindiği için öldürtmediği” şeklinde bir haber yer aldı. Habere kaynaklık eden Demir Gökgöl, gazetemize yaptığı açıklamada, Hürriyet’e böyle bir açıklama yapmadığını; söylediklerinin bilinçli olarak çarpıtıldığını ifade etti. Hürriyet gazetesinin 9 Ocak 2002 tarihli sayısında ‘Nâzım uzmanı’ Demir Gökgöl’ün ağzında “Stalin’in Nâzım’ı öldürtmek istediği ancak, Sovyet Halkının tepkisinden çekindiği için öldürtmediği” şeklinde bir haber yer aldı.

Güncel ............................................ Hasan Bağdaş
Hürriyet’in mumu da yanmadı!
Hürriyet gazetesinin “Stalin Nâzım Hikmet’i öldürtmek istiyordu” biçimindeki, 9 Ocak tarihli haberinin tamamen düzmece olduğu ortaya çıktı. “Nâzım Hikmet uzmanı Demir Gökgöl, ‘Nâzım Hikmet Yılı’ nedeniyle ilginç açıklamalarda bulundu” diyerek verilen haber üzerine, Hamburg’ta yaşayan Demir Gökgöl’le görüştük. Gökgöl, “resmen yalan yazıldı” diyerek, sözlerinin çarpıtıldığını, maksadı aşan yorumlar yapıldığını dile getirdi.
Türkiye’de hapsedildiği, işkence gördüğü, adının bile yasaklandığı ve Hürriyet gibi gazetelerin ‘vatan haini’ suçlamalarında bulunarak, hakkında fetva verdikleri bir dönemde, Nâzım’a kucak açan sosyalist Sovyetler Birliği’nin liderine kara çalmak ve bir yandan da sözde Nâzım’a sahip çıkıyor görüntüsü vermek üzere, haber kaynağını da tahrif ederek propaganda yapan Hürriyet’in foyası çabuk açığa çıktı.
Hürriyet’in tamamen düzmece olarak hazırladığı haberde, Demir Gökgöl’e ait olduğu ileri sürülen şu ifadeler yer alıyordu:
“Nâzım Hikmet uzmanı Demir Gökgöl, Sovyetler Birliği’nde yaşarken halk tarafından çok sevilen Nâzım Usta’nın, onu kıskanan Stalin tarafından öldürtülmek istendiğini söyledi. Stalin, Sovyet halkının tepkisinden çekindiği için planını uygulayamamış.”
Demir Gökgöl’ün dikkat çektiği bir diğer nokta da, Nâzım Hikmet tartışmalarında kimi ‘solcu’ların tutumlarının, daha tehlikeli sonuçlar doğurabileceğine ilişkin. Gökgöl; Hürriyet ile yaptığı söyleşiyi ve Nâzım Hikmet Yılı’nda yapılan tartışmaları gazetemize değerlendirdi.
- Geçtiğimiz günlerde Hürriyet gazetesi, bir uzman olarak, ‘Nâzım Hikmet Yılı’ nedeniyle açıklamalarınıza yer verdi.
Önce bir düzeltme yapmam gerekiyor. Hürriyet gazetesinde benimle yapılan bir röportaj hem çarpıtılarak, hem maksadını aşan bir yorum katılarak hem de kendi amaçları için kullanılmak maksadıyla resmen yalan yazılarak yayınlandı. Röportajda bir kere ben, “Nâzım Hikmet uzmanıyım” ya da bunu çağrıştıracak hiçbir şey söylemedim ki.
Daha sonra röportaj yapan kişiyle görüştüğümde, bana, “Evet, senin adına biz öyle dedik, bizim gözümüzde sen öylesin” dediler. Bunu söylerken bile röportajı yapan, işin ciddiyetini anlamaktan uzak, hatta kendisinin de kullanıldığının farkında bile değildi.
- Bu haberde “Stalin’in Nâzım’ı öldürtmeyi planladığı”nı belirttiğiniz söyleniyordu. Bunlar doğru mu?
Röportaj maksatlı olduğu gibi, ona ilişkin düşüncelerim de bilinçli olarak çarpıtıldı. Ben tarihçi değilim, Nâzım Hikmet araştırmacısı ve uzmanı hiç değilim. Geniş bir söyleşiydi ve koca söyleşi içinde, aydınlar arasında “Stalin’in Nâzım’ı öldürtmek istediği” gibi bir iddianın olduğu, fakat bunun, doğruluğu yanlışlığı beni çok da ilgilendirmeyen bir iddiadan ibaret olduğu geçiyordu. Çünkü bu tarihçileri ilgilendirir. Ayrıca şunu söylemek lazım, klikler arası bir çatışmanın parçası olarak bu iddia bir propaganda da olabilir ki, bence bunların hepsinden önemlisi Nâzım Türkiye’de 17 yıl cezaevinde yattı. Bu yetmiyormuş gibi öldürülmek de istendi; hem de devlet tarafından öldürülmek istendi ve Nâzım’a kapısını açan da sosyalist Sovyetler Birliği idi.
- Böyle bir haber yazmaktaki amaç ne olabilir?
Nâzım -Stalin tartışmaları asıl gerçeği gizleme amacını taşımaktadır. Hürriyet gazetesi ise kendine düşeni yaptı. Yani mevcut sistemi korumak için farklı bir tartışmayı kaşıdı ve öne çıkarttı. Nitekim bazı basın yayın organlarında buna benzer, mesela Nâzım’ın aşkları vs. yazılar çıktı. Bu tür yayınlar epeyce devam edeceğe benziyor. Ayrıca şu gerçeği görmekte yarar var: Sistem savunucusu kişiler, kurumlar, kuruluşlar en geniş yığınların, Nâzım’ı Nâzım yapan komünist kişiliğini ve şiirlerini ölümsüzleştiren materyalist ruhunu tanıyıp kavramaması için bu tip tartışmalar yürütmekte, karalamalar yapmaktadır, bu tiksindirici olmakla birlikte, bir açıdan normaldir de.
- Peki anormal olan ne?
Asıl tehlike ise Nâzım’ın 100. doğum yılı vesilesiyle, ‘salon solcuları’nın ve ‘büro solcuları’nın yaptıklarıdır. Nâzım’ın komünist kimliğine bu ikincilerin verdiği zarar birincilerinkinden fazla ve tehlikelidir. Bence Nâzım’ı komünist kimliğiyle tanıtmanın yanı sıra, bu ‘büro ve salon solcuları’nın saldırılarından da korumak gerek.
Zavallı birkaç insanı zavallı bir şekilde kullanarak, Nâzım’ın kadınlarla, politik kimliğiyle, ya da Nâzım’ın Stalin ve Sovyetlerle ilişkisinin tartışma konusu yapılması, Nâzım’a yapılan zulmü gizlemek maksatlıdır. Nâzım savaşlara, işsizliğe, zulme karşı biri olduğu içindir ki savaştan, işsizlikten, özelleştirmelerden kazanç sağlayanlar, Nâzım’ın siyasal ve politik duruşuna karşı çirkefliklere başvururlar. Bu çirkefliklere en çok kanal açanlar ise Nâzım’ı televizyon ekranlarına, salonlara, köşelerine, bürolarına hapseden sahte solculardır. Alman komünist şair Bertolt Brecht için de aynı çirkeftlikler yapıldı. Fakat benim için geçerli olan Nâzım’ın, Brecht’in siyasal ve politik kimlikleridir.

Başa dön



Dünden Bugüne

1577
ROBERT BURTON DOĞDU
İngiliz deneme yazarı ve filozof Robert Burton (Melankolinin Anatomisi), Leicestershire doğdu.

1819
JOHN RUSKİN DOĞDU
Sanat eleştirmeni John Ruskin, Londra’da doğdu.

1963
IRAK’TA ASKERİ DARBE
İktidardaki Abdûlkerim Kasım ve arkadaşlarını, “Arap dünyasına sırt çevirmek, komünist bloka yakınlaşmak”la suçlayan darbeciler, Abdûlkerim Kasım ve arkadaşlarını idam ettiler. 1958’de kanlı bir darbeyle iktidara gelen Nasırcılardan ve Baasçılardan oluşan milliyetçi cuntanın lideri olan general Kasım, iktidarda olduğu süre boyunca, onbinlerce kişiyi katletmişti. Sovyetler Birliği’nin ekonomik ve diplomatik desteğiyle beş yıl ülkeyi yöneten Kasım diktatörlüğünün, yine Nasırcı ve Baasçılardan oluşan bir cuntanın darbesiyle yıkılmasından sonra Komünist Partisi’ne, sendikalara ve kitle örgütlerine yönelik büyük bir saldırı kampanyası başlatıldı. Ard arda gelen darbelerin yaşanıp diktatörlüklerin kurulduğu Irak’ta, 17 Ekim 1963’te yeni bir darbe gerçekleştirildi ve iktidara Mareşâl Arif geldi. Dünyanın en büyük on petrol ülkesinden biri olan Irak’ta, emperyalistler ve onların işbirlikçisi burjuvazinin çıkarları doğrultusunda sık sık darbelerin yaşandığı bu dönem, 1979’da Saddam Hüseyin’in iktidara gelişine kadar sürdü.

1990
ZONGULDAK’TA GRİZU PATLAMASI: 68 ÖLÜ

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net