www.evrensel.net  |  emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



İşten çıkarmalara ‘sağlam’ gerekçe!
“İşgüvencesi”ni sağlama adına Türk-İş’in çalışmalarına başladığı yasa taslağında yer alan hükümler, mevcut durumdan farklı uygulamaları içermiyor.

EMO mühendislik tazminatı istiyor
EMO Gaziantep Şube Başkanı Erol Karabay, çeşitli statülerde kamuda çalışan mühendislerin ekonomik bakımdan çok zor durumda olduğunu söyledi.


İşten çıkarmalara ‘sağlam’ gerekçe!
Türk-İş, işçinin haksız işten çıkarılmasının önlenmesi gerekçesiyle yasa taslağı hazırlıyor. Ancak “işgüvencesi”nin sağlanması amacıyla hazırlandığı söylenen yasa taslağı, işten atmalara “haklı” ve “sağlam” gerekçe aranmasına dönük. Nitekim taslak çalışmasında, işverenin işçiyi atarken, işçinin kişiliğinden, davranışlarından ve işyeri gereklerinden kaynaklanan haklı bir sebebe dayanmak zorunda olduğu belirtiliyor. Mevcut çalışma koşullarında bu gerekçeler zaten keyfi işten atmaların önünü açan bir uygulama.
SSK’nın yeniden yapılandırılması adı altında özelleştirilmesinin yolunu açan taslağa karşı “alternatif” adı altında hükümetin sunduğu ile aynı uygulamaları içeren bir taslak hazırlayan Türk-İş, şimdi de işgüvencesinin sağlanması gerekçesiyle bir yasa taslağı hazırlığına girişti. Ancak hazırlıkları süren taslağın içeriği, işgüvencesini sağlamak ve işten atmaları engellemekten öte, işverenin işten atarken “sağlam” gerekçeler bulmasını içeriyor. Halen hazırlıkları sürdürülen ve Türk-İş’e bağlı sendika hukuk müşavirlerinin 27 Mart’ta yapacağı toplantıda son şeklini alacak olan yasa taslağı çalışmasında, işçinin haksız işten çıkarmaya karşı korunması amaçlanıyor.
‘Sudan’ gerekçeler
Ancak yasa taslağı çalışmasında, hizmet akitlerinin feshinden önce durumun işçiye bildirilmesi öngörülürken, işverenin iş akdini fesih için, işçinin kişiliğinden, davranışlarından ya da işyeri gereklerinden kaynaklanan haklı bir sebebe dayandırması zorunluluğunun getirilmesi benimseniyor. Bu durum, zaten işten atmalarda işverenlerin en çok başvurduğu gerekçelere de meşruluk sağlıyor.
Taslak çalışmasında işverenin, işten çıkarma bildirimini yazılı olarak yapmak ve işten çıkarma sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmesi zorunluluğu getirilen yasa taslağı çalışmasında, bu zorunluluğa uyulmaması halinde işten çıkarmanın haksız sayılması öngörülüyor.
Taslak çalışmasına göre, işçi veya talebi üzerine üyesi bulunduğu sendika, işten çıkarılma bildiriminde sebep gösterilmediğini veya gösterilen sebebin haklı olmadığını öne sürüp iş mahkemesine başvurarak, işten çıkarmanın geçersizliğine ve işe iadeye karar verilmesini talep edebilecek.
İşe iade koşulu
İşçi veya üyesi bulunduğu sendika, başvuruyu iş mahkemesine işten çıkarmanın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde yapabilirken, işverene, işten çıkarmanın haklı bir sebebe dayandığının ispat yükümlülüğü getiriliyor. Yargı yoluyla işe iade kararı verilen işçinin, işe iade kararının tebliğinden itibaren 6 işgünü içinde yazılı olarak işverene işe başlayacağını bildirmesi zorunluluğu getirilen çalışmada, işçinin yazılı başvurusuna karşın, işverenin altı işgünü içinde işbaşı yaptırmaması halinde, işçiye fiilen işbaşı yaptırıncaya kadar, ücretini ve sözleşmelerden doğan haklarını çalışma karşılığı olmaksızın ödemesi benimseniyor.
Taslak çalışmasında, işverenin, ekonomik, teknik ve yapısal koşullardan ötürü, işyerinden 10’dan fazla işçiyi işten çıkartmak istediğinde, toplu işten çıkarmanın gerekçelerini ve çıkarılacak
işçiler ile tüm bilgileri yazılı olarak, işten çıkarma bildirimi yapmadan en az bir ay önce varsa toplu iş sözleşmesi tarafı olan sendikaya ve bölge müdürlüğüne bildirme zorunluluğu getiriliyor.
Yasa taslağı çalışmasına göre, işveren, işyeri sendika temsilcisinin çalıştığı işyerini ve işini yazılı rızası olmadan değiştiremeyecek ve hizmet akdini yasal bir sebep olmadıkça feshedemeyecek.
Yasa taslağı gerekçesinde, 1475 sayılı İş Yasası ile Deniz ve Basın İş Yasalarında akdin feshi durumunda, işçinin yargı yoluna başvurma ve yargı kararı ile işe dönebilme olanağının getirilmediği belirtilerek, böyle bir düzenlemenin çağdaş hukuk sistemine uygun düşmediği bildirildi.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından, 158 sayılı İLO sözleşmesinin onaylanmasından sonra, işgüvencesini sağlayacak iç hukuk düzenlemesinin yapılmasının kaçınılmaz olduğu vurgulanan gerekçede, işsizlik sigortası yasasının gündeme geldiği bugünlerde işgüvencesini sağlayacak yasal düzenlemenin zaman geçirilmeden gerçekleştirilmesinin daha da zorunlu hal aldığı kaydedildi.

Başa dön


EMO mühendislik tazminatı istiyor
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Gaziantep Şube Başkanı Erol Karabay, çeşitli statülerde kamuda çalışan mühendislerin ekonomik bakımdan çok zor durumda olduğunu söyledi.
Geçim zorluğu çekiliyor
Karabay, düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’de üretim, yatırım, sanayileşme ve kalkınmanın temel unsuru olan mühendislerin ekonomik anlamda geçim zorluğu çekmesinin üzücü olduğunu kaydetti.
Ücretler düşüyor
Mühendislerin aldığı ücretin, her geçen yıl daha da düştüğünü belirten Karabay, “Örneğin, 1993 yılında 730 dolar aylık alan mühendisin ücreti 1999’da 400 dolara düştü. Bu rakamın bu yıl daha da düşeceğine hiç şüphe yok” dedi.
Enflasyonun sebebi ücretler değil
Özellikle 1980’den sonra kurulan hükümetler ve mevcut hükümetin enflasyonun yükselmesine neden olarak kamu çalışanlarının ücretlerini gösterdiğini savunan Karabay, “Bu nedenle hükümetler zaten az olan kamu çalışanlarının ücretlerini daha da düşük tutmak için ellerinden geleni yaptılar. Oysa enflasyonun sebebinin çalışanlara ödenen ücretler olmadığı günümüz koşullarında açık olarak ortaya çıktı” diye konuştu. Karabay, enflasyonun; rantiyeye ve el konulan bankalara aktarılan kaynaklar, geri ödenmeyeceği bilinerek verilen krediler ve 75 yıllık cumhuriyet birikimlerinin “hoyratça ve mirasyedi” mantığıyla kullanılmasından kaynaklandığını belirtti.
Kamu sendikaları tanınmalı
Kamuda çalışan 20 yıllık bir mühendisin 286 milyon lira ücret almasının kabul edilemez olduğunu belirten Karabay, şöyle konuştu: “4 kişilik bir ailenin insanca yaşayabilmesi için asgari 397 milyon liraya gereksinim duyulduğununin bilinmesine karşın, bu ücretin bir mühendis tarafından alınamaması çok düşündürücü.
Bu utançtan kurtulmak için kamu çalışanlarının ücretlerini tek taraflı belirleme alışkanlığından vazgeçilmesi gerekir. Kamu sendikaları, ücretlerin belirlenmesinde taraf olarak kabul edilmeli. Bu yapılıncaya kadar, kamuda çalışan mühendisler için hakimler, savcılar, mülki ve idari personelde olduğu gibi (mühendislik tazminatı) adı altında, insanca yaşamalarını sağlayacak ek ödeme yapılmalı.”

Başa dön


Sabit ücrete karşı 6000 imza
Zonguldak’ta, cep telefonlarında sabit ücretin kaldırılması için 6000 adet imza toplandığı bildirildi. Tüketici Hakları Derneği Zonguldak Şube Başkanı Ali Topaloğlu, yazılı açıklamasında, cep telefonlarındaki “sabit ücret” ve “Özel İletişim Vergisi”nin kaldırılması amacıyla bölgelerinde başlattıkları imza kampanyasına 6000 kişinin katıldığını belirtti.
14 iştirak hissesi satıldı
Özelleştirme kapsamında bulunan 14 iştirak hissesi toplam 412 bin 715 dolara satıldı. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB)’nın bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan kararına göre, 14 iştirak hissesinin satışı onaylandı.
Taksi ve dolmuş zammı kesinleşti
Vali Erol Çakır’ın, İstanbul’da taksi ve dolmuş ücretlerine yapılan yüzde 25 oranındaki zamma, hükümetin enflasyon hedeflerini aşacağı gerekçesiyle yaptığı itiraz, oda temsilcilerinden oluşan komisyonda görüşüldü. Sanayi ve Ticaret İl Müdürü Hilmi Sezer başkanlığında, İstanbul Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği ve İstanbul Ticaret Odası temsilcilerinden oluşan 3 kişilik komisyonda yapılan görüşmelerde, Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’nin, yüzde 25’in üzerinde olan bazı tarifeleri bu oranın altına çektiği bildirildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net