www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Peşkeşe karşı ortak direniş çağrısı
Yıllar önce THY, Türkiye’nin dışarıya açılan penceresi, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bayrağını semalarda taşıyan tek kuruluş şeklinde tanımlanırdı.

Yüzlerce kişiye soruşturma açıldı
Urfa’da 1 Aralık’ta yapılan işbırakma eylemi nedeniyle, çoğu Eğitim-Sen üyesi olmak üzere yüzlerce kişi hakkında soruşturma açıldı.


Peşkeşe karşı ortak direniş çağrısı
Sinan İmrek
IMF gibi uluslararası emperyalist kuruluşların direktifleri ve buralara verilen sözler gereği özelleştirme ilanı yapılan Türk Hava Yolları’nda örgütlü Hava-İş Sendikası, 13 bin üyesiyle sonuna kadar mücadele etme kararı aldı. THY’nin “altın çağını yaşadığı bir dönemde” sermayeye peşkeş çekilmesini, “vatan hainliği, işçi ve emekçilere düşmanlık, ülkenin satışa çıkarılması” olarak değerlendiren Hava-İş Genel Başkanı Atilay Ayçin, özelleştirme saldırısını püskürtmenin yolunun tüm emekçilerin birlikte hareket etmesinden geçtiğini belirtti. Ayçin, başta Türk-İş olmak üzere işçi konfederasyonlarını sorumluluklarını yerine getirmeye çağırdı.
Peşkeşe zarar kılıfı
Özelleştirmenin çalışanların kazanılmış ve geleceğe dönük tüm haklarını ortadan kaldırdığını belirten Ayçin, THY’nin bir hizmet kuruluşu olduğunu ve burada çalışan işçilerin hepsinin kalifiye eleman olduğunu söyledi. THY’nin iştah kabarttığını belirten Atilay Ayçin, “İşçilik maliyeti açısından, tecrübe, ağırlıklı lisan ve ön bilgi gerektiren bir kuruluştur. Yani kurumlarda ve kuruluşlarda çalışan insanların belli bir yetkinlik seviyesine gelmesi için birtakım eğitimlerden geçmesi, uzmanlaşması için bir süreçten geçmesi lazım. Dışardan aldığın vatandaşı getirip THY’nin başına koyma şansın yok. Şimdi bunca emek, bunca çaba ve bunca maliyeti bir çırpıda, bu şirketin bugünkü noktalara gelişine katkısı olmayan ama ekonomik gücü veya mevcut sermayesi ile ortağı veya sahibi olacak insanlara teslim etmek hiç de adaletli bir uygulama değil” dedi.
Kamuoyunun desteğini almak için, THY’nin zarar ettiği propagandasının yapıldığını söyleyen Hava-İş Genel Başkanı, şirketin raporlarında da yer alan durumu şöyle açıklıyor: “Geçmişten beri tarifesiz sefer uygulayan şirketlere yakıt indirimi, konaklama indirimi, yer hizmetlerinde yapılan indirimler var. THY bunlardan yararlandırılmadığı gibi, örneğin VİP indirimleri, milletvekili, OHAL indirimleri gibi tamamen siyasi baskı ve iradeyle yapılan uçuşlar var. Bunlara rağmen THY kâr eden bir kuruluş.”
Vatan hainliği, emek düşmanlığı
Ayçin, bağımsız devlet olma iddialarının artık yitirildiğinin herkesin rahatça anlayacağı şekilde ortaya çıktığını ifade etti. IMF’nin talimatlarının harfiyen uygulandığını belirten Ayçin, “Yıllar önce THY’nin, Türkiye’nin dışarıya açılan penceresi, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bayrağını semalarda taşıyan tek kuruluş şeklinde tanımı yapılırdı. Şimdi ne değişti de bu değerler, bu kavramlar anlamını yitirdi. Bunları anlamak pek kolay değil. Kimse böylesine hem stratejik öneme sahip, hem ülkenin çıkarları açısından önemi olan bir kuruluşun ‘sat-kurtul’ mantığıyla, emperyalistlere satılmasını kabullenemez. Yapılanlar vatan hainliği, işçi ve emekçi düşmanlığıdır” şeklinde konuştu.
Uçaklar uçmayacak
Atilay Ayçin, tüm çalışanların THY’nin özelleştirilmesine izin vermemekte kararlı olduklarını vurgulayarak, “Yapacağımız eylemlerin sonucunda THY’de uçakların uçmaması noktasını hedefliyoruz. Bunca emekçinin, işçinin, özelleştirmeden canı yanmış, işsizler ordusuna katılmış, bunca insanın feryadı, haklı çıkışı, başkaldırısı dikkate alınmazsa, yapacaklarımızı alçak sesle değil yüksek sesle söylememiz gerekiyor. THY’nin altın çağını yaşadığı bir dönemde, çalışanlara yâr edilmek istenmiyorsa, biz bu şirketi kimseye yâr etmeyi düşünmüyoruz. Bu işin bedeli neyse ödemeyi göze almışız” dedi.
Türk-İş kış uykusundan uyansın
Bu mücadelede Havaş’ta olduğu gibi yalnız kalmak istemediklerini dile getirerek, sendika ve konfederasyonlara çağrıda bulunan Ayçin, şunları söyledi: “İki-üç tane kardeş sendika, bir kaç duyarlı demokratik kitle örgütü dışında, maalesef destek görmedik. Türk-İş’i artık şu kış uykusundan uyanmaya davet ediyorum. F tipi uygulamasıyla insanlar ölüm noktasına geldiler, göstermelik bir Adalet Bakanlığı’na gitme dışında bir ses yok. Yatağan’da, linyit madenlerinde, Bergama’da, Sümerbanklarda insanlar direniyor. POAŞ’ta 1200 tane insan atıldı. Türkiye bütün bunlarla kaynayan bir kazan. Türk-İş bu dönemde konuşmayacaksa, ülkenin değişik yerlerinde çıkan sesleri tek bir sese dönüştürmeyecekse, bu karşı çıkışları ortak bir direnişe dönüştürmeyecekse, ne zaman yapacak? Kamu sözleşmeleri gündemde, ne yapılacağına dair henüz bir ses çıkmıyor. Eğer bu ülke yarın uluslararası sermaye tarafından işgal edilmiş olacaksa, tabii ki bunun önünü açanlar sorumludur. Ama bütün bunlar yapılırken, sessiz kalınırsa, diğer konfederasyonlar kadar Türk-İş de sorumludur.”

Başa dön


Yüzlerce kişiye soruşturma açıldı
Urfa’da 1 Aralık’ta yapılan işbırakma eylemi nedeniyle, çoğu Eğitim-Sen üyesi olmak üzere yüzlerce kişi hakkında soruşturma açıldı.
Eğitim-Sen Şube Başkanı Şeyhmus Çakırtaş, yaptığı açıklamada, ekonomik ve sosyal sorunların hükümet tarafından çözülmesi amacıyla, KESK’in Emek Platformu ile birlikte almış olduğu karar doğrultusunda, 1 Aralık günü işbıraktıklarını belirtti. İşbırakma eyleminden sonra, çoğu Eğitim-Sen üyesi olmak üzere yüzlerce kişi hakkında soruşturma açıldığını öğrendiklerini ifade eden Çakırtaş, şöyle dedi: “Anayasa ve uluslararası sözleşmelerin ilgili maddelerine rağmen bazı idareciler, keyfi yaklaşım ve uygulamalarla, eylemimizi boşa çıkartmaya çalışıp alelacele bir şekilde arkadaşlarımız hakkında soruşturma açmışlardır. Bu tür uygulamalar, ilgili husus ve yasalara aykırıdır. Bu nedenle soruşturmanın hemen geri alınmasını talep ediyoruz.” Çakırtaş, cezaların iptali için Bölge İdare Mahkemesi’ne başvuruda bulunacaklarını da söyledi.

Başa dön


Ülkeyi kurtarma sorunu
Tüm özellleştirme uygulamalarını bir araya getirdiğimizde, topyekün bir satış söz konusu. Ülkenin kimliği, benliği, ulusal onuru ve ulusal değerleri satılıyor, ülke satılıyor. Devletin iç ve dış savunmasıyla görevli olan kuruluşlar özelleştirmeden yana; en sağcısından, Ecevit’e kadar. Meclise baktığınızda ise hiç kimse ‘biz özelleştirmeye karşıyız’ demiyor. Türkiye’de siyaset yapabilmenin IMF ve Dünya Bankası ile ekonomik ve siyasi işbirliği yapmaktan geçtiğine inanıyorlar. En radikal partiler program ve tüzüklerini uluslararası sermayenin dayattığı şekilde değiştirme yönüne gitmeye başladı.
İMO’dan Gökçek’e dava
İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şube Başkanı Mustafa Selmanpakoğlu, Akay Kavşağı projesini eleştirenlere “geri zekalı” diyerek kişilik haklarına hakaret ettiği gerekçesiyle Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında, 3 milyar liralık manevi tazminat davası açtı. Selmanpakoğlu’nun avukatı Yusuf Alataş tarafından hazırlanan dava dilekçesinde, İMO Ankara Şubesi yönetiminin, birçok kez Ankara Büyükşehir Belediyesi’nce gerçekleştirilen Akay kavşağı projesinin sakıncalarına dikkat çeken açıklamalar yaptığı kaydedildi.
Merinos işçisine destek
Bursa Emek Platformu’na üye sendika ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne devredilen Sümer Holding AŞ’ye bağlı Merinos Yünlü Sanayii İşletmesi’ne gelerek, işçilerin protesto eylemlerine destek verdi. Merinos’un belediyeye devredilmesini ve üretimin durdurulmaya çalışılmasını protesto eden işçiler, ellerindeki metal kaşık ve tabakları birbirine vurarak, sloganlar eşliğinde fabrika önüne kadar yürüdüler. Bursa Emek Platformu Dönem Sözcüsü Aydın Kılıç, “Emek Platformu olarak, sonuna kadar sizin haklı mücadelenizi destekliyoruz” dedi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net