www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Ramazanoğulları hortladı!
Pozantı’ya bağlı 6 köyde yıllardır yaşayanlar, 650 yıl önce kurulan Ramazanoğulları Beyliği’nin mirasçılarının açtığı dava ile karşı karşıya.
‘Birliğimizden başka gücümüz yok’
Beykoz halkı, Beykoz’un emekçilerden arındırılması planlarına karşı mücadele ediyor. Rüzgarlıbahçe’de 13 ev daha yıkılırken, halk yıkıma karşı komite oluşturuyor.


Ramazanoğulları hortladı!
Adana’nın Pozantı ilçesine bağlı 6 köyün, yüzyıllardır kullandığı arazi üzerinde Ramazanzade Vakfı’nın hak iddia etmesi köylüleri çileden çıkardı. Çukurova’da kurulan Ramazanoğulları Beyliği’nden kalan Ramazanzade Vakfı’nın 132 mirasçısı yayla bölgesi olan Adana’daki 6 köyde hak sahibi oldukları iddiasında bulunuyor.
Vakıflar Genel Müdürlüğü 1700 köylü hakkında dava açtı. Bu duruma hayli öfkeli olan köy halkı geçtiğimiz günlerde protesto gösterisi düzenledi.
1000 köylü eylem yaptı
Fındıklı köyünde toplanan yaklaşık 1000 köylü “Vakıf içinde mafya”, “Adalet mülkün temeli ise adalet istiyoruz”, “Fetva ile yönetilmek istemiyoruz”, “Cumhuriyet bize sahip çık” şeklinde dövizler açıp sloganlar attılar. Köylülerin taleplerini dile getirdiği bu eylemde jandarma da yoğun güvenlik önlemi almıştı. Köylüler, “500 yıldır bu topraklar bizim. Siz nereden çıktınız? Mirasçıların şimdi mi akılları başlarına geldi? Bu araziler üzerinde bizden başka kimse hak iddia edemez” diyor.
Köylülerin toprakları üzerinde hak iddia eden Ramazanzade Vakfı’nın tarihi ise şöyle: Ramazanzade Vakfı 650 yıl önce kurulan Ramazanoğulları Beyliği’nden kalma. Oğuz boyundan
Üçoklar’a mensup Yüreğir Aşireti’nin kurduğu Ramazanoğulları Beyliği, 1352’de kurulup, 1338’den itibaren Çukurova’yı yurt edindi. Beyliğin kurucusu Şehabettin Ahmet Bey, sınırlarını Fırat nehrine kadar genişletti. Mısır Memlûkları’na bağlıyken, 1516’da Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim’e Adana’nın anahtarı sunuldu. Çukurova ve Adana böylece Osmanlı’nın yönetimine geçti. 1608’de içişlerinde bağımsız bir beylikken, Bey Pir Mansur kendi isteği ile idareyi bıraktı ve Osmanlı’nın eyaleti haline geldi.

Başa dön


‘Birliğimizden başka gücümüz yok’
Beykoz’da emekçilerin yaşadığı evlere gelen yıkım tebligatları uygulanmaya başlandı. Rüzgarlıbahçe’de 13 evin yıkılmasının ardından, kapatılması planlanan fabrikaların işçileri ile yıkılması planlanan evlerin sakinleri bir araya gelerek “Beykoz Platformu” oluşturma çabalarına hız verildi.
Depremler sonrası sağlam zemini ile ilgi odağı olan Beykoz’da, emekçi evlerine art arda yıkım kararları gelmeye başladı. Emekçilerin oturduğu neredeyse tüm mahallelere “milli emlak arazisi”, “SİT alanı”, “orman arazisi” gibi gerekçeler öne sürülerek yıkım tebligatları gönderildi. Geçtiğimiz aylarda Beykoz’un Elmalı köyünde yaklaşık 10 ev, “orman arazisinde oldukları” gerekçesiyle yıkıldı. Son olarak da, geçtiğimiz çarşamba günü Rüzgarlıbahçe’deki Acarlar plazalarının yanında bulunan 13’e yakın ev “SİT alanını işgal ediyor” gerekçesi ile yıkıldı.
15 yıldır Rüzgarlıbahçe mahallesinde oturan ve evinde 10 nüfusu barındıran Cengiz Kazma, 15 yıldır her seçim döneminde gelip oy almak için “Size tapu vereceğiz” diye namus sözü verildiğini anlattı. Seçimden sonra bu sözlerin unutulduğunu söyleyen Cengiz Kazma, “Seçimden önce söz verenler, seçimden sonra tebligatlarını bizzat imzalıyor. Bu ne biçim namus sözü?” diye tepkisini dile getiriyor.
Ev yıkımlarını engellemek ve halkı birleştirmek için bir komite kurduklarını anlatan Cengiz Kazma, çarşamba günkü yıkımların sadece bir başlangıç olduğunu, evlerle birlikte fabrikaların da kapatılacağını söyledi. “Yoksulları, emekçileri Beykoz’dan kovup, Beykoz’u zenginlere peşkeş çekmek istiyorlar” diyen Kazma, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu nedenle biz de, komite olarak fabrikalardaki işçiler ve evlerine yıkım tebligatı gelen mahallelerdeki insanlar ile birlikte Beykoz Platformu’nu oluşturmak istiyoruz. Çünkü yaptıkları bu yıkımlarda, bizim birliği sağlayamamızdan cesaret alıyorlar. Bir araya gelip omuz omuza vermezsek, ne evimiz ne de işimiz kalacak.”
Bu mu adalet?
Bir başka mahalle sakini İsmail Acar da, 10 yıldır Rüzgarlıbahçe’de oturuyor. Acar, bu süre içinde iki defa yıkım yaşamış. Hayatını seyyar satıcılık yaparak kazanan İsmail Acar, “Benim elime bakan 5 nüfus var. Evimi yıkarlarsa ne kira verecek durumum var, ne de gidecek yerim. Ben bu arsaya para verip aldım. Buraları işgal etmedim. İşgalci olmadığım için de burada arkadaşların oluşturduğu komiteye katıldım. Rüzgarlıbahçe’de yıkımlar başladı ve eğer biz bu mahalle komitesini güçlendirip, birbirimize kenetlenmezsek dozerin önüne etten bir duvar olarak çıkamazsak, yıkımların devamı gelecek” diyor. Hukuk ve adaletin hep Acarlar gibi, Bayındır Holding gibilerden yana olduğunu söyleyen Acar, “Bizim ise birliğimizden başka gücümüz yok. Acarlar, daha önce SİT alanı olan yere 4 kat imar izni varken, 11 katlı plaza yapıyor. Yanındaki tek katlı, iki odalı evler SİT alanı diye yıkılıyor. Bu mu adalet, bu mu eşitlik?” diye soruyor.

Başa dön


Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net