|
|

|
           

Daha zevkli, daha ‘kârlı’
2000 yılı itibariyle küreselleşmenin yeryüzünde açtığı uçurumu özetleyen daha iyi bir örnek bulunamazdı. Ünlü NIKE firması için çalışan bir kadının, NIKE patronunun 1 yıllık gelirini kazanabilmesi için 15 yüzyıl boyunca çalışması gerekiyor!

Dünya kadınları yürüyor
8 Mart’ta başlayan ‘2000 Yılı Dünya Kadın Yürüyüşü’ 17 Ekim’de sona eriyor. Başta ABD olmak üzere her ülkede yürüyüşler yapılacak.

Yürüyüşün talepleri
Tüm devletler yoksulluğu ortadan kaldırmayı amaçlayan bir yasal çerçeveyi ve stratejileri kabul etmeli; eğitim, iş, ücret adaleti ve eşitliği...


Daha zevkli, daha ‘kârlı’
Cevriye Aydın
2000 yılı itibariyle küreselleşmenin yeryüzünde açtığı uçurumu özetleyen daha iyi bir örnek bulunamazdı. Ünlü NIKE firması için çalışan bir kadının, NIKE patronunun 1 yıllık gelirini kazanabilmesi için 15 yüzyıl boyunca çalışması gerekiyor! İnsan ömrünü iyimser bir tutumla 70 yıl sayarsak, yaklaşık 20 insan ömrünün ucuca eklenmesi kadar bir süre... Ömürler bitiyor, ama bu ömürler boyunca harcanan emeğe ödenen para, patronun bir yıllık gelirine (1 milyon dolar) ulaşamıyor!
NIKE, çoğunluğu 17-21 yaş arası kadınlardan oluşan 75 bin işçi çalıştırıyor. Ve bir kadın işçinin yıllık geliri 360 (üç yüz altmış) dolar! İşte küreselleşmenin kapitalist dünyada emeğini satarak yaşamak zorunda olan insana, onun eşine, çocuğuna bahşettiği nimetin özeti bu: Bütün ömrünü patrona adama özgürlüğü karşılığında, karnını bile doyuramadan, sosyal güvenlikten yoksun, sendikasız, örgütsüz, aciz bir kul-köle olarak ölme hakkı!
2000 Yılı Dünya Küresel Kadın Yürüyüşü başlığı altında mart ayından beri süren etkinliklerin hedefi bu tablonun baş sorumluları olarak bilinen IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslararası para, finans ve ticaret örgütlerine yöneltilmiş gibi görünüyor. En azından yoksulluğa ve şiddete karşı bu eylemlerde yer alan binlerce kadın tarafından böyle algılanıyor: Türkiye’de olduğu gibi herhalde dünyanın bütün ülkelerinde de her kesimden emekçi, kötü giden çalışma ve yaşam koşullarının sorumlusunun IMF’de temsilini bulan uluslararası sermaye ile onun yerli ortakları olduğunun bilincinde ve IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi sermaye örgütleri de bu durumun farkında.
Küreselleşme politikalarının ve bunların uygulayıcısı hükümetlerin dünya ülkelerini -özellikle de geri kalmış/ az gelişmiş/ gelişmekte olan ülkeleri- getirdikleri durum o kadar vahim ki, sadece emekçi sınıfların yaşam ve çalışma koşulları bakımından değil, ülkelerin ulusal yeraltı-yerüstü kaynaklarının talanı ile buna eşlik eden kültürel ve ahlaki soysuzlaştırma bakımından da dünya, tarihte eşi görülmemiş bir tek tipleştirme ve ‘küreselleşme’ ile kuşatılmış durumda.
Rakamların gösterdiği gibi en çok etkilenenler, bütün olumsuz sonuçların en kalabalık özneleri kadınlar. Bu durum karşısında hem nesnel bir durumun yansıması bakımından hem de buna karşıt olmakla birlikte uluslararası sermayenin bazı gerçekleri kabullenmiş görünerek, bu nesnel durumu kendi platformunun dayanağı yapmaya olanak bulması bakımından da 2000 Yılı Küresel Kadın Yürüyüşü elverişli bir zemin oluşturmakta.
Yine bu yürüyüş, emekçiler ve sermaye cephesinden, yani karşıt ideolojik ve politik platformlar tarafından içeriği doldurulmaya uygun bir ‘esneklik’ taşımakta. Nitekim bu esneklik nedeniyle, bu etkinliklerin Türkiye’deki sorumlusu KESK gibi mücadeleci bir geçmişe sahip bir sendikal hareket olabilirken, kimi yerlerde de marjinal ya da adı büyük, kitlesi küçük örgütler de olabilmiştir. Eylemin niteliğini de az-çok farklılıklar gösterse de bu esneklik belirlemektedir. Uluslararası para ve finans örgütlerine karşı protestosu radikal; ancak, talepleri ve çözüm önerileri bakımından parmak basılan temel sorunların -yoksulluk, şiddet- kaynağı olan uluslararası sermaye örgütlerini ve hükümetleri, sanki tarihsel kaçınılmaz bir zorunluluktan dolayı yarattıkları sorunlara karşı duyarlı ve ilgili olmaya çağıran duygusal bir nitelik taşımaktadır.
Sorunun kendisi, sadece bu etkinlik kapsamında ortaya döküldüğü kadarıyla bile katı gerçeklerin çarpıştığı bir yumak oluşturmaktadır. Dünyada kadınların durumu, üç aşağı beş yukarı benzer, ama hemen hepsi kötü. Bu katı gerçeklerin sorumluları da açıklıkla belirlendiğine göre, 2000 Küresel Kadın Yürüyüşü’nün finali; kadınların, diğer ezilen kesimlerin de desteğini arkasına aldığı ve IMF ve DB’nin etkili bir karşı koyuşun simgesi haline geldikleri bir sürecin başlangıcı olabilir. Ankara’daki tutum, böyle bir olanağın yeterince gözetilmediğini gösteriyor. Ancak Ankara dahil her yerde bu olanak daha iyi değerlendirilebilir. Ve IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü ve diğer uluslararası sermayenin azgın sömürü çarklarının en çok içinde yer alanlar, yani işçi ve emekçi kadınlar bu eylemlerin de baş öznesi olmak durumundadırlar.
20 nesil, 15 yüzyıl daha patronlara çalışmaktan, emekçi sınıflar ve emekçi kadınlar, yani kendi neslimiz ve çocuklarımız için çalışmak hem daha kolay, hem daha zevkli, hem de daha verimli ve ‘kârlı’ olacaktır.

Başa dön


Dünya kadınları yürüyor
Gaye Coşar
“8 Mart 2000’den 17 Ekim 2000’e” değin uzanan uzun soluklu bir ‘maraton’un bitiş çizgisine çok az kaldı. 2000 Yılı Dünya Kadın Yürüyüşü, 17 Ekim’de New York’ta Birleşmiş Milletler binası önünde yapılacak eylemle sona erecek. ‘Bitiş çizgisi’ dedik ama gerek örgütleyiciler gerekse katılımcılar açısından bu bitişin aynı zamanda yeni ve önemli gelişmelere yol açacak bir başlangıç olarak görüldüğünü de belirtmek gerekiyor.
2000 Dünya Kadın Yürüyüşü’ne ilham veren olay 5 yıl önce gerçekleşti: 1995 yılında Kebek’te düzenlenen “Yoksulluğa Karşı Kadın Yürüyüşü.” Kebekli Kadınlar Federasyonu tarafından örgütlenen bu yürüyüş son derece başarılı olmuştu. Her biri 850 kişilik 3 grup kadın, ekonomik adalete ilişkin dokuz tane talebi elde etmek amacıyla 10 gün boyunca yürümüşlerdi. 10 günlük yürüyüşlerinin sonunda 15 000 insan onları karşılamak için bekliyordu. Kadın hareketinin bir bütün olarak yürüyüş için seferber olmasının yanısıra halkın çeşitli kesimlerinden de ilgi son derece yoğundu. 1995 yürüyüşe Güney’deki ülkelerden 20 kadının da katılımı, enternasyonal dayanışmanın örülmesinin önemine işaret etti. Aynı yılın ilerleyen tarihlerinde yapılan Beijing Konferansı, dünyanın pekçok ülkesindeki kadınların benzer sorunlar etrafında mücadele ettiğini gözler önüne serince, böylesi bir projenin yanlızca ulusal değil, uluslararası bir temelde örgütlenmesi fikri doğdu.
5 binden fazla örgüt
Bugün 157’yi aşkın ülke ve bölgeden kadınlar bu örgütlenmenin içinde temsil edilirken, 5000’den fazla örgüt imza vermiş ve 80’e yakın ulusal organizasyon komitesi kurulmuş durumda. Dünya Kadın Yürüyüşü azimli bir biçimde, yoksulluğu ve kadınlara karşı yöneltilmiş her türlü şiddeti ele alıyor. Talepleri temel -ve muhtemelen daha uzun yıllar boyunca da gerekli olacak- bir programı öne sürüyor. 17 Ekim 2000’de, Birleşmiş Milletler’in önünde gerçekleştirilecek olan uluslararası gösterinin, bu örgütlenmenin ‘tacı’ ama aynı zamanda başlangıcı olacağı dile getiriliyor.
En temel haklar için mücadele
Çoğu ülkede, en temel hakları için (su, yemek, barınak, ücretli iş, eğitim ve yurttaşlık hakları, çocuk doğurmayı seçme özgürlüğü vs...) mücdele vemek zorunda olan kadınlar, Dünya Kadın Yürüyüşü programı çerçevesinde, yoksulluğa ve şiddete karşı yeni seçenekler üretiyorlar. Kooperatifler, insan hakları grupları, ‘halk mutfakları’, birlikler, sendikalar ve kadın merkezleri kurarak, bu örgütlenmelerini birleştirmek ve daha güçlü bir hale getirmek istiyorlar.
Yürüyüş süresince kadınların neden baskı altında olduklarını ve nasıl kurtulabileceklerini sorgulamalarını sağlayacak yaygın bir bilgilendirme süreci, yoksulluğa ve kadınlara yönelik şiddete ilişkin taleplerin ulusal düzeyde tanımlanması ve bunların yaşama geçmesi için faaliyet yürütme, değişik kıtalardaki kadınlar arasındaki dayanışma duygularını geliştirmek için ortak eylemler düzenlenmesi gibi amaçlar da gerçekleştirilmeye çalışıldı.
Her kıtada, her ülkede eylem
Yoksulluğa ve kadın yönelik şiddete karşı belirlenen temel talepler etrafında örgütlenen proje, aynı zamanda her ülkenin kendi gündemine ve koşullarına göre projeye katılmasını da öngörüyor. Bu çerçevede dünyanın bir çok ülkesinde çeşitli eylemler düzenleniyor.
Örneğin, Afrika kıtasında Burundi’de, Tarım Emekçisi Kadınlar Günü olan 15 Ekim’de; Kongo’da 17 Ekim’de şehir merkezinin yanısıra kırsal kesimin tarihsel mekânlarında; Gine’de Ulusal Heyet’in önünde, 17 Ekim’de; Mozambik’te ülkenin hem kuzey kısmında hem de başkentte; Ruanda’da da yine 17 Ekim’de yürüyüşler düzenlenecek. Bu yürüyüşlerle birlikte talepler hükümet temsilcilerine bildirilecek.
Latin Amerika ve Karaip Adaları’nda da yine pek çok eylem örgütleniyor. Bolivya’da eylemler 11 Ekim’de başlıyor, çünkü bu tarih aynı zamanda Bolivya Kadınlar Günü. Özel programlar ve gösteriler tüm ülkede aynı anda örgütlenecek ve 17 Ekim’de merkezi bir yürüyüş ile Anayasa Mahkemesi’ne talepler bildirilecek.
Brezilya’da, 17 Ekim’de tüm bölgelerde gösteriler düzenlenecek. Ekvador’da 10-12 Ekim tarihleri arasında yürüyüşler ve gösteriler yapılacak. El Salvador’da büyük çaplı eylemlerin, 17 Ekim haftası boyunca yapılması bekleniyor. Yine; Haiti, Jamaica, Martinik, Peru gibi ülkelerde de merkezi gösteriler ve yürüyüşler yapılacak.
Kebek’te 9-13 Ekim tarihleri arası Kebek’in tüm bölgelerini kapsayan şenlikli yürüyüşler ve 14 Ekim’de Montreal’de yapılacak büyük bir gösteri olacak.
Avustralya’da “Kadınların Şarkı ve Dans Festivalleri” (kültürler arası) 7 Ekim’de başlayacak. Çeşitli sendikal eylemler de bu projeye destek amacıyla örgütlenecek ve 17 Ekim’de kadın örgütleri tarafından düzenlenen eğitim seminerleri verilecek.
Bangladeş’te, Dhaka’da bulunan Dünya Bankası temsilciliğinin önünde 17 Ekim’de büyük bir eylem yapılacak. Hong Kong’ta ise, 15 Ekim’de Asyalı göçmen kadınlar bir eylem koyacak, aynı zamanda, kadın ticaretini simgeleyen binlerce mor kâğıt gül dağıtılacak. Japonya, Hindistan, Pakistan, Nepal gibi ülkeler de çeşitli eylemlerin düzenleneceği ülkeler arasında.
14 Ekim’de Brüksel’de
Avrupa’nın çoğu ülkesinde düzenlenecek yürüyüş ve gösterilerin yanısıra Brüksel’de 14 Ekim tarihinde tüm Avrupa’yı kapsayan büyük bir gösteri ve yürüyüş örgütlendi. DİDF (Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu) da tüm kadınlara bu yürüyüşe katılma çağrısında bulundu.
Arap ülkeleri Mısır, Jordan, Lübnan, Fas ve Yemen’de de pekçok gösteri ve yürüyüş yapmanın hazırlığı var.
Toplumun diğer kesimleri gibi kadınlar da, emperyalizmin, küreselleşme ve yeni dünya düzeni gibi politikalarla dünyayı içine soktukları girdaptan hoşnut değiller. Bunu dile getirmek için her türlü yolu denemeye de kararlılar.

Başa dön


Yürüyüşün talepleri
Tüm devletler yoksulluğu ortadan kaldırmayı amaçlayan bir yasal çerçeveyi ve stratejileri kabul etmeli; eğitim, iş, ücret adaleti ve eşitliği, sendikalaşma, güvenli içme suyu, düzgün ev, sağlık bakımı ve sosyal güvenceyi insanlara birer sosyal hak olarak sağlamalı
Spekülasyondan Tobin vergisi alınmalı ve bu verginin aktarıldığı fon sosyal gelişim için ayrılmalı ve aşırı yoksulluk içerisinde yaşayan 1.3 milyar insanın ve bunların yüzde 70’ini oluşturan kadınların kullanımına öncelik veren bir fon olmalı
Güney ülkelerinde IMF’nin yapısal uyum programlarına son verilmeli. Sosyal bütçelerde ve kamu hizmetlerindeki kesintilere son verilmeli
MAI (Çok Taraflı Yatırım Anlaşması) reddedilmeli
Gezegenimizdeki en fakir 53 ülkenin borçları hemen silinmeli. Uzun vadede tüm üçüncü dünya ülkelerinin borçları silinmeli
Büyük güçler tarafından birçok ülkeye empoze edilen ve başta kadınları ve çocukları etkileyen ambargolar ve blokajlar kaldırılmalı
Başlık parası, kadın sünneti, kadınların kapanmaya zorlanması, kız çocuklarının seks turizminde kullanılması, bekaret kontrolü gibi çağdışı uygulamalara son verilmeli
Kadınlara yönelik sınıfsal ve cinsel sömürü ile şiddetin bütün biçimleri ortadan kaldırılmalı ve bu konuda somut adımlar atılmalı
Bütün devletler bir kadının kendi kaderini tayin etme, bedeni ve doğurganlığı üzerinde denetim sahibi olma hakkını tanımalı
BM, kadınların ve çocukların haklarıyla ilgili sözleşmeleri ve anlaşmaları çekince düşmeden kabul etmeleri ve uygulamaya koymaları için üye devletler üzerinde baskı oluşturmalı
Tüm devletler konvansiyonel, nükleer ve biyolojik silahlara ilişkin silahsızlanma politikalarını kabul etmeli ve uygulamalı
Cinsiyetçi ayrımcılığa, eziyete ve cinsel şiddete maruz kalan kadınların iltica hakkı kabul edilmeli
Devletler kültürün tek tipleştirilmesi ve kadının medyada, pazarın gereksinimlerine göre uyarlanmalarına bir son vermeli

Başa dön


|
|

|
Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat) Fax: +90 212 665 69 43 - 44
E-mail: posta@evrensel.net

|
|