www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Çevre Topluluğu 4 gençten oluşmuş: Deniz Cengiz, Gülsüm Demir, Gönül Kılıç ve Adalet Kartal. Kendilerine en büyük destekçi ve yardımcı Araştırma Görevlisi Esra Varol olmuş. Tabii Coğrafya Bölümü Başkanı Selver Özözen’in katkıları da unutulamaz. Zaman zaman karamsarlığa düşsem de, Selver’leri, Esra’ları ve gençleri görünce, içimdeki umutlar kıpır kıpır ediyor.

Görüş ............................................... Bülent Habora
Çanakkale’de gençler var
Şimdi diyeceksiniz ki, “Çanakkale’de gençler var da, başka yerde yok mu?” Haklısınız, her yerde gençler var. Ama bunların bir bölümü, içlerindeki “pırıltıyı” çevrelerine yayıyorlar... Yalnız, ben bu başlığı, sözcüklerin “melodi”sini beğendiğim için koydum...
A. Kadir, yıllarca önce, Hasan İzzettin Dinamo’yla arasında geçen bir olayı anlatmıştı, bana. Sonra bunu Hasan İzzettin’e doğrulattım. Olayın tümü ayrı bir yazı konusu olabilecek denli uzun olduğu için, ben sadece ilk bölümünü anlatacağım...
A. Kadir, Kırşehir’de sürgün. O yıllarda Kırşehir, avuç içi gibi kasaba. Türkçemizim içine “Üç kulhüvallah, bir elham” okuyan İş Bankası’nın o ünlü “Casaba”sından bile küçük. İki tepeciğin arasında birkaç ev. Elektrik bile yok. A.Kadir, her gün polise tekmil vermek zorunda. Akşamları da, bir süreliğine kentin tek kahvesine uğruyor, gaz lambasının ışığı altında çayını yudumluyor, memleketin hal-i pür melali’ni pilli radyodan dinleyip, odasının yolunu tutuyor.
Bir gece, biri giriyor kapıdan. Bakıyor, Hasan İzzettin Dinamo. El edecek oluyor, Hasan İzzettin engelliyor ve iki masa arkasına geçip, bir not yazıyor. Sonra da o notu büküp, kıvırıp, A. Kadir’e atıyor. Notta şunlar yazılı: “Kadir, ben çıktıktan onbeş dakika sonra sen de çık. Soldaki tepede buluşalım...” Önce Hasan İzzettin çıkıyor, sonra da A.Kadir. A.Kadir soldaki tepeye çıkıyor. Hasan İzzettin yok... Mehtap, ayın ondördü. Her yer pırıl pırıl. Bir de ne görsün, sağdaki tepenin üzerinde, Hasan İzzettin’in silüeti. Buluşamıyorlar doğal olarak...
Hasan İzzettin “Soldaki tepe”yi, kahveye girişine göre yazmış. A.Kadir de “Soldaki tepe”yi kahveden çıkışına göre varsaymış. Dolayısiyle solla sağ karışmış...
EMEP Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Varlı, 1 Mayıs Şenlikleri için İzmir’deydi. Çanakkale’ye gideceğimi, kenti bilmediğim için, EMEP İl Merkezi’nin yerini bana tarif etmesini rica ettim. Çok yalın, çok güzel bir biçimde anlattı: “Soldaki sokağa sap, ilerden yine sola dön. Döner dönmez sağdaki ilk sokakta...”
Otobüs biraz geç gittiği için, çarşı alanındaki terminalde dostlardan kimseyi göremedim. Hemen soldaki yola girdim. İlk sola saptım. Yok, denize çıkıyordu. Sonra DSP binasını gördüm. Polis Evi’ni de... Onlara sorsam, nasıl olurdu, bilemiyorum. Bir başka sokağa girdim. ÖDP, CHP ve DYP’nin yerlerini gördüm. “İyisi mi,” dedim, “Bir kitapçıya sorayım.” Sordum, onlar da bilmiyorlarmış. Ama üst katta İHD’nin olduğunu söylediler. Ve İHD’ne gittim. Ensar arkadaşın sayesinde EMEP’i buldum.
Abdullah Varlı dost, benim yüzümü denize doğru döneceğimi düşünerek, soldaki yolu söyledi, eminim. Ama ben, sırtımı denize dönüp, soldaki yola saptım... Bu denli yalın...
Bir süre sonra, Emek Gençliği’nden Deniz Cengiz arkadaş geldi. Deniz’le birlikte, 6.5 saatlik İzmir-Çanakkale yolculuğunun tozlarını el-yüz yıkayarak atmak için onun evine gittik önce. Çanakkale’de pek hırsızın falan olmadığını, evin kapısının açık olmasından anladım. Emek Gençliği’nden Yasin’le ve diğer arkadaşlarıyla kalıyormuş. Yasin, “Kol” bakımından bizim Adnan Hoca’ya benziyordu. Pisi pisine o da kolunu sargılatmış...
Daha sonra Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’ne gittik. 2-5 Mayıs 2001 tarihleri arasında yapılan 6. Geleneksel ÇOMÜ Bahar Şenlikleri var gücüyle sürüyordu, üniversite bahçesinde. Bir yanda gümbür gümbür halk oyunları, öte yanda ürettikleri el sanatlarının ürünlerini satan gençler...
“İlahi takdir”in parmağı olmadığı için, bir yolunu bulup, yine çıkmıştı ortaya. Söyleşimi yapacağım salonun adı, “Süleyman Demirel Konferans Salonu”ydu. Benim söyleşimin başlığı, “Çevre ve Medya”ydı. Ve ben bu konuşmamda, özellikle enerji tröstlerinin örgütü EEF’den, 1954 yılında burs alıp, ondan sonra, özellikle son yıllarda, korkunç bir biçimde “Batı’nın enerji tröstlerinin propagandisti” Süleyman Demirel’den söz etmeyecektim. Çünkü hem Süleyman Demirel’den bıkmıştım, hem de onun aymazlığından...
Ama “İlahi Takdir” dedi ki: “Ey Bülent kulum, sen Süleyman’ın adının verildiği salonda konuşacaksın...” Belki de, “Şu Süleyman’a öyle bir ders vereyim ki, kendi adının verildiği salonda, çevreyi savunan bir yurtsever, gençlerle konuşsun,” diye düşündü, o takdir.
Belki inanmayacaksınız ama görkemli bir “Gençler topluluğu” vardı. Sayıları bence, 500’ün üstünde. Fazla uzatmamaya çalıştım, konuşmamı. Son bölümü gençlere bıraktım, onların sorularına. Ama birçok yerde karşılaştığım durum, burada da önüme çıktı. Hiç soru gelmedi. Oysa bir Çan Termik Santrali olayı vardı.
Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Çevre Topluluğu 4 gençten oluşmuş: Deniz Cengiz, Gülsüm Demir, Gönül Kılıç ve Adalet Kartal. Kendilerine en büyük destekçi ve yardımcı Araştırma Görevlisi Esra Varol olmuş. Tabii Coğrafya Bölümü Başkanı Selver Özözen’in katkıları da unutulamaz. Zaman zaman karamsarlığa düşsem de, Selver’leri, Esra’ları ve gençleri görünce, içimdeki umutlar kıpır kıpır ediyor.
Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Çevre Topluluğu’nun düzenlediği “Çevresel ve Türküsel Bir Gecede Elele”nin ikinci bölümünde Grup Emeğe Türkü... Bu ortamda Yasin arkadaşın sözleri, belki de arada kaynadı, gitti. Şöyle diyordu: “Gelecek şenliğimiz Çanakkale Stadı’nda olacak...”
Şenlikten sonra, Kaz Dağı’ndan Çan Sorunun’na dek birçok konuya önem veren Reyhan Erdem’le söyleştik. İzmir’le elele olmayı düşlüyordu. Ben, Güre’li Gani Oğuz’u önerdim. Çünkü Gani Oğuz’un Güre’sini de tehdit ediyordu küreselleşme tohumları.
Akşam, Eşe ve Muzaffer Dağtekin’lerde kaldım. Geç saatlere dek, Deniz, Adalet, Gülsüm ve Yasin’le de birlikteydik. Bir denk geldiğinde, Deniz’in Arapça anlattığı “4 Yumurta” fıkrasını anlatacağım.
Ertesi sabah, Eşe, Muzaffer Dağtekin ve “Gazi” Yasin’le otobüs saatine dek birlikteydik.
Ve Çanakkale’de de gençlerin olduğu, güzel insanların yaşadığı bir ortamdan, saatler sonra, İzmir’e dönüş yolculuğu başladı.
Evet, Çanakkale’de gençler var... Kulağa ne güzel geliyor, değil mi?

Başa dön



Portre

Salvador Allende
(1908 - 1973)

1932’de tıp fakültesini bitiren Allende, Şili Sosyalist Partisi kurucularındandı. 1937’den 1945’e kadar milletvekilliği yaptı. “Halk Cephesi” hükümetinde sağlık bakanı oldu. Sosyalist Parti Genel Sekreteri, Senatör, Senato Başkanı ve 1956’da ‘Halk Hareket Cephesi’nin kurucusu oldu.
4 Eylül 1970’de Cumhurbaşkanlığı seçimlerine sol koalisyonun adayı olarak katıldı. Oyların % 36.3’ünü alan Allende’nin Cumhurbaşkanlığı meclis tarafından da onaylandı.
Allende, Şili toplumunu kökten değiştirmeyi hedefleyen programı uygulamaya başladı. Maden işletmelerini devletleştirdi, özel şirketleri devlet adına satın aldı, toprak reformunu gerçekleştirmeye çalıştı, yaşama standartlarını yükselten birçok reform gerçekleştirdi. Önemli pazar ve hammadde kaynağını kaybedeceğini anlayan ABD, Şili üzerinde ekonomik abluka, siyasal baskı, entrika ve komplolar örgütlemeye girişti. Özellikle toptancılar, esnaf ve tüccarlar Allende hükümetine karşı “boykot” başlattılar. Arkasından kamyon sahipleri ulaştırma boykotu yaptı. 4 Aralık 1972’de BM’de konuşan Allende “Şili sessiz bir Vietnam’dır” diyordu. 11 Eylül 1973 tarihinde Genarel Agusto Pinochet yönetimindeki ordu güçleri, Başkanlık Sarayı’nı basarak faşist bir darbe gerçekleştirdi.
Görevinden çekilmesi için kendisine 24 saat süre tanıyan faşist cuntaya karşı şu tarihi konuşmayı yaptı: “İstifa etmeyeceğim. Bütün ulusun önünde silahlı kuvvetler mensubu olarak vermiş oldukları sözde durmayan ve yükümlülüklerini redden askerlerin bu akıl almaz davranışlarını takbih ederim. Şili’yi savunma kararımdan asla vazgeçmeyeceğim bilinmelidir. Haksız bir davranışla, sadece kaba kuvvete dayanarak hareket edenlere karşı, tarihe geçecek bir örnek olması için, her türlü yola başvurarak, hayatım pahasına da bile olsa direneceğim Başkanlık sarayına bombalar yağdırarak giren faşist darbeci askerler, Allende’yi katletti.
Güncel Tarih

1945

HİTLER PES ETTİ, SAVAŞ RESMEN SONA ERDİ
Alman faşistleri İkinci Dünya Savaşı’nı kaybettiklerini resmen kabul ettiler.

1954
VİETNAM’IN BAĞIMSIZLIĞI
Vietnam’ın Fransız emperyalizminin boyunduruğundan kurtulmasını sağlayan Dien Bien Fu Zaferi kazanıldı.

1973
TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI KURULDU


1986
HALDUN TANER ÖLDÜ


1997
İŞÇİLER REFAHYOL’U PROTESTO ETTİ
Gölcük Tersanesi işçileri Refahyol hükümetini protesto etti.

1998
KOLOMBİYA’DA KÖYLÜ KATLİAMI
Devlete bağlı kontra güçleri bir köyü daha basarak 21 köylüyü kafalarına kurşun sıkarak katletti.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net