www.evrensel.net  |  emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Baskıyla çalıştırılıyoruz
14 Mart Tıp Bayramı yaklaşırken, sağlık emekçileri de yaptıkları eylemlerle sorunlarını dile getirmeye devam ediyor.

Adana’da da protestolu kutlama
Çalışma ve yaşama koşullarının düzeltilmesini isteyen 100’ün üzerinde sağlık emekçisi, dün Adana’da da eylem yaptı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’na
   açık mektup

Kadroya geçmeleri için ‘Devlet memurluğu imtihanına girmeniz gerekir’ deyip, paralarını aldık. İmtihana 15 gün kala genelge ile ‘Kadro vereceğiz’ deyip imtihana sokmadık...


Baskıyla çalıştırılıyoruz
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile SSK Genel Müdürlüğü tarafından SSK hastanelerinde başlatılan “gönüllü çalışma” uygulaması, sağlık emekçilerinin tepkisine neden oluyor. Sağlık emekçileri, gönüllü olmadıkları halde, 12-13 saat çalışmaya zorlandıklarını belirterek, uygulamanın haklarının gasp edilmesi anlamına geldiğini dile getirdiler.
SSK Okmeydanı Hastanesi’nde, İstanbul Tabip Odası ve SES üyeleri tarafından, dün sabah erken saatlerde düzenlenen basın açıklamasıyla “gönüllü çalışma” uygulaması protesto edildi. Eylemde SES adına konuşan Çimen Yılmazcan, IMF patentli politikalar sonucunda kamu sağlık kurumlarının hızla uçuruma süreklendiğini belirterek, bütçeden sağlığa ayrılan payın her yıl azaldığına dikkat çekti. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ın ise sağlık emekçilerini, ‘gönüllü çalışma’ adı altında zorla çalıştırarak, sorunları çözmeye çalıştığını belirten Yılmazcan, “SSK Okmeydanı Hastanesi çalışanları olarak bu uygulamanın sağlık hizmetlerinde yaşanılan tıkanıklığı hiçbir şekilde çözemeyeceğini ve bu çalışmaya ‘gönüllü’ olmadığımızı hastane yönetimine, bölge müdürüne ve kamuoyuna duyurmuştuk” dedi.
Anayasa’ya aykırı
Uygulamanın ‘gönüllü’ yok ise gerekli durumlarda ‘zorunlu’ görevlendirmeye imkân tanıdığını belirten Yılmazcan, “Bu zorunluluk başta 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu olmak üzere bütün yasal mevzuata aykırıdır. Genelge çalışma süremizi artırmaktadır. Bu durum açıkça angaryadır. Oysa angarya Anayasa’ya aykırıdır” diye konuştu.
Hastanenin daha verimli çalışması için önce personel açığının giderilmesi gerektiğini vurgulayan Yılmazcan, “Tam kapasite ile çalıştırılmalı, herkesin ulaşabileciği eşit-etkin-ücretsiz sağlık hizmeti sunulmalıdır” dedi. Yılmazcan, uygulamanın sağlık emekçilerinin sürdükleri grevli, toplusözleşmeli sendikal mücadeleyi de engelleyeceğini ve iş barışını bozacağını söyledi.
Uygulamadan vazgeçilsin
Bakan Okuyan, SSK Bölge Müdürü Dr. Hikmet Çevik, SSK Okmeydanı Hastanesi Başhekimi Dr. Elvin Dinç ve uygulamanın koordinasyonluğunu yapan Dr. İrfan Gökçay’ı söz konusu uygulamadan vazgeçmeye çağıran Yılmazcan, “Mücadelemiz insanca yaşam, haklarımıza, onurumuza, geleceğimize ve sağlık hakkına sahip çıkma mücadelesidir” dedi. İstanbul Tabip Odası adına ise Dr. Osman Öztürk konuştu. SSK İstanbul Sağlık İşleri Müdürlüğü ve hastane yönetiminin çalışanların ortak iradesini yansıtan isteklerin tam aksi bir tavrı sürdürdüğünü belirterek, “Hekimler ve diğer sağlık çalışanları ‘gönüllü’ olmadıkları halde, uygulamaya katılmaya ve günde 12-13 saat çalışmaya zorlanmaktadır” diye konuştu.
Eylemler sürecek
İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu Yürütmesi’nden Yol-İş İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Ali Akdağ da yaptığı konuşmada, hükümetin SSK’ya bakışını eleştirerek, önümüzdeki günlerde SSK Okmeydanı Hastanesi’nde 24 saatlik oturma eylemi yapacaklarını hatırlattı. Eylem sırasında, “Çalışanlar burada, bakan nerede”, “Tehditkâr yönetim istemiyoruz” sloganları atıldı.

Başa dön


Adana’da da protestolu kutlama
Çalışma ve yaşama koşullarının düzeltilmesini isteyen sağlık emekçileri, dün Adana’da da eylem yaptı. İstasyon Meydanı’nda bir araya gelen 100’ün üzerinde sağlık emekçisi, “Herkese eşit, ücretsiz sağlık hizmeti”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz” sloganlarını attı.
Yakalarına taleplerini içeren kokartlar takan SES üyesi sağlık emekçileri, “Okuyan-Durmuş, sağlığı unutmuş”, “Bayram gelmiş neyime, zamlar iner yüreğime” yazılı dövizler taşıdılar. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla kadınlara karanfil dağıtılan eyleme Adana Tabip Odası, Adana Eczacılar Odası, KESK’e bağlı sendikaların şube yöneticileri, TMMOB ve Petrol-İş yöneticileri destek verdi.
SES Adana Şube Başkanı ve KESK Adana Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Ali Dinigüzel, bütçeden sağlığa yüzde 2.3 gibi komik bir pay ayrıldığını, bunun sağlığın gözden çıkarılması anlamına geldiğini söyledi. Sağlık ve sosyal hizmet alanında çalışan emekçilerin çalışma koşullarının her geçen gün kötüye gittiğini belirten Dinigüzel, eksik kadrolardan dolayı nöbet ve fazla mesai uygulamaları ile çalışma saatlerinin giderek arttığına dikkat çekti. Hükümetin grevsiz, toplusözleşmesiz sendika yasasını kabul etmeyeceklerini de söyleyen Dinigüzel, bu dayatmaya karşı 4 Mart 1998’de Kızılay’da verdikleri cevabı daha güçlü bir şekilde yine vereceklerini bildirdi.
SSK’ya sahip çıkmak için ortak mücadele çağrısı da yapılan eylem, sağlık emekçilerinin taleplerini içeren dilekçeleri bakanlığa fakslamaları ile son buldu.

Başa dön


Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’na
   açık mektup

Serdar Oktay - SSK Hastaneleri İzleme Grubu adına
Ben aşağıdaki şartlarda çalışan sözleşmeli sağlık personelinden hastama iyi bakmasını nasıl isteyebilirim? Çalışma Bakanlığı tarafından unutulmuş, genel müdürlüğü tarafından önemsenmemiş, meslektaşları doktorlar tarafından ikinci sınıf insan yerine konmuş, amirleri tarafından köle gibi çalışmaları için baskı yapılmış, hakaretlere, dövülme tehditlerine uğramış, bunların üstüne biz hasta ve hasta sahipleri tarafından psikolojik baskı ve tacize uğratılmış, iş, sağlık ve gelecek garantisi olmayan bu çalışanlardan ne bekleyebiliriz acaba? Bir şey isteyebilmek için önce vermek gerekir. Bu çalışanlar İzmit ve Bolu depremlerinde günlerce uykusuz kalarak, kendi istekleriyle deprem bölgelerinde ve çalıştıkları hastanelerde görevlerinin başında bulunmuşlardır. Teşekkür etmemiz gerekirken bu insanlara, biz o dönemde hakaret etmedik mi, onları tokatlamadık mı?
Biz ‘Kadro yok’ diye sözleşmeli sağlık personeli adı altında göreve başlattık bunları ilk önce. Anayasa’ya aykırı sözleşmeler imzalattık onlara. Onların bir aydan fazla tedavi görecekleri hastalık ve kazalar geçireceklerini düşünmeden, uyarılara kulak asmadan bir yıl içinde bir aydan fazla rapor alırlarsa otomatikman iş akitlerinin fesih olacağı sözleşmeler imzalattık onlara. Hastalandıklarında tedavileri bitmeden işbaşı yaptırdık onlara. Kadroya geçmeleri için ‘Devlet memurluğu imtihanına girmeniz gerekir’ deyip, paralarını aldık. İmtihana 15 gün kala genelge ile ‘İmtihana girmeden kadro vereceğiz’ deyip imtihana sokmadık. Sözleşmeleri bitti, ne sözleşmelerini yeniledik, ne de kadro verdik, kaçak işçi çalıştırır duruma düşürdük kendimizi. Sözleşmeleri yenilenmediğinden ya da kadroya geçirmediğimizden ocak ayından beri yüzde 15 zammı onlara hâlâ ödemedik. Aileleri yanında olmayan bu insanlara izin istediklerinde zorluk gösterdik, elemansızlığı bahane ettik. Bunu bahane ederken eleman ihtiyacını giderecek 18 bin kişilik kadroyu yöneticilerin beceriksizliği yüzünden (Maliyeden zamanında vize alınmadığından) iptal ettirdik.
Yanlarına gelen arkadaşlarına, nişanlılarına, hatta eşlerine karıştık, hastane içinde görüşmelerini engellemeye çalıştık (kendi sevgililerimizi, arkadaşlarımızı, eşlerimizi yanımızda oturtarak), tutanaklar tutup ‘iş akitlerini feshedeceğimiz’ tehdidiyle yıldırmaya çalıştık. Her an tekmeyi vurabileceğimiz birkaç kişiyi koruyor durumuna sokup, içlerinden parçalamaya çalıştık onları. Aileleri parçaladık, okumalarını engelledik. Ayrı illerde çalışan eşlerin bir araya gelmelerini (tayine onay vermeyerek), üniversiteyi kazananlara nakil izni vermeyerek okumalarını engelledik. Kısaca iğneyi asla kendimize batırmayıp, çuvaldızı hep onlara batırdık. Gencecik insanları hayata küstürdük.
Sonuç;
Belki bizlere çok zor gelecek ama, o insanlara çalışmalarından ve bugüne kadar gösterdikleri sabırdan dolayı bir özür ve teşekkür borçluyuz.
Hakları olan kadrolarını bir an önce vermeliyiz.
Kadroya geçene kadar sözleşmelerini acilen yenileyip maaş farklarını ödemeliyiz.
Parçalanmış aileleri bir an önce birleştirmeliyiz.
Okuma haklarını engellememeli, hatta teşvik etmeliyiz.
Haksız yere ceza ve tehdit uygulamalarından vazgeçmeli, yapanlar hakkında işlem yapmalıyız.

Başa dön


Tıp Bayramı ‘kutlandı’
14 Mart Tıp Bayramı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan törenle kutlandı. Kurban bayramı tatili nedeniyle öne alınan resmi törende konuşan Sağlık Bakanı Osman Durmuş, sağlık sorunlarını Meclis gündemine getirdiğini öne sürerek, sağlık meslek örgütlerini “sağlık kesimindeki sorunlara sahip çıkmamakla” suçladı.
Osmangazi Üniversitesi’nde istifa baskısı
Tez-Koop-İş Sendikası Eskişehir Şube Başkanı Tanju Demirdağ, Osmangazi Üniversitesi Eğitim ve Sağlık Vakfı işyerinde örgütlenme çalışmalarının sürdürüldüğünü belirterek, ancak çalışanların örgütlenme hakkının engellendiğini kaydetti. Vakıfta çalışan 188 işçinin sendikadan istifaya zorlandığını söyleyen Demirdağ, “Üniversite gibi ilim yuvası ve demokrasinin en değerli varlıkları olarak değerlendirilen bu tür kurumların, işçilerin haklarına yaptıkları bu saldırıyı kınıyor ve yetkilileri hukuk devleti kurallarına uygun davranmaya davet ediyoruz” diye konuştu.
400 işçi yemekten zehirlendi
İstikbal Şirketler Topluluğu’na bağlı Merkez Çelik AŞ’de çalışan 400 işçi, işyerinde yedikleri yemekten zehirlenerek Kayseri SSK Hastanesi’ne kaldırıldı. Öğle yemeğinde işkembe çorbası, barbunya ve tatlı yiyen işçiler, önceki gece ve bu sabah mide bulantısı, kusma, baş dönmesi şikâyetinde bulununca, firma otobüsleri ile Kayseri SSK Hastanesi’ne getirildiler. Gruplar halinde otobüslerden inen ve uzman hekim kontrolünden geçen 400 işçiye besin zehirlenmesi teşhisi konuldu. İşçilerden Yunus Doğan (27) durumu ciddi olduğu için Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İntaniye Servisi’ne sevk edildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net