Süper Lig’in ikinci yarısı beklenildiği gibi oldukça ‘hareketli’ başladı. Önceki gün Trabzon’da oynanan Trabzonspor-Beşiktaş karşılaşması iki bakımdan ‘tarihi’ önem taşıyordu. Öncelikle Trabzonspor’un tarihinde en farklı yenilgisini (7-1) aldığı Beşiktaş karşısında, bu kez kendi evinde tarihi bir fark yemesi (5-0), futbol tarihine not düşülecek nitelikte. Diğer tarihi kesişme ise 14 yıl sonra yine bir Beşiktaş maçında Avni Aker’deki mücadelenin yarım kalması. 1988 yılında da Erman Toroğlu’nun yönettiği ve Beşiktaş’ın 3-1 önde götürdüğü maç ‘çıkan olaylar’ nedeniyle yarım kalmıştı.
Ama bu seferki hezeyan 14 yıl öncesinden çok farklı. Kazandığı şampiyonlukların üzerinden kısa bir zaman geçmiş. 1988’de hâlâ Türkiye’nin en en büyük kulüplerinden birisi olan Trabzonspor’da ‘kaybetmenin’ verdiği bir saldırganlığı görmek mümkündü. Ve taraftarın yıkıcılığı öncelikle hakeme ve rakibe yönelmişti. Ama önceki gece yaşananlar, Trabzonspor taraftarının aslında takımla bağlarını iyice koparmaya başladığının da göstergesi. Bütün o vandalığın, yıkıcılığın Trabzonspor’a aidiyetle ilgisinin olmadığını, bir kopmanın, parçalanmanın sonucu olduğunu görmemek imkansız. Belki de tribünlerde yaşanan terörden daha önemli ve daha can yakıcı olan kent ile takım arasında onulmaz yaraların açılması.
Tarih Trabzon’da yine bir Beşiktaş maçında başka bir biçimiyle tekerrür etti. Birincisi bir sürecin başlangıcıydı. İkincisi sonucu. Trabzonspor’un asıl kaybı kendi evinde tarihinin en farklı yenilgisini almak ya da üç puan kaybetmek değil. Trabzospor hem kent olarak, hem de takım olarak kendisine olan özgüvenini yitiriyor. Avni Aker’in rakip takımların kendi sahalarına kapanarak 90 dakikayı doldurmak için uğraş verdikleri bir ‘cehennem’ olmaktan, vandal bir seyirci güruhunun tatmin alanı olmasına uzanan yolun sonu Trabzonspor için artık gelmiştir. Özellikle 1996 yılında kaçırılan şampiyonluğun ardından sürekli bir düşüşe geçen Trabzonspor’da neler olacağına dair tartışma kuşkusuz daha geniş bir yazının konusu olabilir.
Bir başka tekerrür
Lig tarihi açısından en sık yaşanan tarih tekerürü bu yıl yeniden yaşanıyor. Şu anda ligin en iyi futbolunu oynayan, geniş ve yetenekli kadroya sahip Galatasaray ligin zirvesindeki yerini koruyor. Beşiktaş, Trabzonspor maçının verdiği moralle tutunduğu ikinciliği bırakacak gibi görünmüyor. Ancak Dünya Kupası nedeniyle kimi zaman çarşamba-pazar oynanacak yoğun lig trafiğinden başarılı çıkıp çıkamayacakları kaderlerini de belirleyecek. Bu tempoya alışık Galatasaray’ın en azından Şampiyonlar Ligi başlayıncaya kadar durumu idare edeceği söylenebilir. Beşiktaş bu süreci sorunsuz atlatır ve yakaladığı 8 maçlık galibiyet serisini daha yukarılara taşırsa Galatasaray’ın yorucu Şampiyonlar Ligi trafiğinde liderlik şansı yakalayabilir. Ama görünen o ki, lig tarihi bir kez daha tekerrür ediyor. Şampiyonluk yarışı bu kez de Galatasaray ve Beşiktaş arasında geçecek gibi görünüyor.
Kan kaybı sürüyor
Fenerbahçe’de Denizli’nin görevine apar topar son verilmesinin ardından takımın başına geçen Lorant ilk maçında kaybetti. Eskisine oranla daha çok koşan ama oyun organizasyonları yapmakta yine beceriksiz kalan sarı-lacivertliler yakaladıkları bir çok gol pozisyonu değerlendiremedi. Şanssızlığın bir takımı bu kadar uzun süre takip etmeyeceği düşünülürse Fenerbahçe’de bir golcü zaafiyetinin bulunduğunu sağır sultan duydu. Ama hazırlık maçlarında iyi görünmüş olsa da Fenerbahçe’nin ikinci yarıdaki durumunun ilk yarıdakinden farklı olacağını söylemek zor.
Ankaragücü ligin ilk üç haftasının ardından 7 hafta süren düşüşüne dur dedikten sonra yükselişini yeniden sürdürüyor. İkinci yarıya da ligin dibine doğru itilen Antalyaspor galibiyetiyle başlayan Ankaragücü’nde Hüseyin’in attğı gol hem hazırlanış, hem de son vuruş olarak haftanın en güzel golü olmayı hak ediyor.
Ne zaman aşağılara düşer diye beklenen İstanbulspor, ligin dibindeki Malatyaspor’a deplasmanda yenilirken, ikinci yarı için hiç umut vermedi. Belli ki, Bushi’nin satılması çok sıkıntı yaratacak. Malatyaspor ise matematiksel şansı olduğu sürece lige asılmayı sürdürecek gibi görünüyor. Maçın önemli notlarından birisi de Malatyaspor’un genç oyuncusu Mithat’ın eski takımına karşı oynadığı etkili futboldu.
21’de yığılanlar