www.evrensel.net  |  emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Birleşmenin perde arkası
Almanya’nın en büyük bankası Deutsche Bank ile üçüncü büyük bankası Dresdner Bank’ın birleşerek dünyanın en büyük bankasını kurmalarının yankısı sürüyor.

Sebze-meyveye bayram zammı
Soğuk hava ve kurban bayramının yaklaşmasıyla birlikte üretim merkezlerinde, toptan sebze ve meyve fiyatları yükselmeye başladı.


Birleşmenin perde arkası
Ufuk Altun
Deutsche Bank ile Dresdner Bank’ın birleşerek dünyanın bir numaralı bankası olmasının ardından ekonomi ve borsa çevresi birleşmeyi değerlendiren açıklamalarda bulunuyorlar. Değerlendirmelerde görüş birliğine varılan nokta, bankacılık alanında yeni bir dönemin başladığı yönünde. Bankerler bir taraftan yatırım bankacılığı altında işletmelere emek gücünün nasıl daha fazla sömürüleceği, işçilerin ve emekçilerin haklarının nasıl tırpanlanacağı konusunda danışmanlık yapacaklar. Diğer taraftan ise sosyal devletin tamamen tasfiyesi ve sosyal güvenlik sisteminin özelleştirilmesiyle işçi ve emekçilerin birikimlerine, özel emeklilik sigortası, hayat sigortası gibi “hizmetlerle” el koyacaklar.
“Deutsche Bank’ın savaş kasası tıka basa doldu”, “Bankacılık sektöründe yeni bir dönem başlıyor” başlıklı yorumlarda, iki banka ve bir sigorta devinin yeni bir banka oluşturması değerlendiriliyor. Değerlendirmelerde dikkat çeken iki nokta, “Deutsche Bank AG - Berater Bank”ın bir yatırım bankası olacağı ve “yeni yüzyılı kapitalizmin yüzyılı” ilan eden mali sermayenin bankacılık sektörüne biçtiği görevler.
“Güçlü olan zayıf olanı yutar” ve “Sermaye sürekli büyümek zorundadır” tespitinden yola çıkan bankerler, dünya genelinde şirketlerin birleşmesinde söz sahibi olmak, yutmaları denetlemek için birbirleriyle kıyasıya rekabetteler.
Yeni güç
“Savaş Kasası” kavramı, bankacılıkta “bir başka ülke sınırları içerisindeki bir işletmenin yutulması için yedeklenmiş para ve hisse senedi” anlamına geliyor. Kısa bir süre önce Basel Uluslararası Ödemeleri Eşitleme Bankası hazırladığı raporda, Alman bankalarının kredi verme, yatırımlarda danışmanlık, kefil olma gibi alanlarda Japon bankalarına karşı ciddi adımlar atmaya hazırlandıklarını ve Japon bankalarını dünya birinciliğinden indirmeyi hedeflediklerini yazmıştı. Deutsche Bank’ın Şefi Breuer’in, perşembe günkü basın toplantısında yeni bankanın 33 milyar Euro’luk bir sermaye birikimi ile küresel oyuncu olacağını ilan etmesi, bir anlamda diğer bankalara ‘hodri meydan’ anlamına geliyor.
Emeklilik kârlı bir alan
Bir diğer nokta ise, iki bankanın birleşmesinde önemli bir rol oynayan sigorta devi Allianz. Erlangen Üniversitesi Mali Sermaye Uzmanı Profösör Wolfgang Gehrke, birleşmeden en kârlı çıkan tarafın Allianz olduğunu söylüyor. Sosyal devlet olgusunun giderek yok edilmeye çalışıldığı bir süreçte bir sigorta tekelinin bankacılık sektörüne neden doğrudan el attığı da ortaya çıkıyor. Allianz’ın iki bankanın birleşmesinin ardından Deutsche Bank’a ait ‘Deutsche Bank 24’ bankasının idaresini üstlenmesi, Gehrke tarafından şöyle yorumlanıyor:
“Emeklilik sisteminin özelleştirilmesi sorunu ile karşı karşıya olduğumuz göz önüne alınırsa, yaşlılıkta güvencenin ileriki süreçte en önemli yatırım alanı olacağı kesin.”
Sosyal devletin tamamen tasfiyesi ile eğitimin, tedavinin, sağlık hizmetlerinin yaşlılıkta güvencenin sadece parası olana verilmesinin koşullarını hazırlayan sermaye kesimleri, bu doğrultuda gerekli adımları da atıyorlar.
Hayat sigortaları, özel emeklilik sigortaları, hastalık sigortaları gibi özel sigortacılık alanlarında önder olan Allianz, sigortacılıkla banka hizmetini birleştirerek piyasadaki konumunu daha da sağlamlaştırmayı hedefliyor. Allianz’ın idaresini üstleneceği Deutsche Bank 24, önümüzdeki yıllarda internet bankacılığı alanında yatırımlarını artırarak müşteri ağını 10 milyon sınırına çıkarmayı hedefliyor. Bu, “Geleceğinizi güvence altına alın” reklamı ile müşteri avına çıkan Allianz için 10 milyon özel emeklilik poliçesi, 10 milyon özel sağlık poliçesi, 10 milyon hayat sigortası poliçesi anlamına geliyor.

Başa dön


Sebze-meyveye bayram zammı
Soğuk hava ve kurban bayramının yaklaşmasıyla birlikte üretim merkezlerinde, toptan sebze ve meyve fiyatları yükselmeye başladı. “Türkiye’nin turfanda sebze ambarı” olarak nitelendirilen Antalya yöresinde 10 gün kadar önce, kilosu 250 ile 380 bin liradan satılan domatesin fiyatı 350 ile 550 bin liraya kadar yükseldi.
Türkiye’nin turfanda sebze üretiminin yüzde 60’ının gerçekleştirildiği yöreden, Antalya Toptancı Hali’ne gelen ürün miktarında görülen azalma arz-talep dengesinin bozulmasına ve fiyatların yükselmesine yol açtı. Hale en çok gelen ürünlerden sivri biberin kilosu 10 günde 350-470 bin liradan, 550-730 bin liraya çıktı.
Antalya yöresindeki önemli üretim merkezlerinden biri olan Mavikent’te üreticiler ise, fiyatların yükselmesinin kendilerini ilgilendirmediğini ve bundan memnun olmadıklarını söylediler. Seracı Alim Yüceldirek fiyatların bir haftadan beri yükselişe geçtiğini doğrulayarak, bunun hava koşullarıyla ilgili olduğunu, bayram tatilinin fiyatları etkilemediğini belirtti.
Uzun bayram tatillerinde, vatandaşların bir bölümünün tatile çıktığını ve tüketimin azaldığını kaydeden Yüceldirek, bu nedenlerle fiyatların yükselmediğini aksine düştüğünü söyledi. Yüceldirek, girdi fiyatlarının yüksekliğinden de yakınarak, 1 gram biber tohumunun 11 milyon lira, bir gram domates tohumunun da 7-8 milyon liraya satıldığını, 1 dönümlük seranın 3 gün süreyle ısıtılması masrafının da 50 milyon lirayı geçtiğini vurguladı.
Geçtiğimiz ramazan bayramı öncesinde, Antalya Toptancı Hali’nde fiyatlar, üreticilerin bayram öncesi fiyatların yükseleceği beklentisiyle, bol miktarda ürün toplaması yüzünden düşmüştü. Bayram tatiline kısa süre kalan yükselen sebze fiyatlarının, bayram öncesindeki seyri, üreticinin tutumuna bağlı olarak değişebileceği de belirtiliyor.

Başa dön


TZDK’yı özelleştirilme çalışmalarına tepki
Türk Metal Sendikası Sakarya Şube Başkanı Kadem Gider, özelleştirilecek olan Türkiye Zirai Donatım AŞ (TZDK)’ye ait fabrikanın, yok pahasına satılmak istendiğini öne sürdü. Kadem Gider, özelleştirme kararı alınan TZDK’nın, bilinçli olarak zarar ettirilip özelleştirme kapsamına alındığını belirterek, “POAŞ’ta olduğu gibi, TZDK da birilerine peşkeş çekilmek için zarar ettirildi” dedi. Gider, mayıs ayında 16 kuruluşla birlikte TZDK’nın da özelleştirileceğini hatırlattı.
Kaçak elektriğe ağır ceza
Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ (TEDAŞ) Genel Müdürü Osman Nuri Doğan, elektrik kayıp ve kaçaklarlarına karşı büyük bir mücadele başlattıklarını belirterek, “Kaçak elektrik kullanan çarpılacak” dedi. Doğan, şu anda tahsil edilemeyen alacaklar toplamının 350-400 trilyon lirayı bulduğunu söyledi. Elektrik ücretlerini tahsil edemedikleri için TEAŞ’a 300 trilyon liraya yakın borçları biriktiğini belirten Genel Müdür Doğan, bu durumun üretim dengesini bozacak düzeylere ulaştığını belirterek, vatandaşlardan yardım istedi. Doğan, kaçak elektrik kullanan kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmaya başladıklarını belirterek, “Kamu malını çalmanın suçu, ‘7 yıla kadar hapis’ ve ‘kamu hizmetlerinden men’e kadar varıyor” dedi.
ATB’den hayvancılık kongresi
Ankara Ticaret Borsası (ATB), hayvancılığın sorunlarını tartışmak ve çözüm yolları araştırmak için 3 gün sürecek “Hayvancılık Kongresi” düzenliyor. Kongre, Kızılcahamam Patalya Otel’de 31 Mart ile 1-2 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp’in yanı sıra, siyasi parti temsilcilerinin de katılacağı kongrede üç gün boyunca 9 oturum gerçekleştirilecek. Bu oturumlarda “Türkiye’de Cumhuriyet’ten Bugüne İzlenen Hayvancılık Politikaları”ndan, “Hayvancılıkta Çayır-Mera ile Kaba Yem Gereksinimi ve Yem Sanayii” ve Türkiye’de Hayvan Hareketleri, Kaçak Kesimler, Hayvansal Ürünlerde Gıda Güvenliği ve Halk Sağlığına” kadar birçok sorun büyüteç altına alınacak.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net