İş güvencesi, işçilerin, sendikaların her vesileyle yenilenen bir talebi. Son 10 yıl içinde de; hükümet, komisyonlar, Çalışma Bakanlığı arasında gidip geliyor; bir türlü Meclis’e gelemiyor. Son bir buçuk yıldır da, patron sendikaları konfederasyonu TİSK’in başkanı Refik Baydur tarafından Çalışma Bakanlığı’nın tozlu raflarında bekletildiği, bizzat Baydur’un skandal açıklamasıyla ortaya çıktı.
Ama skandalın ortaya çıkmasından sonra Başbakan; “15 Ocak 2002’ye kadar Meclis’e sevk edileceği” sözünü verdi. Çünkü; öncelikle çıkması gereken, “IMF’nin istediği yasalar” vardı. 15 Ocak’tan birkaç gün önce, gazetecilerin bir sorusu üzerine, Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan, “Başbakan söz verdi ya, 15 Ocak’ta Meclis’te olacak” açıklamasını yaptı. Okuyan, dün de; “belki gelecek hafta” diyerek ipe un serdi.
15 Ocak’ın üzerinden bir hafta geçti. Bu süre içinde; IMF yasaları çıktı, Başbakan Amerika’ya gidip, “Türkiye’nin bir dünya devleti olduğu”nu ilan etti. Kemal Derviş, sayısız kez; “Daha çıkarılması gereken yasalar var; IMF’nin bizden istediklerini yerine getirmeliyiz” açıklamaları yaptı; Meclis, hükümet ve bürokrasi, harıl harıl, IMF-Dünya Bankası-Amerika’nın istekleri için çalışıyor.
Bu kadar şey olup biterken; İş Güvencesi Yasa Taslağı, Çalışma Bakanlığı ile Meclis arasındaki yolu kat edemedi.
Sendikalar, konfederasyonlar ve Emek Platformu ise, sadece “basına açıklama” yapıyorlar; “Bu taslak ne oldu?” diye soruyorlar. Sanki baylar işçinin, milyonlarca emekçinin temsilcisi, onların mücadele örgütleri olması gereken sendikaların yöneticisi değil de; “kamuoyuna açıklama yapma kurulu” başkanları gibi; basın aracılığı ile soru soruyorlar.
Oysa; bu hükümet ve sermayenin güç odakları, “güç”ten başka bir şeyden anlayacak durumda değil. Hele söz konusu olan emekçilerin istekleri ise!