|
|

|
           

Arap devletlerinin derdi Pokemon!
Arap devletleri, İsrail saldırısı altındaki Filistin’e somut bir yardımda bulunacaklarına, çizgi film Pokemon’la uğraşıyorlar. Filistinli çocuklar her gün İsrail kurşunlarıyla can veriyor.

Almanya’da 1 Mayıs hazırlıkları
Bu yıl Alman Sendikalar Birliği (DGB)’nin “Akıllı kafalara ihtiyacımız var” ana sloganıyla düzenlediği ve çalışmasının hedefine Federal İşyeri Teşkilat Yasası’ndaki değişiklikleri koyduğu
1 Mayıs hazırlıkları sürüyor.

Oklahoma bombacısı
Timothy McVeigh


Arap devletlerinin derdi Pokemon!
Beyrut Kasabı Ariel Şaron’un provokasyon yaratmayı amaçlayan Haremüşşerif ziyaretinden bu yana, yaklaşık yedi aydır süren İsrail terörü, 500’e yakın Filistinlinin ölümüne, onbinlercesinin yaralanmasına ya da sakat kalmasına yol açtı. Filistin halkı işgalci İsrail ordusuna karşı can pahasına direnirken, birçoğu ABD’nin güdümünde olan Arap devletleri, bugüne kadar laftan başka bir şey üretmediler. Sokaklarda kurşunlanan Filistinlilerin beklentileri, her Arap Zirvesi’nin ardından daha da büyük bir öfkeye dönüştü. Ancak Mısır başta olmak üzere birçok bölge devleti, İsrail terörüne karşı göstermelik kınamalar yayınlamaktan başka bir şey yapmadılar.
Pokemon’a karşı cihat!
Halklarının baskısı altındaki Arap yöneticiler, bugünlerde “siyonizme karşı mücadele”lerini ilginç bir alanda sürdürüyorlar. Aralarında Filistinli şeriatçı grupların da bulunduğu birçok gerici çevre, Japon çizgi filmi Pokemon’a savaş açmış durumda. Pokemon, Arap ülkelerinin yanı sıra, işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nde de “Siyonistlik” ile suçlanarak yasaklandı. Hamas ve İslami Cihad gibi İran yanlısı örgütler ve Ürdün, Katar gibi Arap devletleri, Pokemon’un
“uluslararası Siyonist bir komplonun parçası” olduğunu ilan etti. Batı Şeria’daki şeriatçı gruplar, İsrail terörü altında ezilen çocuk ve gençlere “Pokemon kartlarıyla oynamama ve çizgi filmi izlememe” çağrısı yapan bildiriler dağıttılar. Bildirilerde, Pikachu ve diğer Pokemon karakterlerinin “Yahudi gibi göründüğü” iddia edildi. Filistin’deki en büyük şeriatçı gruplardan Müslüman Vakfı da, Kudüs’ün Arap bölgelerindeki esnaftan, Pokemon ürünlerini satmamalarını istedi.
Fetva üzerine fetva
Trajikomik bir hal alan “Siyonist Pokemon tartışması”, geçtiğimiz ay, ABD’ye en yakın bölge devletlerinden Suudi Arabistan’da başlamıştı. Suudi müftü Şeyh Abdülaziz bin Abdullah, bir fetva yayınlayarak Pokemon ürünlerini yasakladı. Yasakta, Pokemon’un bir tür kumar olduğu belirtiliyor ve Pokemon kartlarının “Siyonizmin sembolü altı köşeli yıldızlar taşıdığı” ifade ediliyordu.
Gözlerinin önünde süren İsrail terörüne karşı kıllarını kıpırdatmayan Suudi yetkililer, fetvanın ardından Pokemon operasyonlarına giriştiler. Dükkânlardan Pokemon ürünleri toplatılırken, televizyonlar da çizgi filmin yayınını durdurdu. Pokemon
ile ilgili ürünleri satan kişilere de ağır cezalar getirildi.
Şeriatçıların çirkin yüzü
Filistinlilere hiçbir somut destek vermeyen diğer Arap yöneticileri de, Pokemon’ı adeta bir “kurtarıcı” olarak gördüler. Katar Müftüsü ve Dubai İslami Öğreti Konseyi, Pokemon’u yasakladı. Batı uşağı Dubai devletinin koyduğu yasakta, “Pokemon karakterlerinin değişme yeteneğinin, Darwinist evrim teorisinin kabulü anlamına geldiği” de vurgulanıyordu.
Kardeşlik nerede?
Pokemon yasağı, çeşitli biçimler altında yayılmaya devam etti. Ürdün’de Müslüman Kardeşler örgütü, hükümetin bu “siyonist komplo”yu derhal durdurmasını talep etti. Örgüt, Pokemon’un “Müslüman çocukları dinsizlik ve putperestliğe ittiğini” öne sürüyor ve Pokemon karakterlerinin “İslam’ın saflığına taban tabana zıt” olduğunu iddia ediyordu. Ürdün’de bu “derin” tartışmalar yapılırken, “saflıkları korunmak istenen” Filistinli çocuklar, İsrail kurşunları ile can vermekteydiler.
Pokemon olayı, yeni gelişmelerle giderek büyüyor. Arap dünyasındaki son söylentilere göre “Pokemon”, Japoncada “Yahudi” demek. Hiçbir temeli olmayan bir diğer iddiaya göre, eski bir Ortadoğu dili olan Suriyece’de ise “Ben bir Yahudiyim” anlamına geliyor. Bu söylentiler öyle yayıldı ki, Suriye Ortodoks Kilisesi, şeriatçı gruplardan tehditler almaya başladı. Kilise, Ürdün ve Filistin gazetelerine ilanlar vererek “Pokemon ile hiçbir bağlantısı olmadığını” yazmak zorunda kaldı.
Arap patronların bir kısmı, Pokemon yasağına tepki gösteriyor ve bu yasak nedeniyle para kazanmalarının engellendiğini belirtiyorlar. Pokemon ticareti yapan bu çevrelerin isteği üzerine, Japonya’nın Amman Büyükelçisi bir açıklama yaptı. Açıklamada, Pokemon karakterlerinin Japon folkloruna dayandığı ve “başka kültür ve dinlerle bir ilgisi olmadığı” dile getirildi.
Emekçiler durumun farkında
Birçok Filistinli emekçi, Pokemon’un, şeriatçı gruplar ile ABD uşağı bölge devletlerinin “can simidi” haline geldiğinin farkında. Batı Şeria’da okunan Düstur gazetesinde yayınlanan bir karikatür, durumun çarpıcılığını ifade ediyor: Bir şeriatçı, elinde kılıcıyla Pikachu’yu kovalarken, arkada İsrail Başbakanı Ariel Şaron, bir tankın üzerinde kahkahalar atıyor.

Başa dön


Almanya’da 1 Mayıs hazırlıkları
Bu yıl Alman Sendikalar Birliği (DGB)’nin “Akıllı kafalara ihtiyacımız var” ana sloganıyla düzenlediği ve çalışmasının hedefine Federal İşyeri Teşkilat Yasası’ndaki değişiklikleri koyduğu
1 Mayıs hazırlıkları sürüyor. Çok sayıda şehirde açtığı bilgilendirme masalarıyla işçi ve emekçileri 1 Mayıs’a katılmaya çağıran DGB ve bağlı sendikaların kadın kolları da, fabrika ve işyerlerinde çağrılar yapıyor. Kadınlar; yaşam koşullarının kötüleşmesi, işsizlik ve yoksulluğun artması, yürürlüğe sokulması planlanan emeklilik reformu ile özellikle kadınların yaşlılıkta sefalete sürüklenmesine karşı talepleri dile getirecekler.
Neonaziler provokasyon peşinde
Öte yandan Almanya’da ırkçı faşist parti NPD her yıl olduğu gibi bu yıl da 1 Mayıs’ı karşı gösteriler düzenleyerek provoke etmeye çalışıyor. Birçok şehirde yürüyüş için izin almaya çalışan faşistlere karşı sendikalar ve kitle örgütleri tepkilerini dile getiriyor. Hükümetin, muhalefet partilerinin bir taraftan ırkçılığa karşı kampanyalar düzenleyen, öte yandan yabancı düşmanlığı ve ırkçılığı kışkırtacak tartışmalar açan ikiyüzlü tutumunun da 1 Mayıs gösterilerinde protesto edilmesi bekleniyor.
NPD bahane oldu
Federal hükümet, Neonazileri gerekçe göstererek, 1 Mayıs gösterilerine karşı genel bir yasakçı tutum alacağının sinyallerini veriyor. Berlin Eyaleti Başbakanı Eberhard Diepgen, 1 Mayıs ile ilgili tehditvari bir uyarı yaparak, yasaklara uymayanların en ağır şekilde cezalandırılacağını belirtti. Berlin Eyaleti İçişleri Bakanı Eckart Werthebach, bir süre önce sol gruplara 1 Mayıs’ta gösteri yasağı getirmişti. Ancak aynı mahkeme, NPD yürüyüşüne “kısıtlı izin” verdi.
DİDF’ten çağrı
Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), tüm Türkiyelilere işçi sınıfının Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü olan 1 Mayıs’ta alanlara çıkma çağrısı yaptı. DİDF üyesi kadınlar da bulundukları şehirlerde, Türkiyeli emekçi kadınları 1 Mayıs’a katmak için ev gezileri yapıyor ve işyerlerinde sürdürülen 1 Mayıs hazırlık çalışmalarına katılıyor.

Başa dön



Oklahoma bombacısı
Timothy McVeigh
19 Nisan 1995’te ABD’nin Oklahoma kentinde Federal bir binanın önünde 7 tonluk bir bomba patlatan ve 168 kişiyi öldüren Timothy McVeigh, 16 gün sonra zehirli iğne ile idam edilecek.
İnfaz tarihi yaklaşırken ABD ve dünya medyasında konuyla ilgili yorum ve tartışmalar artıyor. Hücresinde son günlerini dolduran McVeigh’in geçmişine ilişkin yapılan sosyo-psikolojik analizlerde ise ilgi çekici ayrıntılar yer alıyor. Bu ayrıntılar aynı zamanda Amerikan toplumunun son 30 yıldaki evrimi açısından da ipuçları sunuyor.
New York’ta yayın yapan Buffalo News gazetesinin yazarları Lou Michel ve Dan Herbeck, McVeigh ile yaptıkları görüşmeleri temel alarak hazırladıkları ‘Amerikan Teröristi’ isimli kitapta, son 20 yılda iktidara gelen hükümetlerin toplumu ne yöne götürdüğüne ışık tutuyorlar.
McVeigh kitabın yazarlarıyla yaptığı görüşmelerin başında binayı tamamen havaya uçuramamış olmasına üzüldüğünü dile getiriyor ve kurbanlarla ilgili olarak, “Oklahoma’da sevdiklerini kaybedenler için üzgünüm, ancak bu her gün oluyor. Çocuğunuzu kaybeden ilk anne değilsiniz... Bu, dünyada bir yerlerde her gün oluyor... Sırf kurbanlar istiyor diye mahkeme salonuna gidip ağlamayacağım” ifadelerini kullanıyor.
1968 yılında New York’un batısındaki LockPort kasabasında doğan McVeigh’in babası ve dedesi General Motors’un bölgedeki bir kolu olan şirketin fabrikasında çalışmışlardı. 1970’lerin sonunda tekellerin değişen hedefleri, Buffalo bölgesini ekonomik ve sosyal olarak tam bir yıkıma uğrattı. Binlerce kişi işten atıldı. Timothy McVeigh’in annesi ve babası boşandılar. Washington Post tarafından yapılan bir araştırmada ‘McVeigh’in ilk gençlik yıllarının Büyük Buhran’dan sonra yaşanan en büyük ekonomik bunalıma denk geldiği” belirtiliyor.
Ronald Reagan’ın, bir yandan emekçilerin kazanımlarına eşi görülmemiş bir saldırı yürütürken, diğer yandan ise faşist örgütlenmeleri desteklediği yıllarda yetişkinlik dönemine adım atan McVeigh, azılı bir antikomünistti. 1983’te ‘nükleer savaş ya da komünist bir işgal ihtimaline’ karşı evinde yiyecek, kamp aletleri ve silah depolamaya başladı. En çok okuduğu şeyler silah dergileri, faşist, militarist yazarların kitaplarıydı.
Eski Amerikan Nazi Partisi yöneticisi William L. Pierce’ın, Andrew McDonald takma adıyla yazdığı, Yahudileri ve siyahları yok edilmesi gereken şeytanlar olarak tanımlayan roman, onun için kutsal bir kitap gibiydi. O yıllarda Hollywood’un seri olarak ürettiği antikomünist, militarist filmleri kaçırmazdı. Tam bir silah hastası olmuştu; atış talimi yapabilmek için bir arkadaşıyla birlikte geniş bir arazi bile satın aldı.
20 yaşında orduya katıldı. İçinde bulunduğu birliğin en sevdiği slogan, “Kan otları yeşertir. Öldür, öldür, öldür!” idi. Siyah askerleri aşağılamakla suçlandı. 1991 Şubatı’nda başlayan Körfez Savaşı’ndan kısa bir süre sonra ise ordudan ayrıldı. Bir Körfez gazisi olarak rahat bir şekilde hayatını sürdürmeyi planlarken aylarca işsiz kaldı ve derin bir depresyon yaşadı. Hükümet yetkililerine ‘fikirlerini’ anlatan mektuplar yazmaya başladı. Bunlardan bazılarında, “Yoksa iç savaş kaçınılmaz mı? Sistemi reforme etmek için kan dökmek zorunda mıyız?” gibi tartışmalar yer alıyordu. Aynı dönemde faşist gruplarla bağlantılar kurdu. 1994’te ise eylemini hazırlamaya girişti. Kendisiyle birlikte yakalanan iki kişinin sadece destekçilik yaptığını söyledi ve tüm sorumluluğu üstlendi. Ancak eylemi tek başına gerçekleştirdiği iddiası, yeraltındaki faşist örgütlenmelerle bağları göz önüne alındığında, halen büyük şaibeler taşıyor. Eylemden kısa bir süre önce iyi bir saklanma yeri bulunması için birçok ırkçı ve faşist örgüte çağrıda bulunduğu da biliniyor.
Timothy McVeigh, ABD tarahinde eşi görülmemiş canavarca bir eylem gerçekleştirdi ve bunu tek başına gerçekleştirmiş olması küçük bir ihtimal. Şimdi son günlerini sayan McVeigh’e bu eylemi yaptırtan; kendi çelişkileri ya da bağlantılı olduğu faşistler mi, yoksa onu silah dergileri, Rambo filmleri, ölüm sloganları, komünizm karabasanıyla, Körfez Savaşları’ya büyütüp yetiştiren sistem mi?

Başa dön


|
Metro grevini önleme çabaları
Londra Metrosu’nda güvenlik sorunlarının giderilmesi için ve özelleştirmeye karşı harekete geçen demiryolu işçilerinin grevi önlenmek isteniyor. Onlarca güvenlik ve sağlık sorununun olduğu herkes tarafından bilenen metroda, buna karşı çıkan ve özelleştirme girişimlerinin derhal durdurulmasını isteyen işçilerin, şehir ekonomisine zarar veridiğini iddia ederek grev engellenmeye çalışılıyor. Görüşmeleri sürdüren Demiryolu İşçileri Sendikası (RMT) Genel Başkan Yardımcısı Bob Crow, “Hiçbir güç bizi halkın çıkarlarını savunmaktan alıkoyamaz. Greve üyelerimizle karar verdik ve devam edeceğiz”
açıklamasını yaptı. Crow, 3 Mayıs’ta yapacakları bir günlük grevden de vazgeçmeyeceklerini duyurdu.
Berberi isyanı kanla bastırılıyor
Cezayir’in doğusundaki Kabili bölgesinde bir haftadır devam eden Berberi ayaklanmasında devlet güçlerince öldürülenlerin sayısının 29’a yükseldiği bildirildi. Resmi yetkililer, bu haberleri henüz doğrulamadı. Kabili bölgesindeki Berberi halkı, kendi dillerinin resmi dil olarak tanınması gibi ulusal taleplerde bulunuyor.
Makedonya’da Arnavut saldırısı
Makedonya’da geçici bir süre için durulan etnik çatışmalar, yeniden şiddetlenme eğilimi gösteriyor. Kosova sınırı yakınında Arnavut gerillaların saldırılarının püskürtülmesinden bir ay sonra, önceki gün yeniden kan döküldü. Makedon ordusuna saldıran Arnavut gerillalar, 8 askeri öldürdüler. Makedon yetkilileri, askerlerin, kuzeydeki Kosova sınırı yakınında devriye gezerken pusuya düşürüldüğünü kaydettiler.
|
|

|