
|
Eski yazılar
Sadık Çakıcı - sadik@evrensel.net
|
Güvenlik hepimizin sorunu |
Son zamanlarda televizyonlarda en sık rastladığımız reklamlar internet ile ilgili olanlar. Bunların çoğunluğunu servis sağlayıcıların reklamları oluşturuyor. Tüm bu yoğunlaşma belirli bir ihtiyacın ürünü olarak öne çıkıyor. Ancak bu, toplumun talebiyle oluşan bir ihtiyacın ürünü değil. Daha bir yıl öncesine kadar adı duyulmayan internetin sağladığı yararların bugün farkına varıldı. Ülkemizin bu gelişen pazarını keşfeden şirketler de ardı ardına internet hizmeti sunmaya koyuldular. İnterneti yaygınlaştırma çabası içinde olanların temel gerekçesi: Çağdaşlaşma. Yalnız, bunu öne sürenler herhalde bazı şeyleri görmüyorlar veya görmek istemiyorlar. Türkiye’de sanal ağdan daha hızlı yayılan yoksulluk ağı var! Şu anda internetle ilgili değişik kurul ve komisyonlar oluşturulmuş oldu. Türkiye’deki kullanıcı sayısının ise 1 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor.
***
Bu konudaki yasal ve kurumsal boşluklarda bir an önce doldurulmaya çalışılıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi Bilgi ve Bilgi Teknolojileri Kurulu tarafından hazırlanan “Bilgi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı hakkındaki kanun tasarısı taslağı” kurulun son toplantısında üyelere sunularak tartışmaya açıldı. “Madem sanayi toplumu olamadık o zaman bilgi toplumu oluruz” gibi bir mantıkla ve de hırsla, “bilgi” her sorunu çözecek altın bir anahtar gibi gösterilmeye çalışılıyor. Ortaçağın eğitim kurumlarının zihniyetiyle yönetilen üniversitelerde verilen ve üretilen bilginin durumu internetten alınacak bilginin durumunu gösterir niteliktedir.
***
Bu konudaki yasal girişimlere bir örnekte Milli Savunma Bakanlığı’nın iki yıl önce çalışmalarını başlattığı ve devletin bilgi güvenliğini sağlamak üzere bir Ulusal Bilgi Güvenliği Teşkilatı oluşturulmasını hedefleyen “Ulusal Bilgi Güvenliği Yasa Tasarısı”. Bu tasarı diğer girişimlerden farklı olarak oldukça eleştiri almıştır. Henüz tasarının içeriği kesin olarak belirlenmemesine rağmen internette RTÜK benzeri bir yapıyı oluşturabileceği gözüyle bakılıyor.
***
İnternetle ilgili Türkiye’de açılan bir davaya baktığımızda bu konuya ilişkin biraz daha fikir edinebiliriz. Bu, Mayıs 1998 yılında 18 yaşındaki Emre Ersöz’ün bir internet mesajı ile Türk polisine hakaret etmekten dolayı açılan bir davaydı. Türk Ceza Yasası’nın 159’uncu maddesine göre 10 ay hapse mahkum edildi ve cezası ertelendi. Bunu yanında yakın zamanda İçişleri Bakanlığı’nın valiliklere gönderdiği genelgeler ile internet cafelere yasaklamalar getirildi. Bu tür uygulamalar tasarı yasalaştığı takdirde bu yasayı ihlalden açılan davaların Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nde görüleceği izlenimini uyandıran olgulardır.
***
“Ulusal Bilgi Güvenliği” yasa tasarısının bir sonraki adımını şu sıralar İngiltere’de hazırlanan bir başka tasarı gösteriyor gibi. İngiliz hükümeti, internet üzerinden işlenen suçlara karşı bütün e-postaların denetlenmesine izin veren bir yasa tasarısı hazırladı. Hükümetin amacı, istihbarat servisi MI-5’ın Londra’daki merkezine kuracağı bir sistemle sanal dünyayı sürekli olarak izlemeye almak. Yani herşey dinlenecek. Bu tür uygulamalara toplumsal bir tepki gösterilmedikçe, Tele-kulak adıyla anımsadığımız skandalın muhtemelen yasal bir zemine kavuştuğunu göreceğiz.

|
Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat) Fax: +90 212 665 69 43 - 44

|
E-mail: posta@evrensel.net

|
|