|
|

|
           

Öğretmene cendere
Diyarbakır’da 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü kutlamaya hazırlanan eğitim emekçileri gözaltına alındı, yapmak istedikleri şenlik yasaklandı.

Türkiye’den öğretmen manzaraları
Eğitim sisteminden kaynaklanan sorunlar nedeniyle birçok sorunla yüzyüze kalan öğretmenler, yaşamlarını sürdürebilmek için türlü yollara başvuruyor.

Kıskaç genelgesine tepki
TİS süreci devam ederken, İçişleri Bakanlığı’nın bir genelgeyle, IMF’nin belirlediği orandan fazla zam yapan belediye başkanları hakkında soruşturma açılmasını istemesi tepkiyle karşılandı.

Emekçiler ‘zorunlu tasarruf’larını istedi
İşçi ve emekçiler, 3147 sayılı Çalışanları Tasarrufa Teşvik Hesabı Kanunu uyarınca 12 yıldır ücretlerinden ‘zorunlu’ kesintilerin artık geri ödenmesini istiyor.


Öğretmene cendere
Eğitim-Sen Genel Örgütlenme Sekreteri Emirali Şimşek, Diyarbakır şubelerinin basılmasının ve 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü nedeniyle yapılmak istenen şölenin yasaklanmasının, “en temel insani istemlere ve evrensel değerlere bile tahammül edilemediğini” gösterdiğini belirtti.
Eğitim-Sen Diyarbakır Şubesi’ne önceki gün gelen güvenlik şube ekipleri, sendika binasında bulunan tüm yöneticileri gözaltına aldı. Sendika binasında bulunmayan yöneticiler ise görev yaptıkları okullardan gözaltına alındılar. Gözaltına alınan Figen Aras, Nesip Gültekin, Hüseyin Kaya, Müzeyen Akıncı, Ali Erdemirci ve Medeni Kaya’nın halen gözaltında tutulduğu bildirildi. Aynı gün Eğitim-Sen tarafından 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü nedeniyle yapılacak olan şölen, tüm yasal işlemleri tamamlanmış olmasına rağmen valilik kararıyla iptal edildi.
‘İktidarın duvarına çarptık’
Eğitim-Sen Genel Örgütlenme Sekreteri Emirali Şimşek, KESK Diyarbakır Şubeler Platformu ve İHD Diyarbakır Şubesi yöneticileri dün Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde basın toplantısı düzenledi. 150 emekçinin katıldığı basın toplantısında konuşan Şimşek, siyasal iktidarın emekçilere yönelik ekonomik yoksullaştırma ve köleleştirme politikalarıyla antidemokratik politikaları iç içe geçirerek, her geçen gün yoğunlaştırdığını belirtti. Şimşek, “5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü kutlamak isteyen Eğitim-Sen Diyarbakır Şubesi yine iktidarın o bilinen yasaklı duvarına çarptı. 20 yıldır olağanüstü koşullarda yaşayan ve on yıldır hak ve özgürlük mücadelesi yürütmeye çalışan bölge emekçileri, bu hukuk dışı uygulamaları kanıksar oldular” dedi.
Şölen davetiyelerinde Kürtçe ve Türkçe çağrı yapılmasını gerekçe göstererek valilikin iptal kararı vermesini kınayan Şimşek, bölge emeçilerinin sendikal faaliyetlerinin sürekli engellendiğini vurguladı. Şimşek, genel başkanları Alaattin Dinçer’in de aralarında bulunduğu bir heyetle Bingöl, Mardin ve Diyarbakır’ı kapsayan gezi düzenleyeceklerini açıklayarak, Eğitim-Sen Şubesi’ne karargâh kuracaklarını ve gelişmeleri oradan değerlendireceklerini belirtti. Şimşek, diğer illerde olduğu gibi Diyarbakır’da da mücadele yürütmekte kararlı olduklarını dile getirdi.
KESK Şubeler Platformu Sözcüsü Murat Karakuş ise, bu tür antidemokratik uygulamalar karşısında sessiz kalmayacaklarını belirterek, Eğitim-Sen’i kitlesel olarak ziyaret ederek dayanışma içerisinde olacaklarını söyledi. İHD Bölge Temsilcisi Hanefi Işık da, Türkiye’de ikili bir yönetim anlayışının olduğunu kaydetti.
Basın açıklamasında ayrıca, Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği (THAYDER)’nin de OHAL yasasının 11/c maddesine dayanılarak 3 ay süreyle kapatıldığı ve arşivlerine el konulduğu duyuruldu.

Başa dön


Türkiye’den öğretmen manzaraları
Şebnem Turhan
Eğitim emekçilerinin dayanışma günü olan 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü, Türkiye’de de Eğitim-Sen’in öncülüğünde kutlanıyor. Eğitim-Sen Genel Sekreteri Kemal Ünal, 12 Eylül döneminde, onbinlerce öğretmenin örgütü olan TÖB-DER’i kapatan, onbinlerce öğretmeni baskı altında tutan, binlercesini cezaevlerine tıkan, yüzlercesini vatanından yurdundan eden zihniyetin dayatması olan 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne karşı çıktıklarını ve öğretmenler günü olarak 5 Ekim’i kabul ettiklerini söyledi.
2000 yılı Dünya Öğretmenler Günü kutlaması için uluslararası kuruluşlar UNESCO, ILO, UNDP ve UNICEF’in yaptığı ortak açıklamada, öğretmenlerin öğrencilerin yeteneklerinin gelişmesinde büyük bir rol oynadığı vurgulanarak, öğretme ve öğrenme ufkunun insan hakları, barış eğitimi gibi değerler eğitimi alanını da kapsayarak geliştiğine dikkat çekildi. Öğretmenlerin hizmet ettikleri grup ve toplulukların desteğine ihtiyacı olduğuna işaret edilen açıklamada, Dünya Öğretmenler Günü vesilesiyle dünya toplumlarından, parlamenterlerden, anne-babalardan, medyadan ve kitle örgütlerinden öğretmenlere destek vermeleri istenildi.
Mücadele günü
Eğitim-Sen, Türkiye’de 19 il ve ilçede şölenler ve panellerle Dünya Öğretmenler Günü’nü kutlayacak. “5 Ekim’i 2001 yılı bütçesinde kamu emekçilerine öngörülen yoksulluk ve sefalet ücretine karşı mücadelenin öne çıkarıldığı ve bu mücadelenin startının verildiği bir gün” olarak değerlendirdiklerini belirten Eğitim-Sen, ayrıca öğretmenler günü afiş ve “Eğitim Emekçilerinin Yoksulluk Belgesi” isimli bir broşür çıkardı.
Özellikle 12 Eylül 1980’den sonra oluşturulan toplumsal ve sosyal yaşamın, eğitim-öğretim alanını da yeniden yapılandırdığının belirtildiği broşürde, bu sonuçların ise öğretmenlerin meslek ideallerini ortadan kaldırdığı vurgulandı. “İş kolumuzda yaşanan bütün bu kirlenme ve yozlaşmaya karşı çıkanlar sürekli baskı altına alınmış, örgütlenmeleri, birlikte tavır almaları ve taleplerine sahip çıkmaları suç sayılıp, cezalandırılmıştır” görüşüne yer verilen broşürde, bütün bu sindirme, susturma ve cezalandırma politikalarına karşın eğitim emekçilerinin örgütlenerek sorunlarına sahip çıktıkları kaydedildi.
24 Kasım değil 5 Ekim
Dünya Öğretmenler Günü dolayısıyla görüştüğümüz Eğitim-Sen Genel Sekreteri Kemal Ünal, öğretmenler gününü 4 yıldır hem eğitim emekçilerinin sendikal hak ve özgürlük mücadelesini yükseltmek, hem de uluslararası eğitim emekçileriyle dayanışmanın öne çıkarıldığı bir gün olarak kutladıklarını kaydetti. Kitlesel şölenler planladıkları bilgisini veren Ünal, yaklaşık 100 bin Eğitim-Sen üyesinin ortak duygu ve yoğun bir çalışma içerisinde olduğunu dile getirdi.
“Esas olarak 5 Ekim’i, bizim açımızdan 2001 bütçesi, KHK artık yeni baskı yasası diye ifade edebileceğimiz türden girişimler, zorunlu tasarruflarımız ve diğer sendikal örgütlenmemize ilişkin konuların ele alındığı, çözümleri için çabalarımızın, çalışmalarımızın yoğunlaştığı bir gün olarak algılıyoruz” diyen Ünal, 5 Ekim’i sadece bir gün kutlama şeklinde değil, gelecekte elde edilecek kazanımların altını çizen önceki kazanımları hatırlatan bir gün olarak değerlendirdiklerini söyledi.
Ülkede kutlanan 24 Kasım Öğretmenler Günü’nün 12 Eylül döneminin bir ürünü olduğuna dikkat çeken Ünal, “12 Eylül döneminde, onbinlerce öğretmenin örgütü olan TÖB-DER’i kapatacaksınız, onbinlerce öğretmeni baskı altında tutacaksınız, binlercesini cezaevlerine tıkacaksınız, yüzlercesini vatanından yurdundan edeceksiniz, arkasından da hemen bir iki yıl içerisinde hiç bunları yapmamış gibi öğretmenlere bir gün vereceksiniz. Bizim karşı çıktığımız nokta bu” dedi. Ünal, 24 Kasım’ın öğretmenlerin iradesi dışlanarak belirlendiğinin altını çizdi. Eğer kutlanacak bir gün varsa dünya çapında kabul görmüş olan bir gün olan 5 Ekim’in kutlanması gerektiğini kaydeden Ünal, “Biz 24 Kasım’ı kutlama olarak değil, eğitim emekçilerinin sendikal hak ve özgürlükler, demokratik bilimsel laik eğitim mücadelesinin gündeme getirildiği, bu anlamda onlarca yıldır eğitimi, eğitim emekçilerini tahrip eden politikaların arkasında imzası bulunanları teşhir etmek bunlara karşı mücadele edeceğimiz bir gün olarak algılıyoruz” dedi.

Başa dön


Kıskaç genelgesine tepki
İçişleri Bakanlığı tarafından valiliklere gönderileren ve toplu iş sözleşmelerinde işçi ücretlerine IMF tarafından öngörülenden fazla zam yapan belediye başkanları ile memur statüsündeki kamu emekçileriyle toplusözleşme imzalayan belediye başkanları hakkında soruşturma açılması istenen genelgeye, Belediye-İş Sendikası’ndan tepki geldi.
Belediye-İş Sendikası Genel Sekreteri Ali Başdemir, İçişleri Bakanlığı’nın kendi görüşünü dayandırdığı 6772 sayılı kanunun yalnızca 112 günlük ikramiyeyi kapsadığını, bu kanunun toplu iş sözleşmesiyle hiçbir ilgisinin olmadığını hatırlattı.
Genelgeyi hazırlayanların önce kendilerine bakmaları gerektiğini söyleyen Başdemir, “Sözleşme imzalamak hangi yasaya aykırı merak ediyorum” dedi. Genelgede ileri sürülenlerin ve soruşturmaların hiçbir geçerliliği olmadığını dile getiren Başdemir, caydırmaya yönelik politikalarla sözleşmelerin engelenemeyeceğini ifade etti.
Belediye-İş Sendikası Toplu İş Sözleşmesi Daire Başkanı Nihat Ayçicek ise Bakanlar Kurulu tarafından 6772 sayılı yasa ile belirlenen ikramiye tavanının 112 gün olduğunu belirterek, belediyelerin bunun dışına çıktıklarını düşünmediğini ifade etti. Kamu emekçilerinin, ILO ve uluslararası sözleşmeler gereği sözleşme imzalamaya haklarının olduğunu söyleyen Ayçiçek, Türkiye’nin yasal düzenlemeleri yapıp bu durumu aşması gerektiğini belirtti. Kamu emekçileriyle sözleşme imzalayan belediyelerede teşekkür eden Ayçiçek, böyle bir genelgenin yayınlamasının, açıktan politikalarını hayata geçiremeyen hükümetin, IMF’nin acı reçete ve talimatlarını uygulamak için çirkin politikalarını allayıp pullayıp çalışanların karşısına çıkarmak istediğini söyledi.
Kamu çalışanlarının ve tüm işçi kesimlerinin bu dayatmalara hayır diyecek gücü ve kuvvetinin olduğunu belirten Ayçiçek, yüzde 25’lik oranlara itibar etmediklerini, bundan sonra da daha iyi yaşam koşulları için uğraşlarının süreceğini ifade etti.

Başa dön


Emekçiler ‘zorunlu tasarruf’larını istedi
İşçi ve emekçiler, 3147 sayılı Çalışanları Tasarrufa Teşvik Hesabı Kanunu uyarınca 12 yıldır ücretlerinden ‘zorunlu’ kesintilerin artık geri ödenmesini istiyor.
1988 yılından beri yapılan kesintilere uygulanan nema oranı 10 yılda 14 kat artarken enflasyon 72, dolar 300, hazine bonosu da 427 kat arttı.
Zorunlu tasarruf uygulaması haziran ayında İşsizlik Sigortası Kanunu’nun yürürlüğe girmesinin ardından kaldırıldı, ancak fondaki paranın hak sahiplerine geri ödemesine ilişkin herhangi bir plan açıklanmadı.
Kesintilerin piyasa faizi altında nemalandırılması sonucu her çalışanın ortalama 1,6 milyar kaybı olduğunu belirten emekçiler, dün yaptıkları eylemlerle hesaplarındaki paranın dökümünü istediler. Emek Platformu Başkanlar Kurulu’nun aldığı karar doğrultusunda çeşitli illerde Ziraat Bankası önünde eylem yapan emekçiler, hükümeti istifaya çağırdı.
Ankara Emek Platformu’na bağlı örgütlere üye 250 kişi dün Ziraat Bankası Kızılay Şubesi’nin önünde toplanarak, “Emek düşmanı hükümet istifa”, “Zorunlu tasarruflar gasp edilemez”, “Direne direne kazanacağız”, “Tasarruflar hakkımız, söke söke alırız” sloganlarını attı.
Burada bir açıklama yapan KESK MYK Üyesi Hasan Hayır, hükümetin Meclis iradesini bile atlayarak Cottarelli’nin bütün isteklerini harfiyen yerine getirdiğini söyleyerek, verilecek dilekçelerle çalışanların birikimlerinin akıbetini soracaklarını kaydetti. Dilekçelerle, iç ve dış borç faiz ödemelerinde gösterilen hassasiyetin, çalışanların sorunlarının çözülmesi konusunda da gösterilip gösterilmediğini öğreneceklerini belirten Hayır, kendi çıkardığı hazine bonolarına yüzde 135 faiz uygulayan hükümetin, çalışanın tasarrufuna yüzde 3 gibi komik bir faiz ödediğini ifade etti. Hayır, “Hükümet bu uygulamalara devam ettikçe biz emekçiler daha kitlesel bir mücadele programına başlayacağız. Ne KHK’lar ne de grev iptalleri bizim bu mücadelemizi engelleyemeyecek” dedi.
Çalışanlar daha sonra, işyerlerinden topladıkları dilekçeleri, gruplar halinde banka yetkililerine teslim ettiler.
Eskişehir
Eskişehir Emek Platformu üyeleri, dün Ziraat Bankası Merkez Şubesi’ne giderek, zorunlu tasarrufların dökümünü istedi. Örgüt yöneticileri üyelerinin dilekçelerini Ziraat Bankası yetkililerine verdi. Ziraat Bankası önünde kısa bir açıklama yapan Emek Platformu Dönem Sözcüsü İbrahim Akgün, her çalışanın tasarruf hesabında birikmiş olan hesabın düzenlenerek çalışanlara bildirilmesini isteyerek, “Haklarımızın takipçisi olacağız” dedi.
İzmit
KESK Kocaeli Şubeler Platformu üyesi kamu emekçileri de Ziraat Bankası önünde yaptıkları eylemle hükümeti protesto etti. 200 kişinin katıldığı eylemde, Ziraat Bankası yetkililerine 1500 dilekçe verildi. KESK Dönem Sözcüsü Nihat Değer, “Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde görülmeyen bir kesinti yapıldı. Hangi demokratik ülkede çalışanlara zorla tasarruf yaptırılır, siyasi iktidarlar çalışanlardan zorla kestikleri birikimleri gasp ederler” dedi. Eylem “Zorunlu tasarruf hakkımız gasp edilemez”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz”, “Kahrolsun IMF, yaşasın tam bağımsız Türkiye” şeklinde slogan atıldı.
Mersin
Mersin Emek Platformu’nun eylemine de yaklaşık 500 işçi ve emekçi katıldı. Polsin yoğun güvenlik önlemi aldığı eylemde kamu emekçileri zorunlu tasarruflarının derhal ödenmesini isteyerek, aksi halde eylemlerinin devam edeceğini söylediler. İşçiler eylemin ardından beşerli gruplar halinde dilekçelerini vererek eyleme son verdiler.
Tunceli/Kilis
Tunceli’de Ziraat Bankası önüne gelen Tunceli Sendikalar Platformu üyesi yüzlerce kamu emekçisi hep birlikte dilekçelerini verdiler. Kayseri’de de KESK Şubeler Platformu’nun çağrısıyla bir araya gelen kamu emekçileri Ziraat Bankası önünde toplanarak hesap dökümlerini isteyen dilekçeleri verdiler. Kilis’te ise, Eğitim-Sen ve BES şube yönetimleri ildeki bütün kamu emekçilerine zorunlu tasarruf fonundaki hesaplarının dökümünü isteme çağrısı yaptı.

Başa dön


|
Bakırköy’de MHP terörü
Bakırköy sahilinde, “Sahil kafetarya”yı işleten Haydar Pilavcı, MHP Bakırköy İlçe Teşkilatı yöneticileri ve üyeleri tarafından 3 yıldır ölümle tehdit ediliyor. Pilavcı’dan, kafetaryasını terk etmesini isteyen MHP’liler, bu isteklerinde başarılı olamayınca Pilavcı’yı 500 milyon haraca bağlamak istediler. Pilavcı’nın yaşadıklarından Bakırköy Savcılığı ve Karakolu da haberdar.
DİSK: Emekçinin kayıpları ne olacak?
DİSK Genel Sekreteri Murat Tokmak, “Eylül ayı için açıklanan enflasyon rakamı, emekçilerin başından beri ileri sürdüğü görüşlerin haklılığını ortaya koymaktadır” dedi. Tokmak yaptığı yazılı açıklamada, eylül ayında gerçekleşen yıllık enflasyonun, hükümetin koyduğu enflasyon hedefinin iki katı olarak gerçekleştiğini belirtti.
Kalıcı mezarlar yapılıyor!
Kalıcı konutların yeri konusundaki rezaletten sonra şimdi de inşaatların depreme dayanıklı yapılmadığı ortaya çıktı. TMMOB yönetimi, kalıcı konutlarda siyasi rantın ön plana çıkarıldığını belirterek, “Kalıcı konutlar deprem bölgesinde evleri yıkılan insanların ömür boyu yaşayacakları yerler mi olacak, yoksa kalıcı mezarları mı?” sorusunu yöneltti.
Genel-İş Tunceli’de toplanacak
DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası’nın Genişletilmiş Başkanlar Kurulu Tunceli’de toplanacak. 6-8 Ekim arasında yapılacak toplantıya Genel Yönetim Kurulu üyeleri, bölge şube başkan ve sekreterleri ile şube başkanları katılacak. Tunceli Belediyesi Toplantı Salonu’nda Genel Başkan İsmail Hakkı Önal’ın konuşmasıyla başlayacak toplantıda sendikal faaliyetlerin yanı sıra ekonomik, sosyal ve siyasal gündem üzerine görüşmeler yapılacak.
|
|

|