www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Kadın

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Kadınlar sömürüye karşı yürüdü
Dünya kadın yürüyüşünün Avrupa kolunun son mitingi için Belçika’da yapılan yürüyüşe 50 bini aşkın kadın katıldı. Mitingde kadınlar yoksulluğa, sefalete, eşitsizliğe, savaşlara ve şiddete karşı tepkilerini haykırdılar.

Hükümette yeni kriz sinyalleri
Son bir haftadır ülkede ve dünyada yoğun gelişmeler yaşanırken, TBMM ise başkanlık seçimlerine kilitlenmiş durumda.

Askerlere yargı yolu açıldı
OHAL bölgesinde, yargısız infazlara karışan kolluk kuvvetlerinin yargılanması konusunda önemli bir gelişme sağlandı.

İHD Genel Kurulu dün sona erdi
İHD 10. Olağan Genel Kurulu dün yapılan seçimlerin ardından sona erdi. Yunus Emre Kültür Merkezi’nde gerçekleşen ve önceki gün başlayan genel kurula 1100 delege katıldı.


Kadınlar sömürüye karşı yürüdü
Yıldız Eren
Dünya kadın yürüyüşünün Avrupa kolunun son mitingi için Belçika’da yapılan yürüyüşe 50 bini aşkın kadın katıldı. Tüm dünyadan delegasyonların katıldığı mitingde kadınlar yoksulluğa, sefalete, eşitsizliğe, savaşlara ve şiddete karşı tepkilerini haykırdılar.
Bütün bu sorunların kaynağının kapitalist sistemden kaynaklandığını dile getiren onbinlerce kadın ortak mùcadele çağrısını yinelediler.
Kanada’da 30 bin kadın
Brüksel’de Avrupa Birliği kurumlarının önünde bir araya gelen emekçi kadın ve erkekler, yoksulluk ve eşitsizliğin ortadan kaldırılmasını talep ettiler. Aynı gün Kanada’nın Quebec kentinde bir araya gelen 30 bin kadın da bir yürüyüş yaptı.
Bir yıldan beri her kıtada yapılan etkinliklerin son durağı, 17 Ekim’de New York olacak .Burada 157 ülkeden kadınları temsilen BM Genel Sekreteri Kofi Annan’la görüşecek olan kadınlar, dünya kadınlarının istemlerini iletecekler. Önceki gün Brüksel’de yapılan dünya kadın yürüyüşünde ağırlığı sendika konfederasyonları ve işçiler oluşturdu. Sendika konfederasyonları kortejlerinde “Eşit işe eşit ücret”, “İşsizliğin kurbanı kadınlar olmayacak” pankartları altında yürüyen onbinlerce emekçi kadın, toplumsal eşitsizliklere ve cinsel ayrımcılığa karşı sessiz kalmayacaklarını dile getirdiler.
Filistin halkına destek
Brüksel mitinginde İsrail katliamlarının durdurulması da istenirken, Filistin halkının mücadelesiyle dayanışma içinde olduğu her kortejde ifade edildi. Türkiye’den gelen bir grup kadın, “IMF’ye hayır” ve “Şiddete-yoksulluğa karşı kadın dayanışması ve mücadelesi” sloganlarıyla yürüdüler.
“Yürümek için haklı 2000 gerekçemiz var” diyen onbinlerce kadının eylemi, Brüksel merkezinde büyük bir meydanda bulunan parkta başladı. Sabahın erken saatlerinde toplanan kadınlar, en önde “Dünya Kadınlarının Yoksulluğa, Sefalete, Şiddete ve Cinsel Ayrımcılığa Karşı Küresel Yürüyüşü” pankartıyla şehrin merkezinde Avrupa Parlamentosu ve diğer kurumların bulunduğu caddelerden geçtiler. Dört saat süren yürüyüşten sonra meydana geri dönen kadınlar, gün boyunca süren etkinlikler gerçekleştirdi. Emekçi kadınlar, günü, müzikal bir eğlence ile noktaladı.

Başa dön


Hükümette yeni kriz sinyalleri
Sultan Özer
Son bir haftadır ülkede ve dünyada yoğun gelişmeler yaşanırken, TBMM ise başkanlık seçimlerine kilitlenmiş durumda. Gruplarla, parti liderleriyle, milletvekilleriyle birebir pazarlıklar, kulis çalışmaları yoğunlaşırken, yarın yapılacak olan üçüncü turda MHP’nin adayı Ömer İzgi ile ANAP’ın adayı Murat Başesgioğlu yarışacak. Başbakan Bülent Ecevit’in “Koalisyon adabı ve uyum gereği” MHP’ye desteklediklerini açıklayıp, ANAP’ın da aday çıkarmamasını ima etmesine karşın, Başesgioğlu’nun FP ve DYP’nin de desteğini alarak kazanması durumunda yeni bir hükümet krizinin sinyalleri de veriliyor.
İçtüzük çiğnendi
1 Ekim’deki açılışın ardından yeni başkanını belirlemek üzere çalışmalarına 10 gün ara veren TBMM, 12 Ekim’de TBMM Başkanlığı’nın ilk iki tur seçimleriyle yeniden çalışmalarına başladı. Meclis İçtüzüğü’nün 10’uncu maddesi ikinci fıkrasında “siyasi parti gruplarının başkanlık için aday gösteremeyeceği” belirtilmesine rağmen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partilerinin adayının Ömer İzgi olduğunu açıkladı. Yine İçtüzük’e aykırı olarak, ANAP, FP ve DYP’de de parti adayları olarak belli isimler ön plana çıkarıldı, hatta parti yöneticilerinin ve liderlerinin görüşünü de alarak aday olduğunu açıklayan DYP Milletvekili Bekir Aksoy, genel başkanları Çiller’in tarafsız olmadığı iddiasıyla adaylıktan çekildi.
DSP MHP’ye koltuk değneği
TBMM’deki tüm partilerden bir ya da birden fazla adayın çıkmasına rağmen, DSP’de Genel Başkanları Bülent Ecevit’ten işaret gelmemesi nedeniyle herhangi bir aday çıkmadı. Meclis’in açılışından sonra ilk grup toplantısını ilk iki tur seçimlerin yapıldığı gün toplayan Başbakan Bülent Ecevit’in, partilerinden aday çıkmamasını, “İlginçtir kimse adaylığını koymadı. Oysa benim en küçük bir telkinim olmamıştı. Demek ki hepimiz aynı frekansta düşünüyoruz. Bu, parti içindeki uyumu gösteriyor” diye açıklama yapması, kimseye inandırıcı gelmedi. Kulislerde DSP’nin MHP ile anlaştığı ve tam destek vereceği ve bunun için aday çıkarmadığı konuşulurken, Ecevit’in grup toplantısındaki açıklaması bu söylentiyi doğruladı. Bugüne kadar olduğu gibi, TBMM Başkanlık seçiminde de MHP’ye açık destek veren Başbakan Bülent Ecevit, “Koalisyonun kuruluşundan beri uyum içinde çalıştığını, Başbakanlık’ın baştan beri DSP’de olduğunu, bir önceki dönem Meclis Başkanlığı’nın ANAP’ta olması nedeniyle bu kez MHP’den bir başkanın seçilmesinin daha uygun olacağını” söylerken, Yılmaz’a da ‘Koalisyon adabı ve uyum gereği’ adayını çekmesi mesajı vermiş oldu.
ANAP ise TBMM Başkanlığı’nı almak için ısrarlı tavrını sürdürdü. “Mesut Yılmaz’ın adayı” olarak nitelendirilen ANAP’ın milliyetçi adayı Murat Başesgioğlu’nun yanı sıra, Yılmaz Karakoyunlu ve Ertuğrul Yalçınbayır da aday oldu. Üç aday arasında ANAP’ın şansı azalırken, Yılmaz çare olarak ilk turda “az oy alanın çekilmesini” önerdi. Ancak gerek DYP gerekse FP, ilk turda ANAP içinde daha “milliyetçi”, “radikal” gördükleri Murat Başesgioğlu’na destek vererek yarıştan çekilmesini önlediler. Böylece ilk turda 80 oy alan Yılmaz Karakoyunlu ikinci tura katılmazken, Yalçınbayır ikinci tur seçimlerine de katıldı. Ancak, “oyların bölüneceği” yönündeki baskılara daha fazla dayanamayan Yalçınbayır da geçtiğimiz cuma günü çekildiğini açıkladı. FP ise ikinci turda kendi adayı olan İsmail Alptekin’i desteklerken, kendi adayının şansı olmadığı için parti olarak Murat Başesgioğlu’nu destekleme kararı da aldı.
DSP’nin tam desteğini alamayan, ancak alsa bile adayının seçilmesine yetecek oy oranını yakalayamayan MHP ise pazarlık görüşmelerini hızlandırdı. TBMM Başkanlığı, MHP için bir yandan prestij meselesi olurken, bir yandan da Öcalan’in idamı sorunu nedeniyle tabanından aldığı tepkiyi yumuşatma, 5 Kasım’da yapacağı kongresine TBMM Başkanlığı’nı almış parti olarak gitme kaygısı nedeniyle önemli. Bu nedenle de milletvekilleriyle, bakanlarıyla tüm yöneticileriyle MHP, kendini tamamen başkanlık seçimlerine endekslemiş durumda. Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün, “ANAP’ın desteğinin gerek vefa borcu gerekse koalisyonun devam gereği” zorunlu olduğu sözleri de pazarlıkların boyutunu gösterirken, kulislerde Yılmaz’ın hükümetin devamını tehlikeye sokmamak için son anda bir grup milletvekilinin oyunu MHP’nin adayına kaydırabileceği konuşuluyor.
FP’nin Başesgioğlu’na desteğinin kesinleşmesinden sonra kilit duruma gelen DYP’de ise durum henüz net değil. DYP’li milletvekillerinden bir kısmının, daha radikal gördükleri Başesgioğlu’nu destekleyecekleri söylenirken, pazarlıkla desteğin MHP’ye de kayabileceği ifade ediliyor. Tansu Çiller ise şimdilik “Bu bir demokrasi yarışıdır” dese de, pazarlığa açık olduğu mesajı veriyor.
TBMM Başkanlığı için yarın yapılacak üçüncü tur seçimlere ANAP’tan Murat Başesgioğlu, MHP’den Ömer İzgi, DYP’den Turan Güven, FP’den İsmail Alptekin ve Bağımsız Milletvekili Mail Büyükerman katılacak. Milletvekillerin salt çoğunluğu olan 267 oyun aranacağı bu turda da adayların 267 oyu alamaması durumunda 18 Ekim Çarşamba günü yapılacak olan dördüncü turda en çok oy alan aday seçilecek.

Başa dön


Askerlere yargı yolu
Jandarmanın açtığı ateş sonucu Tunceli’nin Pertek ilçesinde geçtiğimiz yıl yaşamını yitiren Süleyman Ekrem’i öldüren sanık kolluk kuvvetlerine nihayet yargı yolu açıldı. Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi yapılan itirazlar sonucunda, sanık askerler hakkında kamu davası açmak için yeterli kanıt olduğuna dikkat çekerek, “Sanıklar hakkında kamu davası açılması gerektiğine” karar verdi. Görülmesine önümüzdeki günlerde başlanacak olan bu dava, OHAL’de “yaşama hakkı”nın savunulması açısından çok önemli bir mücadele sürecini de beraberinde getirecek. Süleyman Ekrem, 29 Kasım 1999 tarihinde minibüsüyle Elazığ’dan Tunceli’ye döndükten sonra evinden zorla alınarak, Pirinçci Köyü’ne götürülmüş ve burada askerlerin açtığı ateş sonucu yaşamını yitirmişti.
Valilik engellemeye çalışmıştı
Süleyman Ekrem’in öldürülmesinden sorumlu sanık kolluk kuvvetleri hakkında dava yolunun açılması ısrarlı bir takip ve hukuk mücadelesi sonrasında geldi. Emeğin Partisi (EMEP) üyesi olan Ekrem’in öldürüldüğü günden itibaren avukatları çetin bir hukuk mücadelesine girişti. 10 Aralık 1999 tarihinde Pertek Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunan avukatlar Mesut Gündoğdu, Ali Cemal Zülfikâr, Hüseyin Aygün, Yıldız İmrek ve Kenan Çetin suç duyurusu dilekçelerinde, “Süleyman’ın masum olduğunu, sağ yakalanması mümkünken öldürüldüğünü, olayı önceden haber alan kolluk kuvvetlerinin Süleyman’ı sağ yakalayabileceklerini; arabanın el freninin çekik olduğunu, arabanın yokuş yukarı vaziyette son derece düzgün durduğunu; tanık anlatımlarının da bu durumu doğruladığını” belirtmişlerdi. Ancak, olayın açıklığına ve tanıklara karşın, işin içinde polis ve askerin olduğu her davada olduğu gibi bu davada ilk önce yasa duvarına çarpmıştı. Savcılık, 4483 sayılı yasa gereğince valilikten izin istemiş, valilik ise Süleyman Ekrem’in öldürülmesi olayında, “kolluk kuvvetlerini suçlu kılacak nitelikte suç unsuru bulunmadığını” öne sürerek, “meni muhakeme” kararı vermişti. Bu karara yapılan itiraz da, Malatya Bölge İdare Mahkemesi’nce reddedilince Pertek Cumhuriyet Başsavcılığı sanık kolluk kuvvetleri hakkında “takipsizlik” kararı vermişti. Ancak, bu red kararına karşın başlattıkları hukuk mücadelesini bırakmayan avukatlar, 15 günlük yasal süre içinde karara itiraz edince, beklenen karar Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi’nden geldi. Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi, “sanıklar hakkında kamu davası açmak için yeterli kanıt olduğuna” hükmederek, “kamu davası davası açılması gerektiğine” karar verdi.
İşte bu karar, OHAL bölgesinde yaşamaya çalışanlar için önemli bir anlam içeriyor. Böylece, OHAL bölgesinde masum bir insanın öldürülmesi olayından sorumlu bulunan kamu görevlilerinin yargılanmasının yolu açılıyor. Hele bu kamu görevlilerinin jandarma olması mahkemenin verdiği kararın önemini daha da artırıyor.
Mücadelenin sonucu
Bu arada, Süleyman Ekrem’in aileside olaydan sonra çok zor günler geçirdi. Aile, bir bireylerini kaybetmenin yanı sıra, minibüse el konulduğu için, geçimini ancak dostlarının yardımıyla sağlayabildi. Müsadere ile ilgili süren dava da ancak bir-iki hafta evvel olumlu bir şekilde sonuçlanarak, arabanın müsaadere kararı reddedildi.
Sanıkların yargılanması kararı, kamuoyu baskısının, yazar ve aydınların duyarlılıklarının, imza toplayan insanların çabalarının bir sonucu olarak geldi. Avukatların deyimiyle, eğer kamuoyu duyarlılığı olmasaydı Süleyman Ekrem, OHAL Bölge Valiliği’nin açıklamasındaki gibi “ölü ele geçirilmiş bir PKK militanı” olarak kalacaktı.
Şimdi, operasyona katılan bütün askerler ve komutanları hakkında Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılacak dava, önümüzdeki dönem görülmeye başlanacak. Aynı duyarlılığı sonuç almak açısından dava sürecinde de göstermek gerekiyor.

Başa dön


İHD Genel Kurulu dün sona erdi
İHD 10. Olağan Genel Kurulu dün yapılan seçimlerin ardından sona erdi. Yunus Emre Kültür Merkezi’nde gerçekleşen ve önceki gün başlayan genel kurula 1100 delege katıldı.
Divan Başkanlığı’nı Yavuz Önen’in yaptığı genel kurula, birçok siyasi parti, kitle örgütü, sendika ve elçilik temsilcileri de katıldı. İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül’nin hak ve özgürlükler mücadelesinde yoluna kararlılıkla devam edeceğini dile getirdi. İHD eski Genel Başkanı Akın Birdal, oy birliğiyle Onursal Genel Başkan seçildi. Genel kurulda F tipi cezevlerine karşı yürütülen mücadelenin sürdürülmesi gerekliliği üzerinde de duruldu. Genel kurul delegeleri oy birliğiyle aldıkları karar sonrası, F tiplerini protesto amaçlı dışarıda bir oturma eylemi yaptı. Genel kurul yapılan seçimlerin ardından sona erdi.

Başa dön


Ek kontenjan için son gün
Üniversitelerdeki boş kontenjanlara yapılacak ek yerleştirme için başvurular, bugün sona erecek. Ek yerleştirme için, Ağustos 2000’de yapılan merkezi yerleştirme sonunda açıköğretim programları dışında bir yükseköğretim programına yerleştirilen adaylar başvuramayacak. Başvurmak isteyen adaylar, 1 milyon 250 bin lira karşılığında Ek Yerleştirme Kılavuzu ve başvuru formunu, ÖSYM Sınav Merkezi yöneticiliklerinden alacaklar. Adaylar, bankaya 1 milyon 750 bin lira sınav ücreti yatıracaklar ve karşılığında alacakları belgeyi, kurallara uygun olarak doldurdukları başvuru evrakıyla aldıkları yerlere teslim edecekler. Adaylar, 8 yükseköğretim programı tercihi yapabilecek.
Taşıt belgelerinde usulsüzlük
Taksi, dolmuş, otobüsle yolcu taşımacılığı, kamyon, kamyonet, triporter gibi araçlarla yük taşımacılığı yapan sürücülere verilen “ticari taşıt kullanma belgelerinin”, ticari kaygılar ön planda tutularak usulsüz verildiği bildirildi. Ankara Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürü Mehmet Akarsu, yaptıkları trafik denetlemelerinde bazı odaların konunun özüne aykırı davranarak, sürücülere hiçbir eğitim vermeden ücreti karşılığında bu belgeleri verdiklerinin ortaya çıktığını söyledi. Trafik kazalarının her yıl binlerce kişinin canına mal olduğunu vurgulayan Akarsu, Ticari Taşıt Kullanma Belgesi’nin ticari meta haline döndürülmesinin engellenmesi gerektiğini söyledi.
Öğretmen atamalarına soruşturma
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), gerekli koşulları taşımadığı halde öğretmenlik için başvuran 3870 kişinin başvurusunu kabul eden personel hakkında inceleme, soruşturma başlattı. Alınan bilgiye göre, 15 Eylül 2000 tarihinde yapılan atamalar için, 40 bin 963 kişi başvurdu. Başvuruları inceleyen Bakanlık, 3870 kişinin başvurusunun “hatalı” olduğunu tespit etti. Bu adaylardan 21’inin Devlet Memurluğu Sınavı (DMS)’na girmediği, 616 kişinin mezun olduğu okulun Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın öğretmenlik için kabul ettiği fakülteler arasında bulunmadığı, 966 kişinin Bakanlığın öğretmen alacağı branşlar için ilan ettiği DMS puanının altında puanı olduğu, 2037 kişinin başvuru belgesine gerçek DMS puanını yazmadığı, 230 kişinin de hatalı kodlama yaptığı belirlendi.
TBB’nin ilk başkanı anıldı
Türkiye Barolar Birliği’nin ilk başkanı Prof. Dr. Faruk Erem, ölümünün 2. yılında, ailesi ve dostları tarafından mezarı başında anıldı. Karşıyaka Mezarlığı’ndaki anma töreninde, Prof. Dr. Faruk Erem’in eşi Nevin Erem’in yanı sıra Türkiye Barolar Birliği Başkanı Eralp Özgen, Ankara Barosu Başkanı Hakkı Süha Okay, her iki kuruluşun yöneticileri ile Erem’in yakınları ve dostları hazır bulundu.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net