www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Kadın

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



TEKEL’e IMF darbesi
TEKEL’in yeniden yapılandırılması için hazırlanan yasa tasarısı, TEKEL’e sadece izin, ruhsat, denetleme, araştırma ve ıslah gibi işlerle uğraşma görevi biçiyor.

Trabzon Çimento’da direniş
Uzanlar’a ait Rumeli Holding’in özelleştirme yoluyla elde ettiği Trabzon Çimento Fabrikası işçileri, sendikaya üye olduklarından bir hafta sonra topluca işten atıldılar.


TEKEL’e IMF darbesi
Şahin Bayar
IMF ve Dünya Bankası’ndan faizle borç almak için devlete ait kamu kuruluşlarını yok pahasına özelleştiren MHP-DSP-ANAP hükümeti, şimdi de en çok kâr eden kamu kuruluşları içinde yer alan TEKEL’i satmak istiyor. Bunun için yasa tasarısı hazırlayan hükümet, TEKEL’in içini boşaltıyor ve sadece kolluk görevi yüklüyor.
Hükümet tarafından hazırlanan yasa tasarısının birinci maddesinde amaçlar belirtiliyor ve ana hedefin özelleştirme olduğu vurgulanıyor. Bu durum başta halkın sağlığı ve tüketicinin korunması olmak üzere, işçilerin iş güvencelerini ve kazanılmış haklarını tehlikeye düşürüyor. Tasarıda tüketicinin korunmasına ilişkin herhangi bir önlem ya da hukuki bir mekanizma öngörülmüş olmadığı gibi, çalışanların ve özellikle işçi statüsündeki personelin iş güvenlikleri ve kazanılmış hakların nasıl korunacağı hususlarında açıklık getirici bir hükme de rastlanmıyor.
Kolluk hizmeti
Tasarının beşinci maddesi, TEKEL’in görev ve yetkilerini düzenliyor. Bu görevleri öngören 11 maddeden 6’sı önceki ana statüde bulunuyor ve bu konularda herhangi bir yenilik getirmiyor. Her şeyden önce İspirto ve İspirtolu İçkiler Kanunu, Tuz Kanunu ve Tütün Tekeli Kanunu’nun TEKEL’e yüklediği görevlerin özelleştirme sürecinin sonuçlanmasına kadar devam edeceği belirtiliyor. Başka bir ifadeyle TEKEL, tasarıda her ne kadar özerk bir kurum olarak tanımlanıyorsa da asıl amacın özelleştirme sonrasında bir üst yapı olarak ana faaliyet alanları ve fonksiyonlarından arındırılmış, sadece izin, ruhsat, denetleme gibi kolluk hizmeti gören, araştırma ve ıslah çalışması yapan içi boşaltılmış bir kurum haline getirilmek isteniyor.
Destekleme kalkıyor
Tasarı’nın altıncı maddesinde, oluşturulan ‘kurum’un yaprak tütün faaliyetleri, TEKEL’in sınai faaliyetlerinden ayrılarak, ayrı bir Kamu İktisadi Kuruluşu (KİK) statüsünde yapılandırıldığı görülüyor. Bu kuruluşun TEKEL gibi, fakat görevleri bakımından ona göre daha özgül nitelikte bir KİK olduğu anlaşılıyor. Böylece bu kuruluşun yaratılmasının amacının özelleştirmenin kolaylaştırılması olduğu açıkça görülüyor.
Tasarının yedinci maddesinde TEKEL’in görevleri arasında önemli bir yere sahip olan üreticinin desteklenmesi konusuna ilişkin olan görev bu ‘kurum’a veriliyor. Gerek eski Teşkilat Kanunu’nda gerekse halen yürürlükte bulunan ana statüde TEKEL’e verilmiş olan üreticinin desteklenmesine ilişkin görev böylece TEKEL’den bağımsız olarak örgütlenecek olan bu ‘kurum’a geçiyor.
Burada sırf yaprak tütün işleriyle uğraşacak olan ‘kurum’un mali gücünün üreticiye destekleme görevini yerine getirebileceği konusunda ciddi kuşkular ortaya çıkıyor. Düzenlemenin asıl amacının ise tütündeki destekleme alımlarının tümden kaldırılması olduğu düşünülüyor.
Tasarının yedinci maddesinde destekleme faaliyetlerinin gerektirdiği finansmanın sağlanması için iç veya dış kaynaklardan borçlanabileceği, tahvil çıkarabileceği ve gerektiğinde üreticilere avans verebileceği belirtiliyor.
Tasarının, desteklemenin finansmanı konusunda sadece borçlanmaya yer vermesi, devlet kaynaklarının desteklemeden tamamen çekileceği ve TEKEL’le birlikte çiftçilerin de kaderlerine terk edilecekleri anlaşılıyor.
Üç ayrı parça
Tasarının dokuzuncu maddesi, düpedüz özelleştirme düzenlemesi olarak ortaya çıkıyor. Bu maddeye göre kurulacak şirketlerin sermayesi A, B, C gruplarına ayrılıyor. A grubuna yüzde 35, B grubuna yüzde 30, C grubuna yüzde 35 oranında hisseler dağıtılıyor. Tasarıda A grubu hisselerinin TEKEL hükmü şahsiyetine, B grubu hisselerin küçük tasarruf sahipleri, TEKEL, ‘kurum’, şirkete bağlı ortaklık ve iştirak çalışanlara, bu kuruluşların faaliyet alanına giren tarımsal ürün üreticileri ve bu kuruluşların ürünlerini pazarlayanlar ile bunlar ve bunların mesleki kuruluşları tarafından kurulan şirket ve kooperatiflerle Tekel Çalışanları Dayanışma Vakfı’na, kalan yüzde 35’i temsil eden C grubu hisselerin ise her tür yöntemle özelleştirmeye ayrıldığı belirtiliyor.
Tasarının onbirinci maddesi, özelleştirmenin gelir ve giderlerini TEKEL ve ‘kurum’a bırakıyor. Daha önceki özelleştirmeler de gösterdi ki, ihale, danışmanlık ve benzeri giderler satıştan elde edilecek gelirleri büyük ölçüde azaltacak, hatta bazı durumlarda belki sıfıra indirecek ölçüde yüksek olacak. TEKEL ve ‘kurum’un aynı durumlarla karşılaşması olasılığı ağır basıyor.
Maddenin ikinci fıkrasında öngörüldüğü gibi, hisse senetlerinin satışından elde edilen gelirlerin birçok gider arasında bir de ekici tütün piyasalarının desteklenmesi gibi giderlerin karşılanmasında kullanılması da TEKEL ve ‘kurum’un varlıklarının erimesine yol açacak.
Aslında böyle olmasa da özelleştirme gelirlerinin maddede öncelikler de belirtilmeksizin gösterilmiş olan giderler karşılandıktan sonra kalan kısmının Hazine’ye aktarılması maddenin 4. fıkrasında öngörüldüğüne göre özelleştirilmeden TEKEL’e ve ‘kurum’a herhangi bir kazanç sağlanması söz konusu olmayacak.

Başa dön


Trabzon Çimento’da direniş
Uzanlar’a ait Rumeli Holding’in özelleştirme yolu ile elde ettiği Trabzon Çimento Fabrikası’nda çalışan işçiler, sendikaya üye olduklarından bir hafta sonra topluca işten atıldılar. İşten atıldıkları günden itibaren direnişe geçen işçiler, Uzanlar’ın hukuk dışı yollarla işlerine son verdiğini belirterek, mücadelelerine işe alınana kadar devam edeceklerini ifade ettiler.
İşçiler, Kara Nakliyat Ticaret AŞ’de ve Mavi Yol İnşaat ve Nakliyat Ticaret AŞ’de çalışıyordu. Bu şirketler bağlı 84 işçiden 70’i, 24 Eylül’de TÜMTİS’e üye oldu. Sendikaya tahammülsüzlüğü ile ünlü Rumeli Holding önce iki işçiyi attı. Atılan işçiler, arkadaşlarının sahip çıkmasıyla geri döndüler. Ancak patron, işçileri sendikadan istifaya zorladı; yetmeyince “Hammadde yok” diyerek üretimi durdurdu.
İşçi sahip çıkıyor
Bu gelişmeler üzerine TÜMTİS Karadeniz Bölge Temsilcisi Muharrem Yıldırım yaptığı açıklamada, “Uzanların fabrikayı kapatacak kadar sendikaya düşman olmaları aslında Trabzon halkına karşı duyulmuş bir düşmanlıktır” dedi. Özelleştirme yapılmayan her kurumda işçilerin 500-600 milyon lira aldığını, oysa Uzanlar’ın, işçileri 90-150 milyon lira arası bir ücretle çalıştırdığını belirten Yıldırım, “Bu para 200 işçi üzerinden hesaplandığında aylık yüz milyarı geçiyor. Yani her ay Uzanlar Trabzon’dan yüz milyar lira çalıyor” diyerek, fabrikalarına sahip çıkan işçilerin aslında Trabzon’a sahip çıktıklarını dile getirdi.
Yol-İş, Tek Gıda-İş, Basisen, Tes-İş, Haber-İş, Belediye-İş, Liman-İş, BASS da yaptıkları açıklamada, “Bu halkın vergileri ile yapılmış olan Trabzon Çimento Fabrikası’nın Uzanlar’ın hak hukuk tanımaz tavırlarından dolayı kapatılmasına seyirci kalmayacağımızı, işçilerin ve burada örgütlenmenin öncülüğünü yapan Türk-İş’e bağlı TÜMTİS‘in yasal ve demokratik mücadelesinde yanlarında olacağımızı, her türlü desteği vereceğimizi ilan ediyoruz” diyerek, direnişteki işçilere destek verdiler.
DSP’nin iki yüzü
Yapacakları basın açıklamasına destek için siyasi partileri dolaşan çimento işçileri MHP, ANAP, DSP, FP, EMEP, ÖDP ve CHP’ye giderek destek aradılar.
Hükümet ortağı DSP’nin İl yöneticileri, işçilere randevu almadıkları için, “Siz kim oluyorsunuz da partiyi basıyorsunuz” dediler. Daha sonra gazetecileri gören DSP’liler, işçileri desteklediklerini söylediler. EMEP İl Başkanı Seyfettin Arslan ise kendileriyle görüşmeye gelen işçilere, parti olarak işçilerin haklı mücadelesine sonuna kadar destek vereceklerini söyledi.
İşçiler, geçtiğimiz cumartesi günü fabrika önünde 300 kişinin katılımı ile yaptıkları basın açıklamasıyla Uzanlar’ı protesto etti. Eylemde Trabzon Sulh Hukuk Mahkemesi’nin atadığı bilirkişinin 9 Ekim’de mahkemeye sunduğu raporla, işten çıkarmaların sendikal nedene dayandığının ortaya çıktığı belirtilerek, Trabzon halkı dayanışmaya çağrıldı.

Başa dön


Adana TEKEL işçileri yemek boykotu yaptı
TEKEL’in özelleştirilmesine karşı eylemler başladı. TEKEL’e bağlı fabrikalarda örgütlü olan Tek Gıda-İş Sendikası işyerlerinde basın açıklamaları ve yemek boykotları düzenliyor. Adana’da kurulu TEKEL Sigara Fabrikası işçileri, işyerlerinin önünde bir saatlik yemek boykotu yaptıktan sonra fabrikanın bahçesinde basın açıklaması düzenlediler. “Kahrolsun IMF, yaşasın bağımsız demokratik Türkiye”, “Emek düşmanı hükümet istifa”, “KİT’ler bizimdir, bizim olacak”, “TEKEL halkındır, satılamaz” yazılı dövizler taşıyan işçiler, sık sık “İşçiler el ele, genel greve”, “Yaşasın işçilerin birliği” sloganlarını attılar. Tek Gıda-İş Güney Doğu Anadolu Bölge Başkanı ve şube yöneticilerinin de katıldığı eylemde konuşan 1 No’lu Şube Başkanı Cennet Hazar, TEKEL’in sorunlarına köklü çözümler beklerken, Cevizli-Kartal kompleksinde yemekhane hizmetlerinin ihaleyle özelleştirilmek istendiğini belirterek, bu durumu kabul etmeyeceklerini söyledi.
Asgari ücrette
ilk randevu
19 Ekim’de

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan tarafından toplantıya çağırılan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, ilk toplantısını 19 Ekim Perşembe günü yapacak. 5’i hükümet, 5’i işçi ve 5’i işveren temsilcisi olmak üzere, toplam 15 kişiden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 1 Ocak 2001 tarihinden itibaren geçerli olacak yeni ücreti belirleyecek. Asgari ücret, halen brüt 118 milyon 800 bin, net 86 milyon 922 bin 900 lira olarak uygulanıyor. Komisyon çalışmalarına işçi temsilcisi olarak katılacak Türk-İş, asgari ücretin 4 kişilik bir ailenin aylık zorunlu gıda harcamaları dikkate alınarak belirlenmesini ve vergi dışı bırakılarak işçiye net ödenmesini, işveren sendikası TİSK ise yeni ücretin sadece işçi esas alınarak saptanmasını istiyor. Türk-İş asgari ücretin gerçekleşen enflasyon oranında, buna karşılık TİSK asgari ücretin “enflasyonla mücadele programına uygun” olarak artırılması yönündeki taleplerini de komisyonda gündeme getirecekler.
Ceyhan Belediyesi’nde işçi kıyımı
Adana’nın Ceyhan Belediyesi’nde, 18 Nisan 1999 seçimlerinden bu yana, 350 işçinin işten atıldığı bildirildi. Genel-İş Sendikası Ceyhan Şubesi Başkanı Seyit Akkuş yaptığı açıklamada, Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü’nün, göreve geldiğinden bu yana, 350 kişiyi işten attığını söyledi. Akkuş, 150 işçinin de yönetimin baskısıyla sendika üyeliğinden istifa ettiğini belirterek, “Ceyhan Belediyesi’nde sendikamızın yalnızca 30 üyesi kaldı” dedi. Başkan Sözlü’nün, işten çıkardığı işçilerin yerine yandaşlarını yerleştirdiğini kaydeden Akkuş, “Yerel seçimlerden önce Ceyhan Belediyesi’nde 530 işçi çalışıyordu. Bunlardan 350’si işten atıldı, 150’si ise yönetimin baskısıyla sendika üyeliğinden istifa etti. Başkan Sözlü’nün yaptığı, tam anlamıyla bir işçi kıyımıdır” diye konuştu.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net