www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



21 kişi ölüm sınırında
Ölüm oruçları bugün 193. güne ulaşırken, Numune Hastanesi’nde 34, Ankara Hastanesi’nde ise 20 tutuklu ve hükümlüyle görüşen Ankara Tabip Odası üyesi doktorlar, ‘toplu ölüm’ uyarısında bulundular.

Ambar işçisinin coşkulu kongresi
TÜMTİS Ankara Şubesi’nin olağan kongresi dün yapıldı. Kongrede “Genel grev, genel direniş” sloganları eşliğinde, sermayenin iflas eden politikalarına karşı emeğin programına sahip çıkılması istendi.

Sansürlü DSP kongresi
DSP’nin 5’inci Olağan Kongresi’nde rakiplerinden Sema Pişkinsüt’ü konuşturtmayan, Ertan Kutlucan’ı da aday bile yaptırtmayan Bülent Ecevit, yeniden genel başkanlığa seçildi.

İstanbul’da 1 Mayıs şehitleri anıldı
İstanbul’da, 1 Mayıs 1977’de Taksim’de ve 1 Mayıs 1996’da Kadıköy’de hayatını kaybeden emekçiler anıldı.


21 kişi ölüm sınırında
Ankara Tabip Odası (ATO) üyesi doktorlar, ölüm orucundaki tutuklular için kaybedilecek her dakikanın hekimlik başarı şansını azalttığını belirterek, “Biz hekimler, gözlerimizin önünde gerçekleşen bu yok oluşu çaresizlik içinde seyretmek istemiyoruz. Sorunun çözümü siyasidir” dediler.
ATO tarafından dün yapılan yazılı açıklamada, doktorların hastanelerde bulunan ölüm orucundaki tutukluları önceki gün muayene ettiği ve muayenede karşılaşılan bulguların tehlikeli boyutlarda olduğu bildirildi. Numune Hastanesi’nde 8’i yoğun bakımda 34, Ankara Hastanesi’nde de 20 tutuklu ile görüşülerek, kabul edenlerin muayenesinin yapıldığının kaydedildiği açıklamada, ölüm orucuna devam eden 21 tutuklunun önemli bir kısmının yatağa bağımlı hale geldiği ve tümünde ileri derecede kilo ve cilt altı yağ dokusu kaybı bulguları ile aşırı halsizlik, dengesizlik, el ve ayaklarda uyuşma, işitme bozukluğu saptandığı ifade edildi.
B-1 vitamini mutlaka alınmalı
Açıklamada, bilinci kapandıktan sonra tedaviye başlanan tutukluların bir kısmında halen ciddi tıbbi sorunların yaşandığı belirtilerek, uzun süreli açlığın metabolizma, hematolojik, immün ve kardiak sistemler üzerinde yarattığı ciddi sonuçların yanı sıra bazı tutuklularda Wernicke-Korsakoff sendromuna ait bulgulara rastlandığı bildirildi. Açıklamada, bir kez daha ölüm orucunu sürdüren tutuklular tarafından B1 vitaminin alınması için çağrı yapıldığı vurgulandı. Açıklamada, “Ölüm orucuna devam eden tutuklu ve hükümlülerin tümü 190’ıncı günlerine yaklaşan uzamış açlık nedeni ile her an ölüm tehlikesi ile karşı karşıyadır. Tedavisi süren tutukluların bir kısmı da halen bu tehlikeyi atlatabilmiş değildir. Bugün itibarı ile ölüm orucuna devam eden tutuklular için tedavi ile halen başarı şansı bulunmaktadır. Ancak geçen her dakika bu başarı şansını azaltmaktadır” denildi.
Duyarlılık çağrısı
Açıklamada, ölüm oruçlarındaki sorunun siyasi olduğu vurgulanarak, çözümü, her geçen gün başarı şansı giderek azalan hekimlik uygulamalarına havale eden anlayışın tehlikeli boyutlara ulaştığının altı çizildi. Adalet Bakanlığı’nın “Terörle Mücadele Yasası”nın 16’ıncı maddesinde değişiklik öngören tasarısının ölüm oruçlarını bitirmediğine dikkat çekilen açıklamada, “Biz hekimler, gözlerimizin önünde gerçekleşen bu yok oluşu çaresizlik içinde seyretmek istemiyoruz. Gerçek çözüm önerilerinin üretilmesi ve ölümlerin durdurulması için konunun tüm taraflarını duyarlı olmaya çağırıyoruz” denildi.
Türkiye Psikiyatri Derneği Merkez Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada da, Adalet Bakanlığı, ölüm oruçlarında çözüm üretmek üzere göreve çağrılarak, “Ölüm orucu sürecinde gelinen noktada bir yanda ölüm sınırına dayanmış insanlar, öbür yarıda görevi temel insan hak ve özgürlüklerini korumak olan ülke yöneticilerinin uzlaşmaz bir noktada kilitlenmiş olmasından acı duyuyoruz. Yetkililer bir an önce çözüm üretsin” denildi.

Başa dön


Ambar işçisinin coşkulu kongresi
TÜMTİS Ankara Şubesi’nin olağan kongresi dün yapıldı. Kongrede “Genel grev, genel direniş” sloganları eşliğinde, sermayenin iflas eden politikalarına karşı emeğin programına sahip çıkılması istendi.
Kongre salonunu dolduran ambar işçileri, IMF politikalarıyla ülkeyi krize sokan hükümeti kıyasıya eleştirdiler ve emeğin programı doğrultusunda mücadele çağrısı yaptılar.
“Ne ABD ne Derviş, genel grev genel direniş”, “Kahrolsun işçi düşmanları”, “Sermaye mezara emek iktidara”, “Kahrolsun IMF bağımsız Türkiye” sloganlarını atan işçiler, 1 Mayıs’ta alanları dolduracaklarını bildirdiler.
Kongre’de konuşan TÜMTİS Genel Başkanı Sabri Topçu, işçi ve emekçilere vahşi kapitalizm koşullarının dayatıldığını söyleyerek, sendikal örgütlülüğün özelleştirme ile dağıtılmak istendiğini vurguladı. Türkiye’yi köle cenneti haline getirmeye çalıştıklarını dile getiren Topçu, halkın oylarıyla parlamentoya giren milletvekillerinin halkın değil ABD’nin IMF’nin istediği yasaları çıkardığına dikkat çekti. Telekom’un, THY’nin özelleştirilmesinin sadece buralarda çalışanları ilgilendirmediğini, bu kuruluşların tüm halkın birikimleri ile kurulduğunu, tüm halkın sahip çıkması gerektiğini vurgulayan Topçu, “Sendikalar giderek kan kaybediyor. Ya sermayeden yana sınıftan koparak ya da sınıftan yana sendikacılık yapacaklar. Sınıf sendikacılığı yapmak kolay değil, bedel ödemek gerek. TÜMTİS bu bedeli ödemeye hazır” diye konuştu.
1 Mayıs’ta tüm TÜMTİS işçilerinin aileleriyle, komşularıyla birlikte alanlarda olması gerektiğini söyleyen Topçu, “Bugün işçi sınıfının, emekçilerin birliğine daha çok ihtiyaç var. Emek Platformu’nun hazırladığı alternatif programla alanlarda olacağız ve sermayenin programına karşı konulan bu program ile yapay bölünmelere izin vermeden kurtuluşumuz için mücadele edeceğiz” dedi. İşçi sınıfının kendine dayatılan karamsar tabloyu aşacağını dile getiren Topçu, Emek Programı’nı hazırlayanların kendi tabanlarında bunu yeterince tartışmamalarını eleştirdi.
Türk-İş’e görev düşüyor
Türk-İş Ankara Temsilcisi Necdet Görgü, IMF ve DB’nin ülkeyi bu hale getirmek için özel çaba harcadıklarını ve başardıklarını söyleyerek, “Bu ikili ‘üretme, devletini küçült, yok et, benim ürettiğimi al, bana bağımlı kal, sürekli borç içinde yaşa’ diyordu. Bu isteklerinde başarıya ulaştılar” dedi. emekçilerin söylenmeyi bırakıp gücünü ortaya koyması gerektiğini vurgulayan Görgü, Türk-İş’e büyük görevler düştüğünü, sendikaların politikalarını netleştirmesi gerektiğini söyledi. Görgü, sendikaların özelleştirmeye karşı duruşlarında farklılıklar olduğunu belirterek, birliğin sağlanması gerektiğini ifade etti. Harb-İş Ankara Şube Başkanı Mehmet Çelik, “Bu kürsülerden söylediklerimizi hayata geçiremiyorsak, havanda su dövüyoruz demektir” diyerek başladığı konuşmasında Emek Programı’nın emekçilerin uyanışını gösterdiğini söyledi.
Çare emekçilerde
EMEP Ankara İl Başkanı İbrahim Akkaya da krizlerin, yoksulluğun, yolsuzluğun birkaç kötü yöneticinin hataları yüzünden ortaya çıkmadığına, birkaç yöneticiyi cezaevine göndererek, sorunların ortadan kaldırılamayacağına dikkat çekerek, yoksulluğun, yolsuzluğun, krizlerin tüm dünyada uygulanan neoliberal politikalardan kaynaklandığını söyledi. Emek Programı’nı hayata geçirmek için emekçilerin mücadele etmesi gerektiğini söyleyen Akkaya, 1 Mayıs’ın bunun provası olacağını dile getirdi. Akkaya, emeğin programının dışarıya değil kendi ülkesine dayandığını, bu programı hayata geçirmek için Türkiye’de yeterli kaynak bulunduğunu vurgulayarak, “Kaynak, rüşvetçilerden, hortumculardan, çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınarak bulunacak. Özelleştirme kaynak getirmez. Özelleştirme Çağlar’ları, Ersümer’leri yarattı, ülke kaynaklarını hortumlattı” diye konuştu.
Sendika ekmeğimizi artırdı
Kongrenin öğleden sonraki bölümünde, TÜMTİS’e yeni üye olan ve kongre için Konya ile Kayseri’den gelen ambar işçileri konuştu. Konya’dan gelen TÜMTİS üyeleri, TÜMTİS Konya ambarlarına girmeden önce insan onuruna yakışmayan koşullarda 12 saat çalıştıklarını anlatarak, patronun tüm tehditlerine rağmen sendikaya, sendikanın arkalarında durması sayesinde üye olduklarını söylediler.
Patronların işçilere ayaklarını sildirdiklerini, bahçelerinde bahçıvan olarak çalıştırıldıklarını anlatan işçiler, “Ama şimdi onurlu çalışıyoruz. Patron bizi fazla çalıştıramıyor, çalıştırdığında bunun karşılığını ödemek zorunda kalıyor” dediler.
İşçiler, TÜMTİS’in küçük bir sendika olduğunu ancak alanlara çıkınca onu herkesin farkettiğini, birlik olduktan sonra her yerde güçlerini gösterebileceklerini vurguladılar.
Hedef Emek Programı
Kongre’nin sonunda söz alan Ankara Şube Başkanı Nurettin Kılıçdoğan, TÜMTİS’e yönelik her türlü saldırıya tüm üyelerin karşılık verdiğini hatırlatarak, sendikaya üç ay gibi kısa bir sürede 3 bin 500 üye yaptıklarını anlattı. TÜMTİS’in saldırıları püskürttüğünü şimdiki hedefinin Emek Programı’nı hayata geçirmek olduğunu ifade eden Kılıçdoğan, her TÜMTİS üyesinin bir örgütleyici olduğunu ve örgütlenme çalışmalarının sürdürüleceğini söyledi.
Tekrar söz alan Sabri Topçu ise işkolunda daha örgütsüz 90 bin işçi olduğunu hatırlatarak, pekçok ilde toplu sözleşme hakkının alınmadığını çalışmaların aksatılmadan sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Bugüne kadar ambarlardaki patronlara karşı mücadele ettiklerini ancak krizin sebeninin ambar patronları olmadığını anlatan Topçu, “Şimdi hedefimiz krizi çıkaran siyasi iktidar, büyük sermaye ve uluslararası sermaye. Onlara yöneleceğiz. Krizi atlatana kadar işyerlerimizde fedakarlık yapacağız” dedi.
Seçim sonuçları
Seçimler sonucunda şube yönetimi şu isimlerden oluştu: Şube Başkanı Nurettin Kılıçdoğan, Şube Sekreteri Abidin Kandeğer, Mali Sekreter Zeki Karacan, Selahattin Demir, Hüseyin Babayiğit, Hacı Bayram Çadırlı ve Muharrem Karacaoğlu

Başa dön


Sansürlü DSP kongresi
Sultan Özer / Şebnem Turhan
DSP’nin 5’inci Olağan Kongresi dün Ankara’da yapıldı. Genel Başkan adayları Sema Pişkinsüt’ün konuşturulmadığı, Ertan Kutlucan’ın ise “partiye üye olmadığı” bahanesiyle aday bile yapılmadığı kongrede Bülent Ecevit yeniden DSP Genel Başkanı seçildi. Kongrede Sema Piskinsüt’ün oğlu DSP görevlileri tarafından dövüldü. Pişkünsüt, provakatif bir olaya yol açmamak için oy bile kullanmadan salondan ayrılmak zorunda kaldı. Ecevit kongrede, hükümetin istifasının söz konusu olmadığı belirterek, erken seçim isteklerine karşı çıktı.
Kongrenin yapıldığı ASKİ Spor Salonu sabahın erken saatlerinden itibaren hareketlenmeye başlandı. 40 bin davetiyenin gönderildiği söylenen kongre için gelenlerin içeri alınmalarında izdiham yaşandı. Konuklar ile basın ve delegelerin ayrı kapılardan salon bahçesine sokulduğu kongrede, ellerindeki davetiyeleri gösterenler adlarına düzenlenmiş yaka kartlarını ve manyetik kartları kullanarak salona girebildiler.
Gazetecilerin dahi iki-üç kez sıkı bir aramanın ardından içeri alındıkları salona, saat 10.00 sıralarında gelen genel başkan adayı Sema Pişkinsüt de aranmak istendi. Pişkinsüt’ün bunun kendisine kasıtlı yapıldığını söyleyerek, sert tepki göstermesi üzerine emniyet yetkilileri, bakan ve milletvekillerinin aranmasını durdurdu. Bu arada Pişkinsüt’e bir bayan polis koruma olarak verildi. Pişkinsüt’ü koruyan polis sayısı daha sonra arttırıldı.
Ecevit’e Isparta’dan gül
Salonda, Bülent-Rahşan Ecevit çiftinin içeri girdiği saat 11.00’e kadar büyük bir gürültüyle DSP marşı çalındı. Korumalarının ablukası altında salona giren Ecevit’lerin oturacağı yer ve kürsü çevresi de polis tarafından sarıldı. Ecevit’lerin yerine oturmasından sonra, başkan adayı Sema Pişkinsüt yanlarına giderek, “hoşgeldiniz” dedi.
Ecevit 40 dakika konuştu
Ecevit 40 dakika süren konuşmasında iki odalı bir zemin katında, yoksulluklar ve zorluklar içinde doğan DSP’nin kimse ihtimal vermediği halde nasıl önce sol’un, sonra Türkiye’nin birinci partisi olduğunu anlattı. PKK ve Abdullah Öcalan’ın yakalanışından, irtica ile mücadelelerinden söz eden Ecevit, yolsuzlukların üzerine gittiklerini, eşi görülmemiş uyumla Meclis’te nasıl çalıştıklarını anlattı. Ecevit’in, çıkarılan yasaları büyük bir övgüyle anlatması sessizce dinlenirken, 47 bin geçici işçinin kadroya alındığını söylemesi alkışlarla karşılandı.
Ekonomik krize de değinerek, nedenlerinin başında Türkiye’yi yıllardır sarsan ağır enflasyon hastalığı ve bu hastalığı sömüren enflasyon lobisinin yer aldığını kaydeden Ecevit, bankacılık sistemini de “bazı bankacıların müşterilerinin parasıyla kendi kasalarını doldurdukları” sözleriyle eleştirdi. Ekonomiyi yeniden canlandıracaklarını iddia eden Ecevit, son dönemdeki esnaf, işçi, köylü, emekçi eylemlerine de atıfta bulunup, “Son günlerde, muhalefetin de körüklemesiyle, yer yer ‘hükümet istifa’ sloganları haykırılıyor” diyerek, hükümet çekilirse yerine ne konulacağının bilinmediğini öne sürdü.
IMF programı itirafı
Konuşmasında, ekonomik programı IMF için hazırladıklarını itiraf eden Ecevit, “AB için hazırladığımız kapsamlı Ulusal Programla, Uluslararası Para Fonu (IMF) için hazırladığımız Ekonomik Program örtüşmekte, birbirini bütünlemektedir. IMF için hazırlanan Ekonomik Program bir süre bizi toplum olarak sıkıntılara sokacaktır. O sıkıntılara katlanmadan toplumumuz yeniden kalkınma ve büyüme yoluna giremez.” diye konuştu.
Ecevit’in konuşmasının ardından yaklaşık yarım saatlik boşluk DSP marşı çalınarak dolduruldu. Ardından da Hülya Polat konser verdi.
Başkanlığa iki aday
Kongrede genel başkanlık için Bülent Ecevit ile Sema Pişkinsüt aday oldu. Diğer aday Ertan Kutlucan ise “üye olmadığı” bahanesiyle aday yapılmadı. Kutlucan, yaptığı açıklamada, “DSP’de demokrasinin kırıntısı bile kalmamış” dedi. Kutlucan, Rahşan ve Bülent Ecevit’in partiyi bitirdiklerini ifade ederken, yine görevlilerin ağrılıkta olduğu grup tarafından yuhlanınca, “Bu parti maraba partisi olmuş” diye tepki gösterdi.
Genel Başkan adayı Pişkinsüt, konuşma isteğini ve PM listesini Ecevit’in konuşmasından önce Divan’a verdi. Ancak konuşma bitmesine, araya konser girmesine rağmen kendisine konuşma hakkı verilmeyen Piskinsüt, bunun üzerine hükümet komiserine dilekçeyle başvurarak, konuşmasının engellendiğini söyledi. Hükümet komiseri, yetkinin divan başkanlığında olduğunu belirtirken, Pişkinsüt yasa gereği konuşma hakkı olduğunda ısrar etti. Bunun üzerine hükümet komiseri, yasanın ilgili maddesini inceleyerek yanıt vereceklerini bildirdi. Hükümet komiseri daha sonra dilekçenin tutanaklara geçirileceğini, ancak bu aşamada kendilerinin yapacak bir şeylerinin bulunmadığı cevabını verdi.
Oğlu dövüldü
Bu arada hakkını aramak için uğraş veren Pişkinsüt, VİP salonu önünde mavi gömlekli görevliler tarafından oğluylu birlikte tartaklandı. Olay sırasında bazı görevlilerin Pişkinsüt’ün oğluna yumruk ve tokat attıkları görüldü. Pişkinsüt’ün oğlu suratına aldığı bir darbe sonucu sendeledi ve annesinin yardımıyla yere düşmekten kurtuldu.
Pişkinsüt, Rıdvan Budak dışında milletvekili olarak Ramiz Savaş ve Mehmet Özcan’ın da yer aldığı Parti Meclisi listesinin divandan okunması sırasında oy pusulalarını da divana bıraktı. DSP Genel Sekreter Yardımcısı Hayri Diri’nin, Pişkinsüt’ün PM ve MDK listelerine itiraz etmesi üzerine, Başkanlık Divanı, tüzük gereğince 10 dakikalık süre içinde listelerin yenilenmesini istedi.
Pişkinsüt ise divana dilekçe vererek, adaylığını sürdürdüğünü, ancak listeleri geri çektiğini bildirdi. Listesini çeken fakat adaylığı süren Sema Pişkinsüt, seçimleri beklemeden, “oylamaya kalması durumunda gerginlik yaşanabileceğini, bunun da partisine zarar vereceğini” söyleyerek, salondan ayrıldı. Pişkinsüt, “Partime daha fazla zarar vermemek ve provokatif girişimleri engellemek için oy kullanmadan ayrılıyorum” dedi.
Ecevit seçildi
Saat 18.30 sıralarında başlanan seçimlerde delegeler 14 sandıkta oy kullandı. Yapılan seçimlerde, 1049 geçerli oyun, 963’ünü alan Ecevit yeniden DSP Genel Başkanlığı’na seçildi. 1084 oyun kullanıldığı seçimlerde 35 oy geçersiz sayıldı. Sema Pişkinsüt’e de tahminlerin çok üstünde 86 oy çıktı.

Başa dön


İstanbul’da 1 Mayıs şehitleri anıldı
İstanbul’da, 1 Mayıs 1977’de Taksim’de ve 1 Mayıs 1996’da Kadıköy’de hayatını kaybeden emekçiler anıldı. 1 Mayıs 2001 Düzenleme Kurulu’nca yapılan anmalarda Kazancı Yokuşu ve Söğütlüçeşme’ye karanfil bırakılarak, halka bildiri dağıtıldı.
İlk olarak Taksim’de düzenlenen anmaya katılmak amacıyla dün sabah saat 10.00’dan itibaren Gümüşsuyu’nda bulunan Türk-İş 1. Bölge Temsilciliği önünde toplanıldı. Düzenleme Kurulu’nu oluşturan örgütlerin yöneticileri ile mitingin katılımcılarının oluşturduğu yaklaşık 200 kişi, buradan Kazancı Yokuşu’na doğru yürüyüşe geçtiler. Polisin “izinsiz yapıldığı” gerekçesiyle yürüyüşe engel olma çabaları sonuç vermedi, emekçiler “1 Mayıs’ta alanlardayız”, “İşçi memur el ele genel greve”, “1 Mayıs şehitleri ölümsüzdür” sloganlarıyla yolu kapatarak Taksim’e çıktılar.
Kazancı Yokuşu başında toplanan emekçiler adına açıklama yapan 1 Mayıs Düzenleme Kurulu Başkanı Murat Tokmak, ülkenin ağır bir dönemden geçtiğini, uluslararası sermaye, Dünya Bankası ve IMF’nin yaptığı programın hükümet eliyle uygulanmaya çalışıldığını belirterek, Emek Platformu’nun ortaya koyduğu alternatif programın hayata geçirilmesi için mücadelenin süreceğini söyledi.
1977’de katledilen emekçiler anısına yapılan saygı duruşunun ardından Kazancı Yokuşu’na karanfil bırakılarak, halka 1 Mayıs çağrı bildirileri dağıtıldı.
Daha sonra ‘96 1 Mayıs’ında öldürülen 3 kişiyi anmak için Kadıköy Söğütlüçeşme’ye gidildi. “Katiller bulunsun, hesap sorulsun” sloganlarını atan kitle, saygı duruşunda bulundu. Murat Tokmak, “Böylesi günleri bir daha yaşamak istemiyoruz, en haklı taleplerini 1 Mayıs’ta haykıranların öldürülmesi bu ülke için kara lekedir” diyerek katillerin bir an önce yakalanmasını istedi.

Başa dön


Susurluk olayları ırkçıların kışkırtması
İnsan Hakları Derneği (İHD) tarafından hazırlanan rapor, Susurluk’ta 7 Nisan 2001 tarihinde Avşar Çaldıran adlı 11 yaşındaki küçük bir kızın boğularak öldürülmesinin sonrasında meydana gelenlerin, çoğunluğunun MHP üyesi ırkçı bir grubun, olayı Kürtlere karşı bir saldırı bahanesi olarak kullanmasından ve organize bir şekilde halkı kışkırtmasından kaynaklandığını ortaya koydu.
Tekstilde 2 milyon kaçak işçi
Tekstil sektöründe 2 milyon kişinin herhangi bir sosyal güvencesi olmadan kayıtdışı çalıştığı bildirildi. Hak-İş’e bağlı Öz İplik-İş Sendikası tarafından yapılan araştırmaya göre, tekstil sektöründe 2 milyon kişinin kayıtdışı çalışmasından ötürü, devletin yılda 1.6 katrilyon lira tutarında SSK primi ve gelir vergisi kaybı oluyor. Araştırmada, tekstil sektörünün toplam üretim içindeki payının yüzde 10.4, sanayi üretimi içindeki payının yüzde 39, imalat sanayi üretimi içindeki payının yüzde 47.5, istihdam içindeki payının yüzde 28, toplam ihracat içindeki payının ise yüzde 38 düzeyinde olduğu belirtildi. Sektördeki kayıtdışı oranının yüzde 80 olduğuna dikkat çekilen araştırmada, 2 milyon kişinin kayıtdışı çalışmasından ötürü, devletin (asgari ücret üzerinden hesaplanarak) yılda 1.6 katrilyon lira tutarında SSK primi ve gelir vergisi kaybına neden olduğu bildirildi.
Yarın tekrar deneyin
Sağlık Bakanlığı tarafından Sosyal Sigortalar Kurumu’nda (SSK) başlatılan “Telefonla Randevu Alma Yönetmeliği’” uygulamasına tepkiler artıyor. SSK hastanelerindeki uzun kuyrukları ve hasta kalabalığını bitirmek için başlatılan telefonla randevu alma uygulaması ile randevu almaya çalışan hastalara yalnızca “yarın tekrar deneyin” cevabı veriliyor. SSK hastanelerinde başlatılan telefonla randevu yönetmeliğinin bu hastanelerdeki sorunları çözmediğini vurgulayan hasta Nurhayat Erol, randevu için telefonla aradığı SSK Güngören Hastanesi’nin cevap vermediğini vurguluyor. Erol, bu uygulamanın sadece SSK hastanelerinde insanların beklemesini sağladığını belirtiyor.
İMF’ni biçtiği gömlek dar geliyor
Köy ve Mahalle İdareleri Muhtarlar Derneği Genel Başkanı Abdullah Yıldız, “Hükümetin, insan gibi yaşamamızı sağlamasını istiyoruz. IMF’nin bize biçtiği gömlek dar geliyor artık” dedi. Köy ve Mahalle İdareleri Muhtarlar Derneği 15’inci Genel Kurul Toplantısı, Mamak Belediyesi Nikah Salonu’nda yapıldı. Burada bir konuşma yapan Yıldız, siyasi partilere sorunlarını devamlı olarak ilettiklerini, ancak 4 yıldır TBMM’de, muhtarları ilgilendiren hiçbir yasa çıkarılmadığını söyledi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net