www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Dosya

Köşe Yazıları



‘Şüpheli’ avukatlar!
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün “avukatlara iyi davran” genelgesine rağmen avukatlara “şüpheli şahıs” muameleleri sürüyor.

Yavuz hırsız kampanyası!
Sigara tekeli Philip Morris/Sabancı, Tütün Yasası’nın çıkmasına yönelik tepkileri azaltmak için ‘Çocuklarımızı Sigaradan Uzak Tutalım’ kampanyası başlattı.

Gübrenin peşkeşi için bakan çalışıyor
Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, gübrenin dağıtımında, üretiminde, kullanımında ciddi sorunlar yaşandığını belirterek, çözümün özel sektöre devirden geçtiğini iddia etti.

Kıymayın Afganlara!
Afganistan’ın yeniden yapılandırılması adına Japonya’da düzenlenen toplantıya katılan Devlet Bakanı Gaydalı, hükümetinin bu ülkeye nasıl yardım edeceğini anlattı.


‘Şüpheli’ avukatlar!
Hacer Yücel
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün ilçe emniyet müdürlüklerine ve bürolara gönderdiği
“avukatlara iyi davran” genelgesine rağmen avukatlar gözaltına alınıyor. Avukat Seyit Nusret Öztürk, “Anadilde eğitim” istedikleri için gözaltına alınan 16 kişinin müdafisi olarak gittiği Terörle Mücadele Şubesi (TMŞ)’nde gözaltına alındı. Bir gün nezarathanede tutuldu. İstanbul Emniyet Müdürlüğü 15 Ekim 2001 tarihinde avukatların Genel Bilgi Taraması (GBT) soruşturmasına maruz kalarak gözaltına alınmasına ilişkin bir genelge yayınlandı. Ancak yaşanan olaylar bu genelgenin de tıpkı diğer genelgeler gibi hükümsüz olduğunu gösterdi. Böylece büroları basılan, üstleri ve evrakları aranan, kimlikleri hakkında GBT incelemesine maruz kalan avukatlar, hayata geçirilemeyen bir genelgeye daha sahip oldular. Bu genelgede de tıpkı diğer genelgelerde olduğu gibi, “Avukatlara şüpheli şahıs gibi davranılmayacaktır. Her türlü yardımda bulunulacaktır” deniliyordu.
Gözaltına alındı
Avukat Seyit Nusret Öztürk’ün Emniyet Müdürlüğü’nün genelgesine rağmen, gözaltına alınmasına neden olan olaylar şöyle gelişti: Anadilde eğitim isteklerini içeren dilekçelerinden dolayı 13 Ocak Pazar günü 22 kişi gözaltına alınarak TMŞ’ye götürüldü. İstanbul Barosu CMUK Uygulama Servisi bu kişilere üç avukat atadı. Bu avukatlardan biri de Seyit Nusret Öztürk’dü. Avukatlar hemen TMŞ’ye gittiler ancak gözaltına alınanların ismini doğrulatamadıkları gibi bu kişilerle görüşemediler. İsimler ancak bir gün sonra belirlenebildi. Öztürk 14 Ocak Pazartesi günü bir avukat arkadaşı ile TMŞ’ye tekrar gitti. Savunmanları olarak tayin edildiği 16 kişi ile görüşmeye çalıştı. Ancak müvekkileri ile görüşmeye çalışırken hakkında GBT soruşturması yapıldı. Öztürk, TMŞ’den ayrılırken bir derginin sorumlu yazıişleri müdürü olduğu dönemde hakkında açılan davalardan 12 yıl 5 ay hapis cezası aldığı iddiasıyla gözaltına alındı. Ancak Öztürk’ün aldığı bu cezalar çıkarılan Basın Kanunu kapsamında ertelenmişti. Öztürk, hakkında açılan davaların ve verilen cezaların ertelendiğini, şu anda da bir kamu görevi yaptığını, yapılan işlem nedeni ile kamu hizmetinin engellendiğini, hukuka aykırı bir işlem yapıldığını söyledi. Ancak buna rağmen, Gayrettepe’de bulunan Asayiş Şube İnfaz Büro Nezarathanesi’ne götürüldü. Bunun üzerine İstanbul Barosu harekete geçti. Öztürk bir gün gözaltında tutulduktan sonra hakkındaki bütün dava ve dosyaların ertelendiğinin ortaya çıkması ile serbest bırakıldı.
Dava açacak
Gazetemize bir açıklama yapan Öztürk, Emniyet Müdürlüğü’nün avukatlara şüpheli şahıs muamelesi yapılmayacağına ilişkin genelgesini hatırlatarak, yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu kaydetti.
İki yıl önce Pendik Trafik Şube’den ehliyetini almaya gittiğinde de gözaltına alındığını ve TMŞ’de iki gün tutulduğunu dile getiren Öztürk, “O zaman davalarımın ertelendiğine dair işlem yaptım. Ama aynı nedenden tekrar gözaltına alındım. Hayatım boyunca bu hep benim karşıma çıkacak mı?” dedi. Öztürk, bu konuda gerekli işlemleri yaparak yetkililer hakkında dava açmaya hazırlandığını bildirdi. Serbest bırakıldıktan sonra cezası olduğu gerekçesiyle kendisini gözaltına alan polislerin, “Avukat olduğunu söyleseydi bunlar olmazdı” şeklinde kendilerini savunduğunu söyleyen Öztürk, “Kimlik kartımı gösterip orada bulunma nedenimi söylemiştim. O yüzden böyle bir gerekçe çok komik. Üstelik ben içerde bulunduğum süre zarfında sorguya alınan bir müvekkilim tutuklandı. Şu anda Bayrampaşa Cezaevi’nde bulunuyor. Bu uygulama ile işim engellendi” diye konuştu.
Kanunlar dikkate alınmıyor
Karakollarda, cezaevlerinde sadece genelgeler değil kanunlar da dikkate alınmıyor. Örneğin Avukatlık Kanunu’na göre avukatın üstü ancak ağır cezayı gerektiren suçüstü hallerde aranabilir. Yine Avukatlık Kanunu’na göre avukatın büro ve evi mahkeme kararı ile cumhuriyet savcısı ve baro temsilcisinin denetiminde aranabilir. Avukatlar hakkında soruşturma başlatılabilmesi de Adalet Bakanlığı’nın iznine bağlı. Yeni Avukatlık Kanunu’nun değişmesinin ardından 30 Mayıs 2001 tarihinde İçişleri Bakanlığı konuyla ilgili bir genelge yayınlamıştı. Genelgede Avukatlık Kanunu ile gelen yeni düzenlemeler belirtilerek emniyet makamlarının avukatlara yardımcı olması, ihtiyaç duyduğu belgeleri göstermesi, vekaletname göstermesi halinde belgelerden örnek verilmesi istenmişti. Genelgede avukatlara yönelik işlenen suçlar hakkında, bu suçların hakimlere karşı işlendiğine ilişkin hükümlerin uygulanacağı da bildirilmişti. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün 15 Ekim 2001 tarihinde yayınlanan son genelgede de emniyet binalarına çeşitli nedenlerle gelen avukatlara şüpheli şahıs muamelesi yapılmaması, kanunlar çerçevesinde yardımcı olunması ve bu konuda herhangi bir aksaklığa meydan verilmemesi istenmişti. Ancak yaşanan olaylar ne genelgelerin ne de kanunların dikkate alınmadığını gözler önüne seriyor.

Başa dön


Yavuz hırsız kampanyası!
Ortaöğretim de dahil olmak üzere eğitime yönelik araç-gereç tahsis ederek, sosyal, sportif, kültürel etkinliklere sponsor olarak gençleri sigara tüketimine yönlendiren sigara tekeli Tütün Yasası’nın çıkmasına yönelik tepkileri azaltmak amacıyla ‘Çocuklarımızı Sigaradan Uzak Tutalım’ kampanyası başlattı. Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu, 1998 yılında düzenlenen “Çocuklarımızı Sigaradan Uzak Tutalım” kampanyasını, Tekel Genel Müdürlüğü, JTI ve Philip Morris/Sabancı firmalarıyla birlikte yeniden başlattığını açıkladı. Kampanyanın tanıtımı amacıyla The Marmara Oteli’nde yapılan basın toplantısında konuşan Karakoyunlu, “Sigara üreten üç büyük kuruluşun yetkilileri bir araya gelerek, 18 yaşından küçüklere sigara satılmaması için çok önemli bir kampanyayı başlatıyorlar” dedi. Karakoyunlu, Tütün Yasası’nın Meclis’ten geçirildiği sırada Dünya Bankası Türkiye Temsilcisi Ajay Chhibber ile yaptıkları görüşmede, Türkiye’deki sigara endüstrisi ile 18 yaşından küçük çocuklara sigara satılmaması konusundaki işbirliğinin doğuracağı sonuçlar konusunda görüş ittifakında olduklarını ileri sürdü.
Karakoyunlu, “Tütün Yasası’nın Türkiye gibi genç nüfusun yoğun olduğu ülkede gençleri sigara zehrine kitleler halinde çekeceği” tepkilerinin artamasının ardından başlatılan bu kampanyanın desteklemesi için gerekli imkan ve fırsatları kullanmasını TRT’den isteyeceğini bildirdi.
Tütün Kurulu övüldü
Philip Morris/Sabancı Sigara ve Tütüncülük Sanayi ve Ticaret AŞ Genel Müdürü Kürşat Koçdağ ise, yasa ile küçüklere sigara satışı yasaklansa da ihlal edenlere yönelik bir yaptırım olmamasının, uygulamada boşluklar yarattığını belirtti. Koçdağ bu gerçeği de, ağırlığını özel sektör temsilcilerinin oluşturduğu Tütün Kurulu’nu meşrulaştırmanın aracına dönüştürerek, “Buradaki boşluk Tütün Kurulu’nca doldurulacaktır” dedi.

Başa dön


Gübrenin peşkeşi için bakan çalışıyor
Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, tarımsal girdilerin en önemlisi olan gübrenin dağıtımında, üretiminde, kullanımında ciddi sorunlar yaşandığını belirterek, sorunların çözümünün sektörü özel sektöre devretmekten geçtiğini iddia etti.
Gökalp dün 2’inci Gübre Danışma Kurulu’nda yaptığı konuşmada, tarımsal girdilerin oldukça pahalı olduğunu kabul ederek, bunun geçmişteki yanlış ve plansız tarım politikalarından kaynaklandığını söyledi. 10 milyon ton gübre kullanma potansiyeli olan Türkiye’nin 5 milyon ton gübre tüketimini karşılayacak üretimi bile gerçekleştiremediğini, tüketimin yarıdan fazlasının ithal edildiğini dile getiren Gökalp, sorunun sektörün özel sektöre devri ile çözülebileceğini öne sürdü. Gökalp, bunun için ilgili yasaların çıkması ve mevzuatın düzenlenmesi için gayret gösterdiklerini dile getirerek, kamuya ait gübre fabrikalarının kapasiteleri oranında üretim yapabilmeleri için gerekli yapısal düzenlemelerin yapıldığını ifade etti. Gökalp, özel sektörün desteklenerek, serbest rekabet ortamına uyumlu hale gelmesini kolaylaştırıcı ve fırsatlardan değil, sürümden kazanan bir sisteme işlerlik kazandırılması gerektiğini iddia etti.

Başa dön


Kıymayın Afganlara!
Devlet Bakanı Edip Safder Gaydalı, Türkiye’nin Afgan halkı için anlamlı olacağına inandığı sağlık, tarım ve sosyal kalkınma gibi alanlarda çaba gösterme kararı aldığını bildirdi. Türkiye’de uygulanan IMF programları sayesinde tarımın, sosyal güvenliğin ve sağlık sisteminin içine düştüğü durum göz önüne alındığında, bakanın bu açıklamasının barındırdığı çelişki ortaya çıkıyor.
Kelin ilacı olsa...
Gaydalı, Afganistan’ın imarı için oluşturulan uluslararası fona Türkiye’nin 500 bin dolarlık katkıda bulunduğunu hatırlatarak, “Bu miktarı, önümüzdeki beş yıllık dönemde, Türkiye’nin yapacağı ikili yardım projeleri için 5 milyon dolara çıkarmayı öngörmekteyiz” dedi.
Devlet Bakanı, Afganistan’ın yeniden yapılandırılmasına destek amacıyla Japonya’nın başkenti Tokyo’da düzenlenen uluslararası konferansta yaptığı konuşmada, oldukça geniş bir katılım olması nedeniyle, toplantının Afganistan’ın geleceği için iyimser duygular taşınmasına neden olduğunu söyledi.
ABD ve AB öncülüğünde yapılan ve yeni Afganistan hükümetinin tayin edildiği Bonn Anlaşması’nın “tarihi bir süreç başlattığını” savunan Gaydalı, ülkenin “uluslararası topluma yeniden entegre edilmesi” için verilen sözleri yaşama geçiren bu sürecin, aynı zamanda Afganistan ile yakın işbirliğini tekrar canlandırması için Türkiye’ye de bir imkan sunduğunu söyledi.
Afganistan geçici yönetimine yardımcı olmak için, ilk etapta diğer ülkelerle birlikte Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti’ne birliklerini gönderen Türkiye’nin, Afganistan’ın güvenlik kurumlarının yeniden yapılanmasına yardımcı olmak için de hazırlıklarını tamamladığını belirten Gaydalı, “Öte yandan, Afgan halkı için anlamlı olacağına inandığımız, çaba gösterebileceğimiz bazı alanları belirlemiş bulunuyoruz. Tespit ettiğimiz bu alanlar, sağlık, tarım ve sosyal kalkınma alanlarıdır” diye konuştu.
Güneydoğu muamelesi!
Türkiye’nin güneydoğusunda büyük bir sosyo-ekonomik kalkınma projesinin başarıyla uygulandığını ileri süren Gaydalı, “Bu konudaki tecrübelerimizi paylaşabilir, hatta bu projelerden bazılarını, gerekli değişiklikler yapılmak suretiyle Afganistan’da gerçekleştirebiliriz” diye konuştu. Gaydalı’nın, bu projelerden söz ederken, “dezavantajlı gruplar için teşvik programları” ve “köye dönüş programları”ndan söz etmesi de dikkat çekti.
Gazetecilerden ‘sarı zarf’ savunması
Sağlık Bakanı Osman Durmuş’un açıkladığı geçmişte bakanlığından gazetecilere sarı zarflar içinde ödeme yapıldığı tartışmasında yeni gelişmeler yaşanıyor. Basın Konseyi tarafından ‘sarı zarf alan gazeteciler’ olarak isimleri açıklanan üç kişiden ikisi kendilerini savundular. Tartışmayı yeniden başlatan Basın Konseyi’nin 18 Ocak günü yaptığı açıklamada, “sarı zarfla para aldığı iddia edilen” üç gazetecinin ismini açıklaması oldu. “Sağlık Bakanı H. İbrahim Özsoy döneminde Sağlık Bakanlığı’nda kendisini gazeteci olarak lanse edip, kendilerine bir oda tahsis ettirip iş takip ettikleri iddia edilen Murat Polat, İzzet Aydın ve Talat Atilla’nın isimleri tespit edilmiştir” denilen açıklamada konu Basın Konseyi Yüksek Kurulu tarafından ele alınıp karara bağlanmadan önce, bu kişilerin cevap haklarını kullanmaları istendi. Konsey açıklamasında ayrıca bu kişilere ulaşılamadığı, bu nedenle “açık duyuru” yapma gereği duyulduğu belirtildi.
Tutuklulara saldırı
Adana E Tipi Kapalı Cezaevi’nde infaz koruma memurlarının B-1 ve C-1 koğuşundaki tutuklu ve hükümlülere cop ve su boruları ile saldırdığı belirtildi. Mazlum-Der Genel Başkanı Yılmaz Ensaroğlu, saldırı ile ilgili olarak Cumhurbaşkanı, Başbakan, Adalet, İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanlıkları ile TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’na mektup gönderdi. Mektupta, 13 Ocak 2001 tarihinde gerçekleşen saldırıda birçok tutuklu ve hükümlünün yaralandığı ve Mahmut Eminoğlu isimli tutuklu dışında hiç kimsenin tedavisinin yapılmadığı bilgisine yer verilerek tutuklularının tamamının 4’er kişilik hücrelere 4’er kişi olarak konulduğu anlatıldı. Mektupta, olayı vekillerine anlatan mağdurların iddiasına göre, bu saldırının ve hak gasplarının sebebinin, tutuklu ve hükümlülerin olumsuz cezaevi koşullarını Adalet Bakanlığı ile Cezaevi İzleme Kurulu’nun gündemine bir dilekçe ile bildirmesi olduğu dile getirildi. Saldırıda Cezaevi 1. Müdürü’nün ve savcının da yer aldığına dikkat çekilen mektupta, bu olayda kusuru ve kastı bulunanların cezasız kalmamasi için gerekli duyarlılığın gösterilmesi istendi.
Direnişteki işçilere baskılar sürüyor
TÜMTİS’e üye oldukları için işten atılan ve direnişlerini sürdüren Ankara Şaşmaz’daki Akdeniz Ambarı işçilerine baskılar sürüyor. Direnişteki işçiler ile sendikacılar dün işverenin şikayeti üzerine gözaltına alındılar. Akdeniz Ambarı işçilerinin, bir ayı geride bırakan direnişlerine yönelik işveren saldırısı devam ediyor. Aralarında TÜMTİS Ankara Şubesi Başkanı Nurettin Kılıçdoğan’ın da bulunduğu 5 sendikacı ile direnişteki işçiler dün sabah saatlerinde Emniyet Güvenlik Birimi tarafından gözaltına alındılar.
Bir lise öğrencisi daha intihar etti
Sakarya’nın Akyazı ilçesinde, lise öğrencisi genç kız, kendisini 3 katlı evin terasından atarak intihar etti. Akyazı Anadolu Lisesi 9. sınıf öğrencisi Didem Cinoğlu (17), girdiği bunalım sonucunda, babaannesinin Ada Caddesi’ndeki 3 katlı evinin terasından atladı. Genç kız olay yerinde hayatını kaybetti. İntihar etmeden önce bir arkadaşıyla görüştüğü belirlenen genç kızın, hayatın çekilmez hale geldiğini ve bu nedenle ölümü tercih ettiğini, intiharından kimsenin sorumlu olmadığını belirten kısa bir mektup bıraktığı öğrenildi. Cinoğlu’nun intiharı okulunda ve ilçede büyük üzüntü yaratırken, arkadaşları, “Yaşama bu kadar bağlı, insanları seven, hayat dolu biriydi, intihar ettiğine inanamıyoruz” diyerek gözyaşı döktüler. Yetkililer, olayın çok yönlü olarak sürdürüldüğünü bildirdiler.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net