www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Ada kente postmodern restorasyon
Sular üzerine kurulu Venedik kenti, ahşap yapılar yıkılarak modernleşme adına kimliksiz bir biçime büründürülme tehdidi ile karşı karşıya.

En eski horoskop Nemrut’ta
Nemrut’ta dünyanın bilinen en eski horoskopu olarak kabul edilen aslanlı horoskopun, önümüzdeki 25 bin yıl içinde bir daha görülemeyecek bir canlandırmayı yansıttığı savunuluyor.


Ada kente postmodern restorasyon
Sular üzerine kurulu Venedik kenti, modernleşme adına kimliksiz bir biçime büründürülme tehdidi ile karşı karşıya. Ahşap yapılar yıkılarak yerlerine Kopenhag, Londra ve Sidney’deki emsalleri gibi cam ve betondan yeni kemerler kurulacak.
Zattere adıyla bilinen bölgenin yakınındaki Giudecca Kanalı’nın iki yakasındaki dükkânlar yıkıldı bile.
Yaklaşık bir kilometrelik bir çizgi boyunca uzanan ve bugün artık turistlerin ve piknikçilerin yoğun ilgisini çeken eski limandaki evler ve dükkânlar da yıkılacak. Bunların yerine 500 yarışmacı arasında birinci gelen ünlü İspanyol Mimar Enrico Miralles Moya’nın tasarladığı binalar yapılacak. Kentin sakinleri, bu restorasyonun şehrin eşsiz kimliğini bozacağını ifade ediyorlar. Bazı yetkililer “ultra-modern” bir yerleşim kurmak amacında olduklarını açıkca dile getiriyorlar. Belediye Başkanı Paolo Costa, kentin canlı ve hareketli bir yer olarak kalmak istiyorsa, “modern mimariden korkmaması gerektiği” görüşünde. “Daha fazla sevilmek için yok olma riskini göze alıyoruz” diyor Costa; “Umarım Venedik, Batı mimarisinin albümünü böylesi çağdaş sayfalarla zenginleştirecektir.” Belediye Başkanı dünya ülkelerinden maddi yardım istemeyi de ihmal etmiyor. Kimi yetkililer ise yapının postmodern bir kimliğe sahip olacağını söylemekten çekinmiyor. Demokratik örgütler, kent sakinlerinin beklentilerinin tatmin edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Ticari göç
Gondollu kent, halen yılda 10 milyon kişi tarafından ziyaret ediliyor. Kanal kıyısındaki evlerde ise yaklaşık 50 bin kişi yaşıyor. Son yıllarda, kıyıdaki evlerin çoğu, ekonomik nedenlerle restoran, bar, ve banka gibi işyerlerine dönüştürüldü ve burada yaşayan insanlar kentin “yukarılarına” taşındı.
Lagun kenti
İtalya’nın en ünlü kentlerinden olan Venedik, yüzlerce kanalın birleştirdiği 118 adacıktan oluşur. Kanalların en genişi, eni 37 ila 69 metre arasında değişen Büyük Kanal. Bu kanalın çevresinde büyük kiliseler ve saraylar yer alır. 19. yüzyıla dek kanalın üzerindeki tek köprü olan Rialto Köprüsü’nün tasarımı Antonio da Ponte tarafından yapıldı. Diğer kanallar ise küçük vapurların dahi geçemeyeceği kadar dar. Kentte Arap, Bizans, gotik, Rönesans, maniyerist ve barok tarzlarında binalar bir arada.
Verdi, Rossini ve Stravinsky gibi pek çok ünlü müzisyenin ilk operaları, kanal kıyısında yer alan ve geçtiğimiz yıllarda yanan Fenike Tiyatrosu’nda sahnelendi. Rönesans döneminde Venedik, resim sanatının da önemli merkezlerinden biriydi.
Otomobillerin giremediği kent merkezinde ulaşım halen gondollarla sağlanıyor. Ancak gondol üretimi de maliyetin yüksekliği nedeniyle giderek azalıyor. Gondolcunun uzun bir kürek sayesinde dengesini sağladığı tekne, 300 parça ahşaptan yapılıyor.

Başa dön


En eski horoskop Nemrut’ta
“Dünyada güneşin doğuşu ve batışının en güzel izlendiği yer” olarak bilinen Nemrut Dağı’nda yer alan aslanlı horoskop, “Dünyanın en eski horoskopu” olarak değerlendiriliyor.
Adıyaman’ın Kahta ilçesinde bulunan, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınan Kommagene Krallığı döneminden kalan 2000 yıllık dev tanrı heykelleri ve eserlerinin yer aldığı ve Tanrıların Göksel Tahtı olarak nitelendirilen Nemrut Dağı’nın batı terasında bulunan aslanlı horoskopun, dünyada bilinen en eski horoskop olduğuna dikkat çekiliyor.
Arkeoloji ve kültür turizmi çevrelerinde “Dünyanın 8. Harikası” diye tanımlanan Nemrut Dağı’ndaki eserleri restore etmek, korumak ve dağda arkeolojik çalışma yapılmasını sağlamak amacıyla kurulan ve merkezi Hollanda’da olan Uluslararası Nemrut Vakfı ve değişik kaynaklardan alınan bilgiye göre, aslanlı horoskop, birçok özelliklere sahip bulunuyor.
Uluslararası Nemrut Vakfı’nın, “www.nemrud.nl” internet adresinden ulaşılan sayfasında, aslanlı horoskopun “önümüzdeki 25 bin yıl içinde bir daha görülemeyecek bir canlandırmayı yansıttığı” savunuluyor.
Horoskopun özellikleri
Web sayfasında, bu canlandırmanın, bireyleri Nemrut’un batı terasına ve MÖ 109 yılının 14 Temmuz’una götüreceği ve o geceye ait özel dizilişin izleneceği öne sürülerek, şu bilgiye yer veriliyor: “Aslanlı horoskop, 1.75x2.40 metre boyunda ve 0.47 metre kalınlığında bir taş kabartmadır. Sağa doğru yürümekte olan bir aslanı betimler. Aslanın gövdesinde 19 yıldız var ve her yıldız sivri uçlu 8 ışından oluşuyor. Konumlarındaki küçük değişiklikler dışında, bu yıldızlar Eratostenes’in Ephemeris’inde tasvir ettiği Aslan konstelasyonunu (dizilişini) temsil eder. Aslanın boynunda, yeni ayın sembolü hilal var. Hilalin hemen üstünde Regulus (kral) yıldızı parlar. İnsanlık tarihi boyunca Regulus yıldızı krallarla özdeşleştirilmiştir. Aslanın üzerinde de her biri 16 ışından oluşan 3 yıldız görülür. Bunlar yıldız değil, Mars, Merkür ve Jüpiter gezegenleridir. Her birinin üst kısmına Yunanca isimleri kazınmıştır. Aslanlı horoskop, adı geçen göksel cisimlerin bir anlık konumlarını tasvir ediyor. Jüpiter’in yörüngesini tamamlaması için 12, Mars’ın 2 ve Merkür’ün 1 yıla ihtiyacı var. Ay ise yörüngesini 1 ayda tamamlar. Bunlar biliniyor ve bunlardan, horoskoptaki yavaş gezegenler Jüpiter ve Mars’ın yılı, Merkür’ün ayı, ayın da günü gösterdiği ortaya çıkıyor. Sonuç olarak MÖ 109 yılının 14 Temmuz’undaki diziliş seçilmiş.”
Saat hesabı
Normal şartlar altında Merkür’ü dünyadan çıplak gözle görmenin mümkün olmadığı bildirilen web sayfasında, şu bilgiler yer alıyor: “Ancak, bu özel günde Merkür güneşten en uzak konumuna ulaştığı için, yeryüzünden kolaylıkla seçilebiliyordu. Güneşin doğuşu ile ayın batışı arasındaki zaman farkı, yaklaşık 17 dakikaydı. Eğer, Ay-Kral yıldızı buluşması dağın tepesinden görülebildiyse bu, ancak çok kısa bir süre için, ayın gerçek yerel saatle 19.37’de batmasından hemen önce olmalıdır. Yani, yıldız ve gezegenlerin Aslanlı horoskopta betimlenmiş konumlarını almalarından sadece birkaç dakika önce. Bu özel ve istisna fenomen sadece dizilişin oluştuğu tarihi değil, aynı zamanda kesin saati de 19.37 olarak hesaplamamıza imkân veriyor ki, bu müthiş şaşırtıcıdır.”
Taç giyme töreni
Yazıtlardan öğrenildiğine göre, MÖ 109 yılının 14 Temmuz günü saat 19.37’de Kral Mithridates’in taç giydiği vurgulanan web sayfasında, özetle şu saptamalar kaydediliyor: “Bu özel tarih, çok önceden belirlenmiş ve taç giyme töreni için uygun bulunmuştu. Mithridates, taç giydiği günün anısına Aslanlı horoskopu ve tanrıların selamlamasını betimleyen kabartmaları yaptırır. Kralın oğlu Antiochos, babasının yaptırdığı tanrıların tıpatıp heykellerini döktürür. Bunlar; Apollon, Kommagene Tanrıçası, Zeus ve Herakles’tir.”

Başa dön


‘Aynaroz Kadısı’ yeniden sahnede
Otoritelerce “Türk tiyatrosunun en önemli güldürüsü” olarak nitelendirilen Musahipzade Celal’in “Aynaroz Kadısı,” İzmir Devlet Tiyatrosu tarafından sahne ışığına çıkarılıyor. Aynaroz Kadısı Yakup ile Aynaroz Başpapazı Gregoryos’un eğlenceli çekişmesini içeren, güzel Afroditi’nin anne babasından kalan 15 bin duka altınını ele geçirme yarışına yer verilen, en karmaşık sorunları bile hoşgörüyle irdeleyen geçmişimizden bir dönemi kahkahayla açıp kahkahayla kapatan, sıcacık bir ortaoyunu olan “Aynaroz Kadısı”, 18 Ocak Perşembe günü Karşıyaka Ragıp Haykır sahnesinde oynanmaya başlayacak.
“Koku” filme çekiliyor
Almanya’nın dünyaca tanınmış yazarlarından Patrick Süskind’in en çok satanlar listesinde yer alan “Koku” adlı romanı, Münihli yapımcı Bernd Eichinger tarafından sinemaya uyarlanıyor. Süskind’in, Türkçe dahil, toplam 37 dünya diline çevrilen romanı, Amerikalı ünlü yönetmen Martin Scorsese tarafından da sinemaya uyarlanmak istenmiş olmasına karşın, filmi Eichinger’in çekeceği belirtildi. Eichinger’in film şirketi Constantin Film Sözcüsü Süskind’in romanın senaryolaştırılması çalışmalarına katılmayacağını açıkladı. “Koku” adlı roman, 18. yüzyıl Fransa’sında, olağandışı koku alma yeteneğine sahip bir gencin, “mutlak kokuyu” ararken, genç kadınları öldürerek seri cinayetler işleyen bir katile dönüşmesinin öyküsünü konu alıyor.
‘Mahmut ile Yezida’ Diyarbakır’daydı
Murathan Mungan’ın yazdığı Metin Boran’ın yönettiği “Mahmut ile Yezida” adlı oyun önceki akşam Diyarbakır Büyükşehir Belediye Tiyatrosu’nda yaptığı prömiyerle izleyici karşısına çıktı. Kürtçe repliklerin yer almasından dolayı bir hafta gecikmeli olarak sahnelenen oyun, tarihin ‘töre’nin ve toplumun sosyolojik ve ozansı sorgulanışı, insanı “hiç”leyen yerleşik değerlere karşı şiirsel bir tavır alışla işleniyor. Oyunun yönetmeni Metin Boran gazetemize yaptığı açıklamada, “Mahmut ile Yezida”nın Mezopotamya üçlemesinin 2. oyunu olduğunu belirterek, oyunun Diyarbakır’da ilk defa sahnelendiğini ancak metinde yapılan budamalarla sansürlü olarak oynadığını söyledi. Daha önce Stuttgart’da, Tiyatro Güneş’te Orhan Kemal’in “Kardeş Payı”, Oktay Arayıcı’nın “Nafile Dünya” oyunlarını yönettiğini belirten Boran, oyun hakkında şunları söyledi: “Oyun, insanın insanla çatışması olduğu kadar, özgürlük arayışının ve bastırılmışlığın birbirine karışmış seslerini ve renklerini, bölge insanının mitolojik, tarihsel ve güncel çığlığını, bölgenin birikimini ve insansal değerlerini taşıyor. Biz de bütün bunları bir kez daha tartışmaya açmış oluyoruz” dedi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net