Bir yılı daha geride bıraktık. İyi kötü yaşanmışlıklarıyla, acı tatlı anılarıyla bir yıl daha yaşanıp bitti. Yeni bir yılı karşılarken beklentilerimizi dile getirir; yeni yılın ülkemize ve dünyaya barış, mutluluk, sevgi getirmesini dileriz. Kimimiz kartlara basılı ya da internet ortamında hazırlanmış sözlerden yararlanırız. Kimimiz kendi duygu ve düşüncelerimizi yazarız. Bu yıl da, sevdiklerimiz için, dostlarımız için, ya da hiç görmediğimiz insanlar için kendi ülke sınırlarımızın içinde ya da dışında, iyi güzel ve doğru olanı diledik.
Yılbaşı, geçmişin değerlendirmesiyle birlikte geleceğe ilişkin tasarılar yaptığımız bir dönemdir. Ayrıca yeni yıldan beklentilerimizi sıralarken, kendimize ve yaşama karşı görev ve sorumluluklarımızı da anlarız. Evet, beklentilerimiz var yaşama ve geleceğe ilişkin. Ülkemizde cezaevlerinde sürmekte olan ölüm ve dirim arasındaki mücadeleyi dirin kazanması, beklentilerimizin başında yer alıyor. Ülkemizde ve dünyada sömürünün, acıların, baskı ve zulmün ortadan kalkması, yaşamın demokratikleşmesi ve insanın insanca yaşayabileceği bir dünyanın kurulması uzun erimli beklentimiz. Ne var ki, beklentilerimizin gerçeklemesi bizim çabamıza ve mücadelemize bağlı. Hiçbir gün ya da yıl, kendi kendine mutluluk ya da özgürlük getirmez. Biz, mutlu yarınların kendi kendine gelmeyeceğini, onun için emek verip ter dökmek gerektiğini biliyoruz. Aydınlık bir dünyayı; yaşamı ileriye doğru değiştirip dönüştürmeye çalışan kadın ve erkeklerin birleşik mücadelesinin kuracağını; yarınların bizim ellerimizde yükseleceğini biliyoruz. Bu bilinçle dayanıyor yüreğimiz acılara. Acılarımızı paylaşıyor, ancak acıların ve ölümlerin altında yitip gitmek yerine; yaşamı, umudu ve geleceği kutsuyoruz. Çünkü iyimseriz bunca acılara karşın. Bizim iyimserliğimiz; gerçeklerden, yaşamdan kötü bir iyimserlik değil. Yaşamın umudu da içeren bütünselliğinden kaynaklanan; tarihin ileriye akışının durdurulamayacağına; yaşamın, insan olan insanın kazanacağına olan inancımızdan beslenen bir iyimserlik. Bilimsel, tarihsel bir iyimserlik... Anne karnındaki bebeğin kalp atışlarını duyuran, toprağın altında filizlenen tohumun varlığını anımsatan, çürüyen yaprakların altından fışkıran taze filizleri görmemizi sağlayan bir iyimserlik... Biliyoruz, yaşam ölümü yenecek; yaşam, insan, onur kazanacak. Yeni yıla ve bayrama hangi koşullarda girdiğimizi anımsayacak olursak iyimser ve mutlu olmanın hiç de kolay olmadığını da anımsarız. Ama yaşamın sonsuz gücüne; iyiyi, güzeli, doğruyu egemen kılmaya çalışan insanın mücadelesine inanıyoruz. Güç ama güzel olanı seçtik, sevdik. Bilinçle birleşen ellerin sıcaklığından güç alıyor, en zor koşullarda bile umudu paylaşıyoruz.
Yeni yılın bu ilk yazısında ben de umudu ve Fransız ozan Paul Eluard’ın Matbaacı Kardeşler adlı şiirini paylaşmak istedim sizlerle, bir yeni yıl armağanı olarak. Tanıdık tanımadık bütün dost insanların yeni yılını kutluyorum, 2001’in bizi özlediğimiz günlere bir adım daha yaklaştırmasını diliyoruz.
“Geceleri hepimiz bir kumaş dokuruz.
İşimiz gücümüz görmek karanlıkta.
Görmek, anlamak ve yapmaktır,
var olmak ya da olmamaktır.
İnanmak gerek, inanmak,
elimizde, kardeşler, elimizde bu,
iyi olmak, hür olmak elimizde,
bozmak elimizde alın yazısını.
Bir bahar özlüyoruz güllü çiçekli,
mutlu günler bekliyoruz, güzel arınlar.
Aydınlıklar sarsın dört bir yanı,
yıkasın kirini pasını dünyamızın.”(1)
(1) Paul Eluard, Dünya Halk ve Demokrasi şiirleri, Haz: A.Kadir Evrensel Basım Yayın. 2. Baskı: Şubat 2000

Başa dön
